Mekke’nin fetih günü “Kab” adında biri, Halit bin Velid tarafından öldürülüyor. Onun ölümünden sonra Hz. Muhammed onun kızı Müleyke veya Melikemi nikâhına alıyor. Kadın çok güzel olduğu için Muhammed’in hanımlarından Ayşe bunu kıskanıyor ve kadına, “Utanmıyor musun ki, babanı vurduran adamla (Muhammed’le) evleniyor ve onun koynuna giriyorsun?” şeklinde eleştiri yöneltiyor. Buna dayanamayan Müleyke, Muhammed’i kabul etmiyor, Muhammed onu boşuyor. Mekke'nin fethi hicri 8. yılda olmuş ki, Muhammed o zaman 61 yaşındaydı. Bu kadar hanımı olan Hz. Muhammed'in, hele bu yaştan sonra hâlâ gözünün başkalarında olması, üstelik babasını vurdurduğu mağdur bir kadım
ele geçirmesi herhalde izahı zor bir olay. (330)
330. Askalani, Isa be. No:ll769; Diyarbekıri. Tanhı Harım. 1/117. 1/269. İbnı
Esir. Üsd. No:72l I; Zehebi. Sircli Alanı. 2/258: İbni Sad. age. 4129. 2/320: M. Sa
it Mübeyyed. age. 705
Tapınaklar servet havuzları haline geldi; bazısı İlk Çağ'da Yunanistan'da ilk bankaları teşkil etti. Tapınaklar zenginlerin kamuya açık ziyafetler vererek sıradan insanlara servet dağıtma işlevini de devraldı. Kentsel olanla dinsel olanın bütünleştiği bu toplumda tapınaklar iktisadi işler yapılan yerler oluverdi. Pazarları, panayırları destekliyorlardı; dar zamanlarda kent yönetimlerine borç veriyorlardı; işçilere, özellikle tapınak inşaatında çalışan işçilere ücret ödüyorlardı; bağışlanan nesneleri çeşitli işlevleri için para sağlamak maksadıyla satıyorlardı. Böylece tapınaklar hem kurban kesilip yiyecek paylaşıldığı ayinler düzenlenen, hem de pazar işleri yapılan yerler oldu." Parasal işlerde kullanılan mallar kutsal bir ekonomi içindeydi.
Zenginlerin bağışladığı adak türlerinden biri kurbanlık hayvanlardı şüphesiz; ancak destanlarda şölenler bağlamında başka değerli para-öncesi nesnelerden de söz edilmektedir. Örneğin İlyada'nın sondan bir önceki bölümünde Akhilleus sevgili arkadaşı Patroklos'u anmak için bir atletizm müsabakası düzenler. Müsabakayı tasvir ederken Homeros yer yer ödülleri sayar. Tahmin edileceği üzere atlar, öküzler, altın ve köle kadınlar vardır. Ancak ödüller arasında ziyafetlerde kullanılacak metal cisimler, özellikle "ateşe dayanan bir üçayak" ve bir kazan da mevcuttur. Ozan bu malların birçoğunun kesin değerini de öküz sayısıyla bildirir. Savaşçılar üçayağa “on iki baş öküz," köle kadına "dört baş öküz" ve kazana "bir öküz" değer biçmiş (İlyada, 23.702, 23.705, 23.886). Yine büyükbaş hayvanın değer ölçüsü olarak kullanıldığını ve köleyle öküzün değişilebilir olduğunu görüyoruz. Başka bir dikkate değer husus, ayinli şölenlerde ödüller içinde metal nesnelerin (kazanla sehpanın) önemi. Nitekim M.Ö. sekizinci yüzyılda Girit'te kazanların mutat
Emevî Halifeleri
I. Muâviye b. Ebû Süfyân (41-60 / 661-680)
I. Yezîd b. Muâviye (60-64 / 680-684)
II. Muâviye b. Yezîd (64 / 683-684)
I. Mervân b. Hakem (64-65 / 684-685)
Abdülmelik b. Mervân (65-86 / 685-705)
I. Velîd b. Abdülmelik (86-96 / 705-715)
Süleyman b. Abdülmelik (96-99 / 715-717)
Ömer b. Abdülazîz (99-101 / 717-720)
II. Yezîd b. Abdülmelik (101-105 / 720-724)
Hişâm b. Abdülmelik (105-125 / 724-743)
II. Velîd b. Yezîd (125-126 / 743-744)
III. Yezîd b. Velîd (126 / 744)
İbrâhim b. Velîd (126-127 / 744)
II. Mervân b. Muhammed (127-132 / 744-750)
Babası II. Şarru-kin’in M.Ö. 705 yılında savaş alanında ölmesi sonucu Asur tahtına, Sanherip ya da Sennaherib olarak bilinen oğlu ve veliahtı Sin-ahhe-riba çıkmıştı. Hükümdarlığı Asur imparatorluğu için bir barış dönemi olmuştur. Farklı Siyasal, yönetsel ve dinsel görüşleriyle öncekilerden ayrılan kral saltanatına bir dizi reformla başladı.
8. Abdülmelik b. Mervân’ın Vefatı ve Şahsiyeti
Kendisinden sonra dört oğlu halifelik yaptığından “ebü’l-mülûk” (hükümdarlar babası) lakabı verilen Abdülmelik b. Mervân, yirmi yıllık halifelikten sonra altmış yaşında Dımaşk’ta vefat etti ve orada defnedildi (86/705). Emevî halifelerinin en büyüklerinden biri sayılan, hatta Emevîler’in en büyük hükümdarı olarak gösterilen Abdülmelik, iç karışıklıkları ortadan kaldırarak İslâm dünyasında siyasî birliği yeniden sağlamış, Emevî Devleti’ni âdeta ikinci defa kurarak güçlü bir hale getirmiş, Kuzey Afrika’yı yeniden hâkimiyet altına almış ve Bizans’a üstünlüğünü kabul ettirmiştir.