Onlardan sonra namazı terk eden¹ ve dün- yevî tutkularının peşine düşen bir nesil geldi . Onlar ( bu tutumlarından ötürü ) büyük bir azapla karşılaşacaklardır . ” ( Meryem , 59 ) Bu insanlar , Allah'ın kendilerine farz kılmış olduğu namazı terk edip , şehvetlerinin peşinde koşarak imanlarına muhalefet etmiş ve peygamberlerinin yolundan ayrılarak Allah'a âsi olmuşlardı . Bu nedenle de Allah onları çok elim bir azapla , yani ya can yakan bir ce- zayla ya da cehennemdeki nehirlerden birisi olan “ Ğayya ” ile cezalandıracağını bildirdi .
Din
"Ey iman edenler, sizler yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulun ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın ve yolunuzu Allah'ın kitabıyla bulmaya çalışın çünkü Allah yaptıklarınızdan haberdardır." (59 Haşr 18)
Reklam
Sabret Allah'ın yardımı çok yakındır.
(Ödülü hak edenler) sadece Rablerine güvenerek sabredenlerdir. (‘Ankebût 29:59) - kuranokuyan.com
İslam, özel hayatın dokunulmazlığını temel insan hakları arasında kabul eder. Bu çerçevede Kur'an-ı Kerim insanların özel hallerini araştırmayı ve kişilik haklarına saldırı demek olan arkadan çekiştirmeyi (Hucurat 49/12); kendi evinden başka evlere (Nur 24/27) ve istirahat zamanlarında özel odalara izinsiz girmeyi (Nur 24/58-59), hatta bakmayı (Buhari, Libas, 75) yasaklamıştır. İslam hukukçuları bu ayet ve hadislere bakarak gizli ve özel konuşmaların dinlenilmesini veya orada bulunan küçüklerden soruşturulup, öğrenilmeye çalışılmasını da haram saymışlardır. Bu çerçevede yazışmalar da konuşma gibi kabul edilmiş ve Peygamberimiz (s.a.s.) izin almadan başkasının mektup gibi özel bir yazısına bakanın, ateşe bakmış olacağını bildirmiştir. (Ebu Davud, Dua, 23)
Sayfa 149
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.   Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14
Herbirimizin hayatı, bir endam âyinesidir. Şu dünyadan herbirimize birer dünya var, birer âlemimiz var. Fakat direği, merkezi, kapısı, hayatımızdır.️ (BELKİ o hususî dünyamız ve âlemimiz, bir sahifedir. Hayatımız bir kalem.. onunla sahife-i a'malimize geçecek çok şeyler yazılıyor.) Eğer dünyamızı sevdikse, sonra gördük ki: Dünyamız hayatımız üstünde bina edildiği için, hayatımız gibi zâil, fâni, kararsızdır, hissedip bildik. Ona ait muhabbetimiz, o hususî dünyamız âyine olduğu ve temsil ettiği güzel nukuş-u esma-i İlahiyeye döner; ondan, cilve-i esmaya intikal eder. Hem o hususî dünyamız, âhiret ve Cennet'in muvakkat bir fidanlığı olduğunu derkedip, ona karşı şedid hırs ve taleb ve muhabbet gibi hissiyatımızı onun neticesi ve semeresi ve sünbülü olan uhrevî fevaidine çevirsek, o vakit o mecazî aşk, hakikî aşka inkılab eder. Yoksa “"Onlar Allah'ı unuttular. Allah da onlara kendilerini unutturdu. Onlar yoldan çıkmış kimselerin tâ kendisidir." Haşir Sûresi, 59:19.” sırrına mazhar olup, nefsini unutup, hayatın zevalini düşünmeyerek, hususî kararsız dünyasını, aynı umumî dünya gibi sabit bilip, kendini lâyemut farzederek dünyaya saplansa, şedid hissiyat ile ona sarılsa, onda boğulur gider. İman ve Küfür Müv.
Din
Reklam
Reklam