Savaşın süresi uzadıkça ve bir soykırıma dönüştükçe bazı tutum değişiklikleri yaşandı. Mesela Türkiye, daha geçen ay (9 Nisan 2024'te) 54 ürün grubunun Israil'e ihracatın kısıtladı. Ardından geçtiğimiz günlerde (2 Mayıs 2024'te) ihracat ve ithalat işlemlerini tüm ürünleri kapsayacak şekilde tamamen durdurdu. Bahreyn, normalleşme sürecini durdurarak ve büyükelçisini geri çekerek İbrahim Mutabakatı'ndan bazı geri adımlar atmaya başladı. Umman, resmen ilişkilerini normalleştirmese de daha evvel İsrail'e açtığı hava sahasını kapattı. Ama BAE, İsrail'le geliştirdiği ilişkilerin hiçbir aşamasından geri adım atmadığı gibi, Husilerin İsrail'e uyguladığı deniz ablukasını kırmakta kritik bir rol oynayarak ve Ben-Gurion Havalimanı'na uçuşlar en tehlikeli dönemlerde bile hiç aksatmadan sürdürmek de dahil ilişkilerini derinleştirerek adeta "kara gün dostu" olduğunu ispatladı.
2023 Ağustos'unda İsrail'de kusursuz kızıl düvenin doğduğu müjdelendi. Kusursuz kızıl düvenin kurban edilmesi, Tevrat'a göre ahir zamanın, diğer bir deyişle Mesih düzenine geçişin işareti olacak... 1987'den beri İsrail içindeki tapınakçı ekoller bu ineği bulmanın peşindeydi. Kızıl Düveyi Yetiştirme Programı çerçevesinde ABD'deki Evanjelik Hristiyanlardan da para toplayarak sağlam aday ineklere embriyo transferi dahil her yolu denediler. Sonunda 2022'de Teksas'ta beş kusursuz kızıl düve dünyaya getirildi ve 2023'te bu düveler İsrail'e nakledildi. Ardından 2024'ü tapınağın yeniden inşa yılı ilan ettiler. Tapınak MS 70'te Romalılarca yıkılmıştı Yeniden inşa edecekleri yer Mescid-i Aksa ve Kubbetü's-Sahranın olduğu alan. Dolayısıyla bir bayram sezonu olan Nisan 2024'te düve kurban üzerinden Kudüs hareketlenecekti. 7 Ekim Aksa Tufan akabinde başlayan savaşla bu hedef ertelendi, ama vazgeçilmedi. Düveleri kurban etmek için uygun vakit kollanıyor.
Yalanlar, duyulmak isteneni sunma avantajıyla bize daha cazip ve inandırıcı gelir, zira yalanlar zihnimizdeki anlatılara kolayca uyum sağlar. Yalan rahatlatıcı olduğu için sorgusuz kabul edilirken, hakikat çoğu zaman beklenmedik ve hatta rahatsız edici olabilir.
Ancak Arendt'e göre hakikati olduğu gibi kabul etmek, dünyayı kolektif bir bilinçle iyileştirebilmenin de temel şartıdır.