• Öncelikle Ahmed Arif etkinliğime ( #39275085 ) katılan herkese çok teşekkür ederim 💕💐. Doğruyu söylemek gerekirse bu kadar katılım beklemiyordum. Bu etkinliği yapmamın asıl sebebi, bugün karşıma çok fazla Ahmed Arif iletisi, alıntısı ve incelemesi çıktı. Bende böyle bir şey yapmak istedim. Tekrar tekrar teşekkür ederim 💐💕💙🌻. Her gün bir yazar ya da şairimiz için böyle bir etkinlik yapmaya karar verdim.

    17 Ocak tarihinde, Tarçınlı Süt ile Attila İlhan etkinliği yapacağım. ( Yapılıyor 💕💕💜 )

    18 Ocak tarihinde, ~Meczup~ ile Mevlana Celaleddin-i Rumi etkinliği yapacağım.

    19 Ocak tarihinde, Semanur UYSAL ile Özdemir Asaf etkinliği yapacağım.

    20 Ocak tarihinde, Uykucu Midilli ile Sabahattin Ali etkinliği yapacağım.

    21 Ocak tarihinde, Ahmet Telli etkinliği yapacağım.

    22 Ocak tarihinde, Ümit Yaşar Oğuzcan etkinliği yapacağım.

    23 Ocak tarihinde, Rojbin ile Cemal Süreya etkinliği yapacağım.

    24 Ocak tarihinde, Tuğba Karaca ile Nazım Hikmet Ran etkinliği yapacağım.

    25 Ocak tarihinde, Mir'ât-ı Cünûn ve Onuncu Köy Sakini ile Hüseyin Nihal Atsız etkinliği yapacağım.

    26 Ocak tarihinde, Betül Deniz ile Can Yücel etkinliği yapacağım.

    27 Ocak tarihinde, Nurbanu ile Cahit Zarifoğlu etkinliği yapacağım.

    28 Ocak tarihinde, Kılıç ile Turgut Uyar etkinliği yapacağım.

    29 Ocak tarihinde, Ayhan GÜVEN ile William Shakespeare etkinliği yapacağım.

    30 Ocak tarihinde, Fatih Tarihçi ile İlber Ortaylı etkinliği yapacağım.

    31 Ocak tarihinde, kısaca Ocak ayını Mehmed Uzun ile kapatmak istiyorum.

    1 Şubat tarihinde, Ramazan... Abim ile Stefan Zweig etkinliği yapacağım.

    2 Şubat tarihinde, Uykucu Midilli ve Selma OFLAS ile Şükrü Erbaş etkinliği yapacağım.

    3 Şubat tarihinde, Luna Potter ile Franz Kafka etkinliği yapacağım.

    4 Şubat tarihinde, Cahit Bahtiyar ile Nurullah Genç etkinliği yapacağım.

    5 Şubat tarihinde, H. İbrahim... ile Arkadaş Zekai Özger etkinliği yapacağım.

    6 Şubat tarihinde, @writerselma ile Kahraman Tazeoğlu etkinliği yapacağım.

    7 Şubat tarihinde, Büşra A. ile Sezai Karakoç etkinliği yapacağım.

    8 Şubat tarihinde, *Çikolatalı süt* ile
    Oğuz Atay etkinliği yapacağım.

    9 Şubat tarihinde, 1.69 ve Neşeli ile Orhan Kemal etkinliği yapacağım.

    10 Şubat tarihinde, Mir'ât-ı Cünûn ile Yavuz Bülent Bakiler etkinliği yapacağım.

    Sizde bana istediğiniz kişiyi mesaj olarak ya da yorum ile bildirebilirsiniz. Herkese çok teşekkür ederim 💐 💕💜
  • Mîlâdî 609 yılında Mekke’de dünyaya gelen Hz. Fâtıma (rah) Hz. Peygamber’in (sav) en küçük kızıdır. Lakabı “beyaz, parlak ve aydınlık yüzlü kadın” anlamında Zehra olmakla beraber, kendisi “iffetli ve namuslu kadın” anlamındaki Betûl ismiyle de tanınmıştır.[1]

    Siyer kaynaklarında Hz. Fâtıma’nın (rah) adı ilk kez müşriklerin Hz. Peygamber’e (sav) karşı gerçekleştirdikleri bir saldırı vesilesiyle geçer. Rivayete göre Kâbe’de namaz kılmakta olan Rasûl-i Ekrem’in (sav) secdeye vardığı sırada müşriklerden Ukbe b. Ebû Muayt tarafından omzuna bir deve işkembesinin atılması üzerine hadiseye şahit olan küçük yaştaki kızı Fâtıma koşarak babasının üzerindeki pislikleri temizlemiş, bu esnada bunu yapanlara kızıp söylenmiştir.[2] Hz. Peygamber’in (sav) hicretinden kısa bir müddet sonra Hz. Fâtıma (rah), yanında Hz. Ali (ra) ile onun annesi Fâtıma bint Esed (rah) olduğu halde üvey annesi Sevde (rah), kız kardeşi Ümmü Gülsüm (rah) ve Ebû Bekir’in (ra) ailesiyle birlikte Medine’ye hicret etmiştir.[3]


    Evlilik çağına geldiğinde Hz. Fâtıma (rah) ile ilk önce Hz. Ebû Bekir (ra) evlenmek istediğini bildirdi. Ancak Rasûlüllah (sav) kendisinin bu konuda Allah’ın vereceği hükmü beklediğini bildirerek, onun talebine olumlu cevap vermedi. Hz. Ebû Bekir’in (ra) ardından Hz. Ömer (ra), Hz. Fâtıma ile evlilik talebinde bulundu, ancak o da olumsuz cevap aldı. Bu arada Hz. Ali’nin (ra) ailesi, kendisine Hz. Peygamber’e (sav) giderek kızını ondan istemesi tavsiyesinde bulundular. Hz. Ali (ra) bunun üzerine Allah Rasûlü’n’e (sav) kızıyla evlenmek istediğini bildirdi. O da gelen teklifi kızı Fâtıma’ya (rah) bildirdi. Hz. Fâtıma (rah) bu teklif karşısında susup ses çıkarmayınca, bunun rıza anlamına geldiğini düşünen Hz. Peygamber (sav) Hz. Ali ile Hz. Fâtıma’nın (rah) izdivacına onay verdi.[4] Evlilik hicretten beş ay sonra Receb ayında gerçekleşti.[5]

    Hz. Fâtıma (sav) ile evlenmeye karar verdiği sırada son derece fakir bir delikanlı olan Hz. Ali (ra) nikahta geline mehir verecek kadar mala sahip değildi. Bu halini kendisi şöyle anlatır:  “Hz. Peygamber’e kızıyla evlenmek istediğimi bildirdim, ancak kendisine hiçbir şeyimin olmadığını söyledim. Bunun üzerine Allah Rasûlü (sav) bana “Hani şöyle şöyle bir günde sana verdiğim el-Hutamiyye[6] denen zırhın nerede?” diye sorunca onun yanımda olduğunu söyledim. Bana mehir olarak bu zırhı Fâtıma’ya vermemi söyledi. Rivayete göre Hz. Ali (ra), Bedir Gazvesi’nde ganimetten payına düşen zırhı, başka rivayetlere göre ise devesini ve bir kısım eşyasını satarak 450 dirhem gümüşü Hz. Fâtıma’ya (rah) mehir olarak vermiştir. Düğün esnasında Hz. Fâtıma’nın (rah) babasının evinden götürdüğü çeyizi ise kadife bir örtü, içine hurma lifi doldurulmuş deri bir yastık, iki el değirmeni ve yine deriden yapılma iki su kabından ibaretti.[7] Hz. Ali de düğün esnasındaki mal varlıklarını şöyle özetler: “Fâtıma ile evlendiğimde bir koç derisi dışında yatağımız yoktu. Onu gece yatak, gündüz de oturmak üzere sergi olarak kullanırdık. Bu zamanda herhangi bir hizmetçimiz de yoktu”. [8] Sahabeden Esmâ bint Umeys (rah) ise Ali-Fatıma evliliği esnasında onların fakirliklerine şu ifadeleriyle şahitlik eder: “Fâtıma ile Ali’nin yatağını evlendiklerinde ben hazırlamıştım. Yatakları ve yastık olarak kullandıkları şey hurma lifinden başkası değildi. Ali, düğünde ziyafet verdi. Düğün masrafları için zırhını bir Yahûdîye yarım çuval arpa karşılığında rehin bırakmıştı”.[9]

    Rivayete göre Ensârdan bir grup Hz. Ali’ye (ra) Fâtıma’yı (rah) istemesini söylediklerinde Hz. Ali (ra) de bu amaçla Rasûlullah’ın (sav) evine ulaştı. Rasûlullah (s) “Ebû Tâlib’in oğlunun ihtiyacı nedir?” diye sordu. Hz. Ali, “Ben de Fâtıma bt. Rasûlullah’ı (s) istediğini söyledi. Bunun üzerine Rasûlullah (sav), “Hoş geldin! Sen zaten aileden birisin.” dedi. Daha sonra aralarından herhangi bir konuşma geçmedi. Oradan ayrılan Hz. Ali (ra) Ensâr’dan grubun yanına döndüğü zaman kendisine ne haber getirdiğini sorduklarında Hz. Ali “Bana “Hoş geldin!” sözünden başka bir şey söylediğini bilmiyorum.” dedi. Onlar da “Rasûlullah’ın (sav) söylediği bu sözlerden biri dahi sana yeter. Sana evden biri gözüyle baktı ve merhaba demekle sana evinden yer verdi.” dediler. Nitekim Allah Rasûlü (sav) kısa süre sonra Hz. Ali’nin (sav) kızıyla nikahlanmasına izin verdi. Ardından da kendisine, “Ey Ali! Düğün için yemek vermek gerekir.” dedi. O da yanında bir adet koçun bulunduğunu söyledi. Ensâr’dan bir grup her biri avucunda bir miktar un getirdi. Bu şekilde düğün yemeği için gerekli malzeme de temin edilmiş oldu. Düğün gecesi geldiğinde Hz. Peygamber (sav), Hz. Ali’ye, “Benimle karşılaşıncaya kadar hiçbir şey konuşma.” dedi. Hz. Peygamber (sav) gelince bir kap istedi, onunla abdest aldıktan sonra abdest suyunu Hz. Ali’nin (ra) üzerine serpti. Ardından da, “Allah’ım! Her ikisine de mübarek kıl, onlara nesillerini de mübarek kıl.” diye dua etti.[10]

    Ali-Fâtıma evliliği gerçekleştiğinde yeni çift bir süre Hz. Peygamber’in (sav) evinde kaldılar. Ancak Allah Rasûlü’nün (sav) ailesi de kalabalıktı, yeni evlilerin burada uzun süre kalmaları mümkün değildi. Bunun üzerine Ensar’dan Hârise b. en-Numân, Rasûlullah’a (sav) gelerek “Ya Allah’ın Rasûlü! Duydum ki, Fâtıma’yı yanına almışsın. İşte benim evlerim. Bunlar Neccâroğullarının sana en yakın olan evleridir. Şüphesiz ki, kendim de, mallarım da Allah ve Rasûlü içindir. Allah’a yemin olsun ki, ya Rasûlullah! Benden aldığın mal bana bıraktığından daha hayırlıdır” sözleriyle yeni evli çiftlere evlerinden birini tahsis etti. [11]

    Hz. Fâtıma (rah) Hicretin 3. yılının Ramazan ayında (Şubat 625) ilk çocuğu olan Hasan’ı, bundan bir yıl sonra Şaban (Ocak) ayında Hüseyin’i dünyaya getirdi. Daha sonraki yıllarda küçük yaşta ölen Muhassin ile Ümmü Gülsüm ve Zeyneb doğdular.[12]

    Hz. Ali ile Hz. Fâtıma zor şartlarda evliliklerini yürütmeye çalıştılar. Zira diğer Müslümanlar gibi onlar da rahat geçinebilmek için maddî imkanlardan mahrumdular. Rahat bir hayat sürebilmek için hem paraya, gerekse hizmetçiye ihtiyaç duyuyorlardı. İmkansızlıktan bunalan Hz. Ali (ra), eşi Fâtıma’ya (rah) bir gün şunları söyledi: “Allah’a yemin olsun ki, su çekmekten artık göğsüm ağrımaya başladı. Babana bir savaş esiri verilmiş. Onu bize hizmetçi olarak istesen!” Bunun üzerine Fâtıma (rah) da kendisinin de değirmen taşında un öğütmekten ellerinin kabardığı şikayetiyle babasına müracaat etmeye karar verdi. Rasûlullah’a (sav) gittiğinde “Seni buraya getiren şey nedir ey biricik kızım?” sorusuna muhatap olunca, Fâtıma (rah), “Sana selam vermek için geldim.” diyerek utandığından bir şey istemeden geri döndü. Hz. Ali (ra) hanımına ne yaptığını sorduğunda Hz. Fâtıma (rah), utandığından bir şey isteyemediğini söyledi. Bu sefer her ikisi birlikte Hz. Peygamber’in (sav) yanına vardılar. Hz. Ali (ra), “Allah’a yemin olsun ki, ya Rasûlullah! Su taşımaktan göğsüm ağrımaya başladı.” dedi. Onun ardından Hz. Fâtıma (rah) da “Benim de un öğütmekten ellerim kabardı. Allah sana bir esir nasip etti. Onu bizim hizmetimize versen!” deyince Rasûlullah (sav) onları şöyle cevap verdi: “Allah’a yemin olsun ki, şu Suffe ehli aç iken, onlara infak edecek bir şey bulamazken, onları bırakıp da sizlere verecek değilim. Ben o esirleri satıp ele geçeni Suffe ehline infak ediyorum.” Bu söz üzerine ikisi de evlerine döndüler. Bu gelişmeden kısa süre sonra Rasûlullah (sav) bizzat onların evine ziyarete geldi. Gördü ki her ikisi de yorgana sarılmış halde idiler. Başlarını örttüklerinde ayakları, ayaklarını örttüklerinde başları açıkta kalıyordu. Onun gelişini fark edince toparlandılar. Rasûlullah (sav) kendilerine yerlerinde durmalarını söyledikten sonra “İkinize de benden istediğinizden daha hayırlı bir şey söyleyeyim mi?” diye sordu. Onlardan “olur” cevabını alınca da “Cibrîl’in bana öğrettiği sözler var. Her namaz sonrasında on defa “sübhanallah”, on defa “elhamdülillah”, on defa da “Allahu ekber” dersiniz. Yatağa girdiğinizde de otuz defa “sübhanallah”, otuz üç defa “elhamdülillah” ve otuz dört defa da “Allahu ekber” dersiniz” dedi.[13]

    Her ailede olduğu gibi bilhassa evliliklerinin ilk yıllarında Hz. Ali (ra) ile Fâtıma (rah) arasında küçük çaplı bazı anlaşmazlıklar meydana gelmiştir. Zaman zaman da Hz. Ali’nin (ra), Hz. Fâtıma’ya (rah) karşı sert davrandığı olurdu. Nitekim bir defasında Hz. Fâtıma (rah), babası Allah Rasûlü’ne (sav) giderek kocasını şikayet etti. Hz. Ali de hemen peşinden gidip Hz. Fâtıma (rah) ile Rasûlullah’ın (sav) konuşmalarını duyabileceği bir yerde durdu. Hz. Fâtıma (rah), Hz. Peygamber’e (sav) Ali’nin kendisine karşı sergilediği sert tavır hakkında şikayette bulundu. Rasûlullah (sav) “Ey biricik kızım! Dinle, kulak ver ve aklet! Kocasının isteklerini yerine getirmeyen kadını idare etmek mümkün değildir.” dedi. Daha sonra da yanına gelen Hz. Ali’ye (ra) dönerek niçin eşine böyle davrandığın sordu. Bunun üzerine Hz. Ali (ra), yaptığından vazgeçtiğini söyleyerek artık eşini hiçbir şekilde üzmeyeceğine dair söz vermiş, bundan sonra da eşler arasında herhangi bir tartışma meydana gelmemiştir.[14]

    Bu bahiste zikredilen başka bir rivayete göre ise Hz. Ali (ra) ile Hz. Fâtıma (rah) arasında bir tartışma olmuştu. O sırada Rasûlullah (sav) onların evine girdi. Kendisine bir sergi serilince üzerine uzandı. Hz. Fâtıma (rah) bir yanına, Hz. Ali (ra) de diğer yanına uzandı. Rasûlullah (s), Hz. Ali’nin (ra) elini alıp göbeği üzerine koydu. Sonra Hz. Fâtıma’nın (rah) da elini alıp göbeğinin üzerine koyduktan sonra onları barıştırarak aradan çekildi. Hz. Peygamber’i (sav) görenler, “Sen içeri girerken başka bir hal üzereydin; şimdiyse yüzünde bir hoşnutluk görüyoruz.” dediklerinde Allah Rasûlü (sav) “Sevdiğim iki kişinin arasını bulunca beni sevinmekten hangi şey alıkoyabilir ki?” karşılığını vermiştir.[15]

    Hz. Peygamber (sav), Hz. Ali (ra) ile Hz. Fâtıma (rah) arasında meydana gelen ve neredeyse onların evliliklerine mal olabilecek bir krize de müdahale ederek onların evliliklerinin kurtulmasına vesile olmuştur. Rivayete göre Mekke’nin fethinden hemen sonra Hz. Ali (rah) Ebû Cehil’in kızı Cüveyriyye ile evlenmek istemiş veya Ebû Cehil’in yakınlarının kızlarını Hz. Ali (ra) ile evlendirmek istemişlerdi. Bu gelişmeden son derece rahatsız olan Hz. Peygamber (sav) ashâbına hitaben yaptığı konuşmalarda Fâtıma’nın (rah) kendisinin bir parçası olduğunu, onun üzülmesini istemediğini, Rasûlüllah’ın (sav) kızı ile Allah düşmanının kızının kesinlikle bir araya gelemeyeceğini, Cenâb-ı Hakk’ın helâl kıldığı bir şeyi haram kılmamakla beraber, bu evliliğe izin vermeyeceğini, Ali’nin (ra) ancak Fâtıma’yı (rah) boşadıktan sonra bir başka kadınla evlenebileceğini söylemiştir. Hz. Peygamber’in (sav) yaptığı konuşmada damadı Ebu’l-Âs’ın kendisine verdiği sözde durduğunu belirtmesi, Ebu’l-Âs’a Zeyneb’in (rah) üzerine bir başka kadınla evlenmemeyi şart koştuğunu hatıra getirmekte, aynı şekilde Hz. Ali’den (ra) de böyle bir söz aldığını, fakat Ali’nin (ra) bunu unutmuş olabileceğini düşündürmektedir. Hz. Peygamber’in (sav) şiddetli tepkisi sebebiyle Hz. Fâtıma’nın (rah) üzerine evlenmekten vazgeçen Hz. Ali (ra) Fâtıma’nın (rah) vefatına kadar bir başka kadınla evlenmemiştir. Buna karşılık Rasûl-i Ekrem (sav) de her fırsatta Ali (ra) ile Fâtıma’nın (rah) evine gelerek ikisinin arasına oturması, hem kızına hem de damadına beslediği derin sevgiyi ifade etmesi onları birbirine bağlamış, hatta zaman zaman her biri Rasû­lüllah’ın (sav) kendisini daha çok sevdiğini ileri sürerek onun gönlündeki müstesna yerlerinden emin olduklarını ifade etmişlerdir.[16]

    Hz. Fâtıma (rah), eşi ve çocuklarıyla ilgilenmesinin yanı sıra evliliği döneminde cihad faaliyetlerinden de geri durmamıştır. Nitekim Uhud Gazvesi’nde on hanımla birlikte gazilere yiyecek ve su taşıyan Hz. Fâtıma (rah), bu esnada yaralıları tedavi etmiştir. Bu savaşta Hz. Peygamber’in (sav) dişinin kırılması üzerine yüzündeki kanları temizlemiş, kanın dinmediğini görünce bir hasır parçasını yakıp küllerini Rasûlüllah’ın (sav) yüzüne bastırmak suretiyle kanı durdurmaya çalışmıştır.[17]

    Allah Rasûlü (sav), Hz. Fâtıma’ya (rah) son hastalığı sırasında Kur’ân-ı Kerîm’i Cebrail ile her yıl bir defa birbirlerine okuduklarını, bu sene Cebrail’in aynı maksatla iki defa geldiğini, bunun ise vefatının yaklaştığına işaret olduğunu söylemesi üzerine Fâtıma (rah) ağlamaya başladı. Hz. Peygamber’in (sav), ailesinden ilk önce kendisine onun kavuşacağını, ayrıca onun mümin kadınların hanımefendisi olduğunu söylemesi üzerine de tebessüm edip sevinmiştir.[18]

    Hz. Peygamber’e (sav) çok düşkün olan Fâtıma (rah) babasının vefatından dolayı çok sarsıldı. Rasûl-i Ekrem (sav) defnedildikten sonra gördüğü Enes b. Mâlik’e (ra) “Rasûlüllah’ın üzerine çarçabuk toprak atmaya eliniz nasıl vardı, gönlünüz nasıl razı oldu?” diyerek çıkıştı, ağladı, günlerce gözyaşı döktü. [19]

    Hz. Fâtıma (rah), Rasûlüllah’ın (sav) ahirete irtihalinden beş buçuk ay sonra 3 Ramazan 11 (22 Kâsım 632) tarihinde vefat etti. Cenaze namazını Hz. Abbâs (ra) veya Hz. Ali (ra) kıldırdı. Vasiyeti üzerine geceleyin Hz. Ali (ra), Hz. Abbâs (ra) ile oğlu Fazl (ra) tarafından Cennetü’l-Bakî’a defnedildi.[20]

    Rasûlüllah’ın (sav) hususî terbiyesiyle yetişen Hz. Fâtıma (rah) onun hem haya ve edep gibi özelliklerini, hem de konuşma tarzından yürüyüşüne kadar birçok vasfını kendinde barındırmıştır. Bu güzel hasletleri sebebiyle Rasûl-i Ekrem (sav) Fâtıma’yı (rah) görünce sevinir, kendisini ayakta karşılar, elini tutarak yanaklarından öper, ona iltifat edip yanına veya kendi yerine oturturdu. Babası kendi evine gelince Fâtıma (rah) da onu aynı şekilde karşılayıp ağırlardı. Hz. Peygamber (sav) sefere giderken aile fertlerinden en son Fâtıma (rah) ile vedalaşır, seferden dönünce de ilk olarak onunla görüşürdü.[21]Kadınlardan en çok Fâtıma’yı (rah), erkeklerden de Ali’yi (ra) sevdiğini söyleyen Rasûl-i Ekrem (sav), “Fâtıma benim bir parçamdır, onu sevindiren beni sevindirmiş, onu üzen de beni üzmüş olur” ve “Bana melek gelerek Fâtıma’nın (rah) cennetliklerin hanımefendisi olduğunu müjdeledi” demiş[22]cennetlik kadınların en faziletlilerini saydığı bir başka hadisinde de önce Hz. Hatice (rah) ile Fâtıma’nın (rah), sonra da Âsiye ile Meryem’in adlarını vermiştir.[23]

    Allah Rasûlü (sav), Fâtıma’nın (rah) Hz. Ali (ra) ile evliliğinden dünya gelen oğulları olan Hasan (ra) ve Hüseyin’i (ra) çok severdi. Ebû Hureyre (ra) bir gün Allah’ın Rasûlü (sav) ile dışarı çıktıklarını ve Fâtıma’nın (rah) evine geldiklerinde Peygamber’in (sav) Hasan’ı (ra) kastederek “Küçük adam orada mı? Küçük adam orada mı?” buyurduğunu, ardından Hasan’ın (ra) geldiğini, kucaklaştıkları sırada Allah’ın Rasûlü’nün (sav) : “Ey Allah’ım ben onu seviyorum, senin de onu ve onu sevenleri sevmeni niyaz ediyorum” diye dua ettiğini bildirmiştir.[24] Üsâme b. Zeyd’in (ra) rivayetine göre ise Hz. Peygamber (sav) Hasan’ı (ra) ve onu alır: “Ey Allah’ım!, onları sevdiğim için, senin de onları sevmeni niyaz ediyorum” diye dua ederdi. Bir başka rivayette Üsâme b. Zeyd (ra), Rasûlüllah’ın (sav) kendisini ve Hasan’ı (ra) dizlerine aldığını, bir dizine kendisi, diğer dizine Hasan’ı (ra) oturttuğunu ve “Ey Allah’ım! Onlara merhamet etmeni niyaz ediyorum, çünkü ben onlara merhamet ediyorum” diye dua ettiğini söylemiştir. [25] Yine Üsâme b. Zeyd (ra) şöyle der: “Bir gece bir işim için gittiğimde, Peygamber dışarıya elbisesinin içinde bir şeyle çıktı. Ben, ona elbisesinin içinde ne olduğunu sorunca elbisesini açtığında Hasan (ra) ile Hüseyin’i (ra) gördüm. Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurdu: “Bunlar benim oğullarım, benim kızımın oğulları! Ey Allah’ım ben onları seviyorum, senin de onları ve onları sevenleri sevmeni niyaz ediyorum”.[26]


    [1]    İbn Abdilberr, el-İstîâb fî Ma’rifeti’l-Ashâb, I-VI, Kahire ts, (Dâru Nehdati Mısr), IV, 1893.

    [2]    Buhârî, Salât, 109.

    [3]    Belâzürî, Ensâbü’l-Eşrâf, I, (thk. Muhammed Hamidullah), Jerusalem, 1963, s. 269-270.

    [4]    İbn Sa’d, et-Tabakâtü’l-Kübrâ, I-VIII, Beyrut ts. (Dâru Sâdır), VIII, 19-20.

    [5]    İbn Sa’d, VIII, 22.

    [6] “el-Hutamiyye” “kılıçları kıran” anlamındadır. Zırhlar imal eden, kendilerine Hatme b. Muhârib denen Abdülkays’ın bir boyuna nispet edilir.

    [7]    İbn Sa’d, VIII, 20-21.

    [8]    İbn Sa’d, VIII, 22.

    [9]    İbn Sa’d, VIII, 23.

    [10]   İbn Sa’d, VIII, 21.

    [11]   İbn Sa’d, VIII, 22-23.

    [12]   İbn Sa’d, VIII, 26; İbn Abdilberr, IV, 1894.

    [13]   İbn Sa’d, VIII, 25.

    [14]   Buhârî, Edeb, 3, 11; İbn Sa’d, VIII, 26.

    [15]   İbn Sa’d, VIII, 26.

    [16]   Buhârî, Fedâil, 16, Nikâh, 109; Müslim,Fedâil, 17.

    [17]   Vâkıdî, Meğâzî, I, 249.

    [18]   Buhârî, Menâkıb, 25.

    [19]   Buhârî, Meğâzî, 83.

    [20]   Buhârî, Fedâil, 12; İbn Sa’d, VIII, 29-30; İbn Abdilberr, IV, 1898-1899.

    [21]   İbn Abdilberr, IV, 1895.

    [22]   Buhârî, Fedâil, 12.

    [23]   Buhârî, Menâkıb, 25, 31.

    [24]   Buhârî, Menâkıb, 27; Müslim, Fedâil, 17.

    [25]   Buhârî, Fedâil, 24.

    [26]   Buhârî, Menâkıb, 27; Tirmizî, Menâkıb,31.
  • 2018'de 91 Kitap okudum. Güzel verimli bir yıl oldu benim için. En beğendiğim 7 kitap şunlar oldu.
    Herkese İyi Yıllar Dilerim..
    1- Yılın Kitabını (Uçurtma Avcısı / Khaled Hosseini) olarak seçtim.
    2- Thomas Bernhard (Nefes, Neden, Kiler, Soğuk, Çocuk) 5 Kitaplık Biyografi Serisi
    3- Huzursuzluk / Livaneli
    4- Uyuyan Adam / George Perec
    5- İntihar / Edouard Leve
    6- Sıfır Noktasındaki Kadın / Nevâl es-Saadavi
    7- II. Edward / Christopher Marlowe

    Kitap ve Dergilerin Tam Listesi:
    1 Savaş Sanatı Sun Tzu
    2 Kafka Okur Sayı 23
    3 Tuhaf Dergi Sayı: 9
    4 Klein ve Wagner Hermann Hesse
    5 Nagazaki Eric Faye
    6 Kafka Okur Sayı 21
    7 Kafka Okur Sayı 22
    8 Yengeç Yürüyüşü Günter Grass
    9 Tuhaf Dergi - Sayı 10
    10 OT Dergi Sayı: 60
    11 Önemsiz Bir Kadın Oscar Wilde
    12 Usta ile Margarita Bulgakov
    13 Dostoyevski Yeraltı İnsanı Rene Girard
    14 Maaile Can Yücel
    15 Bullet Park John Cheever
    16 Gezgin, Kule ve Kitapkurdu Metafor Olarak Okur Alberto Manguel
    17 Kafka Okur Sayı 24 Şubat 2018
    18 25 Ağustos 1983 ve Diğer Öyküler Jorge Luis Borges
    19 Zamanın Gürültüsü Julian Barnes
    20 Satranç Ustası Don Sandalio'nun Romanı Miguel De Unamuno
    21 Madame Bovary Gustave Flaubert
    22 Gezintiler Can Yücel
    23 Tuhaf Dergi Sayı 12
    24 Kafa Dergisi Sayı 44
    25 Kafa Okur Sayı 25
    26 Çok Bi Çocuk Can Yücel
    27 Tuhaf Dergi Sayı 13
    28 Sputnik Sevgilim Haruki Murakami
    29 Tuhaf Kütüphane Haruki Murakami
    30 Kibarlar Alemi Marcel Proust
    31 Kafka Okur Sayı 26
    32 Huzursuzluk Livaneli
    33 Mahre Günce Novalis
    34 Tuhaf Dergi Sayı 14
    35 Sivastopol Tolstoy
    36 Gevezeler ve Meraklılar Plutark
    37 Yaşlanmayı Bilmek Cicero
    38 Başkasının Karısı Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    39 Karanlığın Yüreği Joseph Conrad
    40 Öteki Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
    41 Cadılar Bayramı Ray Bradbury
    42 Alice Harikalar Diyarında Lewis Carroll
    43 Mecburiyet Stefan Zweig
    44 Bir Kuzey Macerası Jack London
    45 Geçmişe Yolculuk Stefan Zweig
    46 Uyuyan Adam George Perec
    47 Şair Evlenmesi Şinasi
    48 Düğüne John Berger
    49 Kral Oidipus Sophokles
    50 Kafa Dergisi Sayı: 46
    51 Arka Kapak - Sayı 31
    52 Gökyokuş Can Yücel
    53 Dostluk Üzerine Cicero
    54 Ölüm ve Oğlum Can Yücel
    55 Bir Kapı Ya Açık Durmalı Ya Kapalı Alfred de Musset
    56 Factotum Charles Bukowski
    57 Günden Kalanlar Kazuo Ishiguro
    58 Lewis Carroll'un Alice'nin Pullar Diyarındaki Maceraları Tunç Tayanç
    59 Tezgah - Sayı 8
    60 Kafka Okur Sayı 27
    61 Aşk Konuştuğumuzda Ne Konuşuruz Raymond Carver
    62 Maurice, ya da Balıkçının Kulübesi Mary Shelley
    63 Eşlik Samuel Beckett
    64 Ertelenen Aşk Ray Bradbury
    65 Medea Euripides
    66 Kafka Okur Sayı 31
    67 Tünel Ernesto Sabato
    68 İyi Kalpli Erendira Gabriel Garcia Marquez
    69 Yeşil Cami Pierre Loti
    70 Ermişin Bahçesi Halil Cibran
    71 Gezgin Halil Cibran
    72 Aldanan Kadın Thomas Mann
    73 İntihar Edouard Leve
    74 Sonsuz Kaçış Joseph Roth
    75 Karmaşık Duygular Stefan Zweig
    76 Feniçka Salome
    77 Günah Üzerine Tartışma Georges Bataille
    78 Tıkanma Chuck Palahniuk
    79 Sıfır Noktasındaki Kadın Nevâl es-Saadavi
    80 Nefes Thomas Bernard
    81 Neden Thomas Bernard
    82 Kiler Thomas Bernard
    83 Soğuk Thomas Bernard
    84 Çocuk Thomas Bernard
    85 Vatan Yahut Silistre Namık Kemal
    86 Deniz Duası Khaled Hosseini
    87 Mustafa Kemal Yılmaz Özdil
    88 Nedir Gene Deli Gönlünü Çelen (Fotoğraflı Klasikler) Sappho
    89 Sevgi Duvarı Can Yücel
    90 II. Edward Christopher Marlowe
    91 Uçurtma Avcısı Khaled Hosseini
  • Mehmet Âkif Ersoy 20 Aralık 1873'te İstanbul'un Fatih ilçesi Sarıgüzel mahallesinde Buhara'dan Anadolu'ya geçmiş bir ailenin kızı olan Emine Şerif Hanım'ın ve Kosova doğumlu, Fatih Camii medrese hocalarından olan Mehmet Tahir Efendi'nin oğlu olarak doğdu. İlkokul yıllarında babasından Arapça öğrenmeye başladı.

    Dil derslerine büyük ilgi duyan Mehmet Akif Ersoy Rüştiye'deki eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızca derslerinde hep birinci oldu.
    921'de Ankara'da Taceddin Dergâhı'na yerleşen Mehmet Âkif, 500 lira ödül konularak açılan İstiklâl Marşı yarışmasına başta katılmadı. Millî Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey'in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey'in teşvikiyle ikna oldu. Onun orduya ithaf ettiği İstiklâl Marşı, 17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hâkimiyet-i Milliye'de yayımlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup ayakta dinlendikten sonra 12 Mart 1921 Cumartesi günü saat 17:45'te Milli Marş olarak kabul edildi. Âkif, ödül olarak verilen 500 lirayı hayır kurumuna bağışladı.

    27 Aralık 1936 tarihinde İstanbul'da, Beyoğlu'ndaki Mısır Apartmanı'nda siroz hastalığı yüzünden vefat etti.
    ~Makamın Cennet Kabrin Nur Olsun Koca Akif~
  • Doğum gününüze göre renkler ve özellikleri :

    25 Haziran - 4 Temmuz Kırmızı

    5 Temmuz - 14 Temmuz Turuncu

    15 Temmuz - 25 Temmuz Sarı

    26 Temmuz - 4 Ağustos Pembe

    5 Ağustos - 13 Ağustos Mavi

    14 Ağustos - 23 Ağustos Yeşil

    24 Ağustos - 2 Eylül Kahve

    3 Eylül - 12 Eylül Turkuaz

    13 Eylül -22 Eylül Bej

    23 Eylül Zeytin Yeşili

    24 Eylül - 3 Ekim Mor

    4 Ekim - 13 Ekim Lacivert

    14 Ekim - 23 Ekim Gümüş

    24 Ekim - 11 Kasım Beyaz

    12 Kasım - 21 Kasım Altın

    22 Kasım - 1 Aralık Krem

    2 Aralık - 11 Aralık Gri

    12 Aralık - 21 Aralık Kestane

    22 Aralık Nefti

    23 Aralık - 1 Ocak Kırmızı

    2 Ocak - 11 Ocak Turuncu

    12 Ocak - 24 Ocak Sarı

    25 Ocak - 3 Şubat Pembe

    4 Şubat - 8 Şubat Mavi

    9 Şubat - 18 Şubat Yeşil

    19 Şubat - 28 Şubat Kahve

    1 Mart - 10 Mart Turkuaz

    11 Mart - 20 Mart Bej

    21 Mart Siyah

    22 Mart - 31 Mart Mor

    1 Nisan - 10 Nisan Lacivert

    11 Nisan - 20 Nisan Gümüş

    21 Nisan - 30 Nisan Beyaz

    1 Mayıs - 14 Mayıs Mavi

    15 Mayıs - 24 Mayıs Altın

    25 Mayıs - 3 Haziran Krem

    4 Haziran - 13 Haziran Gri

    14 Haziran - 23 Haziran Kestane

    24 Haziran Gri




    KIRMIZI

    Şirin ve sevgi doludur. Her zaman aşık olmasını sever. Genellikle neşeli ve haraketlidir, ama arada mutsuz oduğu anlar da yok değildir.İnsanlarla iyi ilişkiler kurar, çekingenlik yapmaz.



    TURUNCU

    Sorumluluğu ve uyumlu ilişkiler kurmayı sever. Bir şeye ulaşmak için çok çalışır, rekabetçidir. Arkadaşlık konusunda kimseye güvenmez, ancak doğru insanı bulunca ona sonsuza kadar güvenebilir.



    SARI

    Abartısız, müşfik, cömert ve tatlı bir tiptir. İnsanlara güvenir, ilişkilerde önder olma ruhuna sahiptir. Asla altta olmayı sevmez. Başkaları için karar vermeye bayılır. Romantik bir aşk arar.



    PEMBE

    Her zaman yapabileceğinin en iyisini yapmaya çalışır. Diğer insanları korumayı ve anlara yardım etmeyi sever. Ancak zaman zaman olumsuz düşüncelere sahiptir. Masallardaki gibi bir aşk ister



    MAVİ

    Kendine fazla güvenmeyen, gerektiği zaman cesur olabilen bir yapıya sahiptir. Artistik bir doğası vardır ve aşık olmayı sever. Kalbinin sesini dinlemek yerine mantığını kullanmayı tercih eder.



    YEŞİL

    Her ortama ayak uydurur, kolaylıkla yeni insanlarla tanışır. Zarif, lüksü seven, kendine güvenen, sağlığına düşkün kararlı , sabırsız ve başkalarını yönlendiren bir tiptir. Hayatının tek ve gerçek aşkını bekler



    KAHVE

    Haraketli ve sportiftir.Başkalarını kendine yaklaştırmaz, kimseyle kolay kolay yakınlık kurmaz, kuramaz. Ancak buna rağmen çabuk aşık olur. Ateşı de çabuk söner. İdeal olanı bulana kadar da arayışını sürdürür



    TURKUAZ

    Duyguları aniden ve kolay değişebilir. Genellikle yalnızdır. Seyahat etmeyi sever.Sadık ve iyi bir dinleyicidir, fakat anlatılanlara kolay inanır. Aşkı bulmak ona göre zordur, aşk yüzünden çok kolay incinebilir.



    BEJ

    Sakindir, ama hemen strese girebilir. İlişkilerinde kıskançtır, küçük şeylerden mızmızlanır. Sezgileri güçlüdür ve çalışkandır, bencilliği hiç sevmez. Ayrıca merhametlidir. Arkadaşları için her türlü fedakarlığı yapar.



    SİYAH

    Sağlam yaratılışlı, cesur , güçlü , bağımsız ve girişkendir. Acıma duygusu pek yoktur. Bir karar almadan evvel, uzunca bir süre düşünür, ayaklarını yere sağlam basar. Aşkı da farklı yaşamayı sever



    ZEYTİN YEŞİLİ

    Sakin ve yumuşak mizaçlıdır.Şiddeti sevmez, kavgadan her zaman uzak durur. Yerine göre davranmasını ve konuşmasını iyi bilir. Hassas, nazik ve neşelidir. Kıskançlıktan hoşlanmaz. Adalet duygusu gelişmiştir.



    MOR

    Gizemli, çekici, anlayışlı, insanları etkilemeyi seven asla bencil olmayan bir yapısı vardır. Arkadaşları arasında oldukça popülerdir. Gününün nasıl geçeceği belli olmaz; çünkü psikolojik durumu çok çabuk değişir



    LACİVERT

    Dikkat çakici, zevkli, yaşamayı seven ve hayata bağlı bir tiptir.Genellikle yaptığı işe konsantre olmakta güçlük çeker. Aşkta duygusal, hassas ve tutkulu olabilir. Birisine kızdığı zaman çok zor affeder.



    GÜMÜŞ

    Hayal gücü yüksektir. Bu yüzden orijinal fikirleriyle ünlüdür. Utangaç, hırslı, kendine güvenen ve yeni deneyimlere açık bir özelliği vardır. Kolay öğrenir. Çapkınlıkları yüzünden aşk hayatı biraz karışıktır. gururlu



    BEYAZ

    Tutkulu ve hırslıdır. Bu yüzden de çabuk kıskanır ve her şeye kolay tepki veremez.Asil bir ruhu vardır, takdir etmeyi de bilir.Bazen kandini diğer insanlardan farklı ve üstün görür.



    ALTIN

    Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilir. Neşeli, adil ve dışadönüktür. İnsanları etkilemeye çalışmaz. Çok kolay huzursuzluğa kapılır. İlişkilerinde hassastır, bu yüzden aradığını bulmakta güçlük çeker.



    KREM

    Yarışma ruhuna sahip ve sportiftir. Kaybetmeyi asla sevmez ve çoğunlukla neşelidir. Güvenilir ve dışa dönüktür. Aşkı dikkatlice seçer , ancak çabuk aşık olmaz. Doğrusunu bulmak için uzun süre beklemeyi tercih eder



    GRİ

    Çekici, hayat dolu, dost canlısıdır. Hayal gücü fazlasıyla yüksektir. Duygularını asla gizlemez, bazen bencil olur. Başkalarının gününü aydınlatır,doğru sözü doğru yerde söyler.



    KESTANE

    Zeki, güçlü, bağımsız ve ne yapacağını bilen biridir. Sosyal olmayı sever, ancak başkalarını düşünmeden kendi bildiğini de yapmaktan kaçınmaz. Espriden anlar. Akıllı ve pratik olmasına rağmen tembelliği de sever.



    NEFTİ

    Zevklidir , görünüşüne çok önem verir, materyalist de denebilir. Hayatı ve kariyeri için çok düzenli çalışır. Ekonomiktir. Gereksiz risklere girmez. Liderlik , ruhunda vardır. Arkadaş edinmekte üstüne yoktur.