Okuyun-Okutturun
8/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 08:44
(Spoiler içerir) 40 sayfalık bu cocuk kitabı içerisindeki hareketli sayfalarla oldukça dikkat çekici. Konusuyla da günlük hayatımızın büyük küçük herkesin hemen hergün duyduğu Filistin işgalini konu alıyor. Bu konunn özünü anlamak isteyen ufaklıklarla tahlil edilebilecek bir kitap. Mansur eşyaların anılarını görebiliyor. Hafıza askerleri de anıları yok ederek aslında kendilerine ait olmayan toprakları sahipleniyor. Mansur un canına tak edip askerlerin karargahına girdiğinde ise Mansur un infaz emri veriliyor. Pat pat.. (kitaptaki ifade) Bu kısım da Mansur un, kardesinn, kuzeninin hatta Yemen den Sam dan anılar toplanıp hafıza askerlerini yok ediyor. O topraklar da tekrar asıl sahiplerinn oluyor. Aslında Mansur ölüyor. Ama bu, küçük yaşta bir çocuğa anlatılmayacak tavmada olduğu için kitapta 'köyünde hiç unutulmadı ve Mansur orada mutluydum.' Tabiriyle ifade ediliyor. Benim bu kitaptan anladığım geçmişi unutmayıp kültürüne sahip çıkarsan bir gün kurtuluşa ereceksin. (inşalah) Düşüncesidir. Umarım Mansurlar unutulmaz. Zalimler tez zamanda malup olur..
Duygu ve Düşünce
Mansur'un AnılarıHalid Muhammed Halid · Nar Çocuk çocuk · 043 okunma
9/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 00:00
Merhabalar,kitabı iki kısımda inceleyeceğim ilk yarı ve ikinci yarı şeklinde. !!!!!DİKKAT SPOİLER İÇERİR!!!!! lütfen ona göre okuyun. içerik hakkında baya bilgi içeriyor!!! Martı 1.yarı kitapla ilgili dikkatimi en çok çeken şey sıkışmışlık içerisinde olmasıydı. Herkesin kendince sorunları ve bunalımları vardı. Bu açıdan asıl sinirlendiğim nokta hiç kimsenin birbiriyle gerçekten iletişim kurmaya çalışmaması, çözmeye de çalışmaması. bana ciddi bir iletişimsizlik söz konusu olduğunu düşündürdü. Kitabın en başındaki Medvedenko ve Maşa'nın konuşmasından örnek verecek olursam: Medvedenko geçimden, yaşam şartlarından, daha çok maddiyat ağırlıklı şeylerden bahsediyorken Maşa ise "hayatımın yasını tutuyorum, mutsuzum" diyor. Aslında iki taraf da haklı ama iki taraf da bambaşka tellerden çalıyordu. Ayrıca konuşmak için konuşan, konuşmalarda sadece kendi kısmını bekleyen kişiler gibi geldiler. Yüzeysel karakterlere sahipmişler duygusunu hissettim. ​Treplev karakterini başta sevmiş gibiydim fakat ilerledikçe düşünce olarak uyuşmadığım bir karakter olduğuna karar verdim gibi. Başta eski olanı bırakıp yeniye yönelmesini oldukça atılgan ve cesur bir hareket olarak görürken son kısımlarda (Nina'yla Martı konuşmasında) bunu aslında kendisini, annesine ispat etme -sevgi- için bir araç gibi kullandığını düşünmeye başladım. Kendi çıkarları için yapıyor gibi bir his baskın hale geldi. Bu noktada onun samimi olup olmadığına karar veremedim. Arkadina'ya ise başta oldukça gıcık kaptım. Kendi bildiğini yapan ve okuyan baskın bir karakter vibe'ını verdi. Kendine güvenmesi ve daima mükemmele oynaması bir seviyeye kadar güzel gelirken o seviyeden sonrasında da kendi egosunun esiri haline düşmüş gibiydi. Onun da arka planda bir şeylerin bunalımında olduğu hissedilmekteydi. Son olarak 40-46.
Duygu ve Düşünce
MartıAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 201626,6bin okunma
Reklam
MEDARI MAİŞET MOTORU-ODİSİYA
Puan vermedi
Sait Faik Abasıyanık'ın öykücülüğünü üç döneme ayırıyoruz.1930'lu ve 40'lı yıllardaki gözlemci ve gerçekçi ilk dönemini, ikinci dönemi olan 1950'lerde bireyci, sürrealist ve doğa odaklı olgunluk dönemini yaşayan Sait Faik Abasıyanık, üçüncü dönem öyküleri olan Alemdağı'nda Var Bir Yılan adlı öyküsünde de görüldüğü gibi daha soyut konuları işlemiştir. Onun öykülerinde dikkat çeken homoerotizm, en çok da son dönem öykülerinde fark edilmektedir. O güne kadar açıkça anlatamadıklarını hiçbir şeye aldırmadan görülmemiş bir gözü peklikle yazmaya başlar. Öyküleri her ne kadar otobiyografik özellikler taşısa da okur olarak anlatılanları gerçek kimlikleriyle örtüştürme alışkanlığımızdan vazgeçerek, kitaplarda yazar-anlatıcı unsuru gerçeğini göz ardı etmemek gerekir. Medarı Maişet Motoru adlı öyküde sayfa 49'da yer alan şu satırlara bakalım: "Eğiliyorum. Bu açık dudaklar, yarı açık gözleriyle uyumuş arkadaşımı öpüyordum.. Belki ömrümde ilk ve son defa bir insanı, bilinmedik bir yerimde yıkanmış arzularımla bir daha, bir daha öpüyorum." Anlatıcının çocukluğunu anlatırken arkadaşlarından bahsettiği bu satırlarda, Odisiya'ya duyduğu arkadaşça sevgi ergenlik dönemi duygusallığından ibaret görünse de homoerotizm içermektedir.
Edebiyat
Medarı Maişet MotoruSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20202,699 okunma
8/10
·166 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:23
Kitabı keyifle okudum ancak mesaj vermesi dışında kitapta dişe dokunur bir serim düğüm çözüm yoktu. Kitabın sonuna geldiğinizde “ee şimdi?” diyorsunuz katarsise ulaştırmıyor. Bazı uç benzetmeler birden fazla kullanıldığı için dudak büktüm açıkçası. Örneğin “karanhindiba tohumu gibi…” bu gibi benzetmelerin maksimum bir defa geçmesi gerektiğini düşünüyorum kitapta. Birden fazla geçince kabak tadına dönüyor. Çünkü akılda kalıcı. Günlük hayatta gözden kaçan, sıradan dediğimiz şeyleri ve olayları nazara vermesi açısından gayet iyi. Sarı marker kalemle beş altı cümleyi çizdim, ince bakış açılarını haiz. 1990 ları yaşayan bugünün 40-50 bandındakilerin alacağı keyif diğer jenerasyonlara göre bir hayli fazla olacak, bunu da not olarak eklemiş olayım. Ama dediğim gibi sürükleyen bir olay ya da hikaye beklemeyin. Bir bakıma ismiyle müsemma bir kitap olmuş :) Sinek Isırıklarının Müellifi Barış Bıçakçı
Sinek Isırıklarının MüellifiBarış Bıçakçı · İletişim Yayınevi · 20244,363 okunma
7/10
·320 syf.··
2026 35. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 19:20
Dedektif ile okur arasında adil bir düello sunan ve Honkaku türünü Japonya'da yeniden canlandıran kitap: Tokyo Zodiac Murders. Honkaku dediğimiz türü kısaca özetlemek gerekirse; dedektif ile neredeyse aynı şeyleri okuyup görüyoruz. Doğaüstü olaylara yer verilmiyor, tüm bilgiler okura eksiksiz sunuluyor, kurgu genelde harita ve görsellerle destekleniyor. Gelelim kitaba... Bu kitapta olayı çözen iki kişi var: Anlatıcımız ve dedektifimiz. Burada fazla isim verip kafanızı karıştırmak istemem, keza kitap bunu fazlasıyla yapıyor. Direkt Burç Cinayetleri diyeceğim yani zodiac işte burç. Burç Cinayetleri, Japonya’nın 40 senedir çözülememiş en büyük, en korkunç gizemlerinden ve cinayet silsilelerinden biri. Üzerine kitaplar, teoriler yazılmış yani polis kayıtlarının bile halka açıldığı bir olaydan bahsediyoruz. Şimdi spoiler vermeden kitabın başını anlatacağım; zaten burası kitabın çok küçük bir kısmı, kitabı okumak isteyenler için verilen konu gibi yani. Kitabın başında bizi Heikichi Umezawa adında bir adamın vasiyetnamesi karşılıyor. Yazdığı şeyler özetle şöyle: Kendisinin şeytani bir güç tarafından ele geçirildiğini söylüyor ve 6 kadının vücut parçalarından mükemmel Azoth'u yaratmak istediğini belirtiyor. Falcılığa, astrolojiye ve kadınlara aşırı ilgili olduğunu yazmış. Aynı evde yaşadığı tam 9 kadın var: 2 öz kızı, 3 üvey kızı, ikinci eşi, yengesi ve 2 yeğeni. Anneler ve en büyük üvey kız haricinde kalan 6 kız, Azoth için kurban seçilen kızlar. Yalnız bu öyle basit bir plan değil; hadi şunu öldür, kes tarzı bir şeyden bahsetmiyoruz. Yazdığına göre astrolojide vücudun her bölümünün onu yöneten, koruyan ve güçlendiren kendi gezegeni varmış. Her kızın burcu farklı. 6 kızın burcuna göre baş, göğüs, karın, kalçalar, uyluklar ve bacaklar kesilmeliymiş.Yalnız bu kadarla da
The Tokyo Zodiac MurdersSoji Shimada · Pushkin Vertigo · 20252 okunma
Vadi
6/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 01:12
Başlarken ilk kitabın devamı olmadığını, başka karakter ve olaylar olduğunu öğrendiğim için çok üzülerek başladım ama olaylar başlatınca kitaba girince çok daha keyifli olduğunu görüyorsunuz. İlk kitap yazarın da ilk yazdığı kitapmış ve Ateş kitabını okuyunca yazarın üstünden acemiliğini attığını, çok daha akıcı bir dille çok daha sürükleyici bir konu ele aldığını söyleyebilirim. Tarihsel olarak Yetenekten yaklaşık 40 yıl öncesine denk gelse de yada konu olarak uzak bir noktadan iki kitabın bağlantısı olsa da farklı olaylar okuyoruz. Karakter işleyişi ve gelişimi, olay örgüsü ve bunun aktarımı çok daha başarılı olsa da şahsi fikrim ikili ilişkilerde yazarın kurduğu mantık benim ilişki anlayışımla çok ters olduğundan sinirlendiğim noktalar da fazlasıyla mevcuttu. Seriye devam etmekte zorlanan, kararsız kalan, reading slumpta olanlar tereddütsüz okusun.
AteşKristin Cashore · Pegasus Yayınları · 2014214 okunma
Reklam
Reklam