İmam Gazâlî Hüccetü'l-İslâm |8.Bölüm
Bir insan kendi gölgesine basmadan yürümeyi öğrenemez.Ve her yangın evvela kişinin kendi içinde başlar.Söz suskunlukta pişer.Kalp;Hakikatin Aynasıdır.Pas tutmuşsa ne hakikat görünür ne ayna parlar. İmam Gazali
Alıntı
Hayırlı ramazanlar
Prof. Dr. Ali Fuad Başgil’den gençlere 14 tavsiye! 1.Çalışmak için müsait vakit ve saat bekleme. Bil ki her gün, her saat çalışmanın en uygun zamanıdır. 2.Çalışmak için müsait yer ve köşe arama. Bil ki her yer, her köşe çalışmanın en uygun yeridir. 3.Çalışmaya oturduğun zaman tıpkı ateş hattında düşmanı gözleyen bir asker gibi uyanık ol ve dikkat kesil; bütün ruhi, bedeni kuvvetinle kendini işine ver. 4.Devamlı ritmik çalış. Her gün aynı saatlerde mutlaka çalışmaya otur. 5.Düşünen insan, maden kuyusunda kazma sallayan işçiden daha çok çalışır. Fikri çalışmalar için günde, devamlı olarak aynı vakitte, 2-3 saat yeter. İbn-i Sina ‘Katb-u Şifa’ adlı eserini günde iki saat çalışarak yazmıştır. 6.Çalışmayı uzun ara vererek terk etme. Her günün derdi ve işi ayrıdır. 7.Bir eseri ne kadar tamamlarsan (bitirirsen), ondan istifade o kadar fazla olur. Bir günde ve bir zamanda yapman gereken işi ertesi güne bırakma. Zira her günün derdi de, işi de kendine yeter. 8.Her gün bir eserden yüksek sesle beş-on sayfa oku. Bu sayede konuşma ve söz söyleme kabiliyetin artar. Bir hitabı, dersi iyice öğrendikten sonra, kitabı kapayıp neler öğrendiğini gözden geçir. Daha sonra bunları not et. Dikkat et: Sözlerin ve yazıların kısa, açık ve manalı olsun. 9.Rastladığın edebi, güzel yazıları ezberle. Bu sayede hem kelime ve ifade hazinen zenginleşir, hem de hafızan kuvvetlenir. Bir konu ve mesele hakkında bir yazı veya eser yazmaya karar verdiğinde, önce bu konu üzerinde yazılmış diğer bir eser oku. 10.Sıradan bir kimse zamanı nasıl harcayacağını düşünür. Akıllı insan ise zamanı nasıl değerlendireceğini düşünür. Zira kaybedilen bir saniyeyi dünyanın bütün hazineleri getiremez. 11.Gece yatağına uzandığın zaman, o gün ne yaptığını ve yarın ne yapacağını kendine sormadan uyuma. 12.Gene bil
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Kendimizle derdimiz yoksa başkasıyla da olmuyor (GB)
İnsanların kurduğu yüzeysel bağlar, çıkar ve samimiyetsiz geliyordu. Biriyle ya tam anlaşırsın ya da tam anlaşmazsın değil mi, o halde ya tam bağ kurarsın ya da kurmazsın. Tercihe bağlıysa tabi. Yüzeysellikte de güzel bir gerçekçilik görmediğim için ve çocukluktan itibaren herkesle anlaşmayı ya da arkadaşlıklarını derin anlamda kabul etmediğim için bağ kurmada sıkıntılıydım. Çocukluk ikizim sayılan kuzenim varken hiç kimseye pas vermemiştim. O bir taneydi. Ve genelde hep aynı sınıf ve aynı sırada olmuştuk. Arkadaş olmak isteyen olunca "S. benim hem kuzenim hem de dostum zaten. Benim arkadaşa ihtiyacım yok. Hem senle arkadaş olursam sonra sana da az da olsa vakit ayırmam gerekir ama bunu da istemiyorum üzgünüm. Sen başkasıyla ve dostluğu boş olan biriyle arkadaş olmalısın. Bölününce azalıyor ve buna değeri de dahil." tarzında bir şeyler deyip reddediyordum. Arada birbirimizi yolardık ama sonra o yolunmuş halimizle gülerek oynadığımızı hatırlıyorum. Benim çocukluğumda en derin bağ kurduğum kişi ebeveynlerimden ziyade oymuş yani. Sonra 8. sınıfta sınıf ayrıldı baktım o hemen başkalarıyla arkadaş olmuş ve teneffüste bile onlarlaydı. Ben ise tek oturmak sıkıntı olmasa sırada tek oturmak isterdim. Sınıflar ayrıldığında canım çok sıkılmıştı. Ama sonradan bunun sadece ben de olduğunu fark etmiştim. Hayal kırıklığıydı. Yine de sınıfta kimseyi ne sevmek istedim ne de kimseyle konuşmayı. Zaten sonra fark ettim ki hiçbiri insan değil, zorundalık konuşma bile can sıkıcıydı. Ders ve çizimlerde peşimde olurlardı ama umursamazdım. Başımdan savardım. Harika birine sahip olduğum için kendimi şanslı sayıp değerini bilmeye ve tadını çıkarmaya çalışmıştım. Bana doğru düzgün söyleseydi saygı duyup anlayışlı olabilirdim ama o inkar etmişti ve zorda olsa onu silmiştim. İhanetin bilincinde
Hayata Dair
İslam ve İhsan günah hastalağının ilacı
Hudayi Vakfı Tevbe ve İstiğfar İle İlgili Örnekler 23 Mart 2020 İbadet Hayatımız Tevbe ve istiğfâr ne demektir? Peygamber Efendimizin yaptığı tevbe ve istiğfar duaları var mıdır? Tevbe istiğfar ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Tevbe ve istiğfâr ile ilgili örnekler. İnsanoğlu, nefsânî arzulara mağlûb olduğu ve îmânın feyiz ve rûhâniyetini yitirdiği zaman günahlara meyleder. Vicdanlarda ahlâkî destek azalınca, ince düşünüş ve rûhî derinlik de kaybolur. İstikâmet sâhibi olma yolunda ciddî bir zaaf ortaya çıkar. Günahlar, tatlı bir mûsikî gibi nefislere hoş gelir ve âdeta vebâlinin ağırlığı hissedilmeden işlenebilir. TEVBE VE İSTİĞFAR NE DEMEKTİR? Hâlbuki insanoğlu, mâsumiyetin saf ve berrak bir aynası gibi cihâna tertemiz olarak gelir. Dîn de bu fıtrî temizliği korumak için Allâh tarafından insanoğluna lûtfedilen bir merhamet tecellîsidir. Dolayısıyla kul, fıtratındaki temizliği muhâfaza edebilir ve dîninin rûhâniyetinden nasiplenerek gaflet perdelerini aralayabilirse, hasbe’l-beşer bir cürüm işlediğinde onun ağırlığını vicdânında hisseder. Onun iç âleminde saklı bulunan fazîlet hisleri incinerek uyanır. Kalbi büyük bir nedâmetle için için yanar ve ılık gözyaşlarıyla Rabbine gönlünü açar. İşte bu yanış ve pişmanlık “tevbe”dir. Ardından af dilemek için kalplerden taşan niyazlar da “istiğfar”dır. Günahlar, Cennet’e girme engeli; buna mukâbil amel-i sâlihlerle te’yîd edilen ve gönül yanıklığı ile yapılan tevbeler de Cehennem’den korunma vesîleleridir. TEVBE VE İSTİĞFAR İLE İLGİLİ AYET VE HADİSLER Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Kul bir günah işlediği zaman kalbine siyah bir nokta vurulur. Şâyet o günâhı terk edip istiğfâra sarılarak tevbeye yönelirse kalbi cilâlanır. Böyle yapmaz da tekrar günahlara dönerse, siyah noktalar artırılır ve neticede bütün
Din
Abi hani bana çabalamıyorsun dedin ya, Ben 8 yaşında kızlar futbol oynayamaz diyen insanlara karşı ağlamış onlara karşı çabalamıştım. 85 aldığım için babamla bana bağırdığınız günden sonra ben her zaman 85 almamak için çabalamıştım. Ben parmak pas atamazken seçmelere katılacak hale gelirken çabalamıştım. Abi ben kendimi sana babama anneme sevdirmek için çabalamıştım. 6 yaşında dışlanırken kızlar beni sevsin diye çabalamıştım. Kızlar dışlıyor diye erkekler ile takılırken kendimi onlara sevdirmek için çabalamıştım. Ben bok çukurunda iken o çukurdan çıkmak için çabalamıştım. Abi ben hep çabaladım ama sen bir kere bile görmedin kusura bakma ama ben hiç bir zaman istediğin gibi bir kardeş olamadım.
GAZZE - ATEŞKES
“Savaş alanında kazanılan bu zaferleri Ortadoğu için barış ve refah ödülüne dönüştürme zamanı…” Ne zaferi? Gazze’de yaşanan savaş falan değildi, katliamdı. Hatta ‘soykırımdı’. Savaş askerler arasında olur. Gazze’de evler, hastaneler, okullar bombalandı. Yardım için sokaklara çıkan insanların üzerine bomba yağdı. Resmi kayıtlara göre 67 binden fazla insan yaşamını yitirdi. 500 çocuk açlıktan öldü. BM Gazze ‘açlık uyarısı’ yapmak zorunda kaldı. Yaralı sayısı 200 bine yakın… Göçe zorlanan Filistinli milyonları aştı. Bunun adı savaş ise tek taraflı… Ama asla bir zaferden söz edilemez. Hitler’in ‘Yahudi soykırımına’ zafer demek gibi bir şey… Gazze gerçekleri ne kadar eğilip bükülse de ‘katliamın’ üstü asla örtülemez. Gazze’nin tek sorumlusu Netanyahu değil, Trump yönetimi de suç ortağı… Her türlü desteği verdi. Bunu itiraf da etti; “İsrail bizim desteğimizle silah zoruyla kazanabileceği her şeyi kazandı.” Ve ortaya bir ‘Trump mutabakatı’ çıktı. Anlaşmanın maddeleri Gazze ve Filistin açısından ‘kabul edilebilir’ değildi. Zoraki ve gönülsüzce ‘evet’ belki… Başka çare ve çıkış yolu yok çünkü. ‘Gazze anlaşması’ birkaç ay önce Fransa ve Suudi Arabistan’ın öncülüğünde hazırlanan ve BM Genel Kurulu’nda 146 ülke tarafından benimsenen ‘New York Deklarasyonunun’ çok gerisindeydi. Ne 1967 sınırlarından söz edilmekte ne de Kudüs’ten… ‘İki devletli çözüm’ ifadesine bile yer verilmedi. Trump ‘İsrail’in zaferi’ diye duyurdu anlaşmayı. İlk durağı Tel Aviv’e uğradı. İsrail Parlamentosu’nda konuştu. Netanyahu’ya bol bol övgüler yağdırdı. ‘Gazze kasabı’ diye nitelenen Netanyahu’yu ayakta alkışlattı. Vicdan sahibi iki milletvekili tepsi gösterdi. Bu anlaşmanın bir de Gazze tarafı var. Trump Tel Aviv’den Mısır’a geçti. Gazze’ye uğramadı. Filistin yönetimine selam vermedi. Mahmut Abbas’ı
Tarih-Araştırma