İSLÂM ve ZIT KUTUPLAR ARASI MUVAZENE...
İnançla bilim arasındaki denge (muvazene), aslında en zor konulardan biridir. Karakterize ederek konuşalım: Bir tarafta İbn-i Heysem vardır: Determinizmin (tabiatta zorunluluk) temelini atan, bir aklî ilimler allamesi olan, gelmiş geçmiş en büyük fizikçilerden biri. Onun yanında İmâm-ı Gazalî vardır: Determinizmi eleştiren ve ona karşı -Boutroux'dan 800 sene önce- "zorunsuzluk doktrini"ni geliştiren, bilimle inancı birlikte savunan büyük kafa. Gazalî'nin diğer tarafında ise İbn-i Teymiyye: İbn-i Heysem'i faydasız boş işlerle uğraşmakla, İmam Gazalî'yi de aklî ilimleri reddedip naklî ilimlere bağlanmamakla suçlayan bir başka düşünür... __Ve bugün... Kaotik bir dindar zihniyeti... İnanç varsa bilim yok veya bilim varsa inanç yok kutupları... İlahiyatçı ama İbn-i Heysemci... Sofi ama İbn-i Teymiyyeci...** Ve: "İslâm zıt kutuplar arası muvazenenin üstün nizâmıdır!" Diyerek İmâm-ı Gazalî'yi bir bakıma idealize eden Büyük Doğu-İbda. -Selim Gürselgil, "İnançla Bilim Arasındaki Denge", x.com/gurselgil, 26 Haziran 2026-
İslam
Mısır gözler önünde, ama Sudan piramitlerin gerçek ülkesi. Mısır antik eserleriyle dünyaca ünlü olsa da, Sudan dünyadaki diğer ülkelerden daha fazla piramite ev sahipliği yapıyor: 200'den fazlası çöl kumlarından çıkıyor. MÖ 800 yılları arasında güçlü Koush krallığı tarafından inşa edildi. J. - C. ve 350 önlük. J. - C. , dik kenarları ve sivri uçları olan bu anıtlar kraliyet mezarları olarak hizmet ediyor. En büyük konsantrasyon, Koushite kral ve kraliçelerinin nesillerinin nefes kesen bir taş alanda dinlendiği antik Meroe nekropolünde. Koushitler zorlu hükümdarlardı. MÖ 8. yüzyılda Mısır'ı fethettiler. J. - C. ve kralları 25 Mısır hanedanının siyah firavunları olarak bilinmeye başladı. Yine de, Nil boyunca geniş bir imparatorluğa ve eşsiz Mısır, Afrika ve yerel geleneklerinin bir karışımına rağmen, olağanüstü medeniyetleri tarihin en bilinmeyen bölümlerinden biri olmaya devam ediyor. Yüzyıllar boyunca, bu sessiz piramitler Sudan çölünde durdu, bir zamanlar Mısır'ın gücüne rakip olan gururlu ve güçlü bir krallığın değişmez tanıkları. Taşa kazınmış unutulmuş bir imparatorluk
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
HerHafta(?)BirTürkBilimKadını-Hafta2 Engin Arık
Selamlarrrr Kendi kendime aldığım o kararla başlattığım "Her Hafta Bir Türk Bilim Kadını" konseptimizin ikinci durağındayız. Bir takım sebeplerden ötürü kısa (4 ay) ara vermek zorunda kaldım :) Ve bu haftaki durağımız adı her geçtiğinde göğsümü gururla kabartan ama aynı zamanda içimi buruk bir sızıyla dolduran bir isim. Serimizin bu bölümünde tabiri caizse "Türkiye'nin Marie Curie’si" ile baş başayız: Prof. Dr. Engin Arık! Ya size bir şey söyleyeyim mi? Biz bu toprakların altında ne büyük zenginliklerin ne devasa rüyaların yattığını ve bu rüyalar için ömrünü feda eden ne inatçı ruhlara sahip olduğumuzu bazen gerçekten unutuyoruz. Engin Hanım'ı araştırırken onun o vatanperver duruşu, bilime olan sarsılmaz inancı karşısında hem gözlerim doldu hem de "İyi ki bu topraklardan geçmişsin" dedim. ~ Kimdir Bu Müthiş Kadın? 14 Ekim 1948’de İstanbul’da, göçmen kökenli ve pırıl pırıl bir ailede dünyaya gözlerini açıyor Engin Hanım. Öyle parlak bir zeka ki ortaöğrenimini Atatürk Kız Lisesi’nde BİRİNCİLİKLE tamamlıyor. Sonrasında İstanbul Üniversitesi Fizik-Matematik Bölümü'nden mezun olup gözünü çok daha yükseklere dikerek Amerika’nın yolunu tutuyor. Pittsburgh Üniversitesi’nde master ve doktorasını tamamlayarak deneysel yüksek enerji fiziği alanında adını dünyaya duyurmaya başlıyor. Kendisi gibi fizikçi olan eşi Prof. Dr. Metin Arık ile kurduğu mutlu yuvada iki çocuk annesi hatta ilerleyen yıllarda dünya tatlısı iki torun sahibi de oluyor. Viyana’da, Birleşmiş Milletler bünyesinde nükleer denetimler yapan kritik bir kuruluşta (CTBTO) radyonüklid uzmanı olarak görev alacak kadar da küresel bir otorite! Ama o, tüm bu parlak yurt dışı imkanlarına rağmen "Ülkem için ne yapabilirim?" diyerek hep Türkiye'ye dönmenin yollarını arıyor ve Boğaziçi Üniversitesi'nde dersler verip geleceğin
1000Kitap
`mappa mundi` & fantastik ortaçağ dünya haritaları (`hereford` + bu harita) bu harita ( görseldeki dairesel, rengarenk, ejderhalı olan) klasik ortaçağ mappa mundi tarzının modern/fantastik bir yorumu. gerçek coğrafya haritası değil; dini, ahlaki ve eğitici bir sanat eseri. tıpkı 1300'lerde yapılmış `hereford mappa mundi` gibi. `hereford mappa mundi nedir?` • dünyanın en büyük ve en iyi korunmuş ortaçağ dünya haritası (yaklaşık 1.58x1.33 metre, dana derisi üzerine). 13 yüzyıl sonu, ingiltere, hereford katedrali'nde sergileniyor. • t-o stili: dünya yuvarlak disk, içindeki t şeklinde sular (akdeniz + nil + don) dünyayı 3 kıtaya böler: asya (üstte/en büyük), avrupa ve afrika. • doğu yukarıda (çünkü cennet orada), kudüs tam merkezde. • amaç coğrafya öğretmek değil; hristiyan kozmolojisini, yaratılışı, düşüşü ve kurtuluşu anlatmak. hacılar için manevi harita gibi. haritadaki temel semboller ve anlamları 1 merkezdeki büyük şehir (australis jervsalem civarı)klasik kudüs. dünyanın göbeği, isa'nın çarmıha gerildiği yer. haritada surlu, mavi kubbeli muhteşem bir kale-şehir olarak çizilmiş. 2 eden (üstte/kuzeyde) cennet bahçesi. duvarlarla çevrili, adem-havva'nın yasak meyveyi yediği yer. insanlığa kapatılmış kutsal alan. haritada büyük harflerle yazıyor. 3 griffin (üstteki kanatlı aslan-kartal) en güçlü sembollerden. aslan (yeryüzü kralı, insani doğa) + kartal (göklerin kralı, ilahi doğa).?hristiyan alegoride isa mesih'in iki doğasını temsil eder (hem tanrı hem insan).?ayrıca koruma, cesaret, asalet ve altın bekçiliği sembolü. bestiary'lerde vahşi ama soylu bir yaratık olarak geçer. haritada eden'e yakın konumlandırılması tesadüf değil; kutsal düzeni koruyor. 4 ejderha (ferfisa civarı büyük yeşil ejder) denizlerin kaosu, bilinmeyenin tehlikesi, şeytan veya
Ziyafetteki müzisyenler. III. Thutmosis (MÖ 1490-1439) ve II. Amenophis (MÖ 1439-1413) dönemlerinde vezir olan Nakht Türbesi (TT52). Şeyh Abd el-Kurna. Teb(Waset). 18. Hanedanlık, Yeni Krallık, Mısır. "Waset(teb), Nil Nehrinin kıyılarına kurulmuş ve Akdeniz'in yaklaşık olarak 800 km güneyinde yer alan Antik Mısır'ın önemli şehirlerinden biridir. Yukarı Mısır'ın dördüncü nomunun ana şehridir ve Orta Krallık ve Yeni Krallık dönemlerinde uzun süre Mısır'a başkentlik yapmıştır. Nübye ve Doğu Çölüne yakın lokasyonda bulunan şehir aynı zamanda bir ticaret rotalarının üzerindeydi. Aynı zamanda dini bir merkez olan şehir, Antik Mısır'da en saygı duyulan şehirlerindendi. Şehir, Nil Nehrinin yakasına yayılmıştır. günümüzde Nil'in doğu tarafında Luxor kenti ve Karnak ve Luksor Tapınaklarının harabeleri, batı tarafında ise Teb Nekropolü bulunmaktadır. 1979 senesinde UNESCO Dünya Mirası listesine dahil edilmiştir.
Destanların ortaya çıktığı dönemde (MÖ 1200 - MÖ 800 arası), antik Yunan dünyasında bugünkü anlamda bir yazı kültürü yoktu. İlyada ve Odysseia, kağıda kalemle yazılan kitaplar değildi. Bu eserler aslında melodik şiirlerdi (şarkılardı).Ozanlar, kralların saraylarında ya da köy meydanlarında lavtaya benzeyen bir çalgı çalarak bu binlerce satırlık hikayeleri ezbere okurlardı. İlyada Odysseia
Edebiyat