299
'Düşünmek emin olmamaktır, kesinlikten uzak durmaktır ve sürekli bir değişimdir. Bu nedenle bir filozofun sessizliği ünlüdür asıl?
Gazel 299
"Gençliğine, güzelliğine öyle mağrurdu ki bülbülün gönlünden haberi bile yoktu."
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bazı yazarlara göre Arap ordularının İran'a ve Orta Asya'ya yayılmasıy­la saltanat ve zenginlik yerleşmiş, yabancı geleneklerin etkisiyle Arap kadını serbestisini yitirmiş , çarşaf ve peçe gibi giyselere yönelmiştir. Bazılarına göre ise durum Abbasiler zamanında kötüye gitmiştir. (27) Özellikle Moğol-Türk işgallerinden sonra kadın sınıfı hak ve özgürlükten yok­sun edilmiş ve aşağı bir yaratık haline getirilmiştir. (28) Bu kötüye gidişte Türklerin olumsuz etkileri olduğunu ileri sürenler, Mı­sır'ın 1517 yılında Oşmanlı boyunduruğu âltına girmesiyle ve halifeliğin Türklere geçmesiyle İslâmî uygulamada KÂDIN'ın köle haline getirildiğini ve kadın haklarıyla ilgili Kurân esaslarının yanlış ve dar bir yoruma itildiğini, bunun sonucu olarak kadınların özgürlükten yoksun edildiklerini ve örneğin o zamana kadar kadın tek başına sokağa:çıkabilirken, ya da iş sahibi olabi­lirken, kendi kaderini kendi düzenleyebilirken, Türklerin gelmesiyle birlikte bütün bunlardan yoksun edildiğini söylemişlerdir. Ve işte bu görüşleri savu­nan Arap yazarlara göre Türklerin "Arap ülkelerini işgalleri anından Napolyon'un Mısır'a çıkışı tarihine kadar olan dönemi, Arap kadınının hak ve özgürlükleri açısından kara bir dönem saymak gerekir" (29) Güya Türklerin işgalleriyle birliktedir ki İslâmî yaşamlarda kadın köle ve şehvet gidericisi rolüne indirilmiştir (30) Ve işte bütün bu gerekçelere dayalı olarak Arap yazarlar, KÂDIN'ın kurtuluşu için Islâm'ın ÖZ'üne dönülmesini salık verirler. Hatta içlerinde, Müslüman toplumlar bakımından kadın hakları sorununu çözümlemenin hiristiyan ülkelere nazaran çok daha kolay olduğu­nu, ve çünkü Hıristiyanlığın özünde kadını koruyan ve kadına hak tanıyan esaslar bulunmadığını oysa kî, Şeriâtın kadın lehindeki hükümlerle dolu olduğunu ileri sürenler vardır. (31)
Sayfa 19 - TÜMDA·Kitabı okuyor
Araştırma inceleme din islam
Cennette Allah'ı görecek miyim?
Peygamber Efendimizin hadislerinden anladığımıza göre müminler, bulutsuz bir günün öğle vaktinde güneşi ve bulutsuz bir gecede dolunayı gördükleri gibi ahirette Allah'ı göreceklerdir. [Buhari,Tevhid,24;Müslim,İman,299,Zühd,16.]
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Kurumuş, kadid olmuş et parçası gibi tabiat mıhına asılıp kalmış kişinin canı, sebeplere bağlanmıştır; bundan ötesini göremez! (...) Şekilden şekile girer ruh, yaşadığı o geniş yeгyüzünde, yeniden yeniye, apaçık başka bir âlem görür. Fakat sen bir sıfata b ürünür de donar kalırsan, bulunduğun yer cennet olsa, orada cennet ırmakları aksa, orası sana kupkuru, çirkin bir ova gibi görünür... (Hz. Mevlâna, Cevahir-i Mesneviyye, cilt 1, s. 299, çev. Ş. C.)
Sayfa 247·Kitabı okudu
Allah Teâlâ, Hz. Âdem’i yarattığında kıyamete kadar kuşaklar boyunca devam edecek olan zürriyetini ona gösterdi. Hz. Âdem, zürriyeti içerisinde yüzü parlayan bir kişi gördü ve “Bu hangi oğlumdur?” dedi. Cenâb-ı Hak, “Oğlun Dâvûd’dur.” buyurdu. “Ömrü kaç yıldır?” diye sorunca, “Altmış yıl.” cevabını aldı. Bunun üzerine Hz. Âdem, “Yâ Rabbi, onun ömrünü artır!” diye ricada bulundu. Ancak Yüce Rabbimiz, “Olmaz, ama sen kendi ömründen artırırsan olabilir.” buyurdu. Böylece Hz. Âdem, bin yıl olarak takdir edilmiş ömründen Hz. Dâvûd’a kırk yıl hibe etti. Allah Teâlâ da buna melekleri şahit tutarak bir anlaşma yazdırdı.²² Nihayet Hz. Âdem’in ömrü dolmuş, ölüm meleği Azrail yanına gelmişti. Hz. Âdem, “Ömrümden daha kırk yıl kalmamış mıydı?” diye sordu. Melek, “Onu oğlun Dâvûd’a vermemiş miydin?”⁴² diyerek yaşananları hatırlattı. Hz. Âdem verdiği sözü unuttuğu için, “Vermedim.” dedi. Allah Teâlâ da ona anlaşmayı gösterdi ve melekler de bu duruma şahitlik ettiler.⁴³ Yine de Allah Teâlâ lütfuyla, onun ömrünü bin yıla, Hz. Dâvûd’un ömrünü ise yüz yıla tamamladı.⁴⁴ Âdem (as) ile Rabbi arasında geçen bu konuşmayı nakleden Resûlullah Efendimiz, onun bu tavrının evlâtları tarafından sürdürüldüğünü şöyle ifade etmektedir: “Âdem reddetti, zürriyeti de reddetti; Âdem unuttu, zürriyeti de unuttu; Âdem hata etti, zürriyeti de hata etti.”⁴⁵ ²² HM3519 İbn Hanbel, I, ⁴² T3076 Tirmizî, Tefsîru'l Kur'ân,7. ⁴³ HM2270 İbn Hanbel, I, 251. ⁴⁴ HM2713 İbn Hanbel, I, 299, ST1/29 İbn Sa'd, Tabakât, I, 35. ⁴⁵ T3076 Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân, 7.
Diyanet İşleri Başkanlığı·Kitabı okuyor