Dinle, bak hayat nedir: 1. Perde: Gökyüzü kurşun renginde. Canınızı yakarlar. 2. Perde: Gökyüzü kurşun renginde. Tekrar canınız yanar. 3. Perde: Hava kararır, yağmur başlar. 4. Perde: Karanlık çoğalır. Bir kapı görülür. 5.Perde: Gece, koyu gece, kapı kapalı. Dışındasınız. Kapının dışında.
Bir ben ki tüm ilişkilerin perde arkasını görür de gülerdim sessizce yapay yakınlıklarına insanların. Kim kimi ne kadar anlayabilir Ömür Hanım?
Reklam
II. Perde, 2. Sahne
Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.
Sayfa 37 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, XXXIII. Basım Mart 2022, İstanbul.·Kitabı okudu
Alıntı
Gece inerken söner perde perde grubun rengi Derken başlar semada saltanat ben ağlarım gülerken
Sayfa 304·Kitabı okudu
Müzik
Gerald O’Hara’nın canlı hayat dramının biricik seyircisi , Ellen’dı. Şimdi , perde sonsuza kadar kapanmıştı. Işıklar kararmış, seyirciler birdenbire ortadan kaybolmuşlardı. Şaşkın, ihtiyar oyuncu , sahnenin ortasında durmuş , hala alkışları bekliyordu.
Aşk
Nakşbendiliğin on bir esası
1. Vukûf-i zamanî: Her an ve her halin muhasebesini yapmak. Huzurda geçirdiği ânına ve haline şükretmek, gafletle tükettiği zamanından tevbekâr olmak. Bir başka ifade ile kabz halinde istiğfara, bast halinde şükre devam. Sâlik zamanın değerini bilmeli, alıp verdiği her nefese dikkat etmeli, nefes alırken de verirken de uyanık olmalı, murakabeyi korumalı. 2. Vukûf-i adedî: Zikir sırasında sayıya riâyet etmek; aklı dağınıklıktan koruyup bir yerde toplamak; dikkati teksif etmek. Zikirde sayıya dikkat önemli olmakla birlikte, aslolan kemmiyet değil keyfiyettir. Zikir sayısı az olsa bile, zikredilen zâta karşı kalp huzuruna sahip olmalıdır. Ledün ilminin ilk mertebesi sayılan vukûf-i adedî, kalbdeki havâtırın önlenmesini sağlar. 3. Vukûf-i kalbî: Zikredenin her an Allah'ı bilmesi, kalpte Allah'tan başka hiçbir şeye yer vermemesi ve zikredenin zikir sırasında kalbine yönelmesi. Sâlik sol memenin altındaki çam kozalağına benzeyen et parçasına yönelerek o et parçasının zikirden gafil olmamasını sağlamaya çalışır. Nitekim heryerde hazır olan Allah'a, nasıl Kâbe'ye dönerek el açılıyorsa, zikir sırasında da kalbe yönelmek ve ona âgâh olmak, oraya Hakk'ın tecellilerinin dolmasını sağlar. 4. Hûş der-dem: Alınan her nefeste huzuru korumak, Allah'tan gafil olarak tek nefes bile almamak. Çünkü nefesleri gafletsiz almak, kalbi huzurla doldurur. Nefes alıp verirken ve iki nefes arasında gafletten uzak kalmak, Allah'ın "Hayy" isminin tecellisi sayılır. Nefesini koruyan kimse, mazi endişesinden ve istikbal telâşından kurtularak İbnül-vakt olur. 5. Nazar ber-kadem: Bakışları ayak ucuna mıhlamak. Yürürken sağa sola bakan kimsenin ilgisi dağılır, kalbini havâtır işgal eder. Bakışını ayak ucunda toplayan kimse hem harama bakmaktan hem de havâtıra düşmekten kurtulur, çünkü kalbe gelen
Sayfa 292·Kitabı okudu
1000Kitap
Reklam
Reklam