300 milyon yıl önce sık ve gür eğrelti ormanları kuzey kıtalarını kaplamış, otsu eğreltiler zümrüt gibi yeşil bir örtü ile dünyamızı ıssızlıktan, çıplak taşlık ve kayalıklardan kurtarmışlardı. Dünyamız güler yüzlü olmuştu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
(...) Türkçe’nin bir başka eksikliği olarak, iştikak lûgatleri olmadığı gibi, Batı dillerinde yaygın olan “müteradif kelimeler lûgati” çalışmaları da yoktur. Bu da dil devriminin ve öztürkçeciliğin Türkçeyi nasıl edebiyat fukarası yaptığını gösterir.Sen burada üç bin beş bin kelimeyi köklerine göre mıncıklarken, elin gâvuru 300 bin kelimelik lûgatiyle karşına gelince tabiî ki afallıyorsun. Ondan sonra güzel Türkçemiz çok güzel… Okullarda Osmanlıca eğitimi bu yüzden gereklidir; yoksa bugünkü dil ve kültür iklimi içinde ne edebiyat olur, ne felsefe…
TİLKİ GÜNLÜĞÜ -Ufuk ile Hafiye-II-, 5 Mayıs 2011, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
Babam bu dünyayı zihninde düzenleyerek, geceleri her ailenin karmaşık isim tespihini içinden çekerek, hepsini etrafına toplayarak canlı tutardı, hatta bazı önemli hayvanları bile isimleriyle çağırırdı. İşte o zaman Körço, kör ama akıllı ve uysal at öne çıkardı. Yanında, adeta insan gibi bakan yaşlı manda da zar zor yürürdü. Yanları sıra benim de hatırladığım eşek Penka homurdanırdı, benim şahsi arkadaşım ve yaşıtım, dedemin 300 levaya sattığı ve onunla karaborsadan, Vietnamlılardan ilk mono Hitachi teybimizi aldığı eşek. Bu olay da —ata/eşeğe karşılık tavuk /kasetçalar takası kitapların bir yerine ve aile folklorumuza girdi.