“Seni istiyorum.”
Siktir, siktir siktir siktir, dostum.
“Yani benim için çalışmam istiyorum,” diye düzeltti “Yani bir Aracı olarak tabii... yani
zaten yaptığın işi yapmanı istiyorum. Ama bunu benim için yapmanı. Şöyle ki... bazı şeylere ihtiyacım var. Büyülü şeylere. Ama Kelt mitolojisinde doğurganlık, bilgelik, büyü, güzellik ve şiir ile ilişkiIendirilen, atların tanrıçası,garip şeyler değil. Yani... sihirli oldukları için biraz garipler tabii ama tehlikeli değiller. Ve sen onları... işte, elde edebilirsin diye umuyorum. Şimdi nasıl yapıyorsan o şekilde. Belki... biraz farklı
yaparsın. Yani yöntemin değişik olur diye değil de, şey—"
Kalp atışlarının rengi yoktur. Yalnızca, yaşama müjdeleyen muhteşem seslerdir, o kadar. Horacio’nun kalbi de kuvvetle atıyordu. Hamilelik sürecinde her şey çok normal ve yolunda gitmiş, hiçbir aksilik olmamıştı. Bebeğin doğar da olmaz böyle bir kargaşaya sebep olacağı aklının ucundan bile geçmemişti. Doğum sırasında kocası Carlos da yanındaydı. Doğumu filme alıyordu. Bebek göründüğü an Carlos’un yüzünün nasıl allak bullak olduğunu çok iyi hatırlıyordu Maria. Film çekmeyi bırakmış, kameraya indirmiş, Maria’nın yüzüne bakakalmıştı. Maria çok önemli bir şey olduğunu anlamıştı o anda.Ne oluyordu? Bebeği ölmüş müydü yoksa? Oğlunun ağladığını duyunca rahat bir nefes aldı. Peki, bebek iyiyse başka ne olabilirdi ki? Doktorla Carlos, şaşırmış yüzlerle birbirine bakıyorlardı. “Ne oluyor?”diye sordu Maria. Doktor, soruyu yanıtlamak yerine yeni doğmuş bebeği onun kucağına verdi. O anda Carlos arkasını dönüp çıktığı için Maria onun ağladığını görmedi. Oğlunu ilk gördüğü an nasıl tepki vereceğini bilemedi. Bir yandan bebeği sevgiyle kucaklarken aynı zamanda son derece şaşkındı. Bu büyük şaşkınlığın nedeni, bebeğin teninin rengiydi. Carlos ‘da, kendisi de beyaz tenliydiler. Üstelik Carlos sarışındı; Maria’nın da gözleri yeşildi. Nasıl olmuş da Horacio böyle kapkara olmuştu?
Sevgilim, kadınım... Anamdı belki ama,
O çoktandır Üç bin metrenin altına inmiyor artık.
İçimde bir fil sezgisi, kopup gitmeliyim.
Dağlara yazmalıyım aşkı ve ayrılıkları.
Asminli düşler kurmalıyım... Ya da birisi karşılık bulmalı canımı yakan sorulara...
Kim demiyorum! kim olursa olsun...