1 - Yani: Yalnız biri iste, başkaları istenmeye değmiyor.
2 - Biri çağır, başkaları imdada gelmiyor.
3 - Biri taleb et, başkalar lâyık değiller.
4 - Biri gör, başkalar her vakit görünmüyorlar, zeval perdesinde saklanıyorlar.
5 - Biri bil, marifetine yardım etmeyen başka bilmekler faidesizdir.
6 - Biri söyle, ona aid olmayan sözler malayani sayılabilir.
Teğâbün: Sûre adını dokuzuncu ayette geçen "Yevmu't-Teğâbün" (Teğâbün günü) kelimesinden almıştır. Teğâbün günü, kusur işleyen insanın âhirette günahlarını görüp dünyada iken aldandığını kabul ettiği gündür.
De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey nefislerine karşı (günah işleyip) aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Çünkü Allah (şirk koşan ve inkâr edenler dışında, dilediği kimseler için)* bütün günahları bağışlar. Şüphesiz O, çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.
Bu âyet-i kerîmedeki mağfiret kelimesi bütün günahların affına delalet ettiği için usül ilmine göre "mutlak"tır. Nisâ sûresindeki âyetlerde ise "şirkten başkası" denmekle artık şirkle mukayyed (kayıtlı) olmuştur, hüküm ona göredir.