Karahacılı Yörüklerinden Şehit Jnd. İst. Ast. İbrahim ÜNAL
İbrahim, 1991 yılında Hanife Hanım ile evlenmiş. Burak adında bir erkek evladı dünyaya gelmiş. Görevi, 1992 yılında ikinci sınır kıt'ası olan 23 üncü Jandarma Sınır Tugayı Şırnak'a çıkmış. O dönem, bu bölgede terör eylemlerinin çok yoğun olduğu bir dönemdir. İbrahim’in birliği terör ile yoğun mücadele içindedir. İbrahim, Şırnak ili Bestler Dereler bölgesinde bölücü terör örgütü mensuplarıyla girilen çatışmada, birinci evlilik yıl dönümüne rastlayan günde, 05.06.1992 tarihinde şehit düşmüştür. Naaşı Adana Ceyhan ilçesi Karatepe Köyü kabristanlığındadır. Kendisini saygı ve minnet ile anıyoruz.
Sayfa 58
Karbonmonoksit volkanlardan geldiği için her zaman Dünya atmosferinin doğal bir bileşeni olmuştur ve bazı volkanlardan kaçan gazlar %2 oranında karbonmonoksit içerebilir. Doğal olarak atmosferin 0,05 ila 0,2 ppm'ini oluşturan karbonmonoksitin yaklaşık 500 milyon tonu yerküreyi çevreler.
Sayfa 202·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
2. Milliyetçi Cephe hükümetine gidiliyor.
6 Haziran 1977 günü sabahın çok erken saatlerinde, tam saat vermek gerekirse 05:30’da, Bülent Ecevit CHP Genel Merkezi’nin balkonundan saatlerdir binanın önünde bekleyen vatandaşlara hitap ediyor ve, ‘Şimdiden 222 milletvekili kazandığımız belli olmuştur. Tek başına iktidar olmak için sadece 4 üyelik kalmıştır. Sanıyorum bu öğleye kadar bu sonuç da alınacaktır’ diyordu. Ortanın solundaki/demokratik sol CHP, Ecevit’in liderliğinde sandıktan tek başına çıkmayı başarmıştı. Bu cümlelerin ardından kitle adeta dalgalandı, insanlar sloganlar atmaya, birbirlerine sarılmaya, halaylar çekmeye, arabalarla Ankara’da konvoylar halinde tur atmaya başladılar. CHP 1950 seçimlerinden beri ilk kez, yani tam 27 yıl sonra tek başına iktidar oluyordu. Ancak sayım devam edip sonuçlar gelmeye başladıkça, öğle saatlerine doğru başlayan endişe, akşam saatlerinde yerini tek başına iktidar olunamayacağına dair kanaate bıraktı ve ertesi gün de kesin sonuç anlaşıldı: CHP 213’te kalmıştı.
Alıntı
Mükemmel bir anlatım...
Kurgan mezarlara kadar girmişken, Türk tarihinde önemli yer tutan, Türklerin son kurganı olan anıt kabrimize, ANITKABİR'imize değinmemek olmazdı. (Halkı yanıltmaya çalışanlara inat birkaç satır eklememek de... Çünkü bu muhteşem yapının ardındaki zekâ da, niyet de anlaşılmalı.) Türk'ün atası Atatürk'ün kabrinin bulunduğu yer, Rasattepe, eski bir Frig yerleşkesi. 1944'te başlayan Anıtkabir'in inşa süreci 1953'te tamamlanırken, Atatürk'ün naaşının getirildiği gün olan 10 Kasım 1953'te, yaklaşık 70 bin ziyaretçinin akınına uğradı, ki 40 bini Ankara dışından gelen yurttaşlar, Ankara'daki oteller, misafirhaneler dolduğu için kaldırımda uyuyarak Ata'sını bekledi. Üç bölüm (Aslanlı Yol, tören meydanı, mozole), anıt bloku ve Barış Parkı'yla toplamda 750 bin m^2'lik alana sahip devasa büyüklükteki yapıda Selçuklu taş işçiliği motifleri ve izleri ve de Osmanlı dönemine ait öğelerin izleri hayranlık uyandırırken, sembollerde saklı detaylar da büyüleyici. Mesela ziyaretçileri Atatürk'ün huzuruna hazırlayan 262 metrelik Aslanlı Yol'da kullanılan yer döşemesi, 5 cm aralıkla çim boşluğu bırakılarak döşenmiş, ki bu da ziyaretçileri başı önde yürümeye yönlendiriyor. Anıtkabir'e uzanan, doğu yönünden girilen yürüyüş yolundan yüksekliği 4 metre olan, 26 basamağa sahip merdivenle çıkılıyor, ki bu sayı 26 Ağustos Büyük Taarruzu'nu sembolize ediyor. Merdiven yüksekliğinin 4x26 sayısı olan 104, aynı zamanda Maya takviminde asrı ifade ederken, Hititlerin sanat üslubuyla yapılıyor. Ülkenin en kıymetli heykeltraşlarından Hüseyin Anka Özkan imzalı, 12 sağda 12 solda kullanılan oturmuş pozisyonda 24 aslan heykeli 24 Oğuz Boyu'nu, çift sıralanması Türk milletinin birlik ve bütünlüğünü, yatar pozisyonda olması da barışseverliğini temsil ediyor. ​(Aslan figürü, tıpkı kurt figürü gibi, kültürümüzde
Kitap Alıntısı
Britanyalı işgalciler siyasi ve mali istikrar sağladıktan sonra, Avrupa sermayesi Mısır'la öncekinden çok daha fazla meşgul oldu. Nil Deltası'nın çoğu, devasa bir plantasyona dönüştürüldü. 1886/87'de pamuk, işlenebilir arazinin yüzde 18'ini kaplarken; 1904/05-1908/09'da yüzde 27'ye çıktı. Toplam işlenebilir arazi büyüme oranının iki katı. 50 feddandan büyük arazilerin oranı 1894'te yüzde 42,5'ten 1913'te yüzde 44,2'ye çıktı. Pamuk ve pamuk tohumu 1880-84 arasında toplam ihracatın yüzde 75'ini oluştururken; 1910-13 arasında bu rakam yüzde 92'ye çıktı. Mısır'ın pamuk ihracatının büyük bölümü Britanya'ya gidiyordu. 1906-8 ekonomik krizi sırasında gümüş fiyatının altına kıyasla çöküşü, 1908 ve 1909'da Mısır'daki pamuk ekininin değerini düşürdü; 1909 hasadı son on yılda azalan verimin en kötüsüydü. Zarar eden büyük toprak sahipleri, pamuk monokültürünün ve pazardaki Avrupa egemenliğinin, kendilerini kabul edilemez bir risk altında bıraktığı sonucuna vardı. Birkaçı yeni milliyetçi siyasi partilerin liderleri oldu. 1911 Mısır Ulusal Kongresi'ni izleyen milliyetçi programlar, ekonomik çeşitliliği ve sanayinin gelişmesini savunuyordu.
Sayfa 107 - Kitle Siyasetinin Yükselişi, 1908-39·Kitabı okudu
Alıntı
Marshall yardımlarıyla ithalata bağımlı hale getirilen ekonomi, tıkanmaya başladı. İnönü zamanında biriktirilen 280 milyon lira ve 200 ton altının ziyan edilmesiyle çöküş kaçınılmaz oldu. 1958 yılına gelindiğinde tarihin en büyük devalüasyonu yaşandı ve dolar kuru 2 liradan 9 liraya fırladı. 27 Mayıs 1960 Cuma sabahı saat 05.25'te gerçekleşen askerî darbe yüzünden fiyatlar iyice çıldırdı. Pahalılık, karaborsa, işsizlik, kuyruklar ortalığı kasıp kavuruyordu. Sivillerin yürütemediği ekonomiyi cunta mı idare edecekti? Düşünüp taşındılar ve parmağındaki alyansı getirene gümüş ve bakır karışımından üretilmiş “devrim yüzüğü” hediye edileceğini dekiare ettiler. Bu, bir nevi teberru kampanyasıydı. Her yüzükten on kat kazanç sağlanacaktı. Katılım muhteşemdi. Şirketlerden şahıslara yastık altında tutulan altın, gümüş, inci, elmas ne varsa ortaya döküldü. Toplanan altınların bir kısmıyla Ankara Anıttepe ve İstanbul Gayrettepe semtlerinde konutlar yapıldı ve devrimin emekli ettiği subaylara on beş yıllık vadelerle satıldı. Bu sitelerin halk arasında “alyans evler” olarak anılması bu yüzdendir.
Sayfa 246 - Timaş Yayınları, 1. Baskı