Herkese merhaba.
Bu ayki historical romans kitabım The Rokesbys Serisi'nin ikinci kitabı Hayali Evlilik Gerçek Aşk.
Cecilia Harcourt, Kolonilerde savaşta olan kardeşi Thomas'ın cephede yaralandığına dair mektup alır. O sırada babası da vefat eder. Ailesinden tek kardeşi kalmıştır. Cecilia'nın bir karar vermesi gerekir. Ya hiç evlenmemiş yaşlı teyzesinin yanına gidecek ya sinsi kuzeniyle evlenecek ya da... Üçüncü seçeneğe karar verir. Kardeşini bulup iyileştirmek için Atlantik'i aşıp New York'a gider. Ama araştımaları sonucunda karşısına kardeşi yerine, kardeşinin silah arkadaşı Edward Rokesby'yi çıkar.
Edward, ağır yaralı ve bakıma muhtaç bir hahaldedir. Bilinci yerinde değildir. Cecilia, hem kardeşini bulabilmek hem de Edward'a yardım edebilmek için onun eşi olduğunu söyler.
Edward kendine geldiğinde kafası hayli karışıktır. Bazı şeyleri hatırlamamaktadır. Özellikle de Cecilia ile evlendiğini. Ama onun karısı olduğunu kanıksamaz. Çünkü onu mektuplardan tanımaktadır.
Öncelikle bölüm başlarındaki mektuplara bayıldım. Çok naif ve hoştu.
Julia Quinn'in kitapları benim için iki gruba ayrılıyor. Birinci grup gayet akıcı, espirili ve romantizm dolu, ikinci grup ise durağan ilerleyen, romantizmin az olduğu kitaplar. Bu kitap ikinci gruba giriyor. Kitabın yaklaşık üçte biri durağan ilerledi. Edward'ın kendine gelmesi, iyileşme süreci ve asıl merak ettiğim Thomas için pek bir adım atılmaması. Karakterleri sevdim. İkisinin de derinliği vardı. Ama işte tempo ve olay örgüsü yetersizdi. İkinci yarısı daha iyiydi. Edward'ın hafızası yerine geliyor, Thomas'ın gizemi çözülüyor. Son ise güzeldi. Üçüncü kitabı hemen okumak istiyorsunuz. Kardeşlerden Andrew en merak ettiğim bu arada.
Elizabeth Hoyt ve Gaelen Foley'den sonra bu kitabı okumaktan biraz çekiniyordum açıkçası. Aksiyon ve
Doğu Batı düzleminde hayatı değerlendirme biçimi sunup aynı zamanda hayata dair geleceğe dair tespitte bulunup reçete sunan okumanız gereken çok iyi kitaptır herkese iyi okumalar
Müslüman, hayatı boyunca belirli bir sonuca ulaşmakla yükümlü değildir. Müslümanın yükümlülüğü, yaşamı boyunca doğru yolda olma gayretini sürdürmesidir.
Müslüman için aslolan hedef değil niyettir.
İslam 2030Cüneyt Sezer · Hayat Yayınları · 20269 okunma
Babası Kont annesi hizmetçi olan ve onların yasak aşkları
sebebiyle dünyaya gelen Sophie'nin hikayesi anlatılıyor Bridgerton Serisi'nin 3. kitabında
Annesi onu doğurduktan birkaç yıl sonra vefat ediyor ve
büyükannesi babasının evine bırakıyor Sevgili Sophie'yi.
Babasının daha sonra evlendiği eşi Araminta ve 2 kızı ile
bir likte mutlu olacağını düşünüyor ancak Araminta'nın
ne kadar cadı biri olduğunu daha sonrasında anlıyor.
Leydi Bridgerton'ın vereceği maskeli baloya gizlice katılmasıyla hayatı değişmeye başlıyor.
Orada Benedict ile tanışıyor ve Benedict görmediği o kadına aşık oluyor. Ancak Sophie bir külkedisi edasında saat gece yarısına geldiğinde Sophie aniden gidiyor bir daha görüşmenin imkansız olduğu aşkından.
Aradan geçen 2 yıldan sonra kötü bir olay üzerinden yeniden karşılaşıyorlar ancak Benedict Sophie'yi tanımıyor.
Ve Benedict Bridgerton baloda tanıştığı hanımefendi ile yeni tanıştığı hizmetçi kız arasında ne seçim yapacağı konusunda öylece kalıyor. Gerisi okumak isteyenleri kitapta bekliyor.
Kitabı okurken o kız çocuğuna yapılan haksızlık karşısında çok fazla sinir oldum. Babası ünvanından dolayı soylu ilan edilir ken ve annesi çoktan dünyadan gitmişken Sophie'ye yaptıklarından dolayı zaman zaman Araminta'ya en içten dileklerimi ilettim :))
Onun dışında çok beğendimm.
Son Söz AşkınJulia QuinnNur
Sana MuhtacımJulia Quinn
Merhaba arkadaşlar, nasılsınız? Sizlere bu ayın historical kitabı Sana Muhtacım ile geldim. #Bridgerton serisini bilmeyen yoktur diye düşünüyorum; ben de serinin altıncı kitabıyla yolculuğuma devam ediyorum. Serinin sonuna yaklaşırken her kitapta farklı duygular tatmış olmak, bu süreci benim için çok keyifli kıldı.
Küçük bir tavsiye: Kitabı diziden bağımsız düşünerek okumak bence en iyisi olacak; çünkü dizinin bu kitaptaki bazı karakter kurgularıyla pek alakası yok diyebilirim. Neyse, şimdi asıl konumuza, yani kitaba geçelim.
Bence serideki en dokunaklı ve tutku dozu en yüksek eser olan Sana Muhtacım, bizi alıştığımız o hafif ve eğlenceli atmosferden çıkarıp çok daha olgun, hüzünlü ve derin bir hikayenin içine çekiyor. Hikaye, serinin en gizemli karakterlerinden biri olan Francesca Bridgerton ile çapkınlığıyla ünlenmiş ama aslında kalbinde büyük bir sır taşıyan Michael Stirling etrafında şekilleniyor. Michael, Francesca’yı tanıdığı ilk andan itibaren ona karşı derin bir bağ hissetse de bu duygu; hayatın getirdiği sorumluluklar ve sarsılmaz bir sadakat mecburiyetiyle büyük bir sessizliğe mahkum ediliyor. Ancak kaderin beklenmedik ve sarsıcı bir şekilde rotasını değiştirmesiyle, her iki karakter de kendilerini yasın, vicdan azabının ve yıllarca bastırılmış yoğun duyguların tam ortasında buluyor.
Michael, geçmişe duyduğu bağlılık ile Francesca’ya olan önlenemez çekimi arasında sıkışıp kalırken, serinin belki de en karmaşık ve derinlikli erkek karakteri olarak öne çıkıyor. Onun yaşadığı içsel çatışmalar ve kalbindeki o dürüst ama bir o kadar da tutku dolu hayranlık kitabın her satırında hissediliyor. Francesca ise hayatında açılan büyük bir boşluğu doldurmaya çalışırken, bir yandan da kendi geleceğine dair zorlu kararlar verme aşamasına geliyor.
Julia
İslam dünyasının başına gelecekleri öngörmenin ötesine geçerek evimize, mahallemize, ülkemize bundan sonra hangi tohumların ekilmesi gerektiğinin belirtildiği muazzam bir kitap. Okuyalım, okutalım...