Tip...
* 1937, 1959, 1963 ve diğer bir sürü tezgahtan geçtikten sonra baktık ki, Türkiye’de ‘eh’ bir sol parti, yani İşçi Partisi kurulmuş. Tüzüğünü okudum. O zamana göre zararsız buldum ve partiye girdim. Partinin genel merkezi o vakit İstanbul’daydı. Partiye ge­ lince, hiç yadırgamadım. Genel başkanı, daha talebeliğimden be­ri hürmet ettiğim, Zincirli Hürriyet dergisinin sahibi, devletler hukuku doçenti M. Ali Aybar’dı. İdareciler de Behice Boran, Sadun Aren ve diğer tanıdık arkadaşlardı. Parti bir enstitü gibiydi. Üyelerimizi eğitiyorduk. Haftanın sayılı günlerinde çeşitli konu­larda seminerler düzenliyorduk. Ben ‘Kürt sorunu’nu üstlenmiş­tim. Verdiğim seminerler, hocalarımız M. Ali Aybar, Behice Boran ve diğer arkadaşlarca beğeniliyordu. 209-210
Sayfa 209·Kitabı okuyor
Kitap Alıntısı
210 Yeter Bu kadar. Allah kızar sonra çok istersen. Yalnız unuttum; ne olur rahatlık versen Galatasaray takımı oyuncularına. Yarın Maçları var da; yenilmesinler sakın.
Reklam
Sehiv secdesi hakkında
Hükmü: Az ilerde söz edeceğimiz sehiv secdesinin sebeplerinden yapılmazsa namaz bozulmaz. Sehiv secdesi vacib kılınmamıştır, çünkü göreceğimiz üzere bir vācibin terki için meşrü kılınmış değildir. Dellli: Sehiv secdesinin meşrů oluşuna delil; Ebû Hureyre (r.a)'ın şu rivâyetidir. "Peygamber (s.a.v) bize öğle veya ikindi namazını kıldırdı ve iki rekâtta selâm verdi. Bunun üzerine Zülyeden adındaki sahabî: 'Ya Rasûlallah, namaz kısaltıldı mı? diye sordu. Peygamber (s.a.v) de; Dedi-gi gerçek mi?' diye sorunca, Sahabîler: 'Evet, dediği doğrudur.' dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v) iki rekât daha kıldı, sonra iki secde yaptı." (208) Ve diğer deliller de vardır ki, aşağıda zikredilecektir. Sehiv secdesinin sebepleri 1. Eb'âz sünnetlerden birinin terki: Namaz kılan bir kimsenin, namazın zikredilen eb'âzlarından birini terketmesi; birinci teşehhüd ve Kunut duâsını terki gibi. Abdullah b. Buhayne (r.a) şöyle demiştir: "Rasûlullah (s.a.v), bize öğle namazını kıldırırken ikinci rekâtında oturmadan kalktı, cemaat de beraberinde kalktı. Namazı bitirince selâmını bekledik, ancak o tekbir getirip selâmdan önce kalkmadan iki secde yaptı, sonra selâm verdi." (209) Yine Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz namazın ikinci rekâtında oturmadan kalkarsa, tam doğrulmamışsa otursun. Şayet tam doğrulmuşsa, oturmasın ve iki defa sehiv secdesi yapsın." (210) 2. Kaç rekât kılındığında şüpheye düşmek: Bu durumda az olan rekât sayısı kabul edilir ve diğerleri tamamlanır; sonra muhtemel fazlalığın telafisi için sehiv secdesi yapılır. Meselâ; öğle namazını kılarken üç rekât mı, dört rekât mı kıldım, diye şüpheye düşen kişi, üçü kabul eder ve bir rekât daha ilave eder; sonra beş rekât kılmış olma şüphesinin telafisi için sehiv secdesi yapar. (208) Buhrart:
Din
TUSKON
Gülen cemaatiyle organik bağlara sahip olan bu sermaye kesimi, eğitim alanını hem sermaye birikimi hem de ideolojik yeniden üretim için temel bir alan olarak kurgulamıştır. Nitekim 2013 yılı itibarıyla Türkiye genelindeki 3.667 dershanenin 967'sinin bu yapıya ait olması -yani toplamın yaklaşık %25'i-bu sektördeki ideolojik ve maddi nüfuzun boyutunu açıkça ortaya koymaktadır. Aynı fraksiyon, 210 özel okul, 460 dershane, 13 üniversite ve on binlerce üniversite hazırlık kursunu kontrol ederek, emek gücünün ideolojik biçimlendirilmesinde ve orta sınıf ideallerinin yeniden üretiminde kilit bir rol üstlenmiştir
Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Mâliki yevmid dîn:(Fatiha /3) “(Allah) Din gününün sahibidir.” Allah ahiretin sahibidir. Ahirette kazanma imkânı bitmiştir; çünkü kazanma imkânı dünyadadır. Ahiret ya mükâfat yeri ya da ceza yeridir. Kazananlar mükâfatını, kaybedenler, yanlış yapanlar da cezasını alır. Allah mükâfat olarak mü’minlere cenneti, kâfirlere de cehennemi verir. Bu cehennem ebedidir; yani öyle geçici süreliğine cehennem yoktur. Neden? Çünkü Allah’a iman etmişsen yanlışlarının cezasını dünyada çekersin, cezan bitmezse sırasıyla kabirde, kıyamet yerinde çekersin böylelikle cezan biter ve cennete gidersin; ama Allah’a şirk koşmuşsan, Allah’ı kabul etmemişsen imanını kaybedersin. Bu nedenle Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadis-i şerifinde; “öyle insanlar var ki ibadet yaparlar, öldüklerinde siz onların mü’min olarak öldüklerini zannedersiniz. Sonra onun namazını kılar, mü’minlerin, Müslümanların kabristanına defnedersiniz. Oysaki onlar, imansız gitmiş, kâfir olarak ölmüştür. Allah’ı kabul etmedikleri, Allah’a şirk koştukları için son nefeste imanlarını kaybetmişlerdir” buyurmuştur. Mâliki yevmid dîn; Allah ahiretin, din gününün, Kıyamet gününün sahibidir ve hükmü o verir. Allah ayet-i kerimede; “o gün hiç kimse konuşamaz. Allah herkesin kitabını eline verip, ‘al kitabını oku’ der. Hükmünü kendin ver, bugün hesap sorucu olarak sen kendine yetersin”(İsra /13-14, Nebe /38) buyurur. Yani kendi hesabını kendin gör, nereye gideceğine dair kararını sen ver. Başka bir ayet-i kerimede ise; “onlar diyecekler ki: Biz kendimize zulmettik (cehennemi hak ettik)”(Enbiyâ /97) buyurur. Bu yüzden kitap elimize verilmeden önce biz kendi kitabımızı elimize alıp, okuyalım; çünkü dünyadayken o kitabı değiştirme imkânımız; yani tövbe edip o günahları silme imkânımız vardır. Rabbimize samimiyetle dönüp; “ya rabbi
Sayfa 161·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam