Sırf Rum diye insanların dükkanlarını evlerini yağmaladılar!
Demokrat Parti dönemindeki ilk sıkıyönetim, 6-7 Eylül olayları nedeniyle 1955 tarihinde ilan edilmiş. Bayar’lı, Menderes’li Demokrat Parti’nin ilan ettiği ikinci sıkıyönetimin gerekçesi Demokrat Parti’ye karşı gösterilerin başladığı 1960 yılındaki 28-29 Nisan olaylarıdır.
Sayfa 32 - um:ag yayınları·Kitabı okuyor
Siyasi Tarih
Attilla Roma'yı Korku Üreterek Yıkan Bir Sonuçtur Sıra savaşmadan nasıl kazanılır bilincini anlatmaya geldi. Hayal gücü ile hükmetmeyi öğreten Attila'yı yazacağım. Batı tarihinin korkudan yazmaktan hala korktuğu ve kabusu Attila'yı yazacağım. Yeryüzünde zorbalığın biçtiği bir roldür o rol. Sıranın kendisine geleceğini bekleyen bir mitin korkuya dönüşerek esareti nasıl besleyip büyüttüğünü öğreten Hun Türk dehasıdır o. Görünen gücü caydırıcı olmaktan çıkartan ahlakın adıdır o. Hangi hamlenin nasıl ve ne zaman geleceğini bilinmeze saklayan sırdır o. Korkuyu ikna edici bir esaret yöntemi olarak Attila icat etmiştir. Batı o gün bugündür bunu öğrenip tersini ögtetene karşı kullanmıştır. Utanmazlar Attila barbar diye suçlamıştır. Kimin barbar olduğunu ortaya çıkarmak bu çağa kalmıştır. Hun Türk Attila korkusu karşısında bir yüzük ile evlilik teklifi yapan Roma kaleyi içten yıkmak ister. Attila evleneceği eşi ile birlikte Roma imparatorluğunun yarısını çeyiz olarak ister. Evlilik teklifi yaptığına Roma korku içinde pişman olur. Roma karşı talebi reddeder. Attila ya çeyizi verirsiniz ya da gelir alırım der.. Roma'nın huyudur kendine dahil etmek istediği her hükümdarı kendisine hizmet ettirecek nesiller üretmesi için evlilik yoluyla ele geçirmek. Büyük tarih bilinci o küçük kapıdan içeri girer ve kaleyi içten fetheder. Roma'nın hakkından gelen bilinç onu nasıl alt edeceğini bilerek nerede duracağını bilerek ilerler. Hun Türk karşısında korkudan ölen cesetler ortada kalır. Yeryüzünde yenilmezlik inancını Attila yıkar. Roma'nın huyudur baş edemediği her bilince bir kutsallık giydirmek. Attila'ya yaratanın kırbacı derler. Rarslantısal bir sertlik değildir. Uzağa ittiğinizi sandığınız size çoğalarak geri döner. Bu cümle üzerinden kitaplar yazılır. Bu çağda Anadolu da Türk bilinci
Hayata Dair
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Türk milletinin ölüme yürüdüğü bir dönemde, Sakarya Savaşı’nın en şiddetli günlerinde İstanbul’da Vahdettin‘in düğün töreninin heyecanı yaşanıyordu. Vahdettin 1 Eylül 1921 tarihinde nimet hanımı nikahına almıştı. Anadolu’da oluk gibi Türk kanı akarken İstanbul’da görkemli bir düğün yapacak kadar milli bilinçten yoksun olan Vahdettin bu esnada 61, Nimet Hanım ise 19 yaşındaydı. Vahdettin’in ilk evliliğinden olan kızları ulviye Sultan 29, Sabiha Sultan 27 yaşındaydılar. 
Sayfa 111 - Destek Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
12 Eylül'ün ardından, 29 Ekim 1980 günü açıklama yapan Genelkurmay ikinci Başkanı Orgeneral Haydar Saltık, Konya mitinginin 12 Eylül müdahalesinin gerekçelerinden biri olduğunu, "Konya mitingi 12 Eylül'e gelinmesinde bardağı taşıran son damla olmuştur" sözleriyle ifade edecekti.
Sayfa 319·Kitabı okudu
Tarih ve Siyaset
"I. Johannes-Paulus’un papalığı otuz üç gün sürdü. 29 eylül 1978’de öldüğünde, yanında kimse olmadan ölen ilk papa oluyordu. Otopsi yapılmadı. 1975’ten beri doktorluğunu yapan Profesör Giovanni Rama çağrılmadı. Normal bir ölümle öldüğü açıklandı. Ölüm nedeni ve saati meçhul kaldı, dijitalinle zehirlendiği iddiaları kanıtlanamadı. Ama bir şey kanıtlandı: Gladio kendini merak edenleri affetmiyordu..."
Sayfa 134 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Alıntı
“Hilafet kaldırıldıktan iki gün sonra bakanlar kurulu kararı alındı, müftülüklere gönderildi, “bundan böyle hutbelerde isim zikredilmeden, Cumhuriyet’in saadetine dua edilsin” denildi. Çünkü... Osmanlı’da gelenekti, her cuma namazında padişah ve halife adına hutbe okunuyordu. Saltanat lağvedildikten sonra, hilafet devam ettiği için, halife adına hutbe okunmaya devam ediliyordu. E, hilafet de artık lağvedildiğine göre, “bundan böyle hutbelerde halifenin adını geçirmenize gerek yok” kararı alınmıştı. (1924 yılında müftülüklere gönderilen bu genelge... Yüz yıl sonra, Atatürk düşmanları tarafından çarpıtılarak topluma sunulacaktı. 19 Mayıs, 23 Nisan, 30 Ağustos, 9 Eylül, 29 Ekim gibi milli bayramlarımızın hutbelerinde Atatürk’ün adını bile geçirmeyecekler, sonra da utanmadan “Atatürk kendisi böyle istemiş” diyeceklerdi!)”