Claude-Bernard Lisesi'ndeki sarı atkılı gözetmeni hatırlıyorum; sarının boynuzlanan kocaların rengi olduğunu bu vesileyle öğrenmiştim. 361 Köchel'in (Queue-Chelle diye telaffuz ediliyor) bir insan olduğunu ve BWV'nin ne anlama geldiğini öğrendiğim zamanı hatırlıyorum. 362 "Ne olur?" şakalarını hatırlıyorum. Kaba kuvvet uygularsan ne olur? Kap kırılır. Her gün gitar çalarsan ne olur? Hapse girersin. 363 Louis Daquin'in, Freinet yönteminden ilham alan, Bernard Blier'nin rol aldığı L'École buissonnière filmini dinliyor.
Sayfa 82·Kitabı okudu
Hayata Dair
359 Sevinçle yaşayan ey iyi yiğit Sözümü yabana atma, gönülden işit 360 Yılma, ayrılma doğruluk yolundan Gençliği boşa geçirme, ondan yararlan 361 Sıkı tut gençliği, çabuk geçer Nice sıkı tutsan da gençlik kaçar 362 Sende varken gençlik gücü İbadet et, boşa geçirme bunu 363 Pişmanım, gençliğe öykünür özüm Öykünmek yararsız, keseyim sözüm 364 Kimin kırkı geçerse yaşanmış yılı Esenleşir onunla gençliğin dili 365 Elli yaşım değdirdi bana elini Kuğu tüyüne döndürdü kuzgun gibi saçımı 366 Altmış yaş çağırır gel diye beni Ecel pususu olmasa giderim şimdi 367 Kimin yaşı geçmişse altmışı Tadı yok onun, kış olur yazı 368 Otuza dek koruduğumu aldı elli Ne yaparım altmış değdirirse elini 369 Ne yaptım ki elli yaşım ben sana Neden geldin şimdi bu öçle bana 370 Tatlı gelirdi bana gençlikte her işim Zehir oldu şimdi yediğim aşım 371 Bedenim ok gibiydi, gönlüm yay Gönlümü ok gibi yapmalıyım, bedenim oldu yay 372 Gençlik ne topladıysa bana Yaşlılık gelip aldı, gelir sana da
Alıntı
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Siz Ademoğullarısınız. Adem ise topraktan yaratılmıştır. Bir kısım adamlar cehennemin yakıtlarından olan kavimlerle övünmeyi artık bıraksınlar. Aksi halde Allah katında onlar burnuyla pislikleri itip götüren pislik böceklerinden daha adi olurlar.” (Ebu Davud, edep 120; Tirmizî, menakıb 75; Müsned 2/361)
Sayfa 69·Kitabı okuyor
"Kim kendini tanırsa , Rabbini de tanır!" ( Aclûnî, Keşfu'l- Hafâ , II , 361)
Sayfa 65·Kitabı okuyor
Alıntı
… (2) "Simülakramun özünde kopya olmak değil, tüm modelleri tersine çevirerek tüm kopyaları da tersine çevirmek vardır" (a.g.e., s. 1 [16]). Platon'da kopya, özdeşten farklı olan, model de kendisiyle özdeş olandır. Özdeşin, tekrar hâline gelmesi (diferansiyel), farkın (farkların farkının) da kendisine gönderilen fark, kendinde fark olması gerekir. "Simülakrumda tekrar zaten tekrarlarla ilgilidir, fark da farklarla" (a.g.e., s. 2 [16]). "Simülakrum, bizzat tekrardır" (a.g.e., s. 28). Böylece şu genel tanıma ulaşılır: (3) "Simülakrum derken, bunu basit bir taklit olarak değil, daha ziyade, bizzat ayrıcalıklı bir model veya konum fikrinin sorgulandığı ve tersyüz edildiği eylem olarak anlamalıyız" (a.g.e., s. 95 [104]). Deleuze, bu kullanımın kendinde farkı iki ıraksayan dizi Jiçiminde içerdiğini belirtir: “Simülakrumun ölçü birimi, ayrık olandır, farkın farkıdır" (a.g.e.), burada ayrık olan, aynı anda hem uzaklığı hem de farkı olumlayan ıraksamadır (LS 1969, s. 202 [193]). Simülakramun işleyişini tanımlayarak devam eden Deleuze, simülakrumun bileşenlerinin bir tür tarifini veren yeni bir tanım önerir: la (4) "Simülakrum [...] şeytani bir imajdır [...], farkyaşar, bir ayrılık üzerine kurulmuş olan bir benzerlik yanılsaması üretir, kendisini oluşturan dizilerin benzemezliği, bir arada var olan görüş noktalarının ıraksaması" (DR 1968, s. 166 [176]). "Serbest farklar okyanusunu, göçebe dağılımları, taçlı anarşileri" (a.g.e., s. 341 [347]) içerir, temelin altını oyar, onu alıp bin parçaya bölerek temelsizleştirir (a.g.e., s. 352), "kişisiz bireyleşmelerin ve birey-öncesi tekilliklerin dünyasını, yani temsillerden taşan temelsizin gerçek doğası olarak dünyayı " (a.g.e., s. 355 [360]) açığa çıkarır. Bir benzemezliği içselleştirir (LS 1969, s. 295 [281]). Simülakrum
Sayfa 280·Kitabı okudu
Hayber baskını bittikten sonra, Zeynep adında bir Yahudi ka­dın, Hz. Muhammed’e ikram etmek üzere bir koyun kesip pişi­riyor. Henüz yemek hazırlamadan, Hz. Muhammed'in sevdiği et çeşidini soruyor. Gayesi, Hz. Muhammed’in sevdiği ete zehir doldurmak ve böylece onu öldürmekti. Kadın bu konuda bilgi al­dıktan sonra hazırladığı ete zehir dolduruyor ve Muhammed’le arkadaşlarına servis yapıyor. “Bişr" adında bir Müslüman bu ze­hirli etten hemen ölüyor; Muhammed’se yaralı olarak kurtulu­yor. Bu arada Hz. Muhammed niçin böyle yaptığını sorunca, ka­dın, “Kendi kendime şunu düşündüm: Muhammed gelip Allah adına bizi öldürüyor. O zaman ben de ona bir suikastta buluna­yım, eğer peygamberse zaten Cebrail ona vahiy getirir, kendisi­ne yedirmez; peygamber değilse o zaman bir an evvel ondan kurtulmuş oluruz” yanıtını veriyor. Kimi rivayetlere göre Hz. Muhammed onu öldürüyor, kimilerine göre de affediyor. Gayem kadının öldürülüp öldürülmemesi değildir; gayem, Hayber bas­kınında, Hz. Muhammed'in ölümüne neden olan olayı izah et­mek. Hz. Muhammed’in, bu zehirli etten ötürü öldüğüne ilişkin kendi itirafı vardır. Ölüm döşeğindeyken Ayşe’ye aynen şunları söylüyor: “Ey Ayşe, (üç yıl önce) Hayber’de yediğim o zehirli etten dolayı iç organlarım yok oldu; artık bugün dayanamayıp o zehirli etin etkisiyle ölüyorum” diyor. (328) 328. Buhari, Megazi. 83; Taberi, Milletler ve Hükümdarlar Tarihi, MEB Tere. 5/611; Halebi, age. 3/57; İbni Kesir, el-Bidaye ve’l Nihaye, 4/210; İbni Esir, el-Kamil, 2/150; Zehebi, Siret, s.361-64; İbni Beşkeval, Gavamıd, 1/163; Kelai, İktifa...1/193.
Sayfa 175 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam