8/10
·336 syf.··
Beğendi
·
2026 93. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap Adı: Vezir Gambiti Yazar adı: Walter Tevis Çeviri: Kerem Sanatel Kitap Türü: Roman Sayfa Sayısı: 321 Bu kitaba da buradaki yerel Kütüphanenin Türkçe kitaplar bölümünde rastladım ve okumak için aldım, yazarı ve kalemini bilmiyordum ve bu yüzden fazla bir beklentim olmadı. Kitap 80'li yılların ikinci yarısında yazılmış ve kahramanımız bir kız çocuğu Elizabeth 8 yaşında öksüz kalıp kimsesiz çocuklar yurduna yolu düşünce orada 4/5 yıl boyunca yaşadığı maceraları okuyorsunuz kitapta. Yolu nasıl satranç ile kesişiyor, evlat edinilme ardından gelen dünya satranç turnuvularındaki başarıları ve hayata dair yaşadığı zorluklar çok güzel kurgulanıp anlatılmış kitapta İngilteredeki yurtta, çocukları zaptetmek için onlara verilen sakinleştiricilerle onları nasıl bağımlı hale getirdiklerini okuyunca dehşet içinde kalıyorsunuz. Satrancı, kaldığı yurtta bir çalışandan öğrenince artık tüm hayatı satranç oluyor Beth'in. Kimse onun bir kız başına dünya şampiyonu olabileceğini ihtimal vermezken, o dünyada gelmiş geçmiş tüm satranç şampiyonlarını onların oynadığı stillerini oynadığı halini öğrenip yenmeyi başarıyor Kitapta birçok satranç stili anlatılmış bunlardan en ünlüsü Vezir Gambiti ve Sizilya olduğunu okuyorsunuz. Kitabı çok beğendim. Bu kadar spoiler yeter kitaptan birkaç alıntı: - Elizabeth ne seyahatlerinden ne de satranç turnuvalarındaki edindiği şöhretten kimseciklere bahsettiği yoktu. - Nihayet dereceli bir oyuncu olmaktan şimdilik memnundu, dünya turnuvaları onu korkutmuyor sadece belirsizlik ve farklı ülkelere gitmek zorunda olması onu biraz endişelendiriyordu. - Beth'in içinden satrancın güzelliğini övmek geçtiyse de vazgeçti. - Satranç her zaman rekabete dayalı değildir -Satranç kimileri için eğlencelik kimileri içinse bir tutku hatta
1000Kitap
Vezir GambitiWalter Tevis · İthaki Yayınları · 20202,224 okunma
9/10
·211 syf.··
2026 12. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 21:22
Efsane Oidipus'u okuyup bunu icsellestirmiş bir genç , babasizliğı nedeniyle mi bu efsaneyi icsellestirdi bilinmez ama bu hikaye kendini gerceklestiren kehaneti hatırlatıyor. Babasızlık ve sonuçları derin ve incelikli işlenmiş . 70/ 80'lerin siyasi atmosferi , ruhu hakkında anlatılanlar merak uyandırıyor . Hikaye öyle güzel, düzenli anlatılmış ki bu da Orhan Pamuk yeteneği sanırım, hiç kafanız karışmadan bitiyor kitap. Olay örgüsü çok güzel, metaforlar, semboller okumayı keyifli hale getiriyor. Kahramanımız Cem, liseli toy bir genç hayatı tanımak belki de bir macera uğruna bir yaz kuyucu Mahmut usta ile çalışmaya gider , günlerce kuyu kazarlar, Cem bu arada kasabada kırmızı saçlı kadına kadına aşık olur, kader aslinda çoktan ağlarını örmüştür ve bu kadın babasının annesini aldattığı kadındır. Kadının peşinden gittiği bir gece tüm hayatı değişir hem ilk aşkına kavuşur,hem baba olur hem de ustasını öldürdüğünü sanarak kuyuda bırakıp kaçar. Sonrasında hayatı çok iyi gidiyor gibi görünse de gerçeklerin ortaya çıkmak gibi bir huyu vardır.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,2bin okunma
Reklam
Tolstoy anlam krizini anlamak
Puan vermedi·104 syf.··
2026 14. kitabı
Tolstoy ,itiraflarim kitabında "bir büyücü gelse ne istiyorsun dese cevap veremem "der .. çünkü sokratdan gorkiden şekspirden daha ünlü olunca ne olacağım ki, ne olur elime ne geçer diye sorar ..inancsizlik onu varoluşsal bir boşluğa itmistir. Sonlu olan biri sonsuz bir yaratıciya bulamayınca anlam krizi yaşar ..ama Sonlu:sonsuz olunca o zaman hayatı anlamlasir ve yaraticiyla uzlaşarak bir hayat sürer ..Ve ölünce end olmayacağını inanırsa hayat motivasyonu artar ve İntiharı aklından geçirmez ve hayata sıkkı iplerle tutunur ..Tolstoy, sık sık şu pasajı dile getirir "cahil ve bilgisiz insanları çok kıskandığım olmuştur "Çünkü Bilgelik kişiyi acıya itmistir şayet bilgeliği ulvi bir yaraticiğa hizmet etmiyorsa ..Tolstoy da inanmak istemiştir ama içindeki sorulara kilise cevap verememiştir .. 80 yaşlarında evde bi sabah ansızın kaçıp bir tren garında düşüp yaralanır ünlü yazarı biri evine alır vee Tolstoy eve gelen karısını istemez 10 gün sonra ise yarasından ölür ..
İtirafLev Tolstoy · İş Bankası Kültür Yayınları · 202229,3bin okunma
Puan vermedi
Ahmet Şahin / Milliyetçi Fikir Dergileri. Ahmet Şahin 1998 yılında Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde doğdu, ilk ve orta öğrenimini Gaziantep'te tamamladı. 2021 yılında Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu, halen Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Anabilim Dalında yüksek lisans yapmaktadır. Çelebi dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlenmektedir. Türk Yurdu, Çelebi, Töre, Bozkır, Milli Mecmua, Milli Devlet, Edebice, Tarih Kritik adlı gazete ve dergilerde makaleleri yayınlanmıştır. Yazılı medyanın önemli unsurlarından olan gazetgide, günlük haber ihtiyacımızı giderir. Yapılan yorumlarda genellikle günlük olaylarla ilgilidir. Dergiler ise haftalık, ön beş günlük, aylık hatta daha uzun süreli olmalarının yanı sıra çoğu belli bir fikrin aydınlatılması görevini de yerine getirir. Bir düşünce, ideoloji muhataplarına ulaşmak istiyorsa bugün bile bir dergiye ihtiyaç duyar. Dergiler yayın süreleri, sayfa sayılarından daha çok okuyucuya verdiği ideolojik bilgi ile de hatırlanır. Türk milliyetçiliği siyasi hayatta yer almaya başladığı andan itibaren basın yayın organları içerisinde en fazla dergilerden faydalanmıştır. Yayınlanan her dergi ile Türk milliyetçiliği fikrinin ideolojik temelleri anlatılırken, Türk siyasetine sunduğu çözümler de ortaya konmuştur. Sanal medyanın her geçen gün hayatımızda daha fazla yer işgal etmesiyle, yazılı eserler eski etkinliğini kaybetmektedir. Yaklaşık 80 yıldır fikir dünyamızı aydınlatan dergilerin sanal dünyaya taşınması ile ilgili pek çok girişim vardır. Genç araştırmacı, tarihçi, yazar Ahmet Şahin bundan önce Türkçü dergiler adıyla yayınlamış olduğu eseriyle, Türkçülük alanında faaliyet gösteren dergileri topluca okuyucunun faydalanabileceği bir hale getirmişti. Şimdi ise
Milliyetçi Fikir DergiciliğiAhmet Şahin · Bilge Kültür Sanat · 20260 okunma
Puan vermedi
Herkese selamlar Bugun size #kızılgece serisinin ilk kitabının yorumu ile geldim. Sevgili @_durumavii nin bu eski serisi derlendi, toplandı ve @verakitapyayinlari 'tan 2 kitaplik seri haline getirildi. Bence cok da iyi oldu, çünkü eski basimi cok uzundu ve ne yalan söyleyeyim bu kadar uzun seriler okumaya üşeniyorumBu duzenleme benim icin harika oldu, bu sayede merak ettigim o #fantastik seriye bende başladım Yazar kurgusal olarak bence farkli bir evren yaratmıştı. Kizil bir dünya, büyüler, sihirler, farkli yemekler ve meyveler. Hatta kitabin kurgusu bile o kadar degisik ki nasil yani diye diye okudum resmen. Ortada bir bebek var ve bu bebegin ebeveynleri daha evvel hic karsilasmamis. Tam meraktan cildirmaliktiBu kisimlari en sevdigim yanlari oldu. Ama asil iyi kismi, ilk kitabin tam manasiyla, nefretten aşka temasını iliklerime kadar hissettirmesiydi. Bununla birlikte sonlara dogru aski ve tutkuyu da hisseder oldum. Yani gerçekten yavas ilerleyen bir ask vardi. Hikaye ana karakterler uzerinden ilerleyince merakla o cikcikli hallerini bekler oldum Pek tabi ki takildigim yerler bu kitapta da oldu. Bunların ilki evrende at kullanıldığı gibi arabaların da olmasi, telsiz kullanilmasiydi. Sanki ortam 70-80'li yillara ait bir dunya gibiydi. Cunku son bölüm haric yalnizca kadin karakter Rozelin'in bakis acisiyla yazilmisti. Keske Biran Nuh'tanda bol bol okusaydim. Hem bu sayede evrene daha fazla hakim olmami saglardi. Umarim devam kitabinda ondan daha fazla bölüm okurum, cunku belli ki bu adamın aski da efso olacak. Ilk kitabin sonlarina dogru kendini epey belli etti Karakterler demisken, henuz iki karakterinde arasinda bir seçim yapamadım. Fakat Rozelin cok az farkla benim icin onde gibiİkisi de epey guclu, dedigim dedik kisilerdi. Biran Nuh zaten bulunduğu sehrin lideri
Kızıl GeceDuruMavii · Vera Kitap · 2026202 okunma
Puan vermedi·154 syf.·
2026 431. kitabı
Kuledibi’ndeki Tamburlu kıraathanenin, çoğunlukla ariflerden, güngörmüşlerden, sohbet ve kelâm ehillerinden olan ahalisi, asırların tüketemediği bu yorgun dünyanın binbir halini yâdedip onda baki kalan hoş ve nâhoş sedalardan dem vururken, laf dönüp dolaşıp çoğu kez bir zamanların Yâfes Çelebi’sine gelirdi. İhsan Oktay Anar Eski zaman mucitlerinin inanılmaz hayat öyküleri"ni anlatan bir romandır. Osmanlı dönemine benzer bir atmosferde geçen eser, bilgiye, güce ve doğaya hükmetmeye çalışan mucitlerin ilginç makineler üretme çabalarını, hırslarını ve yaşadıkları trajikomik maceraları konu alır.. Kitab-ül Hiyel Yâfes Çelebi, Calud ve Lalezar Necef Bey adındaki üç hiyelkarın (mekanikçi/mucit) birbirini takip eden yaşamları anlatılır. İcat ettikleri mekanik aletler sadece birer teknolojik gelişme değil, insanoğlunun iktidar ve hırs arayışının sembolüdür. Arapçada hile, çare ve yöntem anlamına gelen bu kelime, aynı zamanda antik ve İslam dönemindeki mekanik ilmini temsil eder. Eserde fiziksel icatların çizimleri bizzat yazarın kendi çizimleriyle romanda yer alır. Kitab-ül Hiyel sadece teknik makineleri değil, güç uğruna harcanan hayatları ve kurgu içindeki felsefi sorgulamaları ele alır. Sonunda teknolojik ve askeri üstünlüğün değil, güzelliğin ve bilginin erdemine vurgu yapılır Dünya'nın kendisi, bir mucize olarak, düşlerden kat be kat daha şaşırtıcı ve hayranlık uyandırıcıydı. S:80
Edebiyat & Roman
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
Reklam
Reklam