Ruhları insana yabancılarda daha uzak olan böyle akrabaların evinde on sekiz yaşında bir kızın gece yarısı karanlık bir odada yapayalnız uyanık durması ve iki saat evvel öğrendiği acıklı hakikatle mucadeleye çalışması hazin bir şeydi. Ömer böyle zamanlarda insanın nasıl aptallaşarak etrafında dert dökecek birini aradığını biliyordu.
Bazen en imkânsız, en çılgınca görünen fikirler bile kafanıza öyle bi kazınır ki , bir muddet sonra onun mümkü olduğuna inanmaya başlarsınız. Üstelik bu fikre karşı güçlü bir istek de duyuyorsanız, en sonunda onu bir ölüm kalın meselesi, bir yazgı, olmaması imkânsız bir durum olarak görmeniz bile muhtemel.