İbni Abbas’ın aktardığı biçimiyle özetleyelim: Bir gün insanlar toplanmış, Ebubekir ve Ömer’in iyiliklerinden söz ediyorlardı. O arada ben halife Ömer’in bir anısını anlatmaya başladım: Allah Ömer’den razı olsun. Şu yakınıdır, şu dosttur di­ye ayırım yapmazdı (tıpkı Mısır valisi Amr b. As’ın az önceki olayda böyle giriş yaptığı gibi), Ömer bir gün yanımda oğlunu katletti diyor ve detayını anlatıyor: Bir gün biz Medine camisin­de toplanmıştık; millet çoktu ve Ömer de yanımızda halkla soh­bet ediyordu. O sırada kadının biri halife Ömer’in yanına geldi, insanların huzurunda halife Ömer’e hitaben, “Şu an elimde se­nin çocuğun var” dedi. Ömer, o zaman yüzünü aç seni bir göre­yim sen kimsin dedi. Kadın yüzünü açınca Ömer, seni tanımıyo­rum dedi. Kadın, haklısın; ancak elimdeki tıfıl senin oğlundan/ evlilik dışı bir çocuk. Bir gün yolda giderken baktım arkamdan biri bana sesleniyor. Meğeri o sırada Yahudi birinin yanında içki içiyormuş, beni görünce kalkıp bana doğru gelmiş. Yanıma va­rınca beni tutup tenha bir yere götürdü ve benimle zina yaptı. Daha sonra ondan hamile kalıp bu çocuğu doğurdum. Epey dü­şündüm öldüreyim diye; yine de kıyamadım. Kadının açıklaması bu! Şunu özellikle hatırlatmak isterim ki, çoğu kaynaklarda, Yahudi birinin evinde içiyormuş ibaresi de var. O arada Ömer, peki hangi oğlum bunu yaptı diye soruyor. Kadın, Ebu Şahme adındaki oğlun yaptı yanıtını veriyor. Ömer doğruca oğluna gidiyor. Ebu Şahme o sırada yemek yiyordu. Ömer ona, kalk senin son yemeğindir dedi ve olup bitenleri kendisinden sor­du. Oğlu ise hem içki içtiğini, hem de zina yaptığını; ancak anlık bir yanlış yaptığını, sonradan tövbe edip pişman olduğunu belirtti. Ömer mazeretini kabul etmedi ve ona yüz kırbaç ceza uyguladı. Oğlu o sırada Ömer’e yalvarıyordu, baba beni katlettin diyordu;
Sayfa 177 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
"Yüksel Türk"
Türk milletine, Türk Cumhuriyeti devletine karşı yapmaya mecbur olduğumuz ödevler bitmemiştir ve bitmeyecektir. Bu dünyadan göçerek Türk milletine veda edeceklerin, çocuklarına, kendinden sonra yaşayacaklara son sözü şu olmalıdır: "Benim, Türk milletine, Türk Cumhuriyeti'ne, Türklüğün geleceğine ait ödevlerim bitmemiştir; siz onları tamamlayacaksınız. Siz de sizden sonrakilere benim sözümü tekrar ediniz." Bu sözler bir ferdin değil, bir Türk ulusu duygusunun ifadesidir. Bunu, her Türk bir parola gibi kendinden sonrakilere devamlı olarak tekrar etmekle son nefesini verecektir. Her Türk ferdinin son nefesi, Türk ulusunun nefesinin sönmeyeceğini, onun ebedi olduğunu göstermelidir. Yüksel Türk, senin için yüksekliğin sınırı yoktur. İşte parola budur. 1 Aralık 1935 59. Yıldönümlerini Kutlayan Mülkiyelilerin Telgrafına Cevap (ATABE, c.28, s.141; Cumhurbaşkanlığı Arşivi, A: IV-II, D: 59, F: 45-2/9'dan aktaran: Ahmet Bekir Palazoğlu, Başöğretmen Atatürk (1928-1938), c.2, s.836-837, 1095-1102; Ulus, 12 Aralık 1935, No: 5166, s.1, 5; Kurun, 12 Aralık 1935, No: 6438-378, s.3; Tan, 12 Aralık 1935, No: 234-3537, s.7; Akşam, 12 Aralık 1935, No: 6162, s.2; Son Posta, 12 Aralık 1935, No: 1927, s.1, 6; Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri IV, s.575-576)
Sayfa 318 - Kaynak Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
"Hz.Fatma'nın gönlünü almak için Hz.Ebubekir'le Hz.Ömer bir ara onu ziyarete giderler. O sırada Fatma'ya selam verirler; ama kendisi onların selamını almaz ve yüzünü duvara çevirip bu şekilde tepkisini gösterir. Sonuçta Fatma hayatta olduğu sürece (ki 75 gün ile 6 ay arası kısa bir yaşama dönemi var) ne Fatma onlarla konuşur, ne Hz.Ali Hz.Ebubekir'in halifeliğini tanır." Kaynak: a- Ömer Rıza Kehhale, A'lam-i Nisa, Hz. Fatma kısmı, 4/114 ve devamı, b- İbni Kuteybe, el-İmame ve Siyase, s. 21 ve devamı, c- Belazuri, Ensab. 1/576 ve 2/268.
576 c
İnsanların açıkça en kötüsü, ister istemez en mutsuzu da değil midir? Zorbalığı en fazla sürdürmüş, sonuna vardırmış adam, en derin, en sürekli mutsuzluk içinde yaşamış adam olmuyor mu işin aslında?
Sayfa 310·Kitabı okudu
Ethem’in Bandırma’da Ki ‘Faaliyetler
Doğan Avcıoğlu, Ethem’in karanlık dönemini aydınlatmaya yarayacak şu bilgileri vermektedir: “Dünya Savaşı’nın son sıralarında, İttihatçılar henüz iktidarda iken, Etem savaş meydanlarında değil, Bandırma bölgesinde zorbalık ve eşkiyalıkla uğraşmaktadır.”57 ---------------------------------------------------------------------- 57) Milli Kurtuluş Tarihi, c.2, s. 576 vd.
Sayfa 74 - Bengi Kitap Yayın
Tarih