Ah şu #bestseller safsataları
2/10
·414 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 15:58
Önsözde sebebi yazıyor olsa da; olayları bütün karakterler kronolojik sırayla anlatırken Rebecca karakterinin sondan başa doğru anlatıyor olması bana gereksiz ve zorlayıcı geldi. Yazar bunun çok afilli bir şey yapmak amacıyla yaptıysa eğer amacına ulaşamamış bence. Bu nedenle önce diğer karakterlerin anlatışını okudum, sonra tersten başlayarak Rebecca kısımlarını okudum. Anlaması daha kolay ve okuması hızlı oldu böylece. Ama kitabı sevmedim maalesef. Sadece olay anlatan kitaplar sevmiyorum pek, hele ki kalın kitapsa aman aman. Mecara filmi izlemek gibi oluyor. (Kitabın filmini yapsalar, güzel olurdu aslında, hem daha kısa sürede izleyip biterdi.) Ben biraz insan/toplum analizi, karakter tahlili, psikolojik yorumlama, hayatı sorgulama seviyorum. Kalbime dokunsun, bana bir şey düşündürtsün, evet ya cidden böyle oluyor dedirtsin ya da hayır deyip sorgulatsın vs istiyorum. 410 sayfa kitapta yapacak alıntı bulamadım; amaç alıntı yapmak değil tabii ki, demek istediğim kitap bana hiçbir şey hissettirtmedi ve düşündürtmedi. Kitabın kapağında Jodi Picoult mucizesi bu kitapla başladı gibi bir şey yazıyor. Mucize de görmemiş olsak, neyse..
İnceleme
Kambur Balinanın ŞarkılarıJodi Picoult · April Yayıncılık · 202590 okunma
Kayıp Zamanın Sisinde -2
Puan vermedi·472 syf.·
2025 215. kitabı
Heyhat! En körpe çiçekte bile belli belirsiz seçilebilen öyle noktalar vardır ki, bilgili dimağlar için, bugün çiçek halinde olan etlerin suyunun çekilmesi veya meyvelenmesiyle, tanenin değişmez ve önceden belirlenmiş biçimini şimdiden resmederler. Sabah denizini neşeyle kabartan, deniz çok durgun olduğundan yükselişi farkedilmediği için kıpırtısız, resmedilebilir gibi görünen minik bir dalgaya benzeyen bir burnu, zevkle seyrederiz. İnsan çehreleri, baktığımız esnada değişmiyormuş gibi görünürler; çünkü hareketleri bizim farkedemeyeceğimiz kadar yavaştır.”s.410 Zamanın kıvrımlarında dolaşan, belleğin dehlizlerinde insan ruhunun en küçük titreyişlerini yakalayan bir üslubla Marcel Proust körpe bir çiçekte gizli gizli büyüyen o geleceğin izleri gibi, Kayıp Zamanın İzinde romanının ikinci durağı olan Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesinde de gençliğin parıltısını gösterirken aynı anda o parıltının içindeki hüzünlü çözülmeyi sezdiriyor. Proust’un anlatısı sürekli devinen görünmez bir hareketin derinliğini içeriyor. Her bakışının altında zamanın küçük çatlaklarını hisseden bir gözü var sanki. Birinci kitaptan (Swann'ların Tarafı) ikinci kitaba anlatıcı dünyasındaki değişmeyen ince duyarlılığını taşıyor, çocukluktan başlayan küçük ayrıntılardan doğan duygularla insanların davranışlarını dikkat ve hafızanın beklenmedik anlarda yükselen sesiyle anlamaya çalışıyor. Swann ailesiyle ve çevresiyle kurulan ilişkiler, Gilberte’e yönelen ilk kırılgan hislerindeki değişiklik ikinci kitapta da anlatıcının iç dünyasını şekillendirmeye devam ediyor. Serinin ikinci kitabının daha ilk sayfalarında diplomatik dünya ve salonların görünmez kurallarıyla beliriyor anlatıcı, o düzenin içinde şu ince cümleyi bir pusula gibi tutuyor: İnsanları yaklaştıran şey, fikirlerin ortak oluşu değil, anlayışların akraba oluşudur.s.11 İki
Düşünce
Çiçek Açmış Genç Kızların GölgesindeMarcel Proust · Yapı Kredi Yayınları · 20212,892 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·32 syf.··
2025 41. kitabı
Bazen bir anahtar, yalnızca bir kapıyı değil; bir yuvayı, bir hatırayı, bir umudu açar…” Bu kitap; bir lokantanın duvarlarında saklı hatıraları, bir çocuğun gözünden sorumluluk almayı, bir dedenin kalbinde bir ömür taşıdığı özlemi ve Filistin’in hiç sönmeyen “eve dönme” arzusunu, sade ama çok derin bir dille anlatıyor. Raci, dedesinin lokantasında kasaya geçince sadece hesap yapmayı öğrenmiyor; insanların neden anahtar bıraktığını, kimilerinin anahtarını neden geri alamadığını, bazen bir evin sadece bir hatıradan ibaret kalabildiğini fark ediyor. Çünkü o anahtarlar, Filistin’de yarım kalmış hayatların sessiz tanıkları… Kübra Ceylan’ın resimleri kitabı bir masala değil, bir hafıza yolculuğuna dönüştürüyor. Karpuzlar, zeytin dalları, Kubbetü’s-Sahra desenleri, sofralar, kuşlar… Hepsi evini özleyenlerin kalplerinde sakladığı semboller gibi. Halil İbrahim İzgi’nin dili ise hem çocuklara hem yetişkinlere ulaşan yumuşaklıkta: Basit cümlelerle derin bir acıyı, incitmeden ve incinmeden anlatmayı başarıyor. Bu kitap; savaşın çocuklara bıraktığı boşlukları, umutla onarmanın mümkün olduğunu fısıldıyor. Bir anahtar bazen bir eve açılmaz ama bir kalbe, bir hatıraya, bir geleceğe açılabilir. 4–10 yaş için uygun. Göç, aidiyet, hafıza, dayanışma temalarını işler. Sınıf kütüphaneleri için mutlaka öneririm. Çünkü herkesin bir anahtara, bir eve, bir umuda ihtiyacı vardır…
Evini Özleyen AnahtarHalil İbrahim İzgi · Balık Kitap · 20238 okunma
Puan vermedi·36 syf.··
2025 38. kitabı
“Kelimelerin Susup Kalbin Konuştuğu Bir Hikâye” Sayfalarında tek bir kelime yok… çünkü bu hikâye konuşmayı çizimlere bırakıyor. İzleyen değil “gören” bir okuru çağırıyor. Çocuklarla birlikte her sayfayı adım adım okuyarak, ifadeleri, beden dilini ve değişen duyguları görsel okuma yoluyla keşfetmenizi istiyor. Kalabalığın içinde yalnız kalan bir çocuğun hikâyesi bu… Yeni gelen bir kızın, zorba biri tarafından dışlanmasıyla başlıyor. Önce kimse fark etmiyor; sonra bir çocuk cesaret edip adım atıyor. Sessiz bir iyilik, diğer çocuklara da bulaşıyor; küçük bir yaklaşma, büyük bir dayanışma halkasına dönüşüyor. Kitap kelimelere hiç ihtiyaç duymadan şunu söylüyor: Cesaret görünmezdir ama etkisi görünür. İyilik sessizdir ama yayıldıkça güçlenir. Sınıfta oluşabilecek dışlama, isim takma, görmezden gelme gibi görünmez zorbalıkları fark ettirmek için çok etkili bir kitap. Görselleri çocuklarla sohbet etmek, empati kurmak ve “Sen olsaydın ne yapardın?” sorusunu tartışmak için mükemmel bir alan açıyor. Sessizliğiyle konuşan, kalabalığın içinde yalnız hissettiren duyguları görünür yapan, sonunda da bize şunu öğreten bir hikâye: Bir kişi yanında durduğunda, yalnızlık küçülür; iyilik büyür. Bu sessiz kitap, 4–10 yaş arası çocuklar için uygun; ancak anlattığı evrensel duygular sayesinde her yaşın kalbine dokunabilecek bir güce sahip.
Vanessa'nın YanındayımKerascoët · Redhouse Kidz Yayınları · 201851 okunma
Puan vermedi·36 syf.·
2025 52. kitabı
“Kelimelerin Susup Kalbin Konuştuğu Bir Hikâye” Bu sessiz kitap,4–10 yaş arası çocuklar için uygun;ancak anlattığı evrensel duygular sayesinde her yaşın kalbine dokunabilecek bir güce sahip. Sayfalarında tek bir kelime yok…çünkü bu hikâye konuşmayı çizimlere bırakıyor. İzleyen değil “gören”bir okuru çağırıyor. Çocuklarla birlikte her sayfayı adım adım okuyarak,ifadeleri,beden dilini ve değişen duyguları görsel okuma yoluyla keşfetmenizi istiyor. Kalabalığın içinde yalnız kalan bir çocuğun hikâyesi bu… Yeni gelen bir kızın,zorba biri tarafından dışlanmasıyla başlıyor.Önce kimse fark etmiyor;sonra bir çocuk cesaret edip adım atıyor.Sessiz bir iyilik,diğer çocuklara da bulaşıyor;küçük bir yaklaşma, büyük bir dayanışma halkasına dönüşüyor. Kitap kelimelere hiç ihtiyaç duymadan şunu söylüyor: Cesaret görünmezdir ama etkisi görünür. İyilik sessizdir ama yayıldıkça güçlenir. Sınıfta oluşabilecek dışlama,isim takma,görmezden gelme gibi görünmez zorbalıkları fark ettirmek için çok etkili bir kitap.Görselleri çocuklarla sohbet etmek,empati kurmak ve “Sen olsaydın ne yapardın?”sorusunu tartışmak için mükemmel bir alan açıyor. Sessizliğiyle konuşan,kalabalığın içinde yalnız hissettiren duyguları görünür yapan,sonunda da bize şunu öğreten bir hikâye: Bir kişi yanında durduğunda,yalnızlık küçülür;iyilik büyür. Bu sessiz kitap, 4–10 yaş arası çocuklar için uygun;ancak anlattığı evrensel duygular sayesinde her yaşın kalbine dokunabilecek bir güce sahip.
Vanessa'nın YanındayımKerascoët · Redhouse Kidz Yayınları · 201851 okunma
Dansımız bitti! Sonsuza dek susturuyorum orkestrayı...
9/10
·400 syf.·
2025 134. kitabı
Yazarın ilk kalemiyle tanışlığa bu kitaptan başladığıma sevinsem mi yoksa üzülsem mi, bilemedim... Başlayalım; Eroinle Dans uyuşturucu ve eroin konusunda Canan Tan tarafından Türkiye’de yazılmış ilk ve tek romandır. Roman üç bölümden oluşmaktadır. İki farklı aile profili göz önüne alınan bu romanda ana karakter Eylül ve Dünya'nın dostluğu mu yoksa cehenneme birlikte giden iki yoldaş olduklarını seçmek çok zor ve de hüzün dolu idi... Birbirinden farklı hayatlarda yaşamış iki genç kızın ortak buluştuğu nokta eroin! Hikâye Eylül’ün Dünya’nın karanlık dünyasına girmesiyle başlıyor diyebilirim. Biz hep sevgisizliğin, yıpratılmışlığın insanları kötü alışkanlıklara sürüklediğini düşünürüz. Ve aynı şekilde tamamen rahat bıraktığımız koşulsuzca, ayarsızca sevgimizi gösterdiğimiz zamanlarda daha güzel sonuçlar doğuracağını planlarız. Sevginin kontrolü o ince çizgisinde kesişen iki hayatın hikayesi bu aslında. Tabii bu yolda yaşanan karşılıklı aşklar, platonik aşklar, ailevi durumlar ve üniversite hayatı. Arkadaş çevrenizin, sizi ne türden etkilediğini, harika olan hayatların nasıl dibe battığını çok iyi özetlenmiştir. Roman boyunca madde bağımlılığının olası etkileri ve çocukluktan yetişkinliğe kadar aile ilişkilerinin durumu çok iyi özetlenmiş ve ayrıca madde kullanımına neden olan aile ilişkilerinden ziyade, arkadaş çevresinin de büyük bir etken olduğunu daha iyi anlamamıza etkisi oldu diyebilirim. Dünya’nın yaşadığı aile ilişkilerindeki tartışma, çatışma, aile krizleri ve stresli zamanları onu daha çok madde kullanımına itmiştir. Romanda en beğendiğim bölüm Eylül'ün Dünya'yı o girdiği karanlık girdaptan çekip çıkarma çabaları idi. İlk başardığını sanıyordu, lakin girdap Dünya'yı yutmayı başarmış ve zaferi eline almıştı çoktan. Romanın sonlarına doğru güneşin ışıltısı Eylül ve
Düşünce
Eroinle DansCanan Tan · Altın Kitaplar · 201221,6bin okunma