Açıkcası ilk okuduğum Selçuk Aydemir kitabı oldu bana birşey katmadı fakat şunu da demeden geçemeyeceğim Selçuk Aydemir’in mizah dolu kaleminden heyecanlı, doludizgin bu kitabın sayfalarını çevirirken kahkahalarınıza hakim olamayacaksınız çünkü ben baya eğlendim kitabı okurken :)
Çok popüler olması ve üstüne bir de dizisinin çekilmesi beni direkt kitaptan soğuttuğu için okumaya karar vermem uzun sürdü - bi 5 sene kadar.
Dış mihrakların tüm oyunlarına karşın (yoğun bir iş temposu ve evdeki iki prenses görünümlü canavar) 2 günde bitirdim. Ama yolda yürürken bile okudum.
Bir kere kurgu şahane. Karakterlerin tanıtımı insanı sıkmıyor, anlatılması gereken her şeyi anlatacak kadar uzun, satırları atlatmayacak kadar kısa. Her bir karakter için tam birer insan yarattım kafamda (Gerçi hiç biri dizi karakterleriyle örtüşmüyor o ayrı).
Kitaptaki sıkıcı tek şey cinselliğin fazla yer kaplıyor oluşu. Açıkçası Jr. Can Manay ne zaman yumuşak ne zaman sert beni hiiiç ilgilendirmiyor. Eğer "Grinin 50 Tonu" olsaydı okuduğum kitap, neyle karşılaşacağımı bilir ona göre gardımı alırdım ama böylesi bir kitapta ayrıntılandırılmış sevişme sahneleri beni konudan uzaklaştırmaktan başka bir işe yaramadı. Ben karakterlerin analizini yapmaya çalışırken araya gergedan boynuzu kremi reklamı gibi giren bu sahneler çok gereksizdi. Gerçi onlar olmasaydı kitap bi 100 sayfa daha az olurdu, bu da "Kütük gibi kitap okudum"cuların işine yaramazdı.
Neyse;
Aslında kitabın sonuna yaklaşırken bile hiç can alıcı bir şeyin yaşanmaması garibime gitmedi değil. Olaylar, ne tam düğümlendi (genelde seri kitapların ilkinde çözülemeyecekmiş gibi düğümlenen olaylar ikinci kitapta çözülür ya), ne tam bir olay yaşandı; kendi seyrinde şaşırtmadan sakin sakin ilerledi sayfalarda. Sanki yan yana yürüdük kitapla. Ne merakla çıkışa varmak için kitabın önüne geçtim, ne kitap "Beni bekle alooow" dedirtti.
Okumayanlara fazla ipucu vermemek adına karakter analizlerine giremiyorum.
Sonuçta, zevkle okunacak bir kitap.
Sıradaki lütfen!
FiAkilah Azra Kohen · Destek Yayınları · 201421,4bin okunma
Kaynakları bu kadar zengin bir gezegende yaşayan 7,5 milyar insan açlıktan ölebileceklerine inandırılarak sürekli çalıştırılırken tohumların, hayvanların genetiğiyle oynanıyor ve insanın temel besin kaynağı kontrol altına alınıyordu. Su bile artık başkalarınındı, içebilmek için ödemeniz gerekiyordu. Artık dünyada, kuluçkaya yatmayan tavuklar, filiz vermeyen tohumlar ya da çekirdeksiz meyveler en lüks mağazalarda salaklara değerli olarak pazarlanmaktaydı.
Ben artık okuduğum kitaplardan çok şey bekler oldum herhalde ki çoğunun sonunu beğenmiyorum.
Çok süper bir kurguyla başlayan bu kitap da -bence- saçma bir şekilde sonlandı. Oysa biraz daha işlenmiş olsaydı muhteşem olurdu.
Başkasının hayatını rüyalarında yaşayan birini konu almış. Biraz Alper Canıgüz kokuyor ama dediğim gibi sonunda o koku dağılıyor. Günlük bir kitap. Okumayın demem, ödünç alıp okuyun (: