8/10
·166 syf.··
2026 100. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 21:17
Çok eğlenceli, bir o kadarda gerçekçi bir metin bu. Birinci tekil şahıs ağzından anlatılan ve metnin büyük bölümünde bu ana karakterimizin iç sesini dinlediğimiz, ‘şimdi ne olacak?’ diye merak ettiğimiz, her an bir yerlerden bir aksilik beklediğimiz bir metin. Ancak öte yandan, bir o kadar da duyguları tahlil becerisi sergileyen, bu beceriyi çok büyük bir yetkin aktaran ve müthiş bir çeviri ile de bizim elimize sunan bir metin. İnsanların duygularını farkında olmaksızın nasıl yönlendirdiklerini çok güzel sergiliyor. Özellikle genç yaşlardayken, bizi ‘beğenen’ kişilere karşı duygularımıza nasıl aktığını, durup dururken, aslında aklımızda hiç yokken, nasıl sürekli o konuyla meşgul olduğumuzu hatırlayıp durdum okurken. Tabii bu biraz ergenlik hali, bu metinde ise karşımızda olan kişiler 38-40 yaşlarında, yani ergen değiller. Peki o zaman buradaki durum ne? Muhtemelen genel erkek davranışı: bulduğu fırsatı değerlendirme çabası. Çok küçültmüş gibi görünüyor olabilirim, ama öyle hissediyorum. Keyifli bir metin, çok da hızlı okunuyor. 
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 202693 okunma
10/10
·376 syf.··
2026 17. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 19:00
Chestnut serisinin 2. Kitabı. Bekar baba ve dadı trope una sahip. İlk kitapta yer alan Summer’ın yakın arkadaşı Willa ve Rhett’in abisi Cade ana karakterlerimiz. Cade’in iki aylığına bir dadıya ihtiyacı var ve Willa’nın da bir işe. Cade(38) çocuğunun üzerine titreyen, huysuz, eski karısı tarafından aldatılmıştır. Sadece işini yapmaya odaklı ve çocuğuna aşırı odaklıdır. Willa(25) da aksine aşırı eğlenceli neşeli kişiliğiyle hayatlarına güneş gibi doğar ve oğluyla da çok iyi anlaşır. Zamanla aralarındaki çekim dayanılmaz bir hale geliyor tabi. Seriye severek devam ediyorum.
KalpsizElsie Silver · Nemesis Kitap · 20231,076 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yanlış Hedef
7/10
·166 syf.··
2026 40. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 08:57
Yanlış Hedef – Domenico Starnone Bir yanlış mesajla başlayan hikâye, kısa sürede insanların arzularını, zaaflarını ve kendilerine anlattıkları hikâyeleri sorgulatan psikolojik bir romana dönüşüyor. 38 yaşındaki bir senarist, eşine göndermek istediği mesajı yanlışlıkla iş arkadaşı Claudia'ya gönderiyor. İlk bakışta küçük görünen bu hata, beklenmedik bir karşılık alınca giderek büyüyor ve karakterlerin iç dünyalarını açığa çıkarıyor. Kitap boyunca aldatma, sadakat, arzu, takıntı, evlilik ve orta yaş krizi gibi temalar işleniyor. Ancak benim için romanın asıl gücü, bunları bir aldatma hikâyesinin ötesine taşıyabilmesiydi. Çünkü okuduğum şey yalnızca bir ilişki hikâyesi değil; insanların kendi zihinlerinde kurdukları senaryoların, bazen gerçeğin önüne nasıl geçebildiğinin hikâyesiydi. Bir aldatma hikâyesini bir erkeğin zihninden okumak benim için oldukça ilginç bir deneyim oldu. Karakterin, karşı taraftan gördüğü küçücük bir ilgiyi zihninde büyütmesi, hatta bazen ortada olmayan duyguları bile gerçekmiş gibi kurgulaması dikkatimi çekti. Bu da bana aldatmanın kadınla ya da erkekle değil, insanın kendi arzuları ve zaaflarıyla ilgili olduğunu düşündürdü. Kitapta beni en çok düşündüren karakterlerden biri Carlo oldu. İlk bakışta yardımsever ve iyi niyetli görünen bu karakter, zamanla bana insan doğasını inceleyen bir gözlemci gibi görünmeye başladı. İnsanları bir araya getiriyor, fırsatlar sunuyor ve sonra ortaya çıkan sonuçları dikkatle izliyor. Bu yönüyle bana bir satranç oyuncusunu hatırlattı; taşları doğrudan hareket ettirmiyor ama oyunun gidişatını etkileyebiliyor. Ayrıca Starnone'nin hiçbir karakteri tamamen haklı ya da tamamen haksız göstermemesini çok sevdim. Bir karaktere yakın hissederken birkaç bölüm sonra ona kızmaya başlayabiliyorsunuz. Bu gri alanlar romanı
1000Kitap
Yanlış HedefDomenico Starnone · Tersine Kitap · 202693 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2026 335. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:51
Nihayet bitti… Benim için adeta bir maratona, hatta upuzun bir yolculuğa dönüşen bir kitabın son sayfasını kapattım bugün. 38 günde bitirdim bu kitabı bu kadar uzun bir vakitte okumam halbuki. Kitabı tamamen elimden bırakıp kaçmadım belki ama araya tam 5 farklı kitap soktum, onları bitirdim, sonra dönüp yine bu kitabın sayfalarına baktım. Bu kadar uzamasının sebebi kitabın kötü olması kesinlikle değildi; tamamen benim dönemsel olarak yaşadığım odaklanma problemiydi. Bazen zihnimiz öyle bir hal alıyor ki, satırlar akıp giderken biz o dünyanın içine bir türlü tam kapasiteyle yerleşemiyoruz. kitabın konusuna geçiyorum uzatmadan… Kitap, en kaba haliyle ölümsüzlüğün sırrını arayan bir çiftin; eski bir Bohemya kralı olan Kudra ile yoldaşı Alobar’ın yüzyıllara yayılan hikayesini anlatıyor. Ama olay sadece bununla sınırlı değil. İşin içine modern dünyadan parfüm üreticileri, kokuların gizemli dili, hatta keçibacaklı mitolojik tanrı Pan bile giriyor. Tom Robbins öyle bir dünya kurmuş ki; tarih, mitoloji, felsefe ve modern yaşam tek bir parfüm şişesinin içinde çalkalanıp duruyor. Yazarın dili gerçekten çok nevi şahsına münhasır. Tom Robbins, kelimelerle adeta dans ediyor. Alışılagelmiş, düz bir anlatımı yok. Çok zeki, ironik, bazen fazlasıyla absürt ama kesinlikle derinlikli bir üslubu var. Mesela kitaptan zihnime kazınan, yazarın o hayata bakışını özetleyen bir örnek var sayfaların arasında; “Pancar en hüzünlü sebzedir, oysa hüzünlenmek için hiçbir nedeni yoktur." Tom Robbins tam olarak bu bana göre. Bir sebzeden yola çıkıp insan psikolojisine, yaşamın köklerine öyle bir bağlanıyor ki, odaklanma sorunu yaşarken bile zekasına hayran kalmaktan kendinizi alamıyorsunuz. Kitap boyunca kokuların insanların kaderini nasıl değiştirdiğini, insanoğlunun ölümsüzlük ve kalıcılık arzusunun
Parfümün DansıTom Robbins · Ayrıntı Yayınları · 20196,4bin okunma
İlle de Vatanım♡
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 22:27
Bu incelemeyi okusanız kıyamet mi kopar? İncelemeyi okuyupta eleştirseniz nolur sanki? Hahaah Namık Kemal 'in kaleme aldığı döneminde çalkalanmalar yaşadığı Vatan Yahut Silistre de konu kısaca şöyle, Vatansever İslam Bey Silistre’yi savunmak için gönüllü olarak orduya katılıyor. Gitmeden önce de sevdiği kız olan Zekiye ile vedalaşıyor. İslam Bey'e öyle aşık ki, arkasından gitmeye karar veriyor fakat bunu erkek kılığına girerek yapıyor adını da Adem koyup gönüllüler ordusuna katılıyor. "Bilir misin, bence vatan imanla beraberdir. Vatanını sevmeyen Allah'ını da sevemez." Sayfa 39 Namık Kemal 'i zindanlara, sürgünlere gönderseler de susturamamalarının sebebi tam olarak bu sözdeki tutkudur. Adam vatanı bir toprak olarak değil ruhunun bir parçası olarak gördüğü için onu savunmayı dini bir sorumluluk, kutsal bir görev olarak kabul etmiş. Garip Olan Şudur Ki, Bu oyun 1 Nisan 1873'te İstanbul'da Gedikpaşa Tiyatrosu'nda ilk kez sahnelendiğinde, salonda bulunan halkı o kadar coşturmuştur ki seyirciler "Yaşasın vatan!" sloganlarıyla sokaklara dökülmüştür. Bu büyük milli heyecan ve yarattığı politik etki nedeniyle dönemin yönetimi oyunu yasaklamış ve yazarı Namık Kemal’i Magosa’ya sürgüne göndermiştir. Her devlet vatanını seven dilinden düşürmeyen millet ister oysa ki... Çünkü, O zamanın padişahı Sultan Abdülaziz, tiyatrodan sonra toplaşan halkın bu şekilde plansızca bir araya gelmesini ve tek bir ismin arkasında toplanmasını tahtı sarsabilecek bir isyan veya ihtilal provası olarak görmüştür. Osmanlı'da "vatan" ve "hürriyet" yeni kavramlardı. Saray, vatan fikrini "padişaha bağlılık" yerine "toprağa ve millete bağlılık" olarak yorumladığı için, bu düşüncenin mutlak monarşiye (tek adam yönetimine) karşı bir başkaldırı yaratacağından endişelenmiştir. Namık Kemal zaten padişahın yetkilerini sınırlayacak
İnceleme
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202427,5bin okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 49. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 10:37
KÜRK MANTOLU MADONNA (Roman) SABAHATTİN ALİ Toplumcu gerçekçi sanat anlayışını yazdığı roman ve hikâyelere yansıtan, bundan önce de yaşadığı hayata bu perspektifle bakan ve bunun bedelini ödeyen istisna sanatçılardan biri olan Sabahattin Ali’yi okumaya, onun en çok bilinen üç romanından biri olan Kürk Mantolu Madonna ile devam ediyoruz. Romanın merkezinde bulunan kahraman Raif’tir. Raif, anlatıcının bir şirketin muhasebesinde çalışmaya başladığında karşılaştığı sıra dışı bir mesai arkadaşıdır. Dış dünyaya karşı pasif bir tepkisizlik içinde olan Raif’i tanımaya çalışan anlatıcı, bir süre sonra onun hastalanıp öleceğine şahit olacaktır. Ölmeden önceki son akşam kendisine bir günlüğüne emanet edilen defter okununca, Raif’in dış dünyaya taşmayan iç dünyasının merkezinde, romanda sürekli “Kürk Mantolu Madonna” olarak anılacak olan Maria’nın bulunduğu anlaşılır. Tabiatı gereği çekingen olan Raif, babası tarafından Almanya’ya, ailece uğraştıkları sabun işinde kendisini geliştirmesi için gönderilir. Raif bir pansiyona yerleşerek yeni hayatına uyum sağlamaya çalışır. Biraz da resme meraklıdır. Bir resim sergisinde bir kadın portresini görüp duygusal olarak adeta kilitlenir. Resim onu o kadar çok etkiler ki etraftakiler bunun dedikodusunu yapmaya başlarlar. Resmi yapan ressam yanına gelerek onunla tanışır. Ancak Raif nazarını resimden ayıramaz. O günün akşamında pansiyondaki dul kadınlarla dışarı çıkar. Bu sırada resimdeki kadını kendilerine bakarken görür ve kolundaki dul kadını bırakarak onun peşine düşer. Bir barda keman çaldığını öğrenir. Onu takip ederek tanışır. Kadın da onu tanımıştır zaten ve bir önceki gün yanına gelip onunla tanıştığını hatırlatır. Raif şoktadır. Kadınla zaman geçirirler. Sıra dışı bir kadın olduğu bellidir. Hayata kendi başına tutunan, kendi
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,9bin okunma