Hüseyin İnan'ın Savunması - Avukatlar Özellikle Okumalı!
Alevi olmam dolayısıyla arkadaşlar arasında “Dede” takma adıyla çağırılırım. İşlemiş bulunduğumuz suçlar oldukça ağır cezalar gerektirmektedir ancak hiçbir surette TCK’nın 146. maddesine girmezler. İfadelerde Rıfkı ismi geçmektedir. Bu aslında Alpaslan Özdoğan’dır. O zaman ismini yani gerçek ismini söylememiştim; zira henüz sağdı ve yakalanmamıştı. Nihat Çokyüce’nin arabasını alma olayında da Sinan Cemgil değil, Alpaslan Özdoğan yanımda idi. Nihat Çokyüce’nin ifadesindeki teşhis kısımları da dikkate alınırsa, hadiseler yanımdaki şahsın Alpaslan Özdoğan olduğunu meydana çıkarır. İfadelerimin birinde sosyalizm ihtilali, ayrıca halk ihtilalinden sonra kademe kademe proletarya diktatöryası ve dolayısıyla komünizme geçiş şeklinde beyanlar doğru değildir, bunları kabul etmiyorum. Yanlış zapta geçmiş. Ayrıca Muammer Aksoy’la pazarlık konusunda konuşmaya gittiğimde, gittiğim saat zapta yanlış geçmiş, 07.30 sıralarında gitmiştim. İfadelerimin diğer kısımları doğrudur. Hadiseler başladığında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil’in isimleri emniyetçe biliniyordu. Alpaslan Özdoğan beraber olduğumuz hâlde henüz deşifre edilmemişti. Bu bakımdan onu gizledim ve bidayette Sinan Cemgil’in ismini verdim. Nasılsa Sinan Cemgil biliniyordu. Bu maksatla Sinan Cemgil’i söylemiştim. Ayrıca Sevim Onursal’ın evinde icra takibine gelen vazifeliler içeriye girdiklerinde Kor Koçalak tek başına idi, bilahare dışarı çıktı, arkasından ben, Yusuf ve Sevim Onursal evden çıktık. Biz hep beraber evi terk ettiğimizde adamlar daha bağlanmamıştı. Ve yine dört Amerikalının kaçırılmasında Mete Ertekin’i ben çağırdım. Evvela Amerikalıları kaçırdıktan sonra bir kısmımız vasıta ile, bir kısmımız da yaya olarak dönmeyi düşünüyorduk. Sonradan fikir değiştirdik. Yusuf başka bir araba buldu, o zaman bir
Sayfa 317 - İtalik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Bir Dünya Vapur / Hanife Baş
Dünyada aynı anda kaç tane yolcu vapuru hareket ediyor olabilir ki? Ya da bir vapur ömrü boyunca kaç kilometre yol kat eder? Zihnimde bu sorular dolanırken kırmızı paltolu bir kadın telaşla adımlarını hızlandırdı... Meydanı taze bir simit kokusu sarmıştı. Mavi sular dalgalanırken iskeleden kalkan bir vapurun düdüğü, konuşmalar, satıcıların sesleri ve martıların çığlıkları birbirine karışıyordu. Hava pırıl pırıldı ama hafiften soğuktu. Kafamı kaldırmamla vapurun hareket edeceğini görmem bir oldu. "Yeter artık soru sorduğun, çevreyi izlediğin! Biraz adımlarını hızlandır, işe geç kalacaksın," diye söylendim kendi kendime. Vapura yetişmeye çalışanlara katıldım, yarış pistindeki bir atlet gibi soluk soluğa. Ama bir saniye... Sadece bir saniye farkla kaçırmıştım işte. Kapıda nefes nefeseydim. Vapur bana meydan okurcasına "Vuuuvv, Vuuuvv' diye sesler çıkararak uzaklaşıyordu. Bir sonraki vapuru, 07.30'u bekleyecektim. Kararsızdım, içeri mi girsem, dışarıda mı beklesem? Yolcu salonunda oturmaya karar verdim. On yıldır vapurla işe gidip geliyordum, her gün kıtalararası yolculuk yapıyordum, Anadolu Yakası'ndan Avrupa Yakası'na. Salonun en iyi gözlem noktalarından birine yerleştim, insanlar ellerinde telefonlar, simitler, kahvelerle yavaş yavaş salonu dolduruyordu, sabah telaşı herkesin yüzüne sinmişti. Yeni gelen yolcular hızla ulaşım kartlarını makineye okutuyor, bip bip sesleri havada yankılanıyordu. Esneyenler, derin sohbete dalanlar, el ele tutuşan çiftler, gözleri uykulu iş insanları... Her biri kendi dünyasında, kendi telaşında...
Sayfa 39 - Metinlerarası Kitap, 1.Baskı, Şubat 2026·Kitabı okudu
Reklam
Cornwallis,Vengeance ve Lord Nelson gemilerinin şiddetli top ateşiyle saat 07:30'dan itibaren üç İngiliz bölüğü kadar bir kuvvet Eskihisarlık ve Morto Koyu arasındaki bu kıyıya çıkmayı başardıysa da Türk ateşinin etkisi altında kalarak pek bir ilerleme gösteremedi.
Sayfa 270·Kitabı okudu
Alıntı
O sabah Büyük Taarruz başlar. Sabah 04.30'da tanzim atışı açılır, 05.50'de de tahrip atışına geçilir, saat 07.00'de ise Yunan topçusu susar ve Türk Ordusu 14 gün sonra İzmir'e, Kordon'a,varır. Büyük Taarruz'dan evvel Atatürk, 15 gün sonra İzmir'de olacağını söylemiştir yakın çevresine. Sonra birlikte Kordon'da yürürken de Salih Bozok'a, "Kaç gün oldu?"diye sorar, "14 gün, Paşam,"cevabını verir Bozok. "Bir gün yanıldık o zaman,"der Atatürk.
Sayfa 65 - İnkılâp·Kitabı okudu
Akrep ve yelkovan biri uzun diğeri kısa iki solucan gibi sürünmüyor, iki tay gibi koşuyor zamanın ovasında. Gözü saatinde olan adam, gözleri saatlerinden başka her yerde olanları hayrete düşürüyor. 04.55'te uyanıyor her sabah. İki fincan çay içip yazı masasına oturuyor. Demirciler örslerinde akkor hâline gelmiş cevhere biçim verirken o örsüm dediği masasında aklını dövüyor. 07.45'te ayağa kalkıp dolaşmaya başlıyor odasında, beş saatlik dersine gidecek. 07.50'de şapkasını takıyor başına. 07.55'te bastonunu alıyor eline ve tam sekizde arabasına biniyor. İnsanlar ona bakarak ayarlıyor saatlerini. Aynı vakitlerde aynı yerde oluyor gözü saatinde olan adam. Aynı güzergâhlarda yürüyor. Sonraları "Filozof Yolu" adı verilen ağaçlı caddede bir saatlik günlük yürüyüşüne çıktığında komşuları saatlerini 15.30'a ayarlıyorlar. Kırk yıl içinde sadece iki kez bozuyor mutat yürüyüşünü. İki kez sınırı geçip gözden kayboluyor. Bir seferinde Rousseau'nun yeni çıkan kitabını bir an önce görmek, diğerinde Fransız Devrimi'nden haber almak için. Pascal'ın düşünen bir kamışa benzettiği bu naif adam, "Darda kalsaydım, en son satacağım şey saatim olurdu!" diyor.
Sayfa 129·Kitabı okudu
KİTABIN ÖZETİ
Kapitalizm: En dar anlamı ile bir üretim biçimidir. En geniş anlamında ise bir işletme de üretimin sahibi söz konusu üretim araçlarını kullanarak, onun kendi çıkarına satacağı, metaları üretmeleri için özgür işçilere yövmüye öder. Bu kişi sanayici kapitalistir. Naktin artması tüccarın daha çok ticaret yapmasını sağlıyor yani ticaretten edinilen bir sermaye var. Böylece kitlesel ticaret daha mümkün oluyor. Kitlesel ticaret için kitlesel üretim gerekiyor bu nedenle üretime sermaye arktarımı yapılabiliryor. Burada büyük imparatorluklar sağladıkları güvenlik, yol ve Pazar imkanları ile ticaretin gelişmesine dolayısı ile ticari sermayenin artmasına katkı sağlıyorlar. Kapitalizmin gelişim koşulları: 1. Kapitalistimsi tecim en azından bir toptan tecim almalı ve parayı Pazar için üretimi geliştrecek biçimde kullanmalıdır. 2. Kapitalizm için bir başka koşul toprak mülkiyetinden bağımsız olan bir parasa zenginliğin ortaya çıkmasına yol açmak gerekmektedir. 3. Sermayenin yani üretim araçlarının arttırılması gerekmektedir. (Rodinson, 2002, 30-31). Kapitalisimsi olarak adlandırılıyor. İslam Kapitalizme Engel mi? Kuran dünyevi kazancı özellikle ticari kazancı kötülemez aksine onaylar ve yüceltir. Tecimsel kazanç tanrının lütfüdür. İslam kapitalizmin gelişmesi açısından bir engel teşkil etmiyor çünkü özel mülkiyet, ticaret özgürlüğü, toprağa bağımlı olamayan kazanç sağlamayı özendirme (zaten allahın çölünde ne kadar tarım yapacaklar), üretim araçlarının geliştirilmesi, ücretli işçilik gibi kapitalizmin gelişmesi için gerekli olan koşulların hiçbirine yasak getirmiyor. İşçinin alacağı önceden bellidir rastlantı veya belirsizliğe bağlı kazanç yasaklanmıştır. Açık arttırma yasak, talih oyunları yasak. İlke çalış kazan. Tabi bu çalışma çoğu zaman ticaret, niteliksiz işçilik veya el
Reklam
Reklam