8/10
·336 syf.··
2026 4. kitabı
Bu seri hakkında aslında inceleme yazmayı düşünmüyordum ama küçüklüğümden beri Osmanlıda hep en sevdiğim, en hayran olduğum, ülkemizde de en sevilen ama en çok da tartışılan padişahlardan biri olan Yavuz Sultan Selim hakkında yazılmış bu kitabı okuduktan sonra bişeyler yazma ihtiyacı hissettim. Tarih dediğimiz şey ne kadar tarafsız kalmaya çalışılsa da her tarihçinin kendi perspektifinden baktığı ister istemez yüzde 1 de olsa yanlılık içeren, bir kavramdır ve ne kadar farklı kaynak okursanız o kadar farklı bakış açısı görüp tüm eserlerdeki bilgileri kafanızda sentezleyip kendi görüşünüzü oluşturursunuz. Objektif bakmaya çalışan biri iseniz muhtemelen yüzde 99 doğruluk payıyla gerçeklere ulaşırsınız. İnsan doğası gereği olduğu şeylerden etkilenir ve kendi hayat tarzı ve doğrularından sebep araştırdığı kişiye meyillenir veya ona kurulur. Bu hep böyledir; insan dediğimiz varlığın duyguları yok olmadığı sürece de böyle devam edecektir. Çok sevdiğim ve saygı da duyduğum Ahmet Şimşirgil hocam da aynı yukarıda zikrettiğim gibi tarafsız olmaya, olayları olduğu gibi anlatmaya çalışsa da ehli sünnet bir müslüman, bir Osmanlı aşığı olması sebebiyle bazı kusurları görmezden gelmesi, yani eserlerinde bazılarını hiç zikretmemesi, olan kusurları da anakronizme girmemek adına dönemi şartlarıyla değerlendirmeye çalışıp, karanlık, kötü olarak lanse edilen, çokça tartışılan olayların karalandığı kadar da karanlık olmadığını anlatmaya çalışmış. Merak edilen çokça olayı anlatıp kaynaklarını dipnotlarda belirtmiş ki bu dipnotların çoğunluğu da o dönemde yaşamış olan tarihçilerin yazdığı eserlerden alıntılanmış. Bu da bahsettiğim "kusur"ların önüne geçerek eserin kalitesini artırmış. Kardeş katli olaylarını kendi deyişiyle" dönemi bugünden dürbünle izleyerek yargılama yoluna gitmeden o
Kayı 3: Haremeyn HizmetindeAhmet Şimşirgil · Timaş Yayınları · 20181,247 okunma
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Ocak 2026 21:52
Güzel bir kitaptı, okurken su gibi akıp gidiyor. Kitaba başladığımda heralde feminist 12 hikaye okuyacağımı düşünmüştüm yanıldım. Sonra ilk 2 yi okurken heralde Müslüman hint kısımin yobazlıklarini anlatacak dedim, yine yanıldım farklı hikayeden oluşuyor. Okurken Hindistan halkı hakkında biraz daha fazla bilgi edinmiş oldum. Final hikayesi de çok başarılıydı. Finale kadar puanım puanım 8 idi finalle 9 a çıkardım. Buradan alıntı yapacaktım amaama şimdi gereksiz polimikler doğar diye pas geçtim. Keyifli okumalar herkese
Kalp LambasıBanu Mushtaq · Budala Kitap · 2026943 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
7/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 25. kitabı
Nivîskar Husên Arif Revde Gurg'a xwe li ser sê hima avakiriye: Hebûn, teoriya Maslow ; ji bo jiyanê pêdiviyên sereke, û helbet Kurd û jiyana Kurdan. Kesayetê sereke Barham dike jiyanekî bo malbata xwe û hebûna xwe ava bike; Dilê wî civata gurgên du pê dixele, pişta xwe dide wan, cîhwarekî ji xwere peyda dike û bi jin, herdu zarokên xwe li wir dijî. Naxwaze kes bê wê jiyana ku wî avakiriye . Bi derfetên xwe bi hewildanên xwe xwe re "memleketkî" ew lê serdar e de dijî. Behram kesayetek pir mêre; Hemû biryaran tena serê xwe digire, ne guh dide derfet û zextên wê jiyanê, ne jî şîretên derdorê û ê bavê Eyşê , heta qet guh nade Eyşê jî, "Gelo di bedêla demançeyê de, te tiving hebûya baştir nebû? Min wê demê gote te, di bedêla demançeyê de, hindek pereyê din jî deyn bike û bide tivingê, lê te guh neda min" Behram bersiva wê neda û xwe bêdeng kir.(Arif,2024,r.39) Pêdiviyên malê , taybetî ên parastinê û rêveberinê hemî tena serê xwe dike. Metleba wî weke ku minetê kesî neke. Dema diçe mala apê xwe niftê bine, ap û jinapa wî bi dilekî geş jî wî pêşwazî dikin û xizmeta wî pêktînin. Dîsa jî dema pêdiviyên xwe rêz dike divê xwarina me têra me heye û geleke jî, tenê dibe nifta me kêm be em çirayê hil nakin û xilas. Ji bo minetê kesî neke dike niftê kar neyîne. Serî de wek Maslow dema pêdiviyên xwe rêz dike pêşî wek Kurdekî divê "pêşî star,paşê debar" ( gotinên mezinan) " Lê ardê me heye. Birinc, savar, nîsk, nok û rûnê me heye. Şekir û çaya me heye, û ne tenê para deh rojan, belku ya herî kêm ku şekir û çay e, têra sê deh rojan jî dike. Tenê neft e ku me kêm heye û ew jî eger biqede, îcar em çirayê hil nakin û xilas" (Arif, 2024, r.8) Eyş jî pêywira xwe tîne cî ango bermaltiyê dike: Karê xwerin û vexwerinê- kanî ciqas dur be û anîna avê zehmet be jî, ew
Edebîyata Kurdî
Revde GurgHusên Arif · Pall Weşan · 202427 okunma
ah o yemendir, anlatılan senin de hikayendir..
Puan vermedi·200 syf.··
2025 489. kitabı
yemen.. islam inancına göre hazreti ademin oğlu kabil, kardeşi habili günümüzde suriyede yer alan şam şehrinde bulunan kasiyun dağında öldürür.. bu olaydan sonra kasiyun dağı çevresi 'dem-u şakik' olarak anılır bölgede yaşayanlarca.. (dem: kan; lugatim.com/s/DEM , şakik: ana baba bir erkek kardeş; lugatim.com/s/%C5%9EAK%C4%B0K ) dem-u şakik: kardeş kanı.. kardeş kanının aktığı yer.. zamanla bu kelime bölgeye gelenlerce gerek söyleniş gerekse yazılış olarak farklılığa uğrar; demuşk, dımaşk, dimaşk, damascus.. kardeşini öldüren kabil, babası adem tarafından kendisine beddua edilerek buradan kovulur.. kabil, yemene gider, burada nesli çoğalır, kendi yaşamı da hazin/ibretlik şekilde son bulur.. buraya dek yazdıklarımı -varsa- dikkatli okuyanlar dem-u şakikin söyleniş ve yazılışı değişirken bölgenin günümüzdeki adı olan şamın geçmediğinin farkına varmışlardır.. peki şam adı nereden gelmiştir? şuradan; şam, arapça sol, kuzey anlamına gelir.. islamiyet sonrası bölgenin, dünyanın, evrenin merkezi sayılan mekkedeki kabe araplarca bölgedeki yerleri isimlendirme konusunda da bölge insanını etkilemiştir.. mekkedeki kabenin sol tarafında kalan dem-u şakik bölgesine araplar dimaşk eş-şam demişlerdir, soldaki kardeş kanı bölgesi.. zamanla bu isim araplar arasında eş-şam, şam şeklinde kısaltılarak kullanılmıştır, bölgedeki müslüman olmayanlar ise buraya hala damascus demeye devam etmişlerdir.. bölgedeki araplarca mekkedeki kabeyi merkeze alarak bölgedeki yerleri isimlendirme olayından etkilenen bir diğer bölge de günümüzde aden körfezinde yer alan yemen bölgesidir.. yemen de kabenin güneyinde, sağında kaldığı için arapça güney, sağ anlamlarına gelen yemen sözcüğü ile anılan bu bölge zamanla dillerde, yazıda ve haritada bu adla belirtilir, gösterilir, ifade edilir
Türk Tarihi
Ah O Yemen'dirRüştü Paşa · Dorlion Yayınları · 020 okunma
Puan vermedi·383 syf.··
2025 29. kitabı
— “Yer Demir Gök Bakır” üzerine # 1. Kısa giriş Yaşar Kemal’in Yer Demir Gök Bakır’ı, Anadolu’nun sert coğrafyası ve ezilmiş insanları üzerine kurulmuş, mitik ve epik tonlar taşıyan bir romandır. Roman, bireyin doğayla, toplumla ve kendi kaderiyle olan gerilimini yoğun bir dille, yerel söylem ve şiirsel anlatımla işler. # 2. Temalar * Doğa ve insan ilişkisi: Doğa bir arka plan olmaktan çıkıp karakterlerin ruhunun, kaderinin simgesi haline gelir. Toprak, taş, su — hepsi insanı etkileyen, onun varoluşunu belirleyen güçlerdir. * Kader ve özgür irade: Romandaki insanlar genellikle belirli bir kader çizgisine sıkışmış gibidir; bu kaderle mücadele etme, kabullenme veya isyan etme temaları sürekli tekrar eder. * Şiddet ve adalet: Hem bireysel hem toplumsal şiddet sahneleri, adaletin eksikliği ve bunun yol açtığı travmalar üzerinde yoğunlaşır. * Yalnızlık ve yabancılaşma: Kahraman(lar)ın içsel yalnızlığı ve toplumdan dışlanmışlık hissi roman boyunca baskındır. * Sömürü ve sınıf çatışması: Köylülerin, emekçilerin sömürülmesi, güç odaklarıyla (ağalar, devlet temsilcileri vb.) çatışma teması devamlıdır. * Efsane ve gerçek iç içe geçmesi: Folklorik öğelerle gerçekçi betimlemeler harmanlanır; mitik imgeler romandaki gerçekliği yükseltir. # 3. Karakterler ve psikolojik çözümleme * Baş karakterin içsel çatışması: Romanın kahramanı, çoğu zaman çevresinin etkisiyle şekillenen karmaşık bir iç dünyaya sahiptir — öfke, çaresizlik, sevgi ve intikam duyguları iç içe geçer. * İkincil karakterlerin fonksiyonel zenginliği: Yan karakterler çoğunlukla başkarakterin toplumsal konumunu, zaaflarını ve erdemlerini açığa çıkarır; aynı zamanda toplumun farklı yüzlerini temsil ederler (güç sahipleri, mazlumlar, aracı figürler). * Psikolojik realizm: Yaşar
Yer Demir Gök BakırYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 20194,521 okunma
ZİMANÊ HEVPAR
Puan vermedi·136 syf.··
2025 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 20:14
HİKAYETA TERZÎYEKÎ û ÇEND TİŞTÊN DİN- Rizgar Elegez “Spasî û qedirzanîn ji bo xwendin û pêşnîyarên wan nivîskar, şa’îr, akedemîsyen û edîbên behremend: Mem Zînistanî, Leyla Polat, Înan Eroglu û Ergîn Sertem (nota nivîskar)” Ji bo ev berhem ji alîyê 4 edîtorên nivîskar, şa’îr, akedemîsyen û edîbên behremend ve (Mem Zînistanî, Leyla Polat, Înan Eroglu û Ergîn Sertem) hatîye xwendin, kontrolkirin, mirov hêvî dike li metneke birêkûpêk û edebî rast were. Li sînemaya tirkî her tim karekterekî cê heye, yê bi devokekê dipeyive. Carinan ew karekter Laz e, hin caran Kurd e, carcaran Ermenî, an Rom, an Roman e… Ew kes bi zimanê hevpar napeyive, bi devoka herema xwe dipeyive. Bi vî awayî hem filîmê/rêzefilîmê zengîn û rengîn dikin hem jî îronî û mîzahê jî dixine nav mijarê û filîmî balkêştir dikin. Ji bo edebîyata kurdî bi piranî bi devokekê ye an jî bi kombînasyona devok û zaravayan e, “zimanekî civakî yê hevpar” pêk nehatîye û wisa dixwîye naye jî. Li hûnera musîkê “mahalli sanatçî” hene. Ew hûnera musîkê bi awayekî heremî dikin, bi devok û folklora heremê li dawet û şahîyên heremê civakê mest dikin. Hin ji wan “mahalli sanatçî”yan xwe bi heremê nagirin û terza xwe digûherînin dibine hûnermendên civakî. Ev rewş bitenê li musîkê heye, li hûnerên din nola şano, sînema, resim û hwd nîne. Bi teybetî li edebîyatê “nivîskarên heremî” li dilê mirov xweş nayê. Heremîbûna edebîyata kurdî, ne bi tenê bi karekteran sînordar e, bi awayeke kesayî ye û tişta herî mûhîm jî “heremîbûna vegotinê” ya bi “felsefeyeke heremî” ye. Ji bo ferhenga nivîskaran bi tenê têra gund û xwezayê dike an jî zimanê wan bi gundînîyê sînordar e li berhemên edebî giranîya pastoralîyê xwe darîçav dike. Bi teybetî jî li helbestkar û zimanê devokî û heremî û pastoralîzm ji bo nivîskarên Serhedî
Kurdî
Hîkayeta Terziyekî û Çend Tiştên DinRizgar Elegez · Avesta Yayınları · 202415 okunma