İngilizler Hollandalıları yendikten ve Jamaika'ya da el koyduktan sonra köle ticaretinin daha da büyük bir kısmını ele geçirdi. İngiliz gemileri on yedinci yüzyılın ikinci yarısında Yeni Dünya'ya köle olarak çalıştırmak üzere 350.000 küsur Afrikalı taşıdı. Bu arada 1672'de imtiyaz verilen Kraliyet Afrika Şirketi sadece 1680'li yıllarda Amerika'ya 60.000 Afrikalı taşıdı. Afrika ticareti arttıkça Afrikalı köleler giderek Avrupa'dan gelen senetle bağımlı işçilerin yerini aldı.
Sayfa 179·Kitabı okuyor
Berlin garip, 1,5 milyon nüfusun 350 bini ölmek üzere bunak moruk kadınlardan oluşuyor. İnsan her an kendini bunak, yalnız ve yaşlı sanıyor. (Gene anlık bir fantazi.) 150 bin kadar da, % 10 civarında akıl hastası göze çarpıyor. 200 bine yakın da Türk köylüsü var. Japonlar, İranlılar, zenciler, punklar... öğrenciler: Geriye ne kalıyor, bilmem. Bugün radyoda Federal Almanya'da geçen yıl intihar edenlerin sayısını verdiler. 13 bini aşıyor. Günde 50 kişi. Ne korkunç bir sayı. Anarşiden öte. Burada kapitalist gelişimin bunalımını yaşayan insanların çıkmazı ve sorunları bizden daha mı güç, bilemiyorum.
Hayata Dair
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Eudemos'a Etik (M.Ö. 350) adlı eserinde Aristoteles, insan davranışının denetimsiz bırakıldığında nasıl da uç noktalara sürüklenebileceğini anlatan örnekler vermiş, davranışlarımızı sağduyunun da yardımıyla yönlendirebilmemiz için bilgelik ve soğukkanlılıkla hareket etmemiz gerektiğini söylemiştir.
Emir Musa Medresesi
Medresenin uğradığı hazin akıbeti, 1943 yılında Karaman’a gelen İbrahim Hakkı Konyalı şöyle anlatmaktadır: “Medrese; 1927 yılına kadar muhteşem endamıyla, sülün ve narin minaresi ile ayaktaydı. Bu sene, korkunç bir kadir bilirsizlik yüzünden kör kazma, asırların bu pırlanta yadigârını temeline kadar indirdi ve taşlarıyla İstasyon Caddesi’ndeki Gazi İlkokulu yapıldı. Bu cinayette, Avusturyalı arkeologların parmakları olduğu rivayeti vardır. Medresenin kitabesi, çinileri ve kıymetli parçaları numaralanarak sandıklara konmuş ve trenle İstanbul’a gönderilmiştir. Bunu bana gözleri ile görenler söyledi. O vakit hususî idare, medreseyi açık arttırma yolu ile satışa çıkarmış. Hacı Sâmi Tartan, 350 liraya satın almış. Tamir ettirerek, ibadete açacakmış. “Kaymakam Mehmet Ali, Belediye Başkanı Hacı Bekir’in Hüseyin Beyler, Mal Müdürünü ve Hacı Sami Tartan’ı çağırıyorlar, 50 kuruşluk bir arttırma ile cami Vezni’nin İbrahim’e ihale ediliyor. Gazi İlkokulu’nu, bir Alman şirketi yapmıştır. Camiyi de onlar yıkmışlardır. Medresenin taç kapısını ve kitabelerini, Almanlar 1500 liraya satın almışlar ve numaralayarak sandıklara koymuşlar, Almanya’ya göndermişlerdir. Bunu, bize sayın Salahaddin Baran Bey anlattı. 96 yaşında bulunan Hacı Sami Tartan da teyit etti. Şimdi medresenin kapısı ve kitabeleri Almanya’dadır. 350 liraya tamamı alınan medresenin yalnız taşları 1500 liraya satılmıştır…”
Tarih-Araştırma
Pêngav dergisinin 2011 yılında kendisiyle yaptığı röportajından Keskin, Avestanın o güne kadar yaklaşık 350 kitap yayınladığı, bunlardan yaklaşık 150 tanesinin Kürtçe olduğu, aşağı yukarı bir milyon civarında kitap sattığını, tahminen 250.000’den fazlasının Kürtçe olduğunu dile getirir. İlgili röportajında basım adetlerinde bazı kitapların 6000, 5500, 3500 gibi sayılara ulaştığını; 2000 civarında basılan 20 adet kitap olduğunu, ama genelde kitapların 1000-2000 gibi sayılarda basıldığını dile getirir.
Aristo, Politikasında (M.Ö. 350), “Şu kesindir ki bazı insanlar doğaları gereği özgür, diğerleriyse köledir. Köleler için kölelik doğru ve uygun olandır” demiş, bütün Yunan ve Romalı düşünürler ve liderler de bu görüşü onaylamışlardır. Antik dünyada kölelere ve çalışan sınıfa akıl yürütmeden yoksun yaratıklar gözüyle bakılmış, yük hayvanlarının tarla sürmeye koşulması gibi, onlar da zorlu yaşamlar sürmeye mahkum edilmişlerdir.