Olduğumuz yerde sefil köylere rastlamak çok zordu. Askerin yanında olan kaçakçıya bayağı göz yumuluyor. Turfanda sebze meyve kaçakçılığı duydunuz mu? Katır sırtında patlıcan, domates kaçırıyorlar. Kuzey Irak'tan 80 bin lira yevmiye ile katırı ile birlikte işçi tutuluyordu. Adam Türkçe bilmiyor, her geçişinde bana el sallıyordu, ben de ona. Sonuçta her şey paradan kaynaklanıyor. Karnı tok sırtı pek adamın silahla işi olmaz. Korucu oldukları için maaş alıyorlar, hepsinde Toros vardı. Ortaköy'ün korucu başı eski PKK'lı Cemil Berk'in Mersedes'i, Toyota'sı, Toros'u vardı. Dağlıktı, ama ummadığın anda çölde vaha ile karşılaşmışsın gibi elma ağaçları falan, küçük bodur ağaçlar, soğuk sular..
Sayfa 108 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
VÂRİDAT: CEMEL VAK'ASI...
Hazret-i Osman devrinde gevşek tutuma en acı itirazlarda bulunanların başında Hazret-i Aişe vardı. O kadar ki, bir gün, Kâinatın Efendisi’ne âit gömleği ve saç kıllarını gösterip, şöyle haykırmıştı: “Onun bıraktığı gömlek ve saç kılları eskimedi; lâkin Şeriatı eskidi!” Hazret-i Aişe hac için gittiği Mekke’den Medine’ye dönerken, Osman’ın öldürüldüğünü ve yerine Hazret-i Ali’nin seçildiğini haber alınca müthiş bir teessüre uğramış ve hemen Mekke’ye dönüp, bu defa, Peygamber yakını sıfatıyla Osman’ın kanını güden ilk şahsiyet olmuştur. Hazret-i Osman tarafından tâyin edilmiş olan Mekke Emiri de, Hazret-i Aişe’ye katılmıştı. Medine’den Mekke’ye kaçan öbür Emevîler de Hazret-i Aişe’nin etrafında... Nihayet kısa zamanda Mekke, başka taraflardan da gelen yardımlar ve katılışlarla Hazret-i Ali aleyhinde “Osman’ın Kanı” vesilesiyle, gittikçe kabaran bir ihtilâl kaynağı... Talha ve Zübeyr ki, Hazret-i Osman’ı sağlığında en sert tenkitlere hedef tutan iki büyük sahabi, şimdi onlar da, “Osman’ın kanı” dâvasının mihrakı etrafında Hazret-i Ali’ye aykırı... Hazret-i Talha şöyle konuşuyordu: “Osman’ın kanını gütmek dâvasında gerekirse kendi kanımı da feda edebilirim!” Talha ve Zübeyr’in de Mekke’de Hazret-i Aişe’ye katılışı ve hareketi düzenleme yoluna girişi, birdenbire Hazret-i Ali’ye karşı en tehlikeli davranış mahiyetini alıyor ve merkezini Mekke’de kuruyordu... Hazret-i Aişe’nin ilk sözü şu oldu: “Hemen Medine üzerine yürüyelim!” Fakat bu teklifi uygun görmediler: “Medine Ali’ye biat etmiştir ve bağlıdır; oradan bir mukavemet geleceğine şüphe yoktur. Bizimse Medinelilerle vuruşabilecek kuvvetimiz mevcut değil... Şam taraflarına göçsek ve oradan merkeze doğru harekete geçsek daha uygun olur!” Bu fikre de itiraz ettiler: **“Şam tarafına Muaviye
Vâridât: Cemel Vakâsı, ″DERYA KARACA AHMED″ başlıklı bölüm, İBDA Yayınları
Cemel ve Sıffin Savaşları
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
80 yıl sonra artık bekleyecek sabrım kalmadı. Daha yola çıkmadan varmak istiyorum. Her şeyin hemen olmasını istiyorum ama hiçbir şey olmuyor. Sürekli bekleme halindeyim; bir mektubu, çalmayan bir telefonu, geç kalan birini bekliyorum hep; hiç huzurum kalmadı.
Sayfa 10·Kitabı okudu
En uzun ömürlü insanların yaşadığı kasabadan bir bildirge
80 yaşında hâlâ bir çocuğum. Seni 90’da görmeye geldiğimde, 100 yaşında olana kadar bekle Ne kadar yaşlıysak o kadar güçlüyüz Yaşlanmak çocuklarımıza yük olmak değildir Uzun yaşam ve sağlık arıyorsan Köyümüze hoş geldin Burada doğayla kutsanacaksın Ve uzun yaşamın sırlarını birlikte keşfedeceğiz 23 Nisan 1993 Ogimi Büyükler Halk Federasyonu
Sayfa 106 - İndigo yayınları
Alıntı
Üç gün mü ne, yemek yememiştik, susuzluğu karla gideriyorduk, kumanya istiyorduk. Adam, "helikopter kalkışı 80 milyon, bir iki gün daha dayanın" diyordu. Sonunda, bayılanlar oldu, zar zor gönderdiler. Ekmek geliyor, 1 haftalık; konserve, barbunya, markası bile belli değil, haftada bir kere Dardanel..
Sayfa 97 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Bugün Birleşik Devletler'de, bireylerin inançsız olduklarını belirtınesi pek de kolay bir iş değil- he­le ki, Gallup'un anketine katılan Amerikalıların yüzde 80'inin ölümden sonraki yaşama inandığını söylediği düşünülürse. Bu sayılar, bildiğimiz üzere, ABD haricindeki ülkelerden gelen sayılardan bir hayli yüksektir. Fransa, İsveç, Danimarka, Avustur­ya, Büyük Britanya, Hollanda, Japonya ve Çek Cumhuriyeti vatandaşlarının yüzde 40 ila yüzde 70'i, ölümden sonraki yaşama, heyhat, inanmamak­tadır. Amerikalıların sadece yüzde 3'ü tanrıya inan­madıklarını söylerken, bu oran Avrupa ülkelerinde 6-7 kat daha fazladır.