içinde 16 öykü barındıran hasan ali toptaş eseri.
hele ki av diye bir öykü vardır; kendinizi kafka okurmuş gibi hissedersiniz; olaylar karışır, kurgu olan gerçek olduğunu, aslında gerçeğin de (yaşamın) garip bir kurgudan (düzmeceden) ibaret olduğunu anlarsınız.
hayal mi gerçek mi belli belirsiz, gerçek bile olsa hikayenin hangi noktasından sonra kahramanın gerçeklik algısının değiştiğinin anlaşılamadigi bir peri masalı gibi. anadolu'da büyümüş, halkin efsaneleri, türküleri, büyüleri, fesatlığı, saflığıyla yoğrulmuş hikayeler. acıyı masalsı anlatisi mine söğüt tadında ama onun kadar sert dram değil. biraz daha yumuşatarak anlatisi bana sadık hidayet i de anımsattı.
kelimelerle oynayan yazarları seviyorum. hasan ali bu oyunlara, nesneleri de katıyor. eşyalarla insanı, insanın duygularını flörtöz bir şekilde oynatiyor birbirleriyle.
ve bazı anlari müthiş ifade ediyor.