... Yabancı kaşıklar, çatalla, bıçaklar olmasaydı, neyle yemek yiyecektik. Kendimize ait hiçbir şeyimiz yok. Her şey yurtdışından ithal ediliyor. Her şey pahalı. Ödeyemezsek, kredi çekiyoruz. Bir yandan pahalılıktan şikayet ediyoruz, diğer yandan sürekli övünüyoruz. Güya bizim toprağımız en verimlisi, en büyüğü. Güya her şeye sahibiz. Aynı şey halk için de geçerli. Milyonlar, on milyonlar, yüz milyonlar okuma yazma bilmiyor. Zihinsel olarak körler. Yüz milyonluk halk, gözleri henüz açık olmayan kör bir köpek yavrusu gibi. Hem de bir, iki hafta değil, yüz, beş yüz, bin yıl boyunca kapalı. Ne korkutucu! ...
Babam, eğitim eksikliğinin Pakistan'ın bütün sorunlarının kaynağı olduğuna inanıyormuş. Cehalet, siyasetçilerin insanları kandırmalarına, kötü yöneticilerin yeniden seçilmesine olanak tanıyormuş.
Babamın hastaneye verecek ya da ebe tutacak parası yokmuş; bu yüzden doğumuma bir komşumuz yardım etmiş. Annemle babamın ilk çocukları ölü doğmuş, bense tekmeler ve çığlıklar atarak çıkmışım. Erkek evladın doğumunun silahlar atılarak kutlandığı, kız çocukların ise örtüler ardına saklandığı, hayattaki rollerinin sadece yemek pişirmek ve çocuk doğurmak olduğu topraklarda doğmuş bir kız.