10/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Arkadaşlar; bizim İspanya ile flörtlerimiz, Azerbaycan'a "kardeş ülke" dememiz meğer hep boşunaymış :) Bizim asıl kader ortağımız Brezilya'ymış; bu kitapla resmen bunu anlamış oldum. Ülkemiz sağ olsun; biz siyasete bulaşmadık, siyaset gelip bize bulaştığı için kurgu dışı okumaları çok az yapan ben, siyasi okumalara daldım ve açıkçası aklı ve vicdanı olan herkesin böyle yapması gerektiğini düşünüyorum. Ülkesini seven; hak, hukuk ve adaletten yana olan herkes bu kitabı okumalı. Ülkemizin bu sancılı döneminde tanıdığım; bu karanlık dönemin aksine aydın, pırıl pırıl bir avukat olan Mehmet Pehlivan, sadece mesleğini icra ettiği için 361 gündür haksız, hukuksuz bir şekilde tutuklu. Ancak bu tutukluluk süresi bu onurlu avukatı mesleğinden koparmadı; aksine o, dört duvar arasında da mesleğini icra edip bu kitabı kaleme aldı ve savunmanın onuru olduğunu bir kez daha gösterdi. Ufkumu açtığı için kendisine teşekkürü bir borç bilir; bütün kalbimle, bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını dilerim. Yargı silahıyla kuşatılan Lula da Silva bugün Brezilya Devlet Başkanı. Umarım bizim ülkemizde de kırabiliriz bu düzenin dişlerini ve bir şenlik havasında ayağa kalkabiliriz.
Yargı Silahı (Lawfare)Av. Mehmet Pehlivan · Kırmızı Kedi Yayınevi · 20269 okunma
9/10
·361 syf.·
Beğendi
·
2026 13. kitabı
Roman, klasik İskender Pala tarzıyla yazılmış: akıcı, şiirsel bir dil, bolca tasvir ve duygusal yoğunluk. 361 sayfalık hacmiyle sizi sıkmadan, aksine her bölümde biraz daha içine çekiyor. Hikaye, bir yandan Osmanlı coğrafyasında geçen tutkulu bir aşkı anlatırken, diğer yandan insanın içindeki o yakıcı, kontrol edilemez duyguları, kayıpları ve yeniden doğuşu işliyor. Karakterler çok canlı. Özellikle başkarakterin iç dünyası o kadar iyi resmedilmiş ki, okurken kendi duygularınızı sorguluyorsunuz. Yazar, aşkı romantikleştirmiyor; aksine, onun getirdiği acıyı, kıskançlığı, pişmanlığı ve en sonunda belki de kurtuluşu çok gerçekçi bir şekilde veriyor. “Od” hem yakıyor hem de aydınlatıyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan en büyük cümle şuydu: Bazen en büyük yangınlar, insanı küle çevirmez, tam tersine yeni bir hayata hazırlar.
1000Kitap
Odİskender Pala · Kapı Yayınları · 202248,9bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·274 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 12:55
1942'de İngiliz Hükümeti tarafından kiralanan Abosso adlı yolcu gemisi, Alman denizaltılısının torpido saldırısına uğradığında, 361 yolcunun içinde yer alan Ulrich Alexander Boschwitz henüz 27 yaşındaydı. Üzerinde, kaleme aldığı romanı 'Yolcu'nun taslağını taşımaktaydı. Ve bu kitap bulunan ve kurtarılan parçalardan oluşarak meydana gelmiştir. Okuduğunuzda bazı bölümlerin birbiriyle uyumsuz olduğunu göreceksiniz. Otobiyografik bir roman olmasa da kitap, yazarın hayatından da izler taşıyor. Roman, Kasım 1938’de Kristal Gece’nin hemen ardından Nazi Almanya’sında geçer. Peki nedir bu kristal gece? Nasyonal Sosyalist Parti idaresi tarafından düzenlenen ve Yahudiler'e ait ev, iş yeri ve sinagoglara yapılmış kanlı ve ölümcül saldırıların gerçekleştiği gecenin adıdır. Başkahraman Otto Silbermann, saygın bir Yahudi tüccardır. Kristal Gece’de evine baskın yapılınca her şeyi geride bırakmak zorunda kalır ve kaçmak için trenlere binerek Almanya içinde yolculuk eder. Otto’nun trenlerdeki bu umutsuz yolculukları, Nazi rejimi altındaki toplumun farklı yüzleriyle ve kendi içsel dönüşümüyle yüzleşmesini ele alır. Yolculuklar boyunca varsayımlar, şüphelere dönüşür. Şüpheler, tren yolculuğu boyunca karşılaştığı insanlarla canlanır. Paranoyaklık hâli dediğimiz tam olarak bu. Aklı başında bir insanın aklı başından nasıl alınır.. Kendini tanıyamadığı bir deliye nasıl dönüşür kitapta tam olarak onu görüyoruz. Kitabın diline gelecek olursak; cümleler kısa, hızlı, keskindir. Betimleme az, gerilim psikolojiktir. Okurken nefessiz kalacağınız bölümler oluyor. Kolay okunan ama kolay unutulmayacak bir kitap oldu benim için. Bu dönem kitaplarına ilgisi olanlara veya aksiyon, hareket, heyecan, sürekli kendini okutsun şeklinde bir kitap arayanlara öneririm. Keyifli okumalar.
YolcuUlrich Alexander Boschwitz · DeliDolu Kitap · 2019104 okunma
Bırakın yapsınlar Teori değil gerçek!
10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Evet doğru bırakın yapsınlar, bırakın konuşsunlar! Özelliklede kitabın sonlarına geldiğimde 360-361 'inci sayfalarını kitabın özeti kabul edip birkaç kez okudum. Ne kadar çok elalem terörüne yenik düşmüşüz meğer...
Duygu ve Düşünce
Bırak Yapsınlar TeorisiMel Robbins · Nepal Kitap Yayınları · 20251,348 okunma
Doğu Batı Arasında İslam Kitap İncelemesi ve Tahlili
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Kasım 2025 17:31
Doğu Batı Arasında İslam Aliya İzzetbegoviç Aliya İzzetebegoviç’in Doğu ve Batı Arasında İslam adlı eseri, “Batı Düşüncesinin Temelleri '' ve “ İslam iki Kutuplu Birlik” adlı iki bölümden oluşur. İlk kısımda bütün dinlerin özünde var olan temel ilkeler ve Batı dünyasının düşünce yapısı anlatılır. İkinci bölümde ise İslam dininin içinde bulunduğu düalizmden ve onun diğer dinlerle karşılaştırılmasından bahsedilir. Kitabın giriş bölümünde yazar, modern dünyada var olan ideolojik çatışmada İslam’ın yeri nerededir sorusuna cevap arar. Bu noktada o, dünya görüşlerini dini, materyalist ve İslami olmak üzere üç grupta toplar. Birinci görüşe göre yegâne varlık ruh, ikincisine göre madde, üçüncü görüşe göre ise ruh ve maddenin birliğidir, ki bu İslam’dır. Eserde tartışılan mesele, ikili bir hayat yaşanıp yaşanamayacağı değil, bunu isteyerek ve anlayarak yaşayıp yaşayamayacağımızdır. İzzetbegoviç’e göre ise İslam’ın esas özelliği onun sahip olduğu düalizmdir. İslam bu yönüyle bugün modern çağın içinde bulunduğu paradokslara bir çıkış kapısı mahiyetindedir(s.13-15). Yazar, İslam’ın günümüz dünyasında yeri ve konumunu tespit ettikten sonra Batı Düşüncesi’nin temellerini açıklamak üzere tekâmül ve yaratma, kültür- uygarlık, sanat fenomeni, ahlak vb. konulardan bahseder ve insanın nereden geldiği konusunu, tekâmül ve yaratma kavramları çerçevesinde inceler. Ona göre, insanın kökenine ait düşünceler her yerde farklılık arz eder. Bilim, bunu zoolojiye, sanat ve din ise yaratılmışlığa dayandırır; yani asıl konu insanın yaratılışla mı yoksa evrimsel bir süreçle mi meydana geldiği sorusudur (s. 33- 34). Materyalistlerin görüşüne göre insan ‘’mükemmel hayvan’’ olarak tanımlanır. Onlar her zaman görünen, zahir dünyayı dikkate alırlar; dolayısıyla ruhun inkârı söz konusudur. Fakat dinde bu durum tam tersidir. Ruhu
Doğu Batı Arasında İslamAliya İzzetbegoviç · Ketebe Yayınevi · 20224,552 okunma
Puan vermedi·276 syf.··
2025 437. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 14:36
türkçü karakter üzerinden, türkçü karakter gözüyle yazılmış bir istiklal harbi romanı.. çoğumuzun Eylül adlı kitabıyla kendisini tanıdığımız, kendisiyle tanıştığımız servet-i fünun döneminin önemli temsilcilerinden olan Mehmet Rauf kitaplarını okuyanların bileceği üzere genelde kitaplarında aşkın farklı türlerine, kadın-erkek arası ilişkilere, kadın-erkek arasındaki ilişkilerin yarattığı hayal kırıklıklarına yer vermiş, yaşadığı dönemin toplumunun sorunlu yanlarını kitaplarına taşımamıştır.. mehmet raufun eserlerine hakim olan yukarıda sayılanlara kendisinin son iki romanında pek rastlanmaz, rastlansa da roman bu yukarıda sayılanlar üzerine oturtularak oluşturulmaz.. bu iki roman; Define ve Halas adlı romanlardır.. 1926 yılında vücudunun sağ tarafına felç inen mehmet rauf; sağ kolunu, sağ ayağını ve kısmi olarak dilini dilediğince hareket ettirmekten mahrum kalır.. doktorların kendisine evinde istirahat ederek dinlenmesini tavsiye ettikleri mehmet rauf halas adlı romanını -zaman zaman eşine dikte ettirerek- şubat 1927den nisan 1928e kadar 14 aylık dinlenme süresi içerisinde tamamlar.. mehmet raufu tedavi eden doktorlar kendisini değil sağ kolunu kullanarak yazı yazmak, düşünmekten bile kesinlikle men etmişlerdi. ancak mehmet rauf, doktorların kendisine yönelik bu önerilerini dikkate almamış ve halas adlı romanı kah kendisi yazmış kah eşine dikte ettirmiştir.. mehmet raufun doktorların kendisinin hastalığına yönelik önerilerini dinlememe nedeni halas adlı romanın girişinde söylediği/yazdığı bir cümlenin bir bölümünde kendisini belli eder; 'en hakiki ve en sade manasıyla bir mucize
Türk Tarihi
HalasMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020980 okunma