#kanatlarveküllersarayı serinin 3. kitabı. Seride şu ana kadar en sevdiğim kitap olabilir. 764 sayfalık kitabı çapraz okuma yaparak okudum. Keşke bir tek bunu okuyup tadını çıkarsaydım. Öylesine sevdim ki ! Ben bile şaşırdım. Kitap baştan sona olaylar, strateji, yaklaşan savaş için planlar ve büyük savaş üzerinden ilerliyor. Aaa tabi bir de 'Aşk.' Sıkılmaya bile vakit yok. Önceki kitaplar gibi gereksiz detayda yok. Eee bir okur daha ne ister ama değil mi?
Duvarın diğer tarafındaki insanlar ve ulu perilerin barış içinde yaşamasını ve daha iyi bir dünyayı hedefleyen ekibi zorlu bir yolculuk bekliyor.
İkinci kitabın sonunda Hybern Kralı ile talihsiz karşılaşma sonucunda Rhys, Feyre ve ekibin başları belaya girmişti.
Feyre'de düşmanın kalbine ve inine girerek Rhys 'i ve ekibini geride bırakmıştı. Geliştirdiği oyunculuğu ile Bahar sarayını birbirine katan Feyre, kendisini geri almak için kralla işbirliği yapan Tamlin'e gününü gösterdi. Sarayı birbirine kattı sonra da yanında Lucien ile ait olduğu yere eşinin yanına Gece sarayına geri döndü. Kendi evine döndükten sonra olaylar durulmak bilmedi. Tüm kitap gözümün önünde film gibi canlandı. Rhys'nin sarayında herkes önemli ve kıymetli. Herkesin fikrine, kendi ayakları üstünde durmasına müsade ediliyor. Kadınlar sonuna kadar destekleniyor. Feyre, Nesta, Mor ve Amren asla savaşta geri planda kalmadı. Kozasından çıkmak istemeyen Elain bile öyle bir hamle yaptı ki! Asla ondan beklenmeyecek bir cesaret örneği gösterdi. Rhys ve Feyre'nin aşkını okumak çok güzeldi. Aralarında bambaşka bir kimya var. Eşlik bağından çok öte. Elain ve Lucien'i de çok yakıştırıyorum ama Elain ne yazık ki bir türlü pas vermedi eşine. Cassian ve Nesta ikilisini de şok olarak okudum. Soğuk nevala Nesta ve Cassian mı? Cass onda ne buldun bilmiyorum.