Öyle müthiş bir kitap ki nasıl anlatacağımı bilemiyorum
10/10
·646 syf.·
2026 20. kitabı
Ama yine de deneyeceğim. Kitaba zaten belli bir beklentiyle başladığımı itiraf ederek giriş yapayım o hâlde yoruma, sevgili okurlar. Zaten Açlık Oyunları gibi müthiş bir serinin 0.1 nolu kitabı olarak da tanımlayabiliriz: Kuşların ve Yılanların Şarkısı 0.1 nolu derken ne demek istediğimi izah edeyim önce. Zira kitabın seriye ait olduğunu ancak hangi dönemi anlattığını yorumlarda arayanlarınız olabilir. Bildiğimiz üzere seri üç kitaptan oluşuyordu: 1. Açlık Oyunları : 74. Açlık Oyunları'nın oynandığı o giriş kitabı, evreni ilk defa tanıdığımız. 2. Ateşi Yakalamak : QuarterQuell (yanlış hatırlamıyorsam) denilen çeyrek oyunlarında hep farklı bir konsept var. Gerçi ilk çeyreği bilmiyoruz ama… İkinci çeyrekte Açlık Oyunları 0.5: Hasatta Gündoğumu kitabında okuyacağımız üzere her mıntıkadan iki değil dört haraç alındığı iki kat zorlu bir Açlık Oyunları yaşanıyor. Üçüncü çeyrekte ise, yani bu kitapta serinin ikinci kitabında, tüm finalistleri topladıkları bir tür "Açlık Oyunları All Star" okuyoruz. 3. Alaycı Kuş : serinin üçüncü ve bildiğimiz temel üçlemenin son kitabı, aynı zamanda evrenin tarih sıralamasındaki son kitabı, olan bu kitapta ise isyan yeniden vuku bulmuş ve savaş yeniden ortaya çıkmış oluyor. Yani bu kitapta bir açlık oyunlarını değil, savaşı okuyoruz. Okuduğumuz son açlık oyunları 75. Açlık Oyunları olan ikinci kitapta oluyor. 0.1: Kuşların ve Yılanların Şarkısı: Bu kitapta ise bayağı bir geçmişe, okuduğumuz ilk Açlık Oyunları'ndan altmış dört yıl kadar geriye, yani onuncu Açlık Oyunları'na gidiyoruz. Peki neden on? İlk dokuz oyunda sadece mıntıkalardan haraçların toplandığı ve arenaya salıp kendi hâllerinde birbirlerini öldürmeleri için bırakıldığı bir oyun var sadece. Ancak onuncuyla beraber akıl hocalığı, sunucunun anbean oyunu sunması, oyunculara dronela erzak aktarımı
Kuşların ve Yılanların ŞarkısıSuzanne Collins · Dex Kitap · 20241,988 okunma
Ebu’l-Hasan Harakani’de Fakr Kavramı
10/10
··
Beğendi
Kur’an ve hadislerde geçen “Fakr” kavramının iki ayrı anlamda kullanıldığı gö- rülmektedir. Bunlardan biri “suret fakirliği” de denilen “maddî fakirlik”, diğeri ise “manevî fakirlik”tir. 1. Maddî Fakirlik veya Suret Fakirliği: İhtiyaç duyulan mala ve eşyaya malik ve sahip olmamak demektir. Kur’an’daki: “Ganimet malları, yurtlarından ve mallarından uzaklaştırılan fakir muhacirlerin- dir” 5 , ayeti ve benzer ayetlerde anlatılan fakrdır. Bu anlamdaki fakirlik hadislerde de: “Fakr, insanı nerede ise küfre düşürecekti.”6 “Fakirlik, iki cihanda yüzkarasıdır.”7 İfadeleriyle anlatılmakta ve bu manada gönle sıkıntı veren fakirliğin makbul olmadığı ifade buyrulmaktadır. Tasavvufa konu olan fakr ise bu tür fakirlik değil, manevi fakirliktir. 2- Manevî Fakirlik: Kulun kendinde varlık görmemesi, herşeyi Hakk’a irca etmesi, şahsının, amelinin, hal ve makamının Allah’ın lütfu olduğunu kabul etmesidir. Kur’an’daki: “Ey insanlar, siz Allah’a karşı fakir; yani muhtaçsınız. Allah ise ganîdir; yani herşeyden müstağni- dir.”8 ve “Allah ganîdir; siz fakirlersiniz; yani O’na muhtaçsınız.”9 ayetleri bu anlamda- ki fakrı anlatmaktadır. Peygamber Efendimiz, “Fakr, benim medar-ı iftiharımdır.” 10 buyurmaktadır. Yine başka bir hadis-i şerifinde “Allah’ım beni fakir yaşat, fakir öldür ve fakirlerle haşret!”11; Allah’ım beni sana karşı muhtaç (fakir) kılarak müstağni eyle, kendinden başkasına muhtaç (fakîr) etme!12 buyurmuştur. Bu hadisler manevi fakr anlamında kullanılmıştır. Kulun Allah’a muhtaç olması demek olan fakirlik, elbette fakiri de zengini de kapsar. Bu anlamıyla fakir ve fukara, malı olmayan anlamına değil, “sufî ve derviş” manasına gelir. Bu yüzden eskiden şeyhler kendilerine “Hadimu’l-fukara” (Fakirlerin hizmetkârı) derlerdi. İlk sufîler “yoksulluk” anlamına gelen fakr ile
Fakrın MakamlarıEbül - Hasan Harakani · Büyüyenay Yayınları · 201718 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
7/10
·128 syf.··
2020 299. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 30 Haziran 2020 00:00
‘Mimar Sinan Neden Bir Tasarım Dehasıdır?’ @yemkitabevicom dan okuduğum ilk kitap oldu ve kesinlikle son olmayacak. Reha Günay, Mimar Sinan hakkında öncelikle net bilinmeyen doğum tarihini (1494-99) vererek işe başlıyor. Yavuz Sultan döneminde Anadolu’dan ilk kez devşirilen Hıristiyan çocuklar arasında imiş. Devşirilen çocuklar, İstanbul veya Edirne’de Acemi Oğlanlar Ocağı’na alınarak hem askerlik hem de yeteneklerine uygun zanaat öğretiliyor. Mimar Sinan, dallar arasında “neccar”(ahşap ustası) olmayı seçmiş. Bu meslek sırasında öğrendiği geometri ve inşaat çalışmaları öğretisi ona mimarlığın kapılarını açmış. Kanuni döneminde (1520-66) yeniçeri olmuş. Seferlere de katılan Sinan, orada gördüğü yapıları defterine kaydetmiş. Mimar Sinan ilk olarak, Karaboğ’dan (Moldova) Seferi sırasında, Prut Nehri üzerinde, bataklık bir araziye kısa sürede bir sürede inşa ettiği köprü ile ün kazanmış, Sadrazam Lütfi Paşa, onu “mimarbaşlığa” atamıştır. Mimar Sinan, mimarlık için sevinirken, çok sevdiği askerlik mesleğini icra edemeyeceği için de üzülmüştür. Kendisi, dünyaya en çok eser kazandırmış mimarlardan biri; Osmanlı’ya 107 cami, 52 mescit, 74 medrese, 8 darülkurra, 45 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa, 6 sıbyan mektebi, 6 tekke, 22 aşhane, 56 hamam, 9 köprü, 38 saray, 8 mahzen, 31 han ve 6 su yolu kazandırmış, bunların 316 tanesi İstanbul’da yer alıyor. Mimar Sinan’ın neden deha olduğu konusuna gelirsek; Tasarladığı binalar, projenin bulunduğu mevkinin özelliklerinden beslenerek inşa ediliyordu, uyum içinde görünmesini sağlıyordu. İstanbul’da en önemli kent planlama örneği Süleymaniye Külliyesi gösterilir. Yapılarında gösterişten ve süsten uzak, işe yaramayacak hiçbir gereksiz ayrıntıya yer vermemiş, mantık sahibi bir mimardı. Rasyonel eserlere önem vermiş. Sinan o kadar yoğunmuş
Mimar Sinan Neden Bir Tasarım Dehasıdır?Reha Günay · Yem Yayın · 2019116 okunma
Madam Bovary hakkında..
Puan vermedi·384 syf.··
2026 3. kitabı
·
74 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 00:37
Sanırım 74 gündür okuduğum bir kitap hakkında birkaç bir şey yazmasam olmazdı :) Okurken aynı anda birçok kitaba başlayıp, yarım bırakıp tekrar başladığım bir sürecin mağduru kendisi. Ya da süreci başlatan mahluk da olabilir Okurken sık sık neden klasik olarak nitelendirdiğimiz kategoride yer almış diye düşündüm, epey bir beklentiyle başlamıştım yani kitaba. Onu bulamadığım için yarım bırakmıştım başta. Sonra Flaubert'in betimlemeleri, tasvirleri için tekrar başladım. "Bovarizm" akımını kitabı okurken çok net bir şekilde anlıyorsunuz. Okurken Emma'yı garip ruh halleri ve gitgellerinden dolayı suçladığım çok oldı ama artık neredeyse herkeste biraz da olsa "Bovarizm"lik olduğunu da fark ettim. Bu yüzden çoğu şeyden memnun değiliz, asla tatmin olmuyoruz ve tatmin olmaya da çabalamıyoruz gibi geliyor. Velhasıl kelam Emma o kadar güzel anlatılmış ki çoğu yerde farkında olmadan onunla tartışmaya ona kızmaya girişmişim. Sadece Emma değil diğer karakterler de çok başarılı yazılmış bence. Özellikle Charles... Yaa bu kadar saf insanlar, bu kadar seven ama sevgisini gösteremeyen ya da hak etmeyen insanlarla karşılaşan insanlar... Sevgili Charles, sen anlatamasan da ben seni anlıyorum ve sana kocaman sarılıyorum <3 Diğer karakterler hakkında da söyleyecek çok şey var aslında Homais, Emma'nın eski aşkları, özellikle Leon'dan sona doğru hiç bahsedilmemesi, Rodolphe, Bay ve Bayan Bovary... Sosyal medyada karşıma sürekli bu tarz içerikler çıktığı için mi bilmiyorum ama hepsinin hareketlerinin altında yatan psikolojik sebepleri aradım durdum kitap boyunca Aşırı özel bir inceleme oldu da okuyan faydası olur diye umuyorum. Keyifli okumalar :)
Madam BovaryGustave Flaubert · Sis Yayıncılık · 201140,9bin okunma
Onlar Değil, Biraz da Biz
Puan vermedi·352 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 00:28
Bu kitapta Nouman Ali Khan, Bakara Suresi 49–89. ayetleri anlatıyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken şey, İsrailoğulları’nın sürekli hata yapmaları oldu. Mesela Allah onları büyük bir zulümden kurtarıyor ama çok kısa bir süre sonra altın buzağıya yöneliyorlar. Bunu okurken ister istemez “insan gerçekten bu kadar çabuk unutabilir mi?” diye düşündüm. Ama sonra fark ettim ki aslında biz de bazen benzer şeyler yapıyoruz. Bir iyilik görüyoruz, sonra çok hızlı şekilde eski halimize dönüyoruz. Bir diğer dikkatimi çeken konu, sürekli mucize istemeleri oldu. Yani inanmaları için illa bir şey görmeleri gerekiyor. Bu bana biraz şunu düşündürdü: Acaba biz de kendi hayatımızda bazı şeyleri görmek istemediğimiz için mi inancımızı erteliyoruz? Ya da her şey tam istediğimiz gibi olunca mı daha güçlü hissediyoruz? Kitapta kalbin katılaşması konusu da baya etkileyiciydi. Sürekli aynı hataları yapınca insanın artık hissetmemeye başlaması… Bu kısmı okurken biraz kendimi sorguladım açıkçası. Çünkü bazen insan yaptığı şeylere alışıyor ve normalmiş gibi gelmeye başlıyor. Bir de nimet meselesi vardı. Onlara verilen güzel şeyleri beğenmeyip daha basit şeyler istemeleri… Bu da bana şunu düşündürdü: Biz de çoğu zaman elimizde olanın kıymetini bilmiyoruz galiba. Hep daha farklısını istiyoruz ama aslında sahip olduklarımızın değerini kaçırıyoruz. Genel olarak bu kitap bana şunu hissettirdi: Kur’an’da anlatılan bu olaylar sadece bir tarih değil. Aslında insanın hep aynı hatalara düşebildiğini gösteriyor. Yani okurken “onlar” demek yerine biraz “biz” demek gerekiyor gibi geldi. Benim için en net çıkarım şu oldu: İnsan kendini sürekli kontrol etmezse çok kolay şekilde savrulabiliyor. O yüzden bu bölüm biraz uyarı gibi geldi bana. --------------------•-------------------•---------------- 1.
Bakara Suresi Sohbetleri 3Nouman Ali Khan · Timaş Yayınları · 2025172 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2025 8. kitabı
"Seni kurtarmamız gerekiyordu, çünkü sen Alaycı Kuş'sun Katniss, dedi Plutarch.' Sen yaşadığın sürece devrim de yaşayacak.'" "Bir ayaklanmaya ne mani olabilir?" 74. Açlık Oyunları'nda ilk kez iki kişi olarak galip çıkan Katniss ve Peeta, Zafer Turları sırasında mıntıkalardaki isyan ve huzursuzluğun işaretlerini almaya başlar. Capitol başkanı Snow, Katniss'in zaferini ve hareketlerini isyan olarak algılar ve 3. Çeyrek Asır oyunları olan 75. Açlık Oyunları'nda farklılığı giderek bu sefer, mıntıkalardan önceki Açlık Oyunları galiplerini seçer. Bu da, Katniss ve Peeta'nın tekrar arenaya dönmesi anlamına gelir. Amaç, Katniss ve Peeta'nın başlattığı bu isyan kıvılcımını, onları ortadan kaldırarak sonlandırmak olsa da işler tam tersine döner. Oyun, Capitol'ün kontrolünden çıkarak Katniss, isyancılar tarafından kaçırılır. Bu olay, artık resmen Panem'deki isyanın başlangıcıdır.
Ateşi YakalamakSuzanne Collins · Pegasus Yayınları · 200924,2bin okunma