Üstelik, karmakarışık insanların geldiği bazı gazinolar ve toplantı yerleri de oluşturulmamış olsaydı, kadın topluluğunun bu kadar kapalı bir hayat sürdüğü bu kentte, bu ülkede doğmuş bir kadının yüzünü görmek bile olanaksız ola-caktı kuşkusuz." (s. 576) diye kederlenirken; mezarlıklardaki cıvıl cıvıl yaşam için "bu ülkede, ölümün bile bir bayram havasına büründüğünü söylemeliyim." (s. 560) diyecektir. İstanbul'da bu iki şey tersine döndü. Kadınların hayatla aralarındaki mesafe hızla kapanırken ölüm hayatımızdan giderek uzaklaştı, gündelik yaşamın ortasındaki mezarlıklar şehir dışına taşındı; neşeyle dolaşılan mezarlıklar, Batılılara olduğu gibi şehir halkına da korku vermeye başladı.
İki Adamın Kıyamet Günündeki Durumu ve Affetmenin Önemi
Enes (radıyallahu anh) demiştir ki: Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) otururken, ön dişleri görülecek şekilde tebessüm etti. Hz. Ömer (radıyallahu anh) ona: "Yâ Resûlallah, anam babam sana feda olsun, sizi güldüren durum nedir?" diye sordu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: "Ümmetimden iki adam Allah Teâlâ'nın huzurunda dizleri üzerinde oturdular. Onlardan biri, 'Yâ Rabbi, bundan benim hakkımı al' dedi. Allah Teâlâ, haksızlık edene, 'Kardeşinin hakkını ver' buyurdu. Adam, 'Yâ Rabbi, iyiliklerimden hiçbir şey kalmadı (hepsi elimden çıktı, hak sahiplerine gitti)' dedi. Allah Teâlâ, alacaklıya, 'Nasıl yapacaksın; kardeşinin hiçbir iyiliği kalmadı?' buyurdu. Alacaklı, 'Yâ Rabbi, (hakkıma karşılık olarak) benim günahlarımı ona yükle' dedi." Bunu söylerken Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) gözlerinden yaşlar boşaldı ve şöyle buyurdu: "Bu gün çok büyük bir gündür. O günde insanlar günahlarının kendilerinden alınıp başkalarına yüklenmesine muhtaçtırlar." Sonra ahiretteki hali anlatmaya şöyle devam etti: Allah Teâlâ, alacaklıya, "Gözünü kaldır ve cennetlere bak"buyurdu. Adam baktı ve "Yâ Rabbi, gümüşten şehirler, altından yapılmış ve incilerle süslenmiş köşkler görüyorum; bunlar hangi peygambere yahut sıddıka veya şehide aittir?"diye sordu. Allah Teâlâ, "Bunlar, bedelini verene aittir"buyurdu. Adam, "Yâ Rabbi, bunların bedeline kim sahip olabilir?"diye sordu. Allah Teâlâ, "Sen sahip olabilirsin"buyurdu. Adam, "Bu, ne ile nasıl olacak?"diye sordu. Allah Teâlâ, "Kardeşini affederek" buyurdu. Adam, "Onu affettim" dedi. Allah Teâlâ, "Kardeşinin elinden tut ve onu cennete götür"buyurdu. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) sonra buyurdu ki: "Allah'tan korkun; aranızı düzeltin (aranızdaki kırgınlıkları giderin); şüphesiz Allah Teâlâ
Sayfa 204 - Semerkand Cilt 2·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İbni Abbas’ın aktardığı biçimiyle özetleyelim: Bir gün insanlar toplanmış, Ebubekir ve Ömer’in iyiliklerinden söz ediyorlardı. O arada ben halife Ömer’in bir anısını anlatmaya başladım: Allah Ömer’den razı olsun. Şu yakınıdır, şu dosttur di­ye ayırım yapmazdı (tıpkı Mısır valisi Amr b. As’ın az önceki olayda böyle giriş yaptığı gibi), Ömer bir gün yanımda oğlunu katletti diyor ve detayını anlatıyor: Bir gün biz Medine camisin­de toplanmıştık; millet çoktu ve Ömer de yanımızda halkla soh­bet ediyordu. O sırada kadının biri halife Ömer’in yanına geldi, insanların huzurunda halife Ömer’e hitaben, “Şu an elimde se­nin çocuğun var” dedi. Ömer, o zaman yüzünü aç seni bir göre­yim sen kimsin dedi. Kadın yüzünü açınca Ömer, seni tanımıyo­rum dedi. Kadın, haklısın; ancak elimdeki tıfıl senin oğlundan/ evlilik dışı bir çocuk. Bir gün yolda giderken baktım arkamdan biri bana sesleniyor. Meğeri o sırada Yahudi birinin yanında içki içiyormuş, beni görünce kalkıp bana doğru gelmiş. Yanıma va­rınca beni tutup tenha bir yere götürdü ve benimle zina yaptı. Daha sonra ondan hamile kalıp bu çocuğu doğurdum. Epey dü­şündüm öldüreyim diye; yine de kıyamadım. Kadının açıklaması bu! Şunu özellikle hatırlatmak isterim ki, çoğu kaynaklarda, Yahudi birinin evinde içiyormuş ibaresi de var. O arada Ömer, peki hangi oğlum bunu yaptı diye soruyor. Kadın, Ebu Şahme adındaki oğlun yaptı yanıtını veriyor. Ömer doğruca oğluna gidiyor. Ebu Şahme o sırada yemek yiyordu. Ömer ona, kalk senin son yemeğindir dedi ve olup bitenleri kendisinden sor­du. Oğlu ise hem içki içtiğini, hem de zina yaptığını; ancak anlık bir yanlış yaptığını, sonradan tövbe edip pişman olduğunu belirtti. Ömer mazeretini kabul etmedi ve ona yüz kırbaç ceza uyguladı. Oğlu o sırada Ömer’e yalvarıyordu, baba beni katlettin diyordu;
Sayfa 177 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
"Ey, dehşetli ölüm okundan, Allah'ın yardım ve ihsanıyla yüz deve karşılı­ğında kurtulan zatın oğlu! Allah, seni aziz ve devamlı kılsın. Eğer rüyada gördüklerim doğru ise, sen Celil ve bol ikram sahibi olan Allah tarafından Ademoğııllarına helal ve haramı bildirmek üzere peygamber gönderileceksin. Sen, ceddin İbrahim'in teslimiyet ve dinini tamamlamak için gönderileceksin. Allah, seni milletlerle birlikte devam edip gelen putlardan, putperestlikten koruyacak ve alıkoyacaktır. Her yaşayan ölür, her yeni eskir; yaşlanan herkes zeval bulur. Her şey fanidir, gider. Evet, ben de öleceğim. Fakat ismim ebedi yad edilecektir. Çünkü tertemiz bir evlat doğurmuş, arkamda hayırlı bir yad edici bırakmış bulunuyorum." Acıklı ve adeta istikbalden haber veren bu sözlerinden sonra, Hz. Amine'nin gözleri kaydı ve ruhunu orada Yüce Allah' a teslim etti. Yer, Mekke ile Medine arasında bulunan Ebva köyü. Tarih, Miladi 576 ...
Alıntı
2600 Yıl Önce Güneş Tutulması
Eudemos, Gökbilim Tarihi'nde Thales'in Medlerle Lidyalılar savaşırken gerçekleşen Güneş tutulmasının zamanını önceden kestirdiğini söylüyor. Bu, 50. Olimpiyat [MÖ 580/576) sıralarında olmuş.
Sayfa 15 - Pinhan Yayıncılık·Kitabı okudu
Alıntı
(…)”Ödevim, bana anlatılan neyse onu vermektir. İnanmaya gelince hiçbir şey beni buna zorlayamaz ve bunu bütün anlattıklarım için söylüyorum.”(82) Genellikle bu sözünde de durmuştur. Anlatılanla ilgili değişik söylentiler varsa, onları da vermiştir. Karşı düşünceleri görmezlikten gelmemiştir. Konuyla ilgili yazılı belgeler elde ettiğinde, belgeye bağlı kalarak değerlendirme yapmıştır. Yabancı gelenek, yasa, bina, sanat eseri gibi bir çok çeşitli konuda hayranlığını saklamamıştır. Garip ve çirkin bulduklarini ifade ederken beğendiklerini de dile getirmiştir. (82) Herodotos, Herodot Tarihi, çev. Müntekim Ökmen, İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2007, s. 575-576. ( TARİHÇİLİK )
Sayfa 64 - Dergâh Yayınları·Kitabı okuyor
Düşünce