Bu kitabı ilk gördüğümde Livaneli ne zaman kitap çıkardı dedim.Tabi ki bu benim gündemi iyi takip etmediğimden dolayı oldu.Kitap Livaneli'nin olunca hemen okumak istedim çünkü daha önce kitaplarını okumuş biri olarak kitaplarını farklı ve orijinal buluyorum.
Öncelikle Elia Kazan'ı tanımıyordum.Kitabı okumadan önce araştırmak istedim.Kendisinin aslen Kayserili olduğunu ve Amerikada sinema tarihine yön veren bir yönetmen olduğunu öğrendim.Sonra kendime acaba Kayserili olan ve bu kadar ünlü biri neden Türkiyede pek tanınmıyor sorusunu sordum.Acaba rum olmasının bir etkisi var mı yoksa ben mi öğrenmekte geç kaldım diye ikilemde kaldım.Kitabı okumadan önce Elia Kazan'nın kim olduğunu öğrenmenizde fayda görüyorum.Elia Kazan hakkında Livaneli bana baya genel kültür kattı diyebilirim.
Kitaba değinecek olursak bana göre kitabı hem biyografi hemde otobiyografi olarak ele alabiliriz.Bence Livaneli böyle önemli bir kişinin hayatına değinirken kendi hayatından da birşeyler katmak istemiş.Kitabın konusu yaşlı bir insanın ölmeden önce anne ve babasının bastığı topraklara basmak istemesini anlatıyor ama ara ara yazar başka konular hakkında da bilgilendirmeler yapıyor.Kitabı iki bölümde ele alabiliriz.İlk bölümde yazar Elia Kazan'nın kim olduğunu,başından neler geçtiği,karakteri,nelerden hoşlandığı,aralarındaki dostluk ilişkisi gibi bir takım bilgileri okuyucuya veriyor.İkinci bölümde yolculuğa çıkıyorlar.Aslında ikinci bölüm ilk bölüm gibi biraz daha dolu olabilirdi.Belli bölümlerde duyguları daha fazla okuyucuya verebilirdi.Kitapla ilgili kafamda kalan tek soru işareti bu diyebilirim.
Ben bu kitabı Livaneli'nin diğer kitaplarından ayrı tutuyorum çünkü;bu kitap bir arkadaşa,bir dosta olan sadakati içeriyor.Dil diğer kitaplarındaki gibi ama üslup bakımından diğerlerine hiç