Gene de bir şeyler seziyorduk. Sokakta büyüyüp gelişen bir oluşum ...Evin ve okulun dışındaki o bilinmez, o büyüleyici sokakta...Her tarafta 555k yazılıydı...Tekdüze yaşam bitmişti ya da bitiyordu , bunun ayrımındaydık...Sokak bizi çekiyordu . Köşe başlarında serüven kokusu vardı.
"Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler"
"Çünkü başka yerlerinde memleketin
Kanına girdiler masum gençlerin
İşte onun için karanlıktır gözleri
Şimdi Erzurum’da çift sürenlerin.
Şimdi saat sekizdir başlar gecemiz
Gündüzü kısalttılar geceyi uzattılar
Şimdi acının ve hüznün göklerinde
Umudun yıldızı sarı yıldız mavi yıldız"
555K eylemi aslında 28 Nisan 1960'ta İstanbul'da başlayan eylemlerin bir devamı ve sonucudur. Demokrat Parti'nin son döneminde çıkardığı ve bütün muhalefeti potansiyel bir düşman olarak tanımlayan "Tahkikat Komisyonu" kararı sonrasında başlayan protestolar, baita üniversite gençliği olmak üzere Demokrat Parti karşıtı büyük bir kitleyi harekete geçirir. 28 Nisan'da İstanbul Üniversite'sinde başlayan eylemler polis tarafından sert bir şekilde bastırılır. Öğrenci Turan Emeksiz hayatını kaybeder. Turan Emeksiz'in naaşı ailesine teslim edilmediği için başlayan protestolarda 17 yaşındaki Nedim Özpulat bir tankın altında kalarak ölür.
28 Nisan'da başlayan ve iki gencin ölümüyle sonuçlanan olaylar sonucunda 555K parolasıyla öğrenciler Ankara'da harekete geçer. (beşinci ayın beşinde saat beşte Kızılay'da) Adnan Menderes'i taşıyan aracın önü kesilir öğrenciler tarafından. Menderes öğrencilerle konuşmak ister fakat beklemediği şekilde protesto edilmesiyle sonuçlanır. 555K eylemi DP iktidarının kitlesel nefretle doğrudan karşılaştığı anlardan belki de ilki olacaktır. Bu yüzdendir ki 1960 darbesi için kimileri devrim ifadesini kullanır.
Sayfa 80 - Tarih Vakfı Yurt Yayınları·Kitabı okudu
Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya
Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya
Anamız çay demliyor ya güzel günlere
Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa
Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız
Bu, böyle gidecek demek değil bu işler
Biz şimdi yanyana geliyor ve çoğalıyoruz
Ama bir ağızdan tutturdumuğuz gün hürlüğün havasını
işte o gün sizi tanrilar bile kurtaramaz.