8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 39. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 21:29
"Azizim, benim bildiğim, kadının bağırıp çağıranından, düşüp bayılanından korkulmaz. Evde emniyet musluğu gibidir! Ufak bir şeyden işkillense ağzı açılır, kazan patlamadan toplanırsın. Kadının korkulusu ağzı açılmayandır!" (Sayfa: 201) Mendil Altında isimli kitap 25 kısa öyküden oluşuyor. Esendal, kendine has üslubu ile neredeyse konuşma dili gibi akıcı bir anlatım yapmış; abartıdan uzak, gözlemci bir bakış ve sıradan insanların günlük hayatlarından kesitler sunmuş. Yazar Ankara’nın, taşranın ve bürokrasinin küçük memurlarını, ailelerini, esnaflarını, emeklilerini ve gündelik dertlerini çok samimi ve ironik bir dille anlatıyor. Hikâyelerde büyük olaylar, dramatik çatışmalar pek yok; bunun yerine durum öyküsü diyebileceğimiz, Çehovvari kesitler hâkim. Bir memurun öğle tatilinde uyumaya çalışırken kurduğu hayaller, , aile içi ilişkiler, toplumsal değişim çabaları, basmakalıp fikirler ve kentleşme gibi konular işlenmiş. Esendal yargılamadan, alay etmeden ama ince bir mizahla insan zayıflıklarını, hayallerini, 'mış gibi' yapmalarını ve küçük mutluluklarını gösteriyor. Bu yüzden okurken hem gülüyor hem de, "tam da öyle" diye iç geçiriyorsunuz. Modern Türk öyküsünün 'durum öykücülüğü' geleneğini en güzel yansıtan kitaplardan biri diyebilirim. İyi okumalar.
Mendil AltındaMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınevi · 2012851 okunma
Dünyayı Kuran Beyin
9/10
·351 syf.··
Beğendi
·
2026 76. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 08:30
“Dünyanın yapılandırılması ve kurulması muazzam bir iştir, bunu her gün binlerce kez bilinçdışında yaptığımız için ne yaptığımızın farkında bile olmayız.” (s. 155) Oliver Sacks kitaplarının beni en çok etkileyen yanı, nörolojik vakaları anlatırken aslında insanın dünyayı nasıl kurduğunu sorgulaması oluyor. Bu kitapta renkleri kaybeden bir ressamın, hafızası zamanın bir noktasında donup kalan bir adamın, sonradan görmeyi öğrenmek zorunda kalan Virgil’in, Tourette sendromlu bir cerrahın ve otistik savantların hikâyeleri yer alıyor. İlk bakışta birbirinden çok farklı görünen bu vakalar, sonunda aynı noktada birleşiyor. Beyin dünyayı algılarken belirli ölçüde onu yeniden kurar. Bu fikir özellikle Jonathan I. vakasında belirginleşiyor. Renkleri kaybeden ressamın hikâyesinde Sacks, algının ne olduğu sorusunu da düşündürüyor. Bu bölümleri okurken sık sık Steven Pinker çağrışımları uyandı. Pinker dilin ve zihnin dünyayı doğrudan almadığını, onu kategoriler aracılığıyla işlediğini söyler. Johann Wolfgang Von Goethe ise renklerin yalnızca fiziksel bir olgu olmayıp deneyimin ürünü olduğunu düşünür. Sacks ise küçük bir beyin hasarının bütün gerçeklik deneyimini değiştirebildiğini gösterir. Üçü de farklı yerlerden aynı soruyu soruyor aslında: Gerçeklik nerede kurulur? “Rengi yapan şey, bizzat beyindi.” (s. 45) Bu cümle kitabın felsefi merkezlerinden biridir. Jonathan I. başlangıçta renkleri hatırlayabiliyor, onlar hakkında konuşabiliyordu fakat zamanla yalnızca renk görme yetisini değil renklerle ilgili zihinsel dünyasını da kaybetti. Renk, duyusal bir eksiklik olmaktan çıkıp hafızadan silinen bir deneyime dönüştü. Bu fikir beni özellikle etkiledi. Çünkü burada kaybolan şey bir duyudan ziyade o duyunun etrafında kurulmuş anlam dünyası gibi görünüyor. Hatta gördüğü renk gri bile değildir, kullandığımız
Felsefe
Mars'ta Bir AntropologOliver Sacks · İletişim Yayınları · 1997247 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Yiyin efendiler, yiyin!
8/10
·264 syf.·
2026 23. kitabı
Kitap üç bölümden oluşmakta. Birinci bölüm: Tevfik Fikret’in oğlu Haluk için yazdığı şiirleri. İkinci bölüm: Çocuklar için yazdığı Şermin adlı şiir kitabındaki şiirleri. Üçüncü bölüm: Tevfik Fikret’in ölmeden önce yazdığı son şiirleri. Kitapta yer alan eski Türkçe şiirler günümüz türkçesine çevirilmiş. Bu okumayı kolaylaştırmış. Ben özellikle birinci bölümdeki şiirleri beğendim. İkinci bölümdeki şiirler daha çok çocuklara hitap ediyor. Bu bölümü hızlıca geçtim. Üçüncü bölümse Tevfik Fikret’in o meşhur “Yağma Sofrası” şiiri için bile okunmaya değer. Yağma Sofrası şiirinin o meşhur iki dizesi; “Yiyin efendiler yiyin; bu iç açıcı sofra sizin; Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!” (sayfa.201) Edebiyat ve şiirle ilgilenenlere kitabı önerebilirim. Tevfik Fikret’i yakından tanımak için güzel bir kitap. Halûk’un Defteri - Şermîn, Son Şiirler Tevfik Fikret
Edebiyat
Halûk’un Defteri - Şermîn, Son ŞiirlerTevfik Fikret · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024420 okunma
Aşk zannedersin sen ama taze et sevdasıdır.
Puan vermedi
Deniz Erbulak, 1971’de Manisa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladı. Akdeniz Üniversitesi’nden 1992 yılında jeoloji mühendisi olarak mezun olduktan sonra, KKTC’de ve Manisa’da jeoloji mühendisi olarak çalıştı. İlk ve orta öğrenimi boyunca çeşitli hikâyeler ve roman taslakları yazdı. Mühendis olarak çalıştığı dönemde de yazmaya ve roman denemelerine devam etti. Yazma tutkusu yakasını bırakmadı ve 2003 yılında çocuk okurlar için yazıp resimlediği hikâye kitapları, K Yayınları tarafından yayımlandı. 2007 yılında ilk gençlik romanı 14 Yaşında Bir Genç Kızım Ben Doğan Egmont’tan basıldı. Bu romanın devamı ve ardından gelen diğer seriler genç okurlardan çok yoğun ilgi gördü. Yetişkin okurlara yönelik fantastik ve bilimkurgu türünde yapıtları olan Erbulak’ın Yansıma seri adıyla Lande (2015) ve Luda Kuka (2016) romanları DEX’ten; Kıyametle Savaşanlar (2011) ve Aşkın Ötesinde (2011) romanları ile Türk edebiyatının ilk gotik örneklerinden Adak (2014) romanı İthaki’den çıktı. Deniz Erbulak, eşi ve iki oğluyla Manisa’da yaşıyor ve yazı hayatını sürdürüyor. Kitapta akıcı temiz Türkçe’yle yazılmış, kelimeler cümleler çok güzel seçilmiş, duygular bazen öyle anlatılmış ki içinde yaşıyorsunuz, duygular size geçiyor özellikle kitabın sonuna doğru. Yazarın yaşadığı yada bildiği bir şey mi diye sormadan edemiyorsunuz, bilmediğiniz bir duyguyu nasıl anlatabilirisiniz. Hayatın gerçekliğine dair çok önemli kesitler var özellikle “”ben sana demiştim”” sözünün yanlışlığı yada sürekli karşındaki eleştirel yaklaşma çok güzel inceleniyor. Gençler ve orta yaşa ilerleyen gençler için çok önemli dersler, örnekler mevcut bazı şeyler yaşanmadan öğrenilemiyor. Birlikte yaşamın birbirlerinin sınırlarını ihlal etmeden çokda zor olmadığı. Adam ve Kızın karşılıklı konuşmaları ne kadar
Adam ve KızDeniz Erbulak · Doğan Kitap · 2016161 okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap Adı: Süt Ve Bal Yazar Adı: Rupi Kaur Çeviri: Elif Tozlu Sayfa Sayısı: 201 Kitap Türü: Şiir / Deneme Yazarın okumuş olduğum ikinci kitabı bu kitap. Yine, Güneş Ve Onun Çiçekleri kitabına benzer yanları var. Kitap 4 bölümden oluşmakta, Sancımak, Sevmek, Kırılmak ve Sağlamak Yazar bu kitabında da yine dünyadaki kadınların üzerlerindeki genel baskı onların devamlı olarak varlıklarını ispat etmek için savaşlarını yazmış kendi şiirsel bana göre deneme diliyle. Kadınlar yüzyıllardır hep var eden olurken neden yok edilmeye ve degersizlıştirmeye çalışılır ki, sorusunu soruyorsunuz kendinize okurken. Kitapta kısa ve öz cümleler okuyorsunuz, uzun, kalaba ve süslü anlatımdan çok uzak. Yazar kadınlara, kendi değerlerini bilme konusunda hatırlatmalar yapmış yazdıklarıyla. Kimine, yazarın kalemi ağır gelebilir, kimi ise okudukça doğrularla yüzleşir. Daha fazla spoiler vermek yerine kitaptan birkaç alıntı: - Annelerin adeti bu, taşıyabileceğinden çok sevgiye boğar seni - Ne kadar uğraşsam da, aklım ermiyor, nasıl verir ki insan tüm ruhunu kanını canını bir başkasına hiç karşılık beklemeden Belki de önce anne olmak gerek, anlamak için - Hiçbir şey güven vermiyor bana yüksek sesle kitap okuyan sesin kadar - Su gibiyim ben, yavaş yavaş akarken can veren, kabarp taştığımda boğabilen - Alışmışsın başkalarına bağımlı yaşamaya sende eksik sandıklarının telafisi için - Yumuşak kalpli olmak güçlü olmak demektir - Hiçbir kitap taşıyamaz sırtımızdaki hikayelerin ağırlığını - Kendini nasıl seviyorsan öyle öğretirsin başkalarına seni sevmeyi - Her şeyden çok kadınlar sızlatıyor içimi birbirinin yardımına koşan kadınlar bahara hasret kalmış çiçekler gibi Bu tarz kitaplar okumayı tercih edenlere kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Bu da benden olsun: Kadınların gücü
1000Kitap
Süt ve BalRupi Kaur · Pegasus Yayınları · 20179,7bin okunma
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 12:12
Merhaba arkadaşlar. Yazarın son eserini de geride bıraktık. Baştan söyleyeyim. En sevdiğim konu sohbetin –sohbet demek en doğrusu gibi geliyor buradaki konulara- son konusu olan Allah’ın Yardımından Ümidi Kesmemek özelindeki konu. Bunun dışında muhteşem konulardan bahsedildiğini de söyleyelim. Ancak şu ümitsizlik konusuna özellikle değinmek istiyorum. Bazen bizleri çok üzen, yaralayan, o olaydan sonrası için hiçbir beklenti bırakmayan ve hayatı sorgulatan durumlar yaşanıyor hayatlarımızda. Tam da bu noktada kimse yardım etmese bile Allah’ın yardım edeceğine inanmak, bir Tanrı olgusuna sahip olmak ve buna güvenmek çok önemlidir. Tanrı’nın varlığı bizlerin iyiler veya kötüler safında olmamamızı koşulsuz olarak belirleyen bir etkendir. Hepimize kötülük yapılmıştır. Bazılarımız ise buna karşılık vermez. İnsanın kendi intikamını Tanrı’ya bıraktığı kısımlar bazen çok uzun vadeli de olsa aslında oldukça eğlendirici bile sayılabilir. Sanırım burada biraz vahşetten zevk alıyor gibi göründüm ama yapacak bir şey yok. Bana dokunan yılan uzun yaşasın, yaşasın ki sürünmeye devam etsin düşüncesindeyim ben de. Açıkçası kötülerin karşılaştıklarını görmek kadar zevk veren bir durum yoktur diyebilirim. Özellikle insanların emeklerini, haklarını, hukuklarını çiğneyenlerin ve insanların gerçekten masum duygularıyla oynayanların başlarına gelen felaketler beni yalnızca mutlu eder. Başka türlüsü de olamazdı zaten. Devam ettiğimizde bizler dünyanın aldatmacasını, olayların sonunu görme durumunu, kişinin neden yoldan saptığını, fakirliğin neden tehlikeli olduğunu (fakirlik çok güzeldir ey inananlar diyen Mercedesli elemanlardan uzak durmak gerektiğinin kanıtı), adalet terazisinin önemi, yasakların ne kadar cezbedici olduğu, nefsin tehlikeleri, özellikle gerçek iman sahiplerinin sürekli
Tehlikeli Tuzaklarİbni Kayyim El Cevziyye · Çelik Yayınevi · 2016112 okunma