[Biliyorum sana giden yollar kapalı]
Biliyorum sana giden yollar kapalı Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni Ne kadar yakından ve arada uçurum; İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi Sen bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım Ben artık adam olamam bu derde düşeli Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda; Hangi şarkıyı duysam bizimçin söylenmiş sanki Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu; Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri Raslaşmamak için elimden geleni yaparım Bu böyle pek de kolay değil gerçi... Alışırım senin yalnız düşlerde okşamaya; Bunun verdiği mutluluk da az değil ki
Sayfa 365 - Can Yayınları·Kitabı okudu
Şiir
Philistinism ve Philistine
Philistinism kavramı en sade ifadeyle, felsefeyi, sanatı, aklı, bilimi vb. alanları veya kavramları hor gören, pespayelik ve saldırganca bir hınç ile cehalet ekseninde şekillenen anti-entelektüel bir tavırdır. ...Schopenhauer bir philistine'i şöyle betimler: "Ben, zihni ucu ucuna normal seviyede olduğundan ötürü, hiçbir zihinsel ihtiyacı olmayan kişinin kelimenin tam anlamıyla bir philistine olduğunu söylüyorum"(Schopenhauer, 1897: 44) O"...ilk olarak, kendisiyle ilişkisinde, hiçbir entelektüel hazza sahip değildir. Çünkü, önceden vurgulamış olduğumuz gibi, gerçek ihtiyaçlar olmaksızın, gerçek hazlar da olamaz. Philistine'lerin yaşamı, kendileri için bilgi sahibi olmaya duyulacak bir arzudan ve kavrayıştan veya kendilerine çok yakın olan gerçek bir estetik hazzı deneyimlemekten tamamıyla yoksun bir şekilde hayat bulur"(Schopenhauer, 1987: 45)
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Mao Zedong için Çin halkı "boş bir sayfa" gibiydi. "Üstlerine en güzel sözcükler yazılıp en yeni ve en güzel resimler yapılabilir"di. Bu inancın sonuçlarından biri 20 ila 45 milyon insanın açlıktan ölmesiyle sonuçlanan Büyük Atılım oldu.
"Transparency International” adlı kurumun 2014 yolsuzluk endeksine göre İsveç 87 puan ile dünyada 4. sırada ve dünyada en az yolsuzluğun yapıldığı ilk dört ülke arasında, Türkiye ise 45 puan ile 64. sırada. İnsan hakları ihlalleri konusunda da birçok araştırma kurumunun çalışmasına göre Türkiye Avrupa’da ve dünyada en alt sıralarda yer alırken, İsveç en üst sıralarda yer alıyor. Günümüze ait olan bu örnek de, ahlak ile din arasında zorunlu bir bağlantının olmadığını çok açık bir biçimde göstermektedir.
İIyiç'e göre felsefi sorunlar dine karșı verilen mücadelenin sorunlarıyla doğrudan ilişkiliydi. Bu nedenle Mayıs'ta Proletariy lokalinde "Din ve İşçi Partisi" isimli bir konuşma yapmış; Proletariy'nin 45. sayısında "Dine Karşı İşçi Partisinin Tavri" ve Sosyal-Demokrat'ın 6. sayısında "Din ve Kiliseye Karşı Tavırda Sınıflar ve Parti" başlıklı iki makale kaleme almıştı. Bu makaleler, özellikle de Proletariy'de yayınlanan makale, bugüne kadar önemini yitirmemiştir. Dinin sınıf karakterine önemli bir vurgu yapar ve burjuvazinin elinde dinin, kitleleri sınıf mücadelesinden saptırma ve zihinlerini uyuşturma aracı olduğunu gösterir. Bu cephedeki mücadele göz ardı edilmemeli, küçümsenmemeli ve basite indirgenmemelidir, dinin toplumsal kökenleri ortaya serilmeli ve sorun tüm karmaşıklığıyla ele alınmalıdır.
Yunanistan Türkleri derken, hiç şüphesiz bugün Yuna-nistan adını taşıyan devletin sınırları içinde yaşayan, fakat ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören, aşağı yukarı, Amerika'daki Zencilerle aynı kadere sahip olan ırkdaş-larımızı anlatmak istiyoruz. Yoksa, bugün Yunanistan denilen devlette, "Yunanlı" denen ve eski Helenler'in dilinden bozma bir dille konuşan topluluğun eski Yunan-lılarla hiçbir ilişkisi bulunmadığını, bunların Yunan kül-türü ve Ortodoks mezhebiyle birleşen ve kan bakımından çoğunlukla İslav ve Arnavutlar'dan bozma karışık bir millet olduğunu biliyoruz. Bu karışık millet kendisini hem eski Yunan'ın, hem de Bizans'ın devamı ve torunları saymak gibi gülünç bir te-zadın içinde, Megalo İdea'nın hülyasıyla sarhoş bir top-luluktur. Bizans'ın eski Yunanla kan bakımından ilgisi bulunmadığı tarihî bir gerçektir. Fakat bütün bu aykırı-lıklara, gülünç tezatlara rağmen Yunanistan, Batı'nın şımarık çocuğudur. Onlarda eski medenî Yunan'ın deva-mını tahayyül eden Batılılar'ın maddî ve manevî yardım-larıyla bir Yunan devleti kurulmuş, ne gariptir ki tarih sahnesinde gözüken her devletin zaferlerle büyümesi sos-yal bir kaide iken Yunanistan bir buçuk asırlık tarihinde hemen daima yenilerek çıktığı savaşlara rağmen, tıpkı dayak yedikçe büyüyen Tepegöz gibi, daima büyümüş, büyüdükçe de iştahı artmıştır. Yunanistan'ın haksız yere desteklenmesinin son örne-ğini Kıbrıs davasında Amerika Başkanı Johnson vermiş, Kıbrıs Türkleri'nin öldürülmeye kadar varan kıyıcılık-lardan kurtarılması için yapılacak Türk çıkartmasına engel olarak hem NATO davasına darbe vurmuş, hem de durup dururken Türkiye'de bir Amerikan düşmanlığı doğmasına sebep olmuştur. NATO davasına vurulan darbe demekten maksadımız şudur: İkisi de NATO'nun üyesi olan bu devletlerden Türkiye her bakımdan Yunanistan'a
Sayfa 15 - 17 Gözlem, 9 Ocak 1969·Kitabı okuyor