Görsellerle zenginleştirilmiş bu sürükleyici kitap Orta Asya’nın orta çağdaki karanlıkta kalmış olan Aydınlanma Çağı’nı tarihi sıralamaya sadık kalarak ama kuru bir anlatımdan çıkartarak ortaya koyuyor. Dönemin en büyük zihinlerinin maceralı hayatları, büyüleyici başarıları ve modern dünyanın oluşumunu nasıl hazırladıklarını açık bir dille anlatan eser, olup biteni sebep-sonuç dairesi içinde okura sunarak zihinlerdeki sorulara cevap veriyor. Kitaba konu olan neredeyse tüm isimlerin Arapça yazmış olmasından ötürü Arap oldukları yönündeki yanılgıyı bertaraf eden kitap bugün Kazakistan’dan Afganistan’a ve Sincan’a kadar uzanan Orta Asya’da Türkî ve İranî halkların nasıl büyük medeniyetler inşa ettiklerini gözler önüne seriyor.
Kayıp Aydınlanma 800 ilâ 1200 seneleri arasında en büyük ve gelişmiş kentlere, en zarif sanata ve hemen her alanda en ileri bilgi ve teknolojiye sahip olan Orta Asya’nın dünya ticaretini ve ekonomisini nasıl yönlendirdiğini anlatıyor. Orta Asyalılar gökbilimi, matematik, jeoloji, tıp, kimya, musiki, sosyal bilimler, felsefe ve ilahiyat başta olmak üzere hemen her alanda başarı elde etmişlerdi. Cebire ismini veren, hayal edilemeyecek bir isabetlilik ile dünyanın çevresini hesaplayan, daha sonra Avrupa’da tıbbın temelini oluşturacak eserler veren ve dünya üzerindeki en muhteşem şiirlerin birçoğunu yazan Orta Asyalılardı. Hatta Birûni keşfinden beş asır önce Amerika kıtasının varlığını öngörmüştü. Tarihte aynı mekân ve zamanda bu kadar çok bilim adamının bir arada olduğu başka bir dönem pek yoktur. Yazdıkları Thomas Aquinas’ın döneminden bilimsel devrime kadar Avrupa’yı derinden etkilemişti. Aynı şekilde Asya’nın büyük bir kısmı ile Hindistan’da da büyük bir tesir bırakmıştı.
“Kayıp Aydınlanma” tarihin unutulmuş bir devrinin izini sürmekte, Asya’nın
Kitap 800 Sayfalık bir baş yapıt niteliğinde karakterler her zaman olduğu gibi yine muhteşem Sürükleyici ve Bilim kurgunun içine dalan bir kitap yine farklı bir bakış açısıyla yazılmış elinizden düşürmek istemeyeceğiniz bir kitap olmuş tavsiye ederim
ŞeffafStephen King · Altın Kitaplar Yayınları · 2019782 okunma
İnsanlık tarihinin yaradılıştan sonraki her döneminde görülen güçlü olma ,digeri ile yarışma dürtüleri şüphesiz en büyük sınav.
Tekerrür eden tarih ile İran topraklarında 800 yıl içeren bir gezintiye çıkıyoruz. İnancını, yaradılışın mucizesini her ayrıntıda keşfe çıkan ilim ehli alimlerle ezberci ve ilahi mesajı anlamakta zorlanan softa takımının mücadelesinde yazar bizi Ömer Hayyam ile tanıştırıyor. Ortadoğu'nun mistik yavaşlığı ve ahengi ile işlediği romanında aşka ,yaratıcıya ,inanca ,ülkelerin kaderine ,bağımsız olmaya dair onlarca mesaj veriliyor.
Büyük bir bölümünü buyulenerek okudum.Her zaman olduğu gibi yakın tarihe anlatısı beni yordugu için son kısım akmadı ama sonunda o hikayenin de içine gidebildim.
Mavzer Çığlığı•1 | Naz Alina
Selam canım nasılsın Bugün karşınıza son zamanlarda okuduğum en karanlık, en yoğun ve kelimenin tam anlamıyla aklımı başımdan alan o devasa kitapla geldim Eğer satır aralarında kaybolacağınız, tutkunun ve tehlikenin zirve yaptığı kurguları seviyorsanız, arkanıza yaslanın çünkü bu kitaba BA- YIL- DI- NIZ
Kitap, alışılagelmiş o saf kız-kötü adam ya da basit bir av ve avcı dinamiğinin çok ama çok ötesinde. Hikayemiz, turuncu renginden nefret etmesine rağmen, adeta gökkuşağının o ikinci katmanına hapsolmuş Elfida'nın etrafında dönüyor. Ve onu oraya hapseden, gizemlerle dolu, gerçekten tehlikeli olan Kurşun Alpugan Olaylar ilk başta bir uçurum kenarında, karakterlerimizin gözlerinin ilk kez kesişmesiyle başlıyor. O an aralarında başlayan şeyin adı belki saf bir çekim veya aşktı. Fakat yıllar sonra, yolları bu kez acımasız bir ringin ortasında kesiştiğinde, işler tamamen değişiyor. Elfida , Kurşun'un ellerine düşmek, o tehlikeli dünyanın bir parçası olmak ve gökkuşağının o hapsedici katmanına girebilmek için ölümü bile göze alıyor Kitap boyunca sırlar, tehlikeli oyunlar ve her sayfada Bu sadece bir takıntı mı yoksa delice bir aşk mı? diye kendinizi sorgulayacağınız muazzam bir psikolojik savaş okunuyor.Karakterlerin birbirini avlamaya çalışırken aslında kendilerini nasıl birer ava dönüştürdüklerini izlemek inanılmaz sarsıcıydı.
Gelelim benim hislerime... yazarın kalemi o kadar akıcı ve betimlemeleri o kadar güçlüydü ki, kitap 800 küsur sayfa olmasına rağmen nasıl bittiğini, o sayfalara nasıl gömüldüğümü hiç anlamadımYan boyamalı, kutulu o muhteşem tasarımıyla zaten kitaplığıma ayrı bir hava katmıştı ama içeriği kalbimi fena fethetti Karakterlerin arasındaki o yoğun çekim ve güç savaşı beni benden aldı. Ring sahnelerindeki o sertlik,
Semerkant etkileyici bir kitap. Aslında benim asıl zevk aldığım kısmı tarihteki gerçek bilgilerin kitapta gerçekten iyi şekilde kurgulanmış olması. Tabi gerçekle hiç alakası olmayan birçok olay da mevcut. Ama okudukça merak edip araştırdım ve bahsedilen kişiler ve olayların çoğunun gerçek olduğunu öğrendim. Bu gerçekler kurgu ile çok iyi bütünleşmiş. Ya da 11. Yüzyıldan bir anda 19. Yüzyıla geçiliyor kitabın ikinci bölümünde ve bunu yadırgamıyorsunuz. Çünkü iki dönem arasındaki bağlantı çok iyi işlenmiş.
Ömer Hayyam, Hasan Sabbah ve Nizamülmülk kitabın ilk kısmının ana karakterleri. Her birinin temsil ettiği şey farklı. Yani o dönem için devlet otoritesinin ve gücün temsili Nizamülmülk, bilim, akıl ve özgürlüğün temsili Ömer Hayyam ve muhalefetin, başkaldırının temsili de Hasan Sabbah. Bu üç karakterin hem dostluğu hem çatışması var kitapta. İkinci kısımda 19. Yüzyılın sonlarından başlayan hikaye ise bence ilk kısım kadar ilgi çekici değildi. O dönemde İran'ın çalkantılı yapısı güzel aktarılmış, bölgenin özgürlük isteğinin ve bunun için verdiği mücadelenin arka planı yansıtılmış. Sonra da 11. Yüzyıldan neden bir anda yaklaşık 800 yıl ileriye gidildiğini anlıyoruz. Çünkü yazar Ömer Hayyam'ın Rubaiyat'ı ile Titanic arasında ilişki kurmayı düşünmüş ve gerçekten iyi kurgulamış. Rubaiyat gerçek, Titanic gerçek ama yazmanın bu geminin batmasıyla beraber yok olması olayı kurgu. Tarihi romanları bu yüzden seviyorum.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
Enok İdris olarak karşımıza çıkıyor bilgi onunla var oldu ilk kitabı yazan kişi Bize tanıtılan İdris ilk terziliği yapan ilk dikiş diken ilk kalemle yazı yazan kumaşı bulan ve astronomi matematik ilimlerinde öncülük yapan kişidir. yaşadığı toplum kabilin soyundan gelmişti ve yoldan sapmıştı kendine 30 sayfa verildi melekler ona ziyarete gelirdi ve o semaya kaldırıldı yani göğe yükseldi İdris’in vefat etmediği diri olarak göğe yükseldiği yazılmıştır.
Enok’ un soyu : Ademin oğlu şit/oğlu enoş/oğlu kenan/oğlu mahalalel/oğlu yeret/oğlu enok/oğlu metuşallah/oğlu lemek /oğlu nuh
Apokrif : Saklı gizli anlamına gelir zamanla okunmaması anlamı taşımaya başlamıştır. Yunancadan gelmektedir. Protestanlar kullanır.
Deuterokanonik: katolikler apokrif yerine bu kelimeyi kullanır.
Enok’un kitabı bir defada yazılmayıp değişime uğradığı ve birkaç yazar tarafından eklemeler yapıldığıdır. Gözcüler bölümü mö 300 yıllarına giderken diğer bölümler mö.1yy kadar tarihlenir ve yunanca nüshaları bilinmekle birlikte orijinali Aramice olduğu düşünülmektedir.
1773 yılında İskoç araştırmacı ve mason James Bruce Habeşistan’a gitmiş ve bir manastırda saklanmış kitabın 3 nüshasını bulmuştur.1821 yılında ibranice profesörü Richard Laurence tarafından İngilizceye tercüme edilmiştir.
1947 yılında yazmalar bir çoban tarafından ölü deniz kıyısında Kumran’da bir mağarada rastlantısal olarak bulunmuş ve Enok’un kitabını varlığını tam olarak ispatlamıştır. Bu yazmalar Kudüs Üniversitesi tarafından araştırılmış 1958 yılına kadar süren çalışmalarda bir çok yazmanın yanı sıra arkeolojik bulgulara da rastlanmıştır.10 yıl ve 11 mağarada 800 kadar yazman ve bir çok parça bulunmuştur. Metinler deri.papirüs ve bakır üzerine yazılmıştır. dili İbranice Aramı ve yerli dilleridir. Esseni topluluğunun yazdığı