• 16 Şubat 2011...

    Akşamında eve gelmiştim. Her zamanki gibi odama geçip, bir şeyler ile meşgul olmaya başlamıştım. Yan odada ablam televizyon izliyor, sıklıkla gülüyordu. Odaya girip, gözümü televizyona dikmiştim:

    "Ne izliyorsun, neye gülüyorsun abla?"
    "Baksana yeni bir dizi başlamış, ona gülüyordum."

    İşte o akşam Leyla ile Mecnun ile tanışmıştım. İlk izlediğim sahne, Mecnun'un Leyla'yı düğünden kaçırma sahnesiydi. Beş on dakika izler kalkarım, hep aynı şeyler diye düşünürken, izlemeden duramaz olmuştum bitene kadar. "Garip bi' dizi, izlemeye devam edelim bakalım," demiştim ve izlediğim bölümün 2. Bölüm olduğunu öğrenmiştim. İlk defa bi' diziye böylesine güldüğümü fark etmiştim.

    13 Haziran 2011...

    Aradan dört ay geçmiş, ben ise daha çok bağlanmıştım diziye. 17. bölüm biter bitmez evde, sokakta "Mahallede takılırdım dokuza kadarrrr, bu kıza kadarrrr," diye dolaşır olmuştum. O zamanki telefonum olan Nokia 5130 Xpressmusic'e şarkıyı atıp, mahallenin parkına gidip deli gibi dinliyordum.

    4 Temmuz 2011...

    20. Bölüm gelip çatmıştı. Sezon finaliydi ama-nedendir bilmiyorum-ben final bölümü sanmıştım. Sakızımla birlikte, "Yalaaaaannnn kim ne dediyseee ne duyduysannn hep yalaannn," diye dolaşıyordum mahallenin sokaklarında. Ayrıca bu bölüm içimi parçalamış, beni sakıza düşürmüştü. Pislik beee....

    30 Temmuz 2011...

    Aylak aylak kanalları gezinirken, Şimbilli karşıma çıktı. "Ramadan is coming," diyordu. Demek 2. sezon geliyordu, dizi bitmemişti. Geliyordu dizilerin efendisi.

    4 Ekim 2011...

    Her güzel şeyin bir sonu varmış demek...

    Malumunuz sette kavga olayı. Leyla, Arda, Zeynep'in diziden ayrılması. Ama dizinin devam edeceği haberleri. Benim ise "Olsun izlemeye devam hacı," seslenişlerim.

    31 Ekim 2011...

    30. Bölüm... Leyla'sız, Arda'sız, Zeynep'siz... O gün şunu anladım, hayatın ta kendisini. Hayatta da ayrılıklar vardır ya hani, öyle bir şeydi işte. Belki gitmeseler, hayatın penceresinden birisi olduğunu anlamayacaktım bu dizinin. Aslında hayatın ta kendisini anlatıyordu, ben yeni fark etmiştim.

    Leyla ile Mecnun, bir dizi değildi. Hayattı, gerçeklikti. Acıdan, hüzünden, sevinçten, aşktan, insanı insan yapan şeylerden besleniyordu. Kendimizi çok net bir şekilde izliyorduk orada, ikinci bir göz gibi izliyorduk kendimizi.

    İlk 29. Bölüm benim için çok özel olarak kalsa da Leyla ile Mecnun'un yeri benim için her zaman farklı ve baş köşede olmuştur. İnsanı ortaya çıkardıkları ve izleme fırsatı sundukları için hepsine ayrı ayrı teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız güzel insanlar.

    "Arda'yım ben, Arda."
    "Nerdesin?"

    "Erik çok güzel erik."
    "İsmail Abi pardüsün nerde?"
    "Kim?"

    Gelelim kitap incelemesine. Burak Aksak bu kitabı için, "Leyla ile Mecnun'un 39. Bölümlük asıl senaryosu, asıl anlatmak istediğim. İçimde kalan, ilk Leylalı bir son," diyor. Kitap, diziden bolca öge barındırmasına rağmen tamamen farklı bir işleyiş ve sonla bitirilmiş. Burak Aksak'ın tarzına yakışır bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitaptan da dizideki keyfi ve hüznü aldığımı belirtmek istiyorum. Bir puanı da kitaptaki küfürlerden dolayı kırdım. Küfre karşı olduğumdan değil, dizide küfür olmaması ve dizideki o ruhu bozduğu için diye düşünüyorum. Herkese keyifli okumalar diliyorum. Unutmayın;

    "O gemi mutlaka bir gün gelecek."

    Unutmadan, aşağıya en sevdiğim dizi müziklerini de bırakayım;

    1. Bu Kıza Kadar - https://www.youtube.com/watch?v=8j91Y5-EBok
    2. Yalan - https://www.youtube.com/watch?v=JmeGMIw7D-4
    3. Geri Dönme - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    4. Eksik Bir Şey - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    5. Sevdalılar Beni Anlar - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06
    6. Hüzün - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=15
    7. Elindedir Bağlama - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=24
    8. Yeniden - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=32
    9. Gökte Yıldız Ay Misun - https://www.youtube.com/...21C7B06&index=33
    10. Mecnun - https://www.youtube.com/...t=PL05A1F62E221C7B06

    "İsmail Abiiiiii..."
  • PUMA BURCU 19 Şubat - 20 Mart Sembolik DönemBüyük FırtınalarBitkiSinirotuMadenFiruzeKoruyucu RuhuWaboose
    RenkMavi-YeşilKabilesiKurbağa KabilesiUygun EşBozayı Büyük Fırtınalar Dönemi’nde dünyaya gelen insanların hayvanlar alemindeki totemi puma, bitkiler alemindeki totemi sinirotu ve madenler alemindeki totemi ise, firuzedir.Uğurlu renkleri firuze rengi olan, mavi-yeşil ve kabileleri ise Kurbağa’dır. En eski süs taşlarından birisi olan firuzede bir çok gizemli gücün saklı olduğu söylenir.Gökyüzünün rengini bu taştan aldığına inanılırdı.Firuze taşıyan insanların korunduklarına dair de inançları vardı. Puma burcu insanı da taşı gibi, bir çok olağanüstü güce sahiptir. Bu insanın doğal şifacılık gücü çok gelişmiştir. Yardımlarıyla yaşamın ve evrenin çeşitli gizemleri çözülebilir. Aynı firuze gibi, Puma insanı da gökyüzü ile bağlantılıdır.Yaşamın pek çok alanında diğer insanların farkedemediği şeyleri görebilir.Ama gerçeği tam olarak yakalayabilmesi için, firuze gibi iyi işlenmiş olması gerekir.Eğer gerekli yaşam deneyimiyle kendini geliştirme ve işleme konusunda sağlam bir isteme sahip olamazsa, bu doğal gücü kendine karşı dönüşür.Puma’nın bitkiler alemindeki totemi sinirotudur. Sinirotu pek çok çeşidiyle her derde deva bir bitkidir.Şifalı yanıyla Puma insanına benzer.Ama sinirotununun da dikkatli kullanılması ve Puma insanının ruhu gibi iyi işlenmesi gereklidir.Özellikle Puma’ın ayaklardan çektiği problemlere çok iyi gelir.Bu burcun uğur rengi de, firuze taşının rengi olan, turkuvazdır. Arayış içinde olan, duyguları güçlü, kendisiyle mücadele eden ve melankoliye yatkın bir insan rengidir.Lekesiz saf bir mavi, çıkarsız, sanatsal ve ruhsal duyguların simgesidir.Maviyle yeşilin karışımı, ruhla kişilik, yerle gök arasında denge kurmak için Puma insanına gereklidir. Puma, maviyle olduğu kadar yeşille de kaynaşması gerektiğini unutmazsa, neşesini korumayı, kendine gerekli dengeyi yitirdiğinde fiziksel ve ruhsal huzuruna yeniden kavuşmayı öğrenebilir.Bu dönemde doğan insanların hayvanlar dünyasındaki totemi pumadır. Kedigiller arasında en iyi tırmanıcıdır puma.Yuvasını genellikle kayalık bölgelerde, derin oyuklarda ya da sık çalılıklar arasında kurar.Pumanın tiz ve yüksek bir sesi vardır.Ender bağırır ama sesi de korkutucudur. Çok iyi avcı olan puma etle beslenir. Av bulamadığı zaman, daha küçük hayvanlarla yetinir.Bazen bütün bir gün ya da tüm bir gece ağacın ya da kayanın üstünde tüneyerek, avını pençesine düşürünceye kadar bekler. Pumalar eşleştikleri zaman genellikle dişileri etkin rolü üstlenir.Totemi puma olan insanların bu soylu hayvana benzeyen pek çok özelliği vardır.Puma insanı da sık sık çevresiyle anlaşamadığı duygusuna kapılarak, kendi düşünce ve ruh dünyasının doruklarına çekilir. Çok duyguludur, küçük şeylerden bile incinebilir. Aynı puma gibi, Puma insanı da kendi içine çekilip, kendisi ve dünya üzerine düşünebileceği bir sığınağa ihtiyaç duyar.Puma gibi iyi bir tırmanıcı olan bu kişi, insan ruhunun yüceliklerine doğru ilerlemek ister. Puma gibi, bu burcun insanı da, ister kişisel yaşamının bir parçası olsun, isterse iş ve arkadaşlık ilişkilerini kapsasın, kendi alanını belirlemek ve dışarı karşı kapatmak eğilimindedir. Özellikle kendi kişisel duyguları söz konusu olduğunda, Puma son derece suskundur. Kendini iyi hissettiği zaman çevresindekiler onun sohbetinden çok hoşlanır, fakat bu konuşmalar sırasında karşısındaki kişiye iyice güveninceye kadar, kendi gerçek benliğiyle ilgi hiç bir ipucu vermez. Başkalarının düşüncelerini sezme yeteneğinde olduğu için, diğer insanların hoşlandığı ya da ilgilendiği konuları hızla kavrar ve onlara yardımcı olmak amacıyla bu konulardaki görüş ve düşüncelerini hoş bir ifade ile açıklar. Puma burcu en iyi Bozayı insanı ile bütünleşir. Kurbağa Kabilesi’nden olan Ağaçkakan ve Yılanlar ile de iyi anlaşır.Kaplumbağa Kabilesi’nden Kunduz ve Yabankazı bireyleri de diğer iyi anlaştığı burçlar arasındadır.
  • SUSAMURU BURCU 20 Ocak - 18 Şubat Sembolik DönemDinlenme ve ArınmaBitkiTellikavakMadenGümüşKoruyucu RuhuWaboose
    RenkGümüşKabilesiKelebek KabilesiUygun EşMersinbalığı Dinlenme ve Arınma Dönemi’nde doğan insanların hayvanlar alemindeki totemi susamuru, bitkiler alemindeki totemi tellkavak ve madenler alemindeki totemi ise, gümüştür.Uğurlu renkleri gümüş rengi ve kabileleri ise Kelebek’tir.Bu burcun insanları madenleri gümüş gibi, herkes tarafından sevilen ve sayılan insanlardır. Gümüş her biçime girebilen, yumuşaklığı, parlaklığı ve güzelliği ile ilk çağlardan bu yana insanların çok değer verdiği bir madendir.Susamuru insanları da maden totemleri gibi, yakınları ve arkadaşları tarafından beğenilen, sayılan ve sevilen bireylerdir. Tıpkı gümüş gibi yumuşak huylu ve kolayca her duruma uyum sağlayan bir yapıları vardır. Bu burcun insanı içinde, insanlara duyduğu sevgiden gelen bir pırıltı taşır ve fiziksel yapısı nasıl olursa olsun, bu pırıltı ona güzellik verir.Susamuru’nun gizemli yetenekleri de olduğu söylenir. Sezgileri çok güçlüdür ve dış görünüşünün altında yatan, insanları yüceltebilecek gerçekleri bulup ortaya çıkartmak ister. Enerjisini iyi kullanabilen Susamuru insanı, içinden ruhsal güçlerin akıp geçtiğini duyacaktır. Ay ile gizemli bir ilişkisi olan bu kişinin, derin bir iç dünyası vardır. Ama genellikle bunu saklamaya çalışır. Duyguları çok yoğundur, fakat bunu da çevresindekilere hissettirmek istemez. Bazı Susamuru insanları kendi duygusallıklarını entellektüel yanlarıyla örtmek isterler.Bu burcun insanı, derin duygusallığını, çok sayıda aşk ilişkisine girmek için de kullanır. Duygularının yoğunluğu ve çekici kişiliğinin yardımıyla kolayca kendine karşı cinsi çekebilme yeteneğindedir.Susamuru burcunun bitkiler alemindeki totemi, akkavak olarak da bilinen, tellikavaktır. Hafif bir yaz rüzgarı tellikavağın yaprakları arasından esip geçtiğinde, küçük çıngıraklar çalıyormuş gibi ses verir.Susamuru insanı da tellikavaktan, kendisine yumuşak ve uyumlu şekilde gelen uyarıları, tıpkı kavağın yaprakları gibi hafif ve tatlı bir ezgiyle çevresine yaymayı öğrenebilir. Totem, ayrıca tüm rüzgarlara göğüs germeyi ve rüzgar ister alçaktan, ister yüksekten essin, her koşulda kırılmadan esneyebilmeyi de öğretir.Yani Susamuru insanı oldukça esnektir. Enerjisinin her zaman olumlu ve düzenli bir şekilde akmasını sağlamak için, bu özelliğini de korur.Susamurları denizde ve tatlı sularda yaşayan, sevimli, insancıl ve cana yakın canlılardır. Ortak bir yaşam sürdüren susamurları, çocuklarına çok düşkün, aile düzeni kurabilen, oldukça iştahlı, pek çok ses çıkarabilen hayvanlardır.Bu burcun insanları da susamuru gibi, sevilen ve aranılan bir yaşam arkadaşıdırlar, onlar da totemleri gibi, akıllı, esnek, yardımsever ve iyi yüreklidirler. Olağanüstü bir konuşma yetenekleri vardır ve diğer alanlarda olduğu gibi, düşünceleri açıklamakta ve sözcükleri kullanmakta da çok ustadırlar.Susamuru insanı, diğer pek çok yönden de susamuruna benzer. Diğer insanlara yaşamda ilerlemeleri ve saygın bir konuma gelebilmeleri için yardımcı olmayı benimsemiştir. Güçlü sezgileri ve insancıl duyguları, zamanının pek çoğunu diğer insanlara yardımcı olarak geçirmesine nedendir. Yeni insanlar tanımaktan ve onlara da yardımcı olmaktan büyük zevk alır.Bu burcun insanı yumuşak, sevecen ve uysal yapılı olmasına rağmen, karşısındakinin doğru yolu bulması için esaslı bir “darbe”ye ihtiyacı olduğunu düşünürse, bunu sağlamak için darbeyi indirmekte de kaçınmaz. Enerji akımı düzgün olduğu sürece, hiç bir zaman yalnızca kötülük olsun diye, sert davranışlarda bulunmaz.Kişisel intikam peşinde koşan Susamuru insanına nadiren rastlanır.Susamuru insanı hemen herkesle çok iyi anlaşır ve uyum sağlar. Özellikle Mersinbalığı bireyleri ile kolayca bütünleşebilir. Kendisi gibi Kelebek Kabilesi’nden olan Geyik ve Karga ile de çok rahat ilişki kurar.Fırtına Kartalı Kabilesi’nden olan Aladoğan ve Wapiti insanları da olumlu birliktelikler kurabileceği kişiler arasındadır.
  • Engellilerin Bilmesi Gereken Tüm Yasal Haklar tüm detaylar ile...
    Anayasanın 10 Maddesine ilave edilen (2010 yılı referandumunda ) cümlede pozitif ayrımcılık gereği ''engelliler hakkında alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olamayacağı'' ifadesi yer alır. • Anayasanın 42. maddesi 8. fıkrası; “Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır”.
    • Anayasanın 49. maddesi; “Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.”
    • Anayasanın 50. maddesi 2. fıkrası;'' Bedenî veya ruhî yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar''.
    • Anayasa 70. madde; “Her Türk kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir” .
    • Anayasa 70.Madde 2. fıkra; “Hizmete alınmada, görevin gerektirdiği niteliklerden başka hiçbir ayırım gözetilemez.”
    • 5378 Sayılı Engelliler Yasası Madde 15;'' Hiçbir gerekçeyle engellilerin eğitim alması engellenemez.Engelli çocuklara, gençlere ve yetişkinlere, özel durumları ve farklılıkları dikkate alınarak, bütünleştirilmiş ortamlarda ve engelli olmayanlarla eşit eğitim imkânı sağlanır.''

    Engelli hakları konusundaki taleplerimizin yasal dayanaklarını Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesinden. Anayasa ve 5378 Sayılı Engelliler Yasasında yer alır.

    Engelli çalışanlar hakkında 2014 EPSS Yönetmeliğinde aşağıdaki hükümler yer alır:
    • MADDE 16 ‒ (1) Kamu kurum ve kuruluşları çalışma yerlerini ve eklentilerini, engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirmek, engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak gerekli tedbirleri almak ve engellilerin görev yaptıkları kadronun gereği olan işleri yapabilmeleri için engel durumlarına göre gerek duyulan yardımcı ve destekleyici araç ve gereçleri temin etmek zorundadır
    • (2) Engelliler, engelliliklerini artırıcı ve ek engel getirici işlerde çalıştırılamaz.
    • MADDE 10-(3) Engellilerin istihdam edileceği uygun münhal kadro bulunmadığı takdirde hizmet gereklerine ve genel hükümlere göre diğer münhal kadrolarda değişiklik yapılarak gerekli kadrolar temin edilir. Engelli personelin istihdam edileceği birimler engellilerin engel durumları dikkate alınarak ilgili kamu kurum veya kuruluşunca belirlenir.

    ENGELLİ HAKLARI
    KAMUSAL HAKLARDA İNDİRİM
    • Su İndirimi
    Her belediye su indirimini en az %30 oranında uygulamak zorundadır.Bu indirimi yapmayan belediyeler için şikayet hakkınızı kullanınız.
    Ankara’da su indiriminden (%50 oranında)yaralanmak için 18 yaşını doldurmak gerekmektedir.Ev sahibi,kiracılar ve lojmanda oturanlar su indirimi yaptırabilirler.Ev sahipleri ve kiracıların evin deprem sigortası belgesini göstermeleri gerekmektedir.
    Elektrik ve doğalgazda indirim yoktur.

    • Digitürk İndirimi
    % 50 indirimlidir.Bilgi için (212) 4737373 arayınız

    • Türk Telekom Sosyal Tarife
    Türk Telekom Sosyal Tarife engelliler için düzenlenmiştir.
    Başvuru için engelli raporu,nüfus kağıdı fotokopisi gereklidir.İlgili Telekom Merkezine engelli birey ile ya da vasi kararı ile başvuru yapmalısınız.

    • TTNET ve Fiber İnternet
    Yaş sınırı olmaksızın %25 indirimlidir.Bu indirimden yararlanmak için Türk Telekomu arayabilirsiniz.(444 0375)

    • Uydunet ve Turkcell Süperonline
    Bu hizmetlerde %25 indirim mevcuttur.

    • Cep Telefonu Hizmetlerinde İndirim
    Turkcell ,Avea ve Vodafone' da engellilere özel tarifeler mevcuttur

    Ulaşımda İndirim

    • Şehir İçi Ulaşım
    Belediye otobüsleri,Metro seferleri,TCDD ve Deniz Yollarının şehir içi seferleri ücretsizdir.’’Ağır engelli’’ibareli raporu olanların bir refakatçisi engelli kişi ile beraber olmak şartıyla ücretsiz ulaşımdan yararlanır.

    • TCDD ve Deniz Yolları
    Devlet Demiryollarına ve Deniz Yollarına ait şehir dışı seferleri ücretsizdir.’’Ağır engelli’’ibareli raporu olanların bir refakatçisi engelli kişi ile beraber olmak şartıyla ücretsiz ulaşımdan yararlanır.
    Not:Ücretsiz seyahat hakkı için Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerinden alacağınız ‘’Engelli Kimlik Kartı’’ geçerlidir.

    • Şehirler Arası Otobüslerde İndirim
    %30 indirim mevcuttur. Refakatçi indirimi yoktur.
    İnternetten bilet alımlarında bu indirimden yararlanılamamaktadır.
    Engelli indirimi yapmayan otobüs firmaları hakkında tutanak tutturup Ulaştırma Bakanlığına bildirebilirsiniz. Ya da aldığınız bilet ve engelli kimlik kartınızın fotokopisi ile beraber BİMER' e şikayet ediniz.
    Otobüs firmaları size '' otobüste bir engelliye (bu 2 veya 3 olabilir) indirim yaptık,kontenjan doldu ''der ise mutlaka itiraz ediniz. Hiç bir yasal dayanağı olmayan bu sınırlama için yine BİMER'e şikayette bulununuz. Size Karayolları Trafik Yönetmeliğine dayanarak kontenjan uyguladıklarını söylerlerse bu yönetmelikte her engelliye indirim uygulanacağının belirtildiğini söyleyiniz.
    Karayolları Taşıma Yönetmeliği 57.madde 11.fıkra:(Değişik ibare:RG-21/8/2009-27326) % 40 oranında engelli olduğunu belgeleyen kişiler için bilet ücreti geçerli ücret tarifesi üzerinden % 30 indirimli düzenlenir.

    • THY İndirimi
    %25 indirim mevcuttur.
    Ancak ekonomik bilet alanlar ile internetten bilet alanlar bu indirimden yararlanamamaktadır.
    Tekerlekli sandalyede olanlar,görme ve işitme engellinin ikisine birden sahip olanlar tek başlarına seyahat etme özgürlüğüne sahip değillerdir.Bu kişilerin yanında mutlaka refakatçi bulunmalıdır.

    ARAÇ ALIMLARINDA ÖTV VE MTV MUAFİYETİ
    % 90 ve üzeri engelli yakını olanlar ÖTV (Özel Tüketim Vergisi)ve MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi) muafiyetli sıfır araç alma hakları vardır.
    Kendisi H sınıfı ehliyet sahibi olup ''özel donanımlı araç kullanabilir '' ibareli sağlık kurul kararı alanlar da engel oranına bakılmaksızın (engel oranı %90'ın altında olması halinde) sol ayak veya sol bacak engeli bulunanlar otomatik vitesli araç, sağ ayak veya sağ bacak engeli olanlar otomatik vitesli araçlara engellerine uygun hareket ettirici tadilatlar yaptırarak ÖTV ve MTV muafiyetli araç alabilirler.
    Ayrıca %90 ve üzeri engelli yakını olanlar,engelli yakını tarafından kullanılması ve engelli kişinin ortopedik engelli olması şartı ile yurt dışından özel tertibatlı araç getirtebilirler.
    ÖTV indirimli araç alımlarında KDV indirimine özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
    Engellilik durumlarının araçları bizzat kullanamayacak ve sürekli olarak tekerlekli sandalye veya sedye kullandıklarını sağlık raporu ile belgeleyenlerden engellilik derecesi % 90 veya daha fazla olup tekerlekli sandalye veya sedye ile binilmesine ve seyahat edilmesine uygun tertibat yaptıran malûl ve engelliler beş yılda bir ÖTV siz sıfır araç (sürücü dâhil 9 kişilik oturma yeri olan) alabilir.
    MTV muafiyetinden yararlanmak için;
    Vergi Dairesine müracaat edilmesi gerekmektedir.Aksi halde aracınıza ait vergi borcu ile karşılaşırsınız.Bu durumda araç ruhsatı,engelli raporu ve nüfus kağıdı ile beraber Vergi Dairesine başvurarak borcunuzu iptal ettirebilirsiniz.
    Bilgi için bakınız ‘’Gelir İdaresi Başkanlığı 2013 Engelliler Vergi Rehberi’’
    İşitme engelliler H Sınıfı ehliyet alır ancak ÖTV muafiyetli araç alamazlar.İşitme engelliler araçlarının arkasına ‘’işitme engelli’’simgesi yapıştırmalıdırlar.
    Özel Tüketim Vergisi İstisnasından Faydalanmayan Engelliler İçin MTV İstisna Uygulaması
    Özel tüketim vergisi istisnasından faydalanmayan ancak %90’ın altında engel oranına sahip engelliler engellerine uygun özel donanım yaptırtmak şartı ile MTV muafiyetinden yararlanabilmektedir.
    Engelliler İçin Araç Park Yerleri
    ÖTV indirimi ile alınmış olması şartı ile engelli araç park yerlerine araç park edebilirler.
    Otobanlarda 15 dakikaya kadar araçlarını yol kenarına çekebilirler.
    Hava alanlarında,Belediye tarafından işletilen otoparklardan ücretsiz yararlanabilirler.
    ÖTV indirimli aracı olanlar yaşadıkları evlerin önüne ilgili belediyeye müracaat ederek Engelli Araç Park Yeri yaptırabilir.
    Araç muayene istasyonlarında engellilere ait ÖTV indirimli araçlara öncelik hakkı vardır.

    Engelli Araç Park Kartı
    Aracın ÖTV indirimli alınan araçlar içinTrafik Tescil Şubesine dilekçe ile başvurarak engelli araç park kartı temin edilebilir.
    Ayrıca %90 ve üzerinde engel oranına sahip ancak ÖTV muafiyetsiz alınan araçlar için de engelli araç park kartı verilmektedir.(Ankara Kurtuluş Trafik Tescil Şubesinden alınan bilgidir)
    Engelli kimlik kartlarını araç ön camına bırakarak aracınızı park ettiğinizde oradaki güvenlik görevlisinin inisiyatifinde olduğunuzu bilmelisiniz.

    ENGELLİ ÇOCUĞU OLAN ÇALIŞANLARIN HAKLARI

    Gelir Vergisi İndirimi
    Engelli çocuğu olan kamu,özel sektör çalışanları ve serbest çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanırlar.Engel oranı değişikliğinde ilgili vergi dairesine bildirim zorunluluğu vardır.Rapor süreli ise her rapor değişiminde de bildirilmelidir.
    Emekli olanlar emekli maaşında bu hakkı kullanamazlar.Ancak emekli olup serbest çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanır.

    Nöbet Muafiyeti ve İzin Hakkı
    Kamu kuruluşlarında çalışan engelli çocuğu olan memur anne ve babalara nöbet ve fazla mesai muafiyeti vardır.Ayrıca bakıma muhtaç yakını olan çalışanlara günlük bakım izni konusunda kolaylık tanınması sağlanmıştır.
    Genel Kurmay Sağlık Komutanlığı tarafından 20 Mart 2014 tarihinde ‘’özel eğitime giden engelli çocuğu olanlara ve bakıma muhtaç yakını olanlara günlük izinlerinde kolaylık sağlanacağına dair’’bir emir yayınlanmıştır.
    TSK da görev yapıp bakıma muhtaç engelli çocuğu olan muvazzaf asker ve sivil memurlara Haziran 2013 tarihli Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliğinde yapılan bir değişiklikle nöbet muafiyeti hakkı tanınmıştır.

    Engelli Çocuğu Olan Çalışan Annelere Erken Emeklilik Hakkı
    ''Başka birinin sürekli bakımına muhtaç derecede malul çocuğu bulunan annelerin '' yararlandığı bu haktan Bağ-Kur, SSK, Emekli Sandığı, Tarım İşçileri ve İsteğe Bağlı Sigortalı olan anneler yararlanır.
    1 Ekim 2008 sonrası çalışılan sürenin dörtte biri oranındaki süre çalışılan süreye ilave edilir, bu süre emekliliğe kalan süreden düşürülür.
    Bilgi için 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Madde 28. Hükmü.
    Engelli çocuğun bakıma muhtaç yani raporunda ‘’ağır engelli ‘’ibaresinin olması gerekmektedir. Çocuğun bakıma muhtaçlığı devam ettiği sürece bu haktan yararlanılır.Birden fazla bakıma muhtaç çocuğu olanlar için SGK; her çocuk için inceleme yapar ancak sadece biri üzerinden erken emeklilik hakkından yararlanılır. Diğer çocukların incelenme sebebi erken emeklilik hakkının kullanıldığı çocuğun bakıma muhtaçlığı biter ise diğer çocuk üzerinden hakkın devam ettirilebilmesidir.
    Evlatlık alınan engelli çocuklar için de bu haktan yararlanılır.
    Engelli çocuğu olan babalar erken emeklilik hakkına sahip değildir.

    Refakat İzni
    Memurun bakmakla yükümlü olduğu veya memur refakat etmediği takdirde hayatı tehlikeye girecek ana, baba, eş ve çocukları ile kardeşlerinden birinin ağır bir kaza geçirmesi veya tedavisi uzun süren bir hastalığının bulunması hâllerinde, bu hâllerin sağlık kurulu raporuyla belgelendirilmesi şartıyla (''bir kişinin sürekli bakımına muhtaçtır '' ve ‘’hayati öneme haizdir’’ ibareleri olan) aylık ve özlük hakları korunarak, üç aya kadar izin verileceği ve gerektiğinde bu sürenin bir katına kadar uzatılacağı belirtilmiştir.Sağlık kurulu kararı çıktığı gün izin başlar.
    Muvazzaf askeri personel için refakatçi izni;3 ay ile sınırlandırılmış, bu iznin devamında 6 ay aylıksız izin hakkı verilmiştir.
    Yakınınızın engelli raporuna sahip olması refakat izni almanızı sağlamaz.Yukarıdaki şartların oluşmuş olması ve doktorunuzun uygun görmesi halinde sadece refakat iznine ait rapor verildiğinde bu hak kullanılır.

    Senelik İzin Kullanma Hakkı
    Gn.Kur.Bşk.lığının 29 Nisan 2010 tarihli ‘’Engelli Yakını Olan Personel’’ konulu emrinde ‘’Engelli yakını olan personelin amirlerin inisiyatifi ile yıllık ve mazeret izinlerini parçalara bölerek,diledikleri tarihlerde kullanmaları gibi hususlarda kolaylıklar sağlanabileceği’’ bildirilmiştir.

    Mazeret İzni
    En az yüzde % 70 oranında engelli ya da süreğen hastalığı olan çocuğunun (çocuğun evli olması durumunda eşinin de en az yüzde 70 oranında engelli olması kaydıyla) hastalanması hâlinde, hastalık raporuna dayalı olarak ana veya babadan sadece biri tarafından kullanılması kaydıyla bir sene içinde toptan veya bölümler hâlinde on güne kadar kadar,”mazeret izni verilir.
    Bu madde 657 Devlet Memurları Kanununa,926 Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanununa, 3269 Uzman Erbaş Kanununa işlenmiştir.
    Bu kanun maddesi sözleşmeli personel ve geçici personel için de ilgili kanunlara işlenmiştir.(Ağustos 2014)
    Mazeret izin hakkı sadece çengelli çocuklar için kullanılmaktadır. Engelli çocuğun hastaneden ya da Aile Hekimliklerinden alınacak hasta olduğunu gösteren rapor ile mazeret izni talep edilir.

    Tayin Hakkı
    Devlet Memurları Kanunu Ek Madde 39:‘’Devlet memurlarının, hayatını başkasının yardım veya bakımı olmadan devam ettiremeyecek derecede engelli olduğu sağlık kurulu raporu ile tespit edilen eşi, çocukları ile kardeşlerinin, memuriyet mahalli dışında resmî veya özel eğitim ve öğretim kuruluşlarında eğitim ve öğretim yapacaklarının özel eğitim değerlendirme kurulu tarafından belgelendirilmesi hâlinde, ilgilinin talebi üzerine eğitim ve öğretim kuruluşlarının bulunduğu il veya ilçe sınırları dahilinde kurumunda bulunan durumuna uygun boş bir kadroya ataması yapılır.’’

    Devlet Memurları Kanunu 72 .Madde:“İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır.”

    Jandarma Genel Komutanlığı Atama Yönergesi: 14 Şubat 2014 Yönerge değişikliği kapsamında; tam teşekküllü askeri hastaneler tarafından verilmiş sağlık kurulu (bakıma muhtaç %90 ve üzeri ağır engelli) raporu olan engelli eş veya çocuğu olan personelin dilekçe ile müracaat etmesi halinde uygun kadro bulunması halinde atama döneminde olmak üzere kendileri ile eşlerinin memleketlerine veya daimi ikametgahlarına ataması yapılabilecektir.
    TSK da görevli devlet memurlarının sağlık durumu nedeniyle atama talepleri için;atama dönemine bağlı kalmak, bulundukları yerde çalışma sürelerini tamamlamak zorunluluğu yoktur.

    25 Şubat 2014 (Resmi Gazete Sayı : 28924) Milli Savunma Bakanlığı Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2 Maddesi ile Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliğinin 31 inci maddesinin yedinci fıkrasının dördüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

    "Özel eğitim amaçlı değerlendirilmek üzere rapor alacakların atamaları ise; 30/3/2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Engellilik Ölçütü, Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikte, kendisine Engelli Sağlık Kurulu Raporu düzenleme yetkisi verilmiş, sağlık kuruluşlarından alacakları "özel eğitim amaçlı değerlendirilmesi uygundur" kararlı, Engelli Sağlık Kurulu Raporları ve Rehberlik Araştırma Merkezlerinden alacakları raporda bulunan özel eğitim imkanlarının bulunduğu garnizonlara yapılır veya ertelenir."
    Devlet Memurlarının Yer Değiştirmesi Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik Değişikliği 16 Ağustos 2014:"Engellilik Durumuna Bağlı Yer Değişikliği "

    • EK MADDE 3- İlgili mevzuatına göre alman sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir.
    NOT.Bakmakla yükümlülük Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden çalışanın üzerinden sağlık yardımından yararlanma şartıdır.(ayşe sarı,)
    Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkanları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz.
    NOT.Bir kereye mahsus bu haktan yararlanan memur tekrar atama istediğinde engellilik nedeniyle atama talep edemez.Bu durumda yönetmeliğin diğer hükümlerine tabi olur. (Ayşe Sarı)

    Memurun kendisinin veya beraber yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.
    Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır."

    • MADDE 12- Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

    • "GEÇİCİ MADDE 5- Kamu kurum ve kuruluşları bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altı ay içinde yönetmeliklerini bu Yönetmeliğe uygun hale getirirler. Bu süre içerisinde kamu kurum ve kuruluşlarının yönetmeliklerinin bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edilir."
    NOT:Tüm kurumlar 16 Şubat 2015 tarihine dek kendi yönetmeliklerini çıkartmak zorundadırlar. (Ayşe Sarı)

    ENGELLİ ÇALIŞANIN HAKLARI
    Engelli kadrosundan işe başlayanlar ile işe başladıktan sonra engelli olanlar engelli memur olarak aynı haklara sahip olurlar.
    • İşe girişlerinde %60 ve üzerinde engel oranına sahip olanlar malulen emeklilik hakkına sahip değillerdir. Ancak işe girişten sonra engelli hale gelip %60 ve üzerinde çalışma gücünü kaybedenler malulen emeklilik hakkını elde ederler. Bu kişilerin en az 10 yıllık sigortalılık süresine sahip olmaları gerekir. Başkasının bakımına muhtaç hale gelen malul çalışanlar için bu süre aranmaz diğer şartların uygun olması halinde malulen emekli edilirler.

    • Sonradan %60’ ın altında engel oranına sahip olanlar ile işe engelli kadrosundan girenler işe giriş tarihlerine göre erken emeklilik haklarını elde ederler. 2008 öncesi işe girmiş memurlar için 5434 Sayılı Yasa hükümleri, 2008 sonrası işe girenler için 5510 Sayılı Yasa hükümleri uygulanır. Buna göre 1 Ekim 2008 öncesi işe girmiş engelli memurların tamamı 15 yılda emekli olurken, 2008 sonrası işe girenler engel oranlarına göre kademeli (15-19 sene arası) erken emeklilik hakkı elde ederler.

    • İşe girdiklerinde engelli oldukları halde engel durumlarını beyan etmeyip engelli kadrosunda olmayanlar doğuştan ya da işe girmeden önce engelli olduklarını gösteren raporlarını Sosyal Güvenlik Kurumu ya ilettikleri takdirde uygun görülürse erken emeklilik hakkını alırlar.

    •Doğuştan ya da işe girmeden önce malul durumda engelli oldukları Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca tespit edilenler (raporlarını sunmayıp sağlam olarak işe girenler) sonradan bu raporlarını sunduklarında da malulen emekli olamazlar.
    TSK da çalışanların malulen emeklilik işlemlerinde maluliyet tespiti Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre yapılmaktadır. Engel oranı %60 ve üzerinde olanların malulen emeklilik hakkı elde edebilmesi için mutlaka Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi ,dolayısıyla sağlık raporlarının tam teşekküllü asker hastanelerinden alınması gerekir.
    TSK da engelli kadrosunda olan memurlar sonradan başka bir hastalığa bağlı engele sahip olurlarsa sadece bu engelin Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre değerlendirmesi sağlıklı çalışanların değerlendirildiği maddelere göre yapılır.
    Asker hastaneler dışında alınmış sağlık raporlarının asker hastanelerde onaylanma şartı (TSK Sağlık Yeteneği Yönetmeliğine göre değerlendirilmesi) Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Muayene Yönergesine göre zorunludur.

    Erken emeklilik ve maluliyet için alınmış raporların Sosyal Güvenlik Kurumu ya bağlı olan Sağlık Kurulunca değerlendirildiği, gerekirse tekrar raporlanma istenebileceğini ve son kararın bu sağlık kuruluna ait olduğu da bilinmelidir.

    • İş Kanuna tabi olan engelliler de işe giriş tarihlerine göre düzenlenmiş kademeli erken emeklilik hakkına sahiptirler. Ancak erken emeklilik hakkı için 1 Ekim 2008 öncesi işe girmiş olanların mutlaka vergi indirimi hakkını almış olmaları gerekir. 1 Ekim 2008 sonrası işe giren SSK' lı çalışanlar ile Bağ-Kur ve Emekli Sandığına tabi çalışanlar vergi indirimi belgesi almak zorunda değildirler.
    Bağ-Kur engelli emekliliği hakkı 1 Ekim 2008 sonrası 5510 sayılı yasa ile tanımlanmıştı.

    İstihdam
    Elli ve üzeri çalışanı bulunan özel sektör iş yerlerinde en az %3,kamuda %4 engelli personel çalıştırılması zorunludur. %3′lük yasal kotanın üzerinde engelli personel çalıştıran özel şirketlerin fazladan çalıştırdıkları engelli personele ait sigorta primlerinin tamamı Hazinece karşılanmaktadır.

    Engelli Memurun Tayin Hakkı
    Devlet Memurları Kanunu 72 .Madde “İlgili mevzuatı uyarınca verilecek rapora göre kendisi, eşi veya birinci derece kan hısımlığı bulunan bakmakla yükümlü olduğu aile fertleri engelli olan memurların engellilik durumundan kaynaklanan yer değiştirme taleplerinin karşılanması için düzenlemeler yapılır.”
    Memurlar çalıştıkları kurumlarda atama ve yer değişikliğini belirleyen kurum içi yönetmeliklere de tabidirler.
    Devlet Memurlarının Yer Değiştirmesi Suretiyle Atanmalarına İlişkin Yönetmelik Değişikliği 16 Ağustos 2014:"Engellilik

    Durumuna Bağlı Yer Değişikliği
    • EK MADDE 3- İlgili mevzuatına göre alman sağlık kurulu raporunda en az yüzde kırk oranında engelli olduğu belirtilen memurlar ile ağır engelli raporlu eşi veya bakmakla yükümlü olduğu birinci derece kan hısımları bulunan memurlar engellilik durumundan kaynaklanan gerekçelere dayalı olarak yer değiştirme talebinde bulunabilir.
    NOT.Bakmakla yükümlülük Sosyal Güvenlik Kurumu yönünden çalışanın üzerinden sağlık yardımından yararlanma şartıdır. (Ayşe Sarı)
    Bu kapsamdaki talepler bu Yönetmelikte yer alan kısıtlayıcı hükümlere tabi olmaksızın kurumların kadro imkanları ve teşkilat yapıları dikkate alınarak karşılanır ve bu haktan bir defadan fazla yararlanılamaz.
    NOT.Bir kereye mahsus bu haktan yararlanan memur tekrar atama istediğinde engellilik nedeniyle atama talep edemez.Bu durumda yönetmeliğin diğer hükümlerine tabi olur. (Ayşe Sarı)

    Memurun kendisinin veya beraber yaşadığı eşi ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarının engellilik durumunun tedavisi sebebiyle yer değişikliğini talep etmesi halinde, yer değiştirme suretiyle atama yapılacak yerin, memurun ve bu fıkra kapsamındaki yakınlarının engellilik durumuna uygun olması esastır.
    Engellilik durumu devam ettiği sürece kurumlarca isteği dışında memurun yeri değiştirilmez. Engellilik durumu ortadan kalkan memurlar hakkında bu Yönetmelikte yer alan diğer hükümler uygulanır."

    Engelli Memurun Nöbet Durumu
    Engelli memura kendi isteği dışında gece nöbet ve fazla mesai hizmeti yaptırılamaz. (Devlet Memurları Kanunu)

    Engelli Çalışanlara Erken Emeklilik
    %40 ve üzeri çalışan tüm engellilere erken emeklilik hakkı verilmiştir. 1 Ekim 2008 öncesi işe girenler için 15 yıl, 1 Ekim 2008 sonrası işe girenler için engel oranlarına göre kademeli erken emeklilik hakkı getirilmiştir.

    Engelli Çalışanların Gelir Vergisi İndirimi
    %40 ve üzeri tüm engelli çalışanlar gelir vergisi indiriminden yararlanır.Bunun için engelli raporu,çalışma belgeleri ile ilgili vergi dairesine bir dilekçe ile başvurulmalıdır.
    Engel oranı:
    • %40-59 arası olanlar 3.Derece,
    • %60-79 olanlar 2.Derece,
    • %80 ve üzerinde olanlar 1.Derece vergi indiriminden yararlanır.

    Engelli Memurun İzin Hakkı
    • 10-16 Mayıs Engelliler Haftasının ilk günü ile 3 Aralık Dünya Engelliler Gününde kamuda görev yapan tüm engelliler idari izinli sayılır.

    • Olumsuz hava koşulları nedeniyle valiliklerce okulların tatil edilmesi halinde aynı bölgedeki kamu görevlisi engelliler, ayrıca bir talimat ve talebe gerek kalmadan, belirlenen tatil süresince idari izinli sayılacaktır. ’’
    Devlet Memurları Kanunu Madde 100:Ancak engelliler için; engel durumu, hizmet gerekleri, iklim ve ulaşım şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle günlük çalışmanın başlama ve bitiş saatleri ile öğle dinlenme süreleri merkezde üst yönetici, taşrada mülki amirlerce farklı belirlenebilir.

    • Görme engelliler ,az görenler,gece körlüğü olanlar ve yürüme engelliler kış saati uygulanan,mesai saatleri bitiminin akşam karanlığına denk geldiği sürece mesai başlangıç ve bitiş saatlerinin düzenlenmesini talep edebilirler.
    Devlet Memurları Kanunu Madde 101: Engelli memurlara da isteği dışında gece nöbeti ve gece vardiyası görevi verilemez.Buna göre engellilerin çalıştırılamayacağı saatler akşam 20:00 ile sabah 06:00 arasındaki saatlerdir. Bu saatler İş Kanununda yer aldığı gibi Devlet Memurları Kanununda yer almaz. Ancak bu konuda Devlet Personel Başkanlığının 18 Eylül 2014 tarihli mütalaası bu saatleri teyid etmekte ve memurlar için de İş Kanununda belirtilen saatlerin ana alınması gerektiği ifade edilmektedir.

    Not: Memurlar için gece saatlerinin tanımlanmasına ait görüş talebi SİME-SEN tarfından yapılmıştır.
    Anayasa 50. Madde 2. Fıkra:’’Bedenî veya ruhî yetersizliği olanların çalışma şartları bakımından özel olarak korunurlar''.

    Yetim Maaşı
    Engelli çocuğun engel oranının %60 ve üzeri olması halinde çalışan anne ya da babasının vefatı halinde çocuğa yetim maaşı bağlanır.Anne ve babasının her ikisin de memur olması halinde;sadece talep halinde maaşı yüksek olan anne ya da babasının üzerinden maaş bağlanır.Anne ve babası ayrı sigorta kollarında iseler (biri SSK,diğeri Emekli Sandığı) malul çocuk her ikisi üzerinden yetim maaşı alır.Engelli çocuğun engel oranı %60’ın altında ise engelli çocuk Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından malul olarak kabul edilmediği için çocuğa yetim maaşı bağlanmamaktadır.

    Eylül 2014 Torba Yasa ile 5510 Sayılı Yasanın ilgili maddesindeki malul kelimesi yerine ‘’ağır engelli ‘’ifadesi yazılmıştır. Buna göre yetim aylığı bağlanma şartı çocuğun ağır engelli olması ile mümkün olabilecektir.
    Anne veya babasının üzerinden sağlık yardımına devam etme hakkı olan kız ve erkek çocuklar çalışmaya başladıklarında anne veya babalarının vefatı halinde yetim aylığı hakkını alamazlar.Ancak işten çıktıklarında yetim aylığı tekrar bağlanır.Bu durumun bir istisnası anne ya da babası 1 Ekim 2008 öncesi vefat edip yetim aylığı başlanmış olan yetim çocuktur.Bu çocuklar çalışsalar bile yetim aylığı alırlar.Ancak emekli olduklarında kesilir.
    Yetim kız ve erkek çocuklardan ağır engelli olup yetim aylığına devam edenler evlenseler dahi yetim aylıkları kesilmez.

    Özel Sektörde Çalışan Engelliler
    Engellilerin çalıştığı kamu kurum ve kuruluşu özelleştirme kapsamındaysa, kapatma ve tasfiye halleri dışında engelli çalışan işten çıkartılamaz .Kapatma veya tasfiye halinde işine son verilen engelli vatandaşlar ildeki Türkiye İş Kurumuna başvurmalıdır. Bu durumda iş kaybı tazminatı, kurumun diğer çalışanlara tanıdığı hakların iki katı oranında ödenmektedir.

    Malulen Emeklilik
    İşe girdikten sonra engelli hale gelenlerden engel oranı%60’ın altında olanlar engelliler için erken emeklilik hakkını alırken, engel oranı (iş gücü kaybı oranı) %60 ve üzeri olanlar Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından malulen emeklilik hakkını alırlar.
    TSK’ da çalışanlar malulen emeklilik için 3 Ağustos 2013 tarihli Maluliyet Yönetmeliğinin 10.Maddesine göre:(4) Maluliyet kararlarında; b)’’ Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde çalışan askeri ve sivil personel ile askerlik görevi ile yükümlüleri için, 8/10/1986 tarihli ve 86/11092 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan Türk Silahlı Kuvvetleri Sağlık Yeteneği Yönetmeliği ana alınır’’ ifadesine dayanarak malulen emekli olurlar

    • 2014 EKPSS Yönetmeliği Madde 16 ‒ (1) Kamu kurum ve kuruluşları çalışma yerlerini ve eklentilerini, engellilerin erişebilirliğine uygun duruma getirmek, engellilerin çalışmalarını kolaylaştıracak gerekli tedbirleri almak ve engellilerin görev yaptıkları kadronun gereği olan işleri yapabilmeleri için engel durumlarına göre gerek duyulan yardımcı ve destekleyici araç ve gereçleri temin etmek zorundadır.
    (2) Engelliler, engelliliklerini artırıcı ve ek engel getirici işlerde çalıştırılamaz.

    SOSYAL YARDIM HAKLARI
    On Sekiz Yaş Üstü Engellilik Maaşı
    2022 Sayılı Yasaya göre; 18 yaşını dolduran %40 ve üzeri engelli olanlara,gerekli şartları taşıması halinde hane geliri kişi başına asgari ücretin üçte birinden az olanlara maaş bağlanır.
    Sahip olunan ev,arsa ve aracın(ÖTV indirimli alınan araç dahil) belirlenen raiç bedeli,kira geliri aylık gelire dahil edilir.Hane gideri gelirden fazla ise fazla olan miktar aylık gelire dahil edilir.(25 Ocak 2013 tarihli 65 yaşını doldurmuş muhtaç, güçsüz ve kimsesiz Türk vatandaşları ile engelli ve muhtaç Türk vatandaşlarına aylık bağlanması hakkında yönetmelik.)
    Not:Evde bakım maaşı hane geliri ölçümüne dahil edilir.

    On Sekiz Yaş Altı Engelli Yakını Maaşı
    2022 Sayılı Yasaya göre;18 yaşını tamamlamamış engelli olan yakınlarının bakımını üstlenenlerden,gerekli şartları taşıması halinde, geliri hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık tutarın asgari ücretin üçte birinden daha az olanlara aylık bağlanır.18 yaşını tamamlamamış engelli aylıklarında, engeli yakını da genel sağlık sigortası kapsamındadır.Engelli yakını maaşı alan kişinin engelli yakını ile aynı hanede oturması şartı vardır.Engelli yakını maaşı bağlanması için anne/babanın sigortalı olmaması gerekmektedir.

    2022 Yasasına göre aylık bağlanacaklar ve bağlanmış olanlar hakkında yapılacak sosyal inceleme ile ilgili olarak aşağıdaki madde yönetmeliğe ilave edilmiştir.

    Periyodik sosyal incelemeler
    GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Bu Yönetmeliğin 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde yapılması gereken ilk periyodik sosyal incelemeler, 1/1/2015 ile 31/12/2015 tarihleri arasında sonuçlandırılır ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan sosyal incelemeler dahil müteakip tüm incelemelere 1/1/2016 tarihinden sonra başlanır.

    Evde Bakım Maaşı
    Engelli bireyin ‘ağır engelli’’ibareli raporu olması şartı ile yasaya göre uygun şartları taşıyan, hane içinde kişi başına düşen ortalama aylık gelir asgari ücretin üçte ikisinden az olan engelli yakınlarına''evde bakım ücreti''ödenir.
    Hane içinde birden fazla bakıma muhtaç engelli var ise birinci engelliden sonraki engelli iki kişi sayılır.(1 Temmuz 2014’tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.)
    Bu maaşı bağlatanların aylık gelir hesabına göre kişi başına düşen gelir miktarı asgari ücretin üçte ikisini aştığı durumlarda durumlarını Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine bir ay içinde bildirmeleri gerekmektedir.

    Evde bakım ücreti alan kişinin engelli bireye kesintisiz 8 saat fiili bakım vermesi şarttır.
    NOT:Evde bakım maaşı alanların sigortalanması ile ilgili çalışma devam etmektedir.

    Vakıf Aylığı
    Vakıflar Genel Müdürlüğünce 18 yaşını dolduran,% 40 ve üzeri engelli olup hiçbir ad altında maaş almayanlardan gerekli şartları taşıyanlara aylık bağlanır. Vakıflar Genel Müdürlüğünden bu konuda bilgi alabilirsiniz.

    Yetim Aylığı Ve Engelli Maaşı Alanlar
    Aylık almaya hak kazanacak şekilde engelli olduğunu belgeleyen çocuklardan yetim aylığı alanların geliri, engelli olması nedeniyle ödenecek aylıktan daha düşük ise aradaki fark Hazine tarafından kapatılacaktır.

    Engelli Maaşları Ve Haciz
    Engelli bireyin aldığı sosyal yardım kapsamındaki maaşlar haczedilemez.Kişi kendi aldığı engelli maaşını isteyerek de olsa haczettiremez.


    TIBBİ MALZEME ALIMINDA HAKLAR
    Hanede kişi başına düşen miktar asgari ücretin üçte birinden az olanlar bağlı oldukları il/ilçe SYDV ye (Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Vakfı) başvurarak almış oldukları tıbbi malzemelerin Sosyal Güvenlik Kurumu ödemesi dışında kalan miktarı talep edebilirler.Burada Vakıf Değerlendirme Kurulunun kararınca kişiye ödeme yapılıp yapılmayacağı belirlenir.

    Hasta Alt Bezi
    2 yaşını dolduran engelli çocuklar için 2 yıllık olmak üzere,tek doktor imzalı raporla aylık 120 adet bez ödeneği alınmaktadır.

    Tekerlekli Sandalye (Manuel ve Akülü Tekerlekli Sandalye)
    Beş yılda bir kez olmak üzere ilgili birimlerce verilen malzeme raporu ile reçete edilmesi şartı ile Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen miktarda ödeme yapılarak temin edilir.

    Ortez, Protez, İşitme Cihazı, Sonda Alımı
    İlgili birimlerce raporlanan ve reçetesi yazılan malzemeler Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından belirlenen miktarda ödeme yapılarak temin edilir.

    ENGELLİ ÇOCUKLARIN ÖZEL EĞİTİM HAKKI
    Alınan engellilik raporuyla özel eğitim alması gerektiği belirtilen engelli çocuk için (engel oranı en az %20 olması şartı ile) Rehberlik Araştırma Merkezlerinin değerlendirmesi sonucu Özel Eğitim imkanlarından yararlanır.
    Özel eğitime devamlılığın sağlanması ve zorluk yaşanmaması için kurumlar engelli çocuklara ücretsiz taşıma olanağı sağlamalıdır.

    ÜNİVERSİTEDE ENGELLİ ÖĞRENCİLERİN HAKLARI
    • Engellilere YGS taban puanı 20 Aralık 2013 tarihinde 100 puan olarak belirlenmiştir.
    • Her üniversitede Engelli Öğrenci Birimi oluşturulmuştur.
    • Engelli öğrencilere bazı üniversitelerde yerleşme aşamasında ek puan verilebilir.
    Bu konuda tercih edeceğiniz üniversiteden bilgi alabilirsiniz.
    • Üniversitede okuyan engelli öğrenciler yurtlarda öncelik hakkından yararlanmak için ilk kayıt olduklarında Kredi ve Yurtlar Kurumuna başvurmalıdır.
    • Bazı üniversitelerde engelli öğrencilere öğrenim ücretlerinde engel oranlarında indirim uygulanmaktadır. Tercih ettiğiniz üniversiteden bu konuda bilgi alabilirsiniz.
    • Açık Öğretim Fakültesinde ücret ödenmemektedir.
    Ancak Açık Öğretim Fakültesini mezun olmaları gereken sürede bitiremeyenler öğrenci harcında engel oranlarında indirim yapılarak ödeme yapmaktadırlar.
    • Üstün yetenekli öğrencilerin YÖK tarafından değerlendirilmesi sonucu uygun görülmesi halinde YGS ye girmeden Güzel Sanatlar Bölümlerine kayıt olabilmeleri hakkı getirilmiştir.Bu nedenle Otizmli üstün yetenekli çocuklar da bu haktan yararlanabileceklerdir.
    • Üniversiteler görme, işitme ve ortopedik engelli öğrenciler için ortam, araç, gereç hazırlamak zorundadır.
    Üniversite sınavında öğrencilerin engel gruplarına uygun düzenlemelerin yapılabilmesi için başvuru aşamasında engellilik raporlarını ÖSYM' ye vermeleri gerekmektedir.

    • Kredi ve Yurtlar Kurumu Yönetmeliğine eklenen madde ile tekerlekli sandalye kullananlar, görme engellilere gibi tek başına şehir içi otobüslere binemeyenlere yaşadıkları şehirde yurt imkanı sağlanır.İlgili madde şu şekildedir:
    Madde 3-“b) Şehir içi nakil araçlarından yardımsız faydalanamayan görme engelli, felçli, bir veya iki kolu veya bacağı olmayan, skolyoz hastaları olan öğrenciler hariç, öğrencinin ailesinin yurdun bulunduğu şehrin belediye sınırları dışında ikamet etmesi (Ancak büyükşehir belediyeleri sınırları içinde bulunan yurtlara, ailesinin ikamet durumuna göre başvuru alınabilecek yerleşim yerleri Kurumca belirlenir).”

    MÜZE VE ÖREN YERLERİNDE İNDİRİM
    • Müze ve ören yerlerine giriş ücretsizdir.
    • Özel işletilen müze ve tarihi yerlerde indirim hakkı işletmenin inisiyatifindedir.

    EKPSS ‘YE GİRME HAKKI
    (Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı)
    • 2 yılda bir yapılan sınava her türlü engel grubuna sahip olan engelli bireyler katılabilirler.
    • Sınav ve kura yöntemiyle atama yapılır. Lise,ön lisans ve lisans mezunları sınava,ilköğretim ve ortaokul mezunları kuraya katılabileceklerdir. Sınava girmiş olanlar tekrar kura için müracaat edemezler.
    Sınav 27 Nisan 2014 Pazar günü yapılmıştır. İki sene boyunca atamalar bu sınav sonucuna göre yapılacaktır.

    EMLAK VERGİSİ MUAFİYETİ
    Evin mülkiyetinin engelli bireyin üzerinde olması şartı ile 200 metrekareyi geçmeyen tek evde emlak vergisi muafiyeti vardır.Ayrıca bir ev için pay sahipliği olunduğunda yine 200 metrekareye kadar olan paylar için muafiyet vardır.Bunun için evin bulunduğu belediye birimine baş vurmalısınız.Emlak vergisi indirimi sadece emlak sahipliğinde geçerlidir ,arsa sahipliğinde söz konusu değildir.
    Emlak vergisi muafiyeti için yaş sınırı,gelir ölçümü gibi kriterler yoktur.
    Sadece belirli dönemler için kullanılan evler için bu hak kullanılamaz.

    MUAYENEDE ÖNCELİK HAKKI
    Tüm hastanelerde muayene sırasında öncelik hakkı vardır.

    DEVLET TİYATROLARINDA İNDİRİM
    • Gösterileri ücretsiz izleme hakkı vardır.
    • Engelli Tiyatroları Kültür Bakanlığı'ndan maddi destek almaktadır.

    BAYİİLİKLER
    18 yaşını dolduran zihinsel yetersizliği olmayan ve vesayet altında olmamak şartı ile her engelli birey Milli Piyango Genel Müdürlüğü tarafından verilen Sayısal Oyunlar Bayiliklerini alabilirler.

    SAĞLIK RAPORU ALIMI,ÜCRETİ,GEÇERLİLİK SÜRESİ VE İTİRAZ HAKKI
    Engelli sağlık rapor alımı Sağlık Bakanlığına bağlı Devlet Hastanelerinde 3 lira iken 20 lira olarak ücretlendirilmiştir.(Ağustos 2014).Mart 2013 Sağlık Uygulama Tebliği yayınlanana dek ücretsiz olan sağlık rapor işlemleri artık ücretlidir.Sadece engelli sağlık raporları eğer ilk kez alınıyorsa ücretsiz ancak yenilenen raporlar ücretli hale getirilmiştir.
    Rapor esnasında yapılan her türlü işlem,test vb. ücretlidir.

    Engelli bireylerin ilgili mevzuatına uygun olarak daha önceden almış oldukları sağlık kurulu raporlarına istinaden engellilik durumlarının tespitine veya engellilikleri dolayısıyla kendilerine veya yakınlarına kolaylıklar ya da haklar teminine yönelik olarak bu maddenin yayımı tarihine kadar verilmiş olan özürlü, sakat, çürük veya zihinsel ya da bedensel engelleri niteleyen benzeri ibareleri içeren belge, kimlik, kart ve benzeri belgelerin, geçerli oldukları süreler dâhilinde yenilenmeleri gerekmez.(5378 Sayılı Yasa)

    Alınmış olan sağlık raporlarına itiraz için İl Sağlık Müdürlüklerine dilekçe ile başvuru yapılmalıdır.İl Sağlık Müdürlüğünün sevk ettiği hastanede ilk raporla aynı sonuç çıkar ise karar kesinleşir.Farklı sonuç çıkması halinde İl Sağlık Müdürlüğü Hakem Hastaneye sevk edebilir.Hakem Hastane kararları kesindir.

    TOKİ KURA ÇEKİLİŞİNDE HAKLAR
    TOKİ kampanyalarında uygun şartları taşıyan engellilere öncelikle engellilere ait kuraya katılma hakkı verilir.Bu kurada kendilerine ev çıkmayanlar ikinci olarak genel kuraya katılma hakları da vardır.Bu konuda müracaat esnasında bilgi isteyebilirsiniz.

    OTURULAN KONUTTA DÜZENLEME YAPILMASI
    Oturulan konutta ve apartmanda yönetmelik gereği engellilere uygun düzenlemeler yaptırılabilir.

    ENGELLİLERE YÖNELİK KDV MUAFİYETİ
    Engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamları için özel olarak üretilmiş her türlü araç,gereç ve özel bilgisayar programları, Katma Değer Vergisinden istisna edilmiştir.
    Buna göre;engellilerin eğitimleri, meslekleri, günlük yaşamlarında kullanmaları için özel olarak üretilmiş her türlü araç gereç (örneğin, görme engellilerin kullandıkları baston, yazı makinesi, kabartma klavye, sesli kitap; ortopedik engellilerin kullandıkları ortez,protez gibi cihazlar) ile özel bilgisayar programları istisna kapsamında kabul edilecektir.

    ERİŞİLEBİLİRLİK
    • Engelliler Yasası Geçici Madde 2.- Kamu kurum ve kuruluşlarına ait mevcut resmî yapılar, mevcut tüm yol, kaldırım, yaya geçidi, açık ve yeşil alanlar, spor alanları ve benzeri sosyal ve kültürel alt yapı alanları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından yapılmış ve umuma açık hizmet veren her türlü yapılar bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren sekiz sene içinde engellilerin erişilebilirliğine uygun duruma getirilir.Kanun Temmuz 2005 ‘te yürürlüğe girmiş ve süre Temmuz 2013 ‘te dolmuştur.
    Belediye otobüslerinin engellilere uygun hale getirilmesi için verilen süre Temmuz 2013 ‘te dolmuştur.

    ENGELLİ SPORCULAR
    Engellilerin profesyonel olarak spor yapmaları için Devlet Bakanlığına bağlı Engelliler Spor Federasyonu vardır.
    Ulusal ve uluslar arası yarışmalarda madalya alan engelli bireylere YGS olmadan Yüksek Öğrenime yerleşme hakkı verilmiştir.

    İŞİTME ENGELLİLERİN HAKLARI
    İşitme engelli öğrenciler meslek liselerine sınavsız yerleşebilmektedir.Ayrıca işitme engellilere okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde gündüzlü ve yatılı eğitim hizmeti verilmektedir.

    ENGELLİ SEÇMENLER
    Seçim Kurulları seçimlerde oy kullanacak engelliler için oy kullanma alanlarını engellilere uygun hale getirmekle yükümlüdürler.

    MESLEK EDİNDİRME HAKKI
    Halk eğitim merkezleri, Türkiye İş Kurumu, KOSGEB gibi kamu kurumlarında engellilere özel meslek edindirme kursları açılmakta, bu kursları bitiren engellilere iş yerleştirmelerde öncelik tanınmaktadır.

    ENGELLİ KİMLİK KARTI
    Tüm haklardan yararlanmak için ''engelli kimlik kartı'' beyanı yeterlidir.
    Raporunda ‘’ağır engelli’’ibaresi olanların refakatçileri ile beraber ücretsiz ulaşım hakkından yaralanabilmeleri için engelli kimlik kartlarını değiştirmeleri gerekmektedir.Bunun için Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine müracaat edilmelidir.

    FİZİK TEDAVİ SEANSLARI
    Uygun raporlama yapıldığında Sağlık Uygulama Tebliğine göre Fizik Tedavi Ve Rehabilitasyon hizmeti alınmaktadır.
    Fizik Tedavi Klinik ve Merkezlerinden bilgi alabilirsiniz.

    ORTA ÖĞRETİMDE ORTAK SINAVLARDAN MUAFİYET
    • Orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliğe sahip engelli öğrenciler ortak sınavlardan muaftır.
    • Görme engelliler ve az görenler için sınav süresine ek süre verilir.
    • Engelli öğrenciler velilerinin talebi ile ortak sınavlardan muaf tutulabilirler.(Mart 2014)

    KORUMALI İŞ YERLERİ
    İstihdamı güç olan zihinsel engelli bireyler için Korumalı İşyerleri açılması konusunda yasal düzenlemeler yapılmıştır.(Şubat 2014)

    BELEDİYE HİZMETLERİ
    Büyükşehir,il,ilçe ve belde belediyeleri engellilere yönelik çalışmalar yapmakla yükümlüdürler. Bağlı olduğunuz belediyelere müracaat ederek engellilere yönelik hizmetleri öğrenebilirsiniz.
    Meslek Edindirme Kursları, Yaşam Merkezleri, Rehabilitasyon Merkezleri, Temizlik, Servis Hizmetleri, Psikolojik Destek Hizmetleri, Sosyal Yardım, Bakım, Bilgilendirme, Bakım ve Onarım Hizmetleri, belediye hizmetlerine örnektir.
    Bu hizmetlerden yararlanabilmek için Belediye Engelli Hizmet Birimine kayıt olunması gerekmektedir.

    BAKIMA MUHTAÇ YAKINI OLAN ERBAŞ VE ERLER HAKKINDA
    Anne,baba,eş ya da çocuklarından bakıma muhtaç engelli oldukları yetkili hastaneden alınmış sağlık raporu ile belgeleyen erbaş ve erler ailesinin ikametine yakın bir garnizonda askerlik yapabilmek için bulundukları ildeki askerlik şubesine,kuvvet komutanlıklarına dilekçe ile başvurabilirler.Talep ilgili birimlerce değerlendirilebilir.

    18 YAŞINI DOLDURAN ERKEK ENGELLİ ÇOCUKLAR İÇİN YAPILMASI GEREKENLER:

    Vasi kararı çıkartılması: Eğer çocuğun zihinsel engeli var ise 18 yaşını doldurduğunda bulunduğunuz il/ilçenin adliyesine baş vuru yaparak vasilik almak için dava açmalısınız. Cüzi miktarda pul parası masrafı ödenerek dava açılabilir.

    SGK ile ilgili işlem: SGK engelli erkek çocukların engelli olduğunu sisteminde görmediğinden okumayan çocuklar için 18, lisede okuyanlar için 20, üniversitede okuyanlar için 25 yaşını doldurunca çocuğu anne babasının sağlık yardımında düşürmekte ve aylık GSS primi ödemek zorunda bırakmaktadır. Her hangi bir müracaatınız yok ise yani SGK' da gelir testi yaptırmadıysanız en yüksek prim miktarı ile aylık borçlandırılmaya başlayan çocuğunuz için hastaneye başvurduğunuzda ‘’borçlu‘’ görüneceğinden tüm hastane işlemlerini ücretini ödeyerek yapmak zorunda olursunuz. Bu nedenle Çocuğunuz 18 yaşını doldurmadan 3-4 ay önce son 1 sene içinde alınmış engelli sağlık raporunuzla bulunduğunuz ildeki SGK' ya müracaat ederek çocuğunuzun engelli olduğunu belirtin ve maluliyet tespit işleminin yapılmasını isteyiniz. Böylece çocuğunuz 18 yaşını doldurmadan önce maluliyet tespiti yapılır. Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kuruluna göre malul olduğuna karar verilenler kesintisiz sağlık yardımına devam ederler. Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu çocuğunuz için tekrar rapor isteyebilir. Bu durumda SGK' nın verdiği sevk yazısı ile sevk olunan hastanede sağlık rapor alım işlemlerini başlatırsınız. Hastane Baştabipliği sağlık rapor sonucunu doğrudan sizi sevk eden SGK' ya gönderir.

    Raporunda engel oranı %60’ın altında olanları ya da ağır engelli olmayanları Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulu malul saymayabilir. Bu çocuklar GSS primi ödemek zorunda olup anne babalarının ölümü halinde yetim aylığı hakkı alamazlar. Raporunda engel oranı %60’ın üzerinde olan bazı engel gruplarını da malul saymayabilir. Örneğin %70 işitme engelli erkek çocuğunu ‘’çalışabilir’’ göreceğinden Genel Sağlık Sigortası Primi ödemek zorunda kalabilir. Burada Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunun kararı önemlidir.

    SGK kararına göre yapılan gelir testi sonrası hanede kişi başına düşecek miktar 2014 yılı birinci altı ay için 357 liranın altında ise bu kişilerin primi devlet tarafından ödenir.

    Çocuğunuz 18 yaşında halen lise seviyesinde öğrenci ise okulundan aldığınız öğrenci belgesini SGK' ya vermelisiniz. Aynı zamanda engelli sağlık raporu ile beraber maluliyet tespitini talep edebilirsiniz.
    Çeşitli nedenlerle özellikle çocuğunuzun eğitim imkanlarının korunması için engel oranını düşük isteyen aileler var. Burada şunu ifade etmek isterim ki erkek çocuklarınız için 17 yaş sürecinde alacağınız engelli sağlık raporunda engel oranının düşürülmesini talep etmeyiniz.

    Ayrıca 2002 yasasına göre kendisine aylık bağlanmış 18 yaş üstü engelliler maaşlarının her hangi bir nedenle kesilmesi halinde SGK' ya başvurup durumlarını inceletmek zorundadır. Ağır engelli olup Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Kurulunca malul sayılanlar anne/ babalarının üzerinden sağlık yardımı almaya devam edecekler, malul sayılmayanlar ise gelir testi yaptırarak belirlenen miktarda aylık sağlık primi ödemek durumunda kalacaklardır.

    SGK tarafından prim borcu olanlar; 2014 Ekim,Kasım, Aralık ayları içinde kuruma müracaat ederek borcunuzun yapılandırılmasını isteyiniz .Eylül 2014 Torba Yasa ile Sosyal Güvenlik Kurumu prim borçlarının faizini ödemek zorunluluğunuz kalmıştır.

    ENGELLİ SORUNLARI DANIŞMA
    Tüm haklar için; Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk, Engelli ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı’ndan
    yönlendirme alınabilir.
  • 23-31 Aralık : Elma Ağacı
    01-11 Ocak : Köknar
    12-24 Ocak : Karaağaç
    25 Ocak-3 Şubat : Selvi
    04-08 Şubat : Kavak
    09-18 Şubat : Sedir
    19-28 Şubat : Çam
    01-10 Mart : Salkımsöğüt
    11-20 Mart : Ihlamur
    21 Mart : Meşe
    22-31 Mart : Fındık
    01-10 Nisan : Üvez
    11-20 Nisan : Akçaağaç
    21-30 Nisan : Ceviz
    01-14 Mayıs : Kavak
    15-24 Mayıs : Kestane
    25 Mayıs-3 Haziran : Dişbudak
    04-13 Haziran : Gürgen
    14-23 Haziran : İncir
    24 Haziran : Huş
    25 Haziran-4Temmuz : Elma
    05-14 Temmuz : Çam
    15-25 Temmuz : Karaağaç
    26 Temmuz-4Ağustos : Selvi
    04-13 Ağustos : Kavak
    14-23 Ağustos : Sedir
    24 Ağustos-2 Eylül : Çam
    03-12 Eylül : Salkım söğüt
    13-22 Eylül : Ihlamur
    23 Eylül : Zeytin
    24 Eylül-3 Ekim : Fındık
    04-13 Ekim : Üvez
    14-23 Ekim : Akçaağaç
    24 Ekim-11 Kasım : Ceviz
    12-21 Kasım : Kestane
    22 Kasım-1 Aralık : Dişbudak
    02-11 Aralık : Gürgen
    12-21 Aralık : İncir
    22 Aralık : Kayın

    Elma : (Aşk) Cazibeli, fiziksel olarak dikkat çekici, etkileyici...Hoş bir auraya sahip. Flörtöz ve maceraperest ama hassas ve her zaman asik birtip. Sevmeye ve sevilmeye merakli. Sadik ve hassas bir es. Cömert. Bilimsel konulara yetenegi var. Bugün için yasar.Hayalgücü yüksek.

    Kestane : (Dürüstlük) Alışılmadık bir güzelliği vardır ama insanları etkilemek gibi bir derdi yoktur. Adil ve neşelidir. Doğuştan diplomattır. Çok kolay huzursuzluğakapılır ama her türlü ilişkisinde hassastır. Bazen olağandışı davranır. Sevgili bulmakta güçlük çeker.

    İncir : ( Hassasiyet) Çok güçlü, bağımsız, tartışmalara ve zıtlıklara fazla izin vermeyen, aile hayatına düşkün, iyi bir baba ve hayvan severdir. Sosyal bir kelebekgibidir. Espriden anlar, aylaklığı ve tembelliği de sever. Bencilliği vardır. Akıllı ve pratiktir.

    Dişbudak : (Hırs) Farklı bir çekiciliğe sahip, hayat dolu,talepkar, düşüncesizce hareket eden ve eleştirilere kulak asmayan biri. Hırslı, akıllı, yetenekli, kaderine
    hükmetmeyi seven, egoist olmaya elverişlidir. Ama ona güvenebilirsiniz. Bazen beyni kalbine hükmedebilir. İlişkiler çok ciddiye alır ve sadıktır.

    Kayın : (Yaratıcılık) İyi bir zevki vardır. Görünüşe ve kendi görüntüsüne önem verir. Materyalistik sayılır. Hayati ve kariyeri için çok ve düzenli çalışır. Ekonomiktir.Gereksiz risklere girmez. Makul bir tiptir. Diyet ve sporla fizikine dikkat eder

    Huş : (Esinlenme) Hayat dolu, etkileyici, elegan, arkadaş canlısı, gösterişten uzak, mütevazı, aşırılıklardan hoşlanmayan, kaba şeylerden nefret eden biridir.Doğal ve sakin bir yaşamı tercih eder. Fazla tutkulu değildir. Hayal gücü yüksek ve az hırslıdır. Sakin ve uygun ortamlar yaratır.

    Sedir : (Güven) Zarif, her ortama ayak uydurabilen, lüksü seven, sağlığına dikkat eden, kendine güvenen, başkalarına da biraz yukarıdan bakan biridir. Kararlı,sabırsız ve başkalarını etkilemeyi sever. İyimserdir ve beceriklidir. Tek ve gerçek aşkını bekler. Çabuk karar verir.

    Selvi : (Sadakat) Güçlü, fiziksel olarak kaşlı, her ortama uyabilen, hayatla fazla uğraşmayan, hoşnut, iyimser, paraya meraklıdır Yalnızlıktan nefret eder. Kolaykolay tatmin edilemeyecek kadar tutkuludur. Ama sadıktır. Modu çabuk değişir. Kurallara boyun eğmez. Biraz da ukala ve ilgisizdir.

    Karaağaç : (Asil): Müşfik, fiziksel olarak düzgün, giyimine dikkat eden, taleplerinde aşırılığa kaçmayan, insanlara neşe verebilen, liderlik etmeyi seven ama kendisialtta olmayı sevmeyen biridir. Dürüst ve sadık bir estir. Başkaları için karar vermeyi sever. Cömerttir. Pratik zekası güçlü ve iyi bir espri anlayışı vardır

    Köknar : (Gizem) Sıra dişi bir zevki vardır. Sofistike ve kadirşinastır. Güzel olan her şeyi sever. Dik başlı, çabuk mod değiştiren,bencil olmasına rağmen kendisineyakın olanlarla ilgilenen biridir. Çok mütevazı olduğu söylenemez. Hırslıdır. Memnun edilmesi zor bir sevgilidir. Çok arkadaşıvardır. Çünkü ona güvenebilirsiniz.

    Fındık : (Olağanüstü) Çekici, anlayışlı, insanları nasıl etkileyeceğini bilen, fazla talepkar olmayan, sosyal hayatta aktif ve girişken hatta dövüşken biridir.Popülerdir. Psikolojik durumu çabuk değişir. Kaprisli bir aşıktır. Ama dürüst ve eşine toleranslı davranır. Kusursuz bir yargı yeteneğivardır.

    Gürgen : (Zevk sahibi) Cool bir güzel. Diş görünüşüne ve bakımlı Olmaya dikkat eder. Zevk sahibidir. Başkalarını kendinden fazla düşünür. Hayati mümkünolduğunca kolay bir hale getirmeye çalışır. Disiplinli bir hayat için kılavuzluk eder. İlişkilerinde kibardır. Farklı Sevgililer bulmak ister. Duygularıyla ilgili olarak mutluluğuyakalaması kolay olmaz. Çoğunlukla da başkalarına güvenmez. Kararlarından da asla emin olmaz.

    Ihlamur Şüphe) Hayatin ona getirdiklerini kabul eder. Kavga ve tartışmadan nefret eder. Çalışkandır, tembelliği ve bencilliği hiç sevmez, streslidir.Yumuşak huyluve merhametlidir. Arkadaşları için çekinmeden fedakarlık yapar. Becerikli olmasına rağmen bunları değerlendirmesini bilmez. Mızmızdır. Kıskanç fakat vefalıdır.

    Akçaağaç : ( Özgür zeka) Hayal gücü ve orijinalliklerle dolu hiç de sıradan olmayan biridir. Utangaç, hırslı, gururlu, kendine güvenli, yeni deneyimlere aç biridir.Genellikle sinirli ve gergin bir yapısı vardır. Hafızası kuvvetlidir. Çok kolay öğrenir. Aşk hayati biraz karmaşıktır. Başkalarını etkilemeyi sever.

    Meşe : (Cesaret): Sağlam yaradılışlı, cesur, güçlü, bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu çok yoktur. İşini sansa bırakmayı sevmez. Ayaklarını yere sağlam
    basmak ister. Hareketlidir

    Zeytin : (Erdem): Güneşi, sıcak havaları sever. Makul biridir.Kibar duyguları vardır! Agresyon ve şiddetten kaçınır. Sakin ve toleranslıdır. Adalet duygusu gelişmiştir.Hassas, kıskançlıktan uzak bir yapısı vardır. Okumayı ve sofistike insanlarla muhatap olmayı sever

    Çam : (Titiz) Uyumlu ilişkileri sever. Dinç ve güçlüdür. Nasıl rahat edilebileceğini bilir. Doğal ve hareketli biridir. İyi bir partnerdir Çok arkadaş delisi değildir. Çabukaşık olur ama ateşi çabuk söner.Her şeyden kolay vazgeçebilir. İdeali bulana kadar her şey geçicidir. Güvenilir ve pratiktir.

    Kavak : (Tatminsiz) Fazla kendine güvenmeyen, sadece gerektiği zaman cesaretli olan biridir. Arkasının güçlü olmasını ve sıkı insanlarla muhatap olmasını sever.Çok seçicidir. Genellikle yalnızdır. Artistik bir doğası vardır. Kin tutar. İyi bir organizatördür. Felsefi takılmayı sever. Ama herdurumda güvenilebilir biridir. İlişkilerini de çok önemser.

    Üvez : (Hassasiyet) Dikkat çekici, neşe verici, bencillikten uzak dikkat çekmeyi seven biridir. Hayata bağlıdır. Yerine ve duruma göre hem bağımlı hem bağımsız
    olabilir. Zevklidir. Duygusal, hassas, tutkulu ve artistik özellikleri vardır. İyi bireş olur ama çok zor affeder.

    Ceviz : (Tutku): Garip ve zıtlıklarla dolu biridir. Egoist ve agresiftir. Beklenmedik tepkiler gösterir. Asil bir ruhu vardır. Spontanedir. Çok hırslıdır ve hiç esnekliğiyoktur. Zor ve alışılmışın dışında bir estir. Çok zor beğenir. Sadece takdir eder. Çok kıskanç ve tutkuludur. Uyum göstermek için fazla fedakarlık etmekten de hoşlanmaz.İlginç stratejiler üretir.

    Salkımsöğüt : (Melankoli) Güzel ve çok melankoliktir.Etkileyicidir. Güzel ve zevkli şeylere meraklıdır. Seyahat etmeyi sever. Hayalperesttir.Kaprisli ama dürüsttür.Başkalarının duygularına önem verir.Çabuk etki altında kalır ama beraber yaşanması zordur. Talepkardır. Sezgileri de kuvvetlidir. Aşıkken acı çeker ama demir atabileceği birini bulabilir.O
  • Sevgili Sedat Laçiner, bir an önce özgürlüğünüze kavuşmanız dileğiyle..
    Sayın Hasan Cemal,
    Kıymetli üstadım,

    Bu satırları 20 aydır tutuklu olduğum Çanakkale Cezaevinden yazıyorum… 20 aydır, yani 577 gündür, 13 bin 848 saattir bir zindanda bu çılgınlığın geçmesini bekliyorum…

    Dışarıdayken (yani çook uzun  zaman önce) sizin yazılarınızı okumak vazgeçemediğim günlük rutinlerimdendi. Konu ne olursa olsun hakkaniyetli olma çabanızı ve serbestiyetçi duruşunuzu, hürriyet ve haklardan yana tavrınızı unutamıyorum. Maalesef hapishanede internet yok, bilgisayar yok… Yasak… Dolayısıyla mahrum olduğum pek çok hak ve olanaklardan biri de Siz ve Sizin gibi az sayıda namuslu münevverlerin yazıları…

     

    ***

    Sayın Cemal,

    20 Temmuz 2016 günü evimde, çalışma odamda gözaltına alındım… Polisler geldiğinde yine bilgisayarımın başındaydım ve internetteki köşe yazımı yazmakla meşguldüm. Evimi didik didik aradılar, bilgisayarlarıma cep telefonuma el koydular. Üç gün sonra da tutuklandım. Suçumun “Anayasayı ihlal' yani “darbe yapmak' olduğu söylendiğinde inanamadım. Polisler “biz bilmeyiz savcı açıklar' deyince savcı sorgusunu bekledim. Ancak savcı darbe ile ilgili bir tek soru bile sormadı. O sormayınca ben anlattım 15 Temmuz’da nerede olduğumu, ne yaptığımı. Ama savcı beni dinliyor gibi görünmüyordu… Sonra hâkim karşısına çıktım. Akşam 20:00’de başlayan celse sabah saat 08:30’da bitti. Bir ara salonda bulunan avukatlar ve sanıklar bile uyuyordu. İlginç olansa hâkim de, tıpkı savcı gibi 15 Temmuz ile ilgili bana ve diğer sanıklara bir tek soru dahi sormadı. Sanki kararlar çoktan alınmış, ipimiz çekilmişti bile… Ne savcı ne de hâkim, anlattıklarımla ilgili değildi. 15 Temmuz günü nerede olduğumu bile sormadılar…

    Tutuklandığım gün Adliye’deki savcı ve hâkim odalarının yarıdan fazlası boşaltılmış, isimlikler sökülmüştü… Beni tutuklayan hâkim, beni tutuklamasaydı belki kendisi de tutuklanacaktı. Beni gözaltına aldıran savcının sağındaki, solundaki ve karşısındaki savcı odaları bir gün önce boşaltılmış, o odalardaki savcılar çoktan zindanlara atılmıştı. İşte böyle bir ortamda tutuklandım.

    Sonradan öğrendiğime göre, 16 Temmuz 2016 sabahı Ankara’dan, Bakanlıktan Adliye’ye tutuklamalar için liste gelmiş ve o isimler arasında benim de ismim varmış.

    Gözaltına alındığım günden 2 ay sonrasına kadar avukatım başına bir şey gelmesinden korktu, ziyarete dahi gelemedi. Baronun, yasal zorunluluk nedeniyle atadığı avukat ise birkaç gün sonra avukatlığımdan çekildi. Uzun süre avukat bile bulamadım. Piyasada dolaşan havalı bazı avukatlar, “Sedat hocanın suçsuz olduğuna inanıyoruz ama bu davayı alamayız, yoksa biz de tehlikeye gireriz' dediler. Suçlamalar akıl almazdı, hukuki yardım kanalları ise kapalıydı.

    İddianame çıkıncaya kadar, yani neredeyse 8 ay boyunca hakkımdaki suçlamanın nedenini, dayanağını, delileri vs. öğrenemedim. Gerçi iddianame yazılınca da bunu öğrenmek mümkün olmadı, çünkü iddianamede darbeye katıldığıma veya darbeyi desteklediğime dair bir tek cümle dahi yoktu. Hatta iddianamede Çanakkale ilinde darbe olduğuna dair bile cümle geçmiyordu. En traji-komik olanı ise iddianamenin en son sayfasında “eylemlerinde cebir-şiddet unsuruna rastlanmamıştır ama cezalandırılmasında kamu yararı vardır' denmesiydi. Oysaki Türk Ceza Kanununun 309.maddesinde “cebir ve şiddet kullanarak Anayasa’nın öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya çalışmak…' suçtur. Yani TCK 309.maddede cebir ve şiddet suçun asli, olmazsa olmaz unsurudur. Yani iddianame, eylemlerimde cebir ve şiddet olmadığını kabul ederek ortada suç olmadığını, benim de suçlu olmadığımı kabul ediyor. Buna karşın cezalandırılmamın kamu yararına olacağını söylüyor. Yani açıkça deniyor ki; “Sedat Laçiner’in suçu yoktur ama cezalandırılmalıdır'. Böyle bir mantık olabilir mi? Böyle bir hukuk olabilir mi?!

    Bir diğer ilginç nokta ise, ikamet ettiğim Çanakkale’de darbe girişimi olmaması. 15-16 Temmuz gecesi, yaşadığım şehirde hiçbir askeri veya sivil kalkışma faaliyeti olmadı, darbe ile ilgili hiçbir gelişme de yaşanmadı.  Darbeyi tesadüfen geceye doğru televizyondan öğrendim. Balkonda oturuyordum ve haberde duyduklarımın gerçek olduğuna bile inanamadım. Oturduğum yer işlek yollar üzerinde olmasına rağmen olağandışı hiçbir gelişme olmadı… Nitekim dönemin Çanakkale Valisi 16 Temmuz günü Anadolu Ajansı’na açıklama yaptı ve “ilimizle gurur duyuyoruz çünkü Çanakkale’den bir tek darbeci çıkmadı. İlimizden darbeci çıkmadı' dedi. Hatta Çanakkale’de hiçbir darbe kalkışması olmadığını da ekledi.

    Darbeyi öğrenir öğrenmez (23:30-00:00 civarı olmalı) sosyal medyadan darbe karşıtı mesajlar atmaya başladım. Darbelerin ve şiddetin hiçbir soruna çare olamayacağını, halkın demokrasiye ve hukuka sahip çıkması gerektiğini ifade ettim. Ben, darbe karşıtı bu mesajları yayımlarken Ankara ve İstanbul’da çatışmalar hala devam ediyordu… Benim darbe girişimine karşı çıkan ilk mesajımla Cumhurbaşkanı’nın CNNTürk’teki ilk mesajının hemen hemen aynı dakikalara denk gelmesi de ilginç bir tesadüftür. Yani darbeyi öğrendiğim ilk andan itibaren darbeye açıktan karşı çıktım, büyük bir risk aldım. Herhalde darbe girişimi başarılı olsaydı içeri alınacak kişilerden biri yine bendim.

    Şaşıracaksınız ama sosyal medyadaki darbe karşıtı mesajlarımın hiçbiri iddianameye girmemiş. Aylarca savcılığa yazdım, bu mesajların delil olarak dosyaya konulmasını istedim. Defalarca mahkemede dile getirdim. Tutukluluğumdan 1,5 yıl sonra nihayet mahkeme sosyal medyada darbe konusundaki mesajlarımın incelenmesi kararını lütfen aldı…

    Bu davada sanki görünmez bir güç, lehime olan delillerin toplanmasına özel olarak engel oluyor ya da hâkimler ve savcı bu davanın delillerle, kanıtlarla bir ilgisi olmadığını fark ederek bir şeylerden korktular. Bilemiyorum…

    Gözaltına alındığım gün de ilginç bir gelişme yaşanmıştı; evimi didik didik arayan polis memurlarından biri kitaplığımda “Kim Bu Fethullah Gülen' adlı kitabı buldu. Faik Bulut’un bu kitabı baştan sona Gülen’e ve hareketine ağır eleştiriler getiren, hatta hakarete varan sözler içeren eleştirel-karşıt bir kitaptır. Polis memuru, bu kitabı suçluluğuma büyük bir delil bulmuş gibi sevinerek başlarındaki amirine götürdü. Amiri kitabı 5-10 dakika inceledi ve sonra polis memuruna “Bu olmaz. Bu kitap lehe delil sayılır, sakın almayın' dedi. Oysaki yasa lehe ve aleyhe delillerin alınmasını emrediyor. Daha o zaman anladım ki bu davada lehime ne varsa yok sayılıyor, aleyhime bir şey yoksa da aranıyor…

    Aylarca araştırdılar, hala da arıyorlar, ama bir şey bulamıyorlar. Hala tutukluluğum “delillerin henüz yeterince toplanmamış olması nedeniyle' denilerek uzatılıyor. Bu sözler aslında suçsuzluğumun da ikrarı. Hala suçluluğum için delil aranıyor, ya da bana zaten ceza çektiriliyor, yargılanmadan yıllarca hapis yatırılıyorum. Bunun adı yargısız infazdır.

    ***

    Ömrüm boyunca şiddete karşı oldum, darbenin her çeşidine karşı çıktım… Yazdıklarım, konuşmalarım ortada… Ben, tüm hayatını cam bir fanusta yaşamış bir insanım. Gizlim yok, saklım yok. Hal böyleyken, şiddetten, darbeden, zorbalıktan nefret eden biriyken darbecilikle suçlanmak gücüme gidiyor. Üzerime atılan mesnetsiz bir çamur, bir iftira da olsa gücüme gidiyor, ağırıma gidiyor…

    Her yazımda erk sahiplerini Anayasa’ya ve hukuka uymaya çağırmış bir yazar olduğum halde Anayasa’yı ihlalle suçlanmam akılla mantıkla alay etmek değildir de nedir?

    En hassas dönemlerde risk alarak sivil idareyi savunan, darbeciliği lanetleyen benim gibi bir bilim insanının darbecilikle suçlanması eşyanın doğasına aykırı değil midir?

    Diğer taraftan, Cumhuriyet tarihi boyunca pek çok masum insan, Anayasa’yı ihlal’le, yani darbecilikle suçlanırken gerçek darbeciler yargılanan değil, yargılayan olmuşlar. Biliyorsunuz, Celal Bayar, Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan ve 11 diğer sanık Yassıada’da “Anayasayı ihlal'le suçlanmış ve idama mahkûm edilmişlerdi. Bebek davası, köpek davası, Cımbız davası gibi gülünç ithamlarla yargılanan Başbakan ve iki bakanı darbecilerin talimatıyla, tiyatro gibi bir yargılamayla idam edildiler. Şimdi onların durduğu yerde olmak içimi ürpertiyor. Bu arada belirtmeliyim ki yargılandığım salonun girişinde “Tiyatro Salonu' yazıyor (yer olmadığından duruşmalar Açık Cezaevi Tiyatro Salonu’nda yapılıyor).

    Yassıada davaları Türk tarihine kara bir leke olarak geçti. 57 yıl sonra Türk hukuku ve siyaseti hala aynı yerde midir?

    Sayın Hasan Cemal,

    İnanın benim yargılandığım davalar rahmetli Menderes’in aleyhine açılan Köpek davasından da, Bebek davasından da daha boş. Çünkü o davalarda asılsız da olsa Adnan Menderes’e itham edilen eylemler vardı. Üstelik ben, Bayar veya Menderes gibi 10 yıl boyunca bir ülkeyi yönetmiş bir muktedir de değilim. Kalemi dışında elinde hiçbir gücü olmayan, ömrü boyunca hiç silahı olmamış, hiçbir şiddet olayına karışmamış benim gibi bir yazara, bilim insanına ve gazeteciye darbecilik ve teröristlik ve hainlik isnat etmek hayal gücünü fazla zorlamak olmuyor mu?

    Bu soruları mahkeme heyetine de sordum. Kaç kez, çaresizce salondakilere haykırdım, “bunları sadece ben mi görüyorum, bu iddialar, kanıtsız tutuklanmam, bir terörle mücadele uzmanından terörist çıkarma çabası size garip gelmiyor mu diye sordum, çaresizce haykırdım. Neredeyse iki yıl olacak. Artık yoruldum. Hukukun en temel ilkeleri çiğnenirken onu koruması gereken sözde hukuk insanlarının her türlü hak ihlalini normal, hatta rutin hale getirmesi akıl sağlığımı olumsuz etkiliyor… Sanki herkes ama herkes çıldırmış da bir benim bilincim açıkmış gibi geliyor… Böylesine bir kâbusta en kötüsü akıl sağlığınızı hala koruyor olmak olmalı…

    Sayın Hasan Cemal,

    Üstadım,

    Hakkımda açtıkları tek dava Anayasayı ihlal’den de değil. Dava ve soruşturmalar hergün yağıyor. 1 Eylül’de meslekten ihraç ettikleri halde sürekli soruşturma açıyorlar. Daha geçen hafta Çanakkale Üniversitesi Rektörlüğü’nden yeni bir sarı zarf geldi, 2 yıl önce yazdığım köşe yazılarından birini bulmuşlar, “sen bu yazınla devletimizi aciz göstermeye mi çalışıyorsun?' diye soruyorlar, benden savunma istiyorlar. Günlerim böyle geçiyor, bazen köşe yazılarımı savunmak zorunda kalıyorum, bazense konuşmalarımı.

    Hakkımda açılan bir dava da TCK 301’den. Türkiye’nin terör politikasını eleştirmemi beğenmeyen Üniversite Rektörü Yücel Acer’in emriyle suç duyurusu yapılmış, Savcılık dava açmış… Bu davada da 2 yıl önce yazılmış köşe yazımı savunmak zorunda kalıyorum. Okurlarım bilir, ben yurtsever bir insanım. Liberal olduğum kadar, milli çıkarları savunan bir çizgide oldum hep. Terörle mücadele konusunda eğer Türkiye devleti benim eleştirilerimi dahi kaldıramıyorsa, yeni Türkiye bana dahi tahammül edemiyorsa orada demokrasi ve adalet için ve ifade özgürlüğü için ve insan hakları için paniklenmesi normaldir. Yaşadıklarım sadece Sedat Laçiner adlı bir akademisyenin yargı eliyle linç edilmesi, yok edilmesi meselesi değildir. Benim üzerimden sadece adalet ve fikir özgürlüğü değil, makuliyet de yok ediliyor. Biraz insaf lütfen… Benim gibi milliyetçi ve vatansever duruşu olan, her vesileyle bu ülkenin çıkarlarını savunan ve doğruyu yaptığında mevcut iktidarı sonuna kadar savunmuş, eleştirileri her zaman seviyeli, yapıcı ve teknik çizgide olan benim gibi bir yazar ve bilim insanından bir terörist, bir hain, bir darbeci çıkartılamaz. Artık hukuku geçtim, en azından makul olsun. Madem linç ediliyorum, bari insaflı olsunlar… Yalanda bile bir mantık vardır. Uçuk yalan söylendiğinde “bari doğru yalan söyle' derler. Hakkımda söylenenlere yanıt veririm, yargılanmaktan da, tartışmaktan da kaçmam. Amma bari suçlamalar biraz mantıklı olsun, biraz insaflı olsun… Linç edilmeye alıştım ama burada da bir ölçü olmalı. Birazcık insaf, ben de insanım…

    ***

    Hakkımdaki davalarda bugüne kadar 300’den fazla (belki 500) tanık, sanık ve müşteki dinlendi. Dinlenen bu yüzlerce kişiden bir tanesi bile hakkımda görgüye dayalı bir suçlamada bulunmadı. Bir Allah’ın kulu bile çıkıp da “Onu Fetö’den, cemaatten biriyle gördüm' diyemedi. Ne cemaat abisi tanırım ne de imamı. Bir tek toplantılarına dahi gitmedim. Çanakkale’de Türkçe olimpiyatlarını Valilik organize ettiğinde ve 40 binden fazla insan stadı doldurduğunda dahi orada ben yoktum. Ne bylock var ne de Bank Asya’ya bir kuruş yatırmışlığım. Hiçbir tanık veya Savcılık hakkımda “şurada şunu yaptı' diyemiyor. Diyemez de, çünkü ne cemaat abisi tanırım, ne de herhangi bir dini gurubun herhangi bir toplantısına katıldım. Ben Kuran kursuna dahi gitmemiş bir insanım. Kuran kursuna gitmedim diye övünüyor değilim ama benim hayatım böyle. Annem-babam sosyal demokrat çizgide insanlardı ve eğitim hayatım hep laik ve pozitivist kurumlarda geçti. İlkokuldan doktora eğitimime kadar hep seküler, hatta laikçi hocalarım oldu.

    Ayrıca eleştirel, sorgulayıcı, şüpheci, doğrucu ve dikbaşlı karakterim nedeniyle bırakınız dini gurupları, benim siyasi bir partide veya bir sivil toplum kuruluşunda dahi üye olmam çok zordur… Tanıyanlar bilir; asi bir yapım var. Bu karakterimle liderin her sözünü emir sayan cemaat gibi yapılarda yer alabilmem mümkün değildir. Bugüne kadar yazdıklarım ve konuşmalarım sadece benim zihnimin ürünüdür. Hiçbir zaman beynimden ve/veya midemden birilerine veya bir guruba bağlı olmadım.

    Neredeyse 2 yıldır devam etmekte olan davalarda Cemaat’in ağabeyleri, ablaları, imamları, bölgecileri, sorumluları, sempatizanları, esnafları, öğrencileri, işadamları ve üyeleri dinlendi. Tüm bunlar benim için çok öğreticiydi. Zaman zaman duyduklarıma çok şaşırdım. Adeta zoraki bir kurs gibi geldi bana bu duruşmalar. Bu yapıyı ilk defa bu mahkemeler sayesinde bu kadar detaylı öğrenme olanağım oldu. Herhalde bu davalar bittiğinde bu yapı üzerine sayılı uzmanlardan biri olacağım(!) Fakat şu anda akıl yakan bir iddia ile, cemaatçi olmakla, terörist olmakla ve darbeci olmakla suçlanıyorum. Bunları düşündükçe aklımı kaçıracak gibi oluyorum.

    Dediğim gibi; hakkımda herhangi bir delil bulunamadı ama hala arıyorlar. Mahkemede dinlenen yüzlerce kişi beni sadece medyadan tanıdığını, bunun dışında bir tanıklığı olmadığını söyledi. Bylock kaydım bile çıkmadı. Bunun üzerine mahkeme şöyle bir karar aldı: “sanığın 2010-2016 yılları arasındaki tüm telefon görüşmelerinin incelenerek bylock kaydı olan kullanıcılarla telefon görüşmesi yapıp yapmadığının tespitine'. Düşünebiliyor musunuz? 6,5 yıl boyunca beni arayan veya benim aradığım binlerce, belki onbinlerce telefon numarasından bylock yüklemiş olan biri var mı, yok mu bunu tespit edeceklermiş, böyle birileri varsa bu benim suçlu olmama kanıt olacakmış.

    Benzeri bir durumu da Üniversitedeki işimden atılırken yaşadım: Yargılanıyorum diye işten attılar, sonra işten atılmamı dönüp kanıt diye mahkemedeki dosyama eklediler.

    ***

    Sayın Cemal,

    Ben bu ülkeye inandığım için, bu ülke insanlık için bir ümit olabilir mi düşüncesiyle bu ülkede kaldım… Yoksa Yüksek Lisans ve Doktoramı İngiltere’de tamamladım ve Türkiye’ye dönmeyip, mesleğimi orada da sürdürebilirdim. Doktoramı bitirince King’s College’daki danışman hocam Profesör Karsh, Londra’da kalmam için ısrar ettiğinde teklifini nazikçe reddedip “benim Türkiye’ye ülkeme dönmem lazım. Türkiye sayesinde bu noktaya geldim, şimdi ülkeme borcumu ödemeliyim' demiştim. O gün ülkemin bana ihtiyacı olduğunu düşünüyordum… Ben böyle söyleyince güngörmüş geçirmiş hocam şöyle dedi: “Bak Sedat, kararına saygı duyuyorum. Ancak şunu da unutma, döneceğin yer İran gibi, Suriye gibi, Mısır gibi bir Ortadoğu ülkesi. Seni anlamayabilirler, hayal kırıklığına uğrayabilirsin.'

    Ne yazık ki danışman hocam haklı çıktı, bense böylesine önemli bir hayat dersini zindanlara düşerek ağır bir bedelle ödedim. O gün hocam Profesör Karsh’ı dinleyip Londra’da kalsaydım bilgime, çalışmalarıma saygı duyulurdu, araştırmalarım desteklenirdi; en azından hapishanelere atılmaz, mahkeme mahkeme dolaştırılmazdım… Bugün buradan bakınca gelişmiş ülkelerin neden geliştiğini, gelişmeyenlerin ise neden arkalarda kaldıklarını daha iyi anlıyorum… Bilim insanlarına, yazarlara, gazetecilere, sanatçılara hürmet ilerlemenin anahtarıymış, bunu çok daha iyi anlıyorum.

    ***

    Sayın Hasan Cemal,

    Yazacak daha çok şey var. Her kelimesi acı verse de yazacak çok ama çok şey var. Ancak zamanınızı almak, sizi de yormak istemiyorum. Sadece şunu bilmenizi isterim ki yaşadıklarım şahsi bir hikâye değil, bir ülkenin trajedisi… Yaşadıklarım, yaşanmış, bitmiş ya da benimle bitecek bir dram da değil, bu korkunç sessizlik devam eder ise milyonların yaşayacağı, gelecek nesillerin de yaşayacağı bir dram… Çanakkale zindanlarında unutulan sadece ben değilim, unutulan en temel insan hakları; basın özgürlüğü, ifade özgürlüğü, hukukun üstünlüğü, akademik özgürlük… Demir parmaklıklar arkasında yarınından ümitsiz yatan sadece ben değilim, Türkiye’nin yarınları da burada yatıyor…

    Derler ki “bir masum hapiste yatacağına bin suçlu sokakta gezsin', çünkü bir masum hapiste yatarsa orada adalet hapishaneye atılmış demektir. Benim görebildiğim kadarıyla bir değil pek çok masum var hapishanelerde…

    İstibdat dönemleri; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat vb. deneyimler kanıtladı ki adaletsizlik sadece mağdurlarına değil, ülkemizin tamamına kaybettiriyor. Geri kalmışlığımızın bir nedeni de adalet eksikliğimiz. Bu nedenle bu mektubumu 20 aydır tutuklu bir gazetecinin ve bir bilim insanının şahsi ve istisnai bir çığlığı olarak değil de, demir parmaklıklar arkasına düşmüş adaletin ve ifade özgürlüğünün dışarıya bir çağrısı olarak görün…

    Evimi, çocuklarımı, eşimi, arkadaşlarımı, öğrencilerimi ve kitaplarımı çok özledim… Hepsi burnumda tütüyor… Eski hayatımı geri istiyorum. Ben, ülkeme ve insanlarıma hizmet edebilmek için onyıllarca çalıştım, didindim. Dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim aldım, dünyaca saygı duyulan çalışmalara imza attım… Tüm bu emeğin ve fedakârlığın karşılığı derin bir kuyuya atılmak olmamalıydı… Üzgünüm ve geleceğim için kaygılıyım, hatta çok korkuyorum… Ancak ülkem için korkum daha fazla. Size garip gelebilir ama kendim için korkuyorsam, ülkem ve milletim için titriyorum.

    Geçmişin ahı bugünlerimizi yaktı, bugünlerin ahı yarınlarımızı yakmasın…

    Çok şey istemiyorum; biraz makuliyet, biraz adalet… Biz, bu ülkenin insanları ülkemizin evlatlarıyız, düşmanları değil… Düşman hukukunu bir yana bırakalım, artık kardeş hukukuna geçelim. Lütfen…

    Saygılarımla.

    Prof.Dr. Sedat Laçiner

    (5 Mart 2018, Çanakkale Kapalı Cezaevi)