29 Kasım 1947'de Amerika Birleşik Devletleri'nin ABD baskısıyla kabul edilen ve iki devletli çözümü öngören BM Taksim Planı, siyonist diplomasisi için tam bir zaferdir. Zira 70 yılda ancak yüzde 6 ‘lık toprağa ve %30'luk nüfusa sahip olabilen Yahudilere, müstakbel devlet için Filistin'in %56'lık kısmı ayrılır. Ancak burada yaşayan yüz binlerce Filistinlinin varlığı, demokratik bir Yahudi devleti kurma önünde engeldir. İşte bu noktada Siyonist Çeteler, üç aşamalı etnik temizlik politikasına girişirler, GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 31
Reklam
2013 yılında yayınlanan bir çalışma, ekolojik etkileşimlerin ortadan kalkmasının ("fonksiyonel yok oluşların"), popülasyon yok oluşlarından önce gerçekleştiğini gösterdi. Başka bir deyişle, bir tür (diyelim su samuru) yok oluşunun başlangıcından itibaren yanında yöresindeki canlılarla "bağlarını" kaybeder ve bu da, kendisi yok olmadan çok önce çevresindeki diğer türlerin yok olmasına sebep olur (vakaların %80'inde durum bu)! Bu dolaylı ve sessiz yok oluşlar çok erken, hatta tehdit altındaki türlerin nüfusu toplam nüfusun üçte biri kaybedilmeden önce başlayabilir (oysa bir tür ancak %30'luk bir düşüş yaşamaya başladığında tehlike altında olduğu resmen ilan edilir). Yani dolayısıyla burada bir paradoks var, en çok tehdit altında olduğuna inandığımız türler aslında en çok tehdit altında olanlar değildir, bunlarla dolaylı olarak bağlantılı olanlardır. Bu etkilerden uzun süredir haberdar olan ekolojistler bile bu tür “domino etkilerinin” büyüklüğü karşısında şaşkınlar. Artık “birlikte yok oluş” olarak adlandırdığımız vakalar potansiyel olarak sayıları en fazla olanlardır, ancak bunlar önceden tahmin edilemez ve çok geç olana kadar gözlemlenemez. İşte biyoçeşitliliğin insan faaliyetlerince yok edilmesiyle ilgili felaket rakamların olası bir açıklamasıdır bu.
Sayfa 37·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Nijer
Etiopya'dan sonra Alem-i İslam'ın en fakir 2. ülkesi olarak bilinen Nijer'de 40 bin kişiye bir doktor düşüyor. Nijer topraklarının yüzde 88'i çöllerle kaplı, Bundan dolayı da ancak yüzde 3'lük bir kısımda tarımcılık yapılabiliyor. Ülkede 30- 40 yıldır bir damla yağmurun düşmediği bölgeler bile var.
Sayfa 133·Kitabı okudu
Alıntı
Haluk Kırcı 'nın 10 Kasım 1980 tarihli ifadesi
İstanbul'dan döndükten sonra kendi kendime bir şeyler yapına isteği duydum her gün daha tehlikeli hale gelen komünistler cezasız kalmamalı idi gerçi gerçeği söylemek gerekirse bu görev bizim olamazdı bu görev bu vatana kastedenleri Devlet cezalandırmalıydı ama ortada o günlerde sizinde bildiğiniz gibi zayıf ve iktidarların oyuncağı hatta taraflı bir devlet var idi. Bunun üzerine harekete geçtim bölgemiz de çok iyi tanıdığımız komünistler vardı birkaçının adresini biliyorduk. Bu fikrimi Mahmut Korkmaza açtım, böyle bir şeyler yapalım mı dedim. Şimdi dursun gerekirse yaparız dedi. Kendisi Ülkü ocaklarında yönetim kurulunda çalışmış iyi bir vatanseverdi. Bunun üzerine aradan bir gün geçti ben mahmut korkmaz'ı sıkıştırmaya başladım. Nasıl bir şey yapabiliriz dedi ben de bir adres tespit edip komünistleri cezalandırabiliriz dedim. O da bunun üzerine öyleyse sen yap dedi bende ona sen silah temin et ben yaparım dedim. O da kabul etti bunun üzerine araştırmaya başladım semtin çocuklarından nerde iyi komünist evi var dedim aldığım cevap olumsuzdu. Bundan sonra eskiden bölgede görev yapmış olan ercüment gedikli bana ben biliyorum yalnız karışmanı dedi kendisi de tesadüfen öğrenmiş bana adresi verdi ben adreste olan eve hadiseden bir gün evvel eve gidip baktım daha sonra mahmut korkmazı bularak silahları akşam eve getirmesini söyledim o da silahları getireceğini söyledi. O gün akşam saat 6.30 sıralarında ben evdeyken mahmut iki tane 14 lük tabancayla birlikte eve geldi ben silahlara baktım ve doldurdum olayı nasıl yaparız dedi ben de bir kişiyle olmaz iki üç kişi lazım dedim nıahmut ben de gelirim dedi bunu böyle olmayacağını kendinin de bildiğini benim fikrimi o tarihte Ü.G.D Genel başkan yardımcısı Abdullah Çatlıya çıtladığını onun bunu kabul ettiğini ve akşama eve geleceğini
Amerikalıların tahmini olarak üçte biri obez ve yalnızca otuz yıl içerisinde bu rakam iki kat arttı. Birleşik Devletler nüfusunun üçte ikiden fazlası ise fazla kilolu. ABD'nin hiçbir eyaletinde obezite oranı %20'nin altında değil; 12 eyaleti ise %30'luk bir orana sahip. Üstelik işler giderek kötüleşiyor. 2030 yılında ABD'de yaşayan obez insan sayısının 65 milyon daha artacağı tahmin ediliyor.
Sayfa 248·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
Reklam
Reklam