Amerika'nın en çok korkulan iş kadını Judith Regan, yönettiği yayıneviinde, masasının arkasından, "buradaki en büyük alet bende" diye bağırırdı hep. Evlenmek istediğimiz adamlar gibi olmaya başlıyoruz, diye zafer çığlıkları atıyordu 70'lerin kadın hareketi. Kadınlar, bir erkek istemekten, erkeklerin sahip olduklarını istemeye terfi etmişti. Dikkatedeğer iyileşmelere rağmen projenin içeriği hâlâ aynıydı: erkek.
Anima, erkeğin dişi yönüdür; animus ise dişinin erkeksi yönüdür. Jung'a göre her erkeksi erkeğin içinde dişi, dişi bir kadının içinde de erkeksi bir yön vardır. Bu arketiplerin temel işlevi, eş seçimi ve bir ilişki yürütme süreçlerine rehberlik etmektir. Jung'a göre içimizdeki anima ve animusu, olası eşlerimize yansıtarak kendimize eş ararız. Kendi sözleriyle; " Bir erkek, eşini seçerken kendi bilinçaltındaki dişiye karşılık gelen, kendi ruhunun yansımasını hiç tereddütsüz kabul edecek bir kadını cezbetmeye çalışır ( 1928/1953, s.70).
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
şairin 70 yıllık 'arz-ı hal'i
Türk şiirinin önemli, kendine özgü, yalnız bir şairidir, Uyar. İnce, solgun sarı yüzü, mavi gözleri, çekingenliği. Bir şairin maddi ve manevi fizyonomisine yakıştırdığım bütün unsurların toplamı. O, bir şairin fizyonomisine uygun tespitler gibi gelir bana. Şiiri, sadece şiir için kullandı, böylece içine hayatın, cinselliğin, devriminden darbelere kadar birçok kavramı kattı. "Ben" yazısından bir bölüm alacağım buraya. Gene Turgut Uyarı en iyi anlatan kendisi: "Ben hep sıkıntılıyım. Yani bir adamın canı sıkılır, o benim..
Sayfa 57·Kitabı okuyor
Türk Milleti'nin Asıl Meseleleri
Millî şuur olmadıktan sonra, ahlâk olmadıktan sonra millî varlık nasıl korunabilir? Sağlamlık derken de yalnız gövde sağlamlığını değil, onunla birlikte ve ondan daha çok ruh sağlamlığını kastediyor ve İkinci Cihan Savaşından önce iki Avrupa milletinin davranışını da örnek diye veriyoruz: 1) Almanya, Çekoslovakya'yı birkaç saatte işgal edip Almanya'ya kattığı zaman Çekler bunu kabul ettiler. Bu koca tarihî olayda yalnız bir karakolda Bir tek Çek neferi öldü. Yani koca bir devlet ve ordu içinde millî haysiyeti olan bir tek insan çıkabildi. Almanya'nın nüfusu 70, Çekoslovakya'nın 12 milyondu ve Çekoslovakya kültür ve teknik bakımından Almanlarla eşitti. 2) Ruslar, Finlandiya'ya saldırdığı zaman Finler silahla karşı koydular. Ruslar, bir süre önce yuttukları Estonya, Letonya ve Litvanya gibi Finlandiya'yı da işgal etmek istiyorlardı. Üç ay kıyasıya çarpışıldı. Sonunda, Rusya bu ülkeyi almaktan vazgeçerek bir kısım topraklarını eklemekle yetinmeye mecbur kaldı. O zamanki Rusya'nın nüfusu 180, Finlandiya'nın 4 milyondu. Bu iki örneğin ortaya koyduğu hakikat şudur: Küçük Finlandiya maddî ve manevî sağlamlık, görev ahlâkı ve millî şuur bakımından çok kuvvetli olduğu için tarihteki savaşların en elverişsiz şartlarla yapılanında varlığını korudu. Çekoslovakya ise manevî sağlamlık ve görev ve ahlâkı bakımından zayıf olduğu için tüfek patlatmadan teslim oldu.
Sayfa 101 - Ötüken, 2. sayı, 05.02.1964·Kitabı okudu
Alıntı
İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır. Biz bu ülkede 18 yaşında yaşlanmaya başlıyoruz. 30 larda ölüyoruz, 70 yaşında gömülüyoruz.
Sayfa 28
Ben, 1940'lı yılların çocuğuyum, o yıllarda Müslüman camiadaki zihniyet yerel bir zihniyetti. Bize hayat hakkı tanınsın, bu şekilde yaşayalım, bize fazla dokunulmasın diye düşünülüyordu. Sonra baktık ki BİZE HAYAT HAKKI TANINMASI İÇİN VAR OLMAMIZ LAZIM . Şimdilerde, tehdidi hudutların ötesinde kabul etmek diye yeni bir konsept çıktı. Bir manada bize çizilen hudutlar var ve onları her an aşıp içeri girebiliyorlar, biz de biraz o hudutları açalım dedik. 60, 70, 80'li yıllar böyle geçti. Biz bu hudutları biraz açtık ve bu huduttan teknoloji girdi. Fakat biz, kadim medeniyetin öğretisiyle yoğrulan insanlar olarak teknolojiyi tahakküm için değil, hizmet için kullanıyoruz. Bütün dünyayı Müslüman yapmak gibi bir iddiamız yok; ama hayatı, kendimize göre yaşamak için bir alana ihtiyacımız var. O alanı da biz, ancak belli bir teknolojik birikimle sağlayabiliyoruz. O birikimi sağlarken de kendimizi ahlaken teçhiz etmemiz gerekiyor.