BEN SÖZLERİ
* Ben de bu dünyaya düşmüş biriyim. Kimi zaman şeytan dokunmuş düşünü hayra yoramayan Havva, kimi zaman af dileyerek kırk yıl gözyaşı döken Âdem gibiyim. 15
* Parmaklarımın ucunda yükselerek bir pencere aralığından, batan güneşi gördüğüm günden beri, gökyüzünün rengini, yeryüzünün derdini seçebilirim; ışıklı, bulutlu, denizliyim. 15
* Her ben dediğimde “Affola,” diyesim geliyor oysa.
Ben desem bile bu bambaşka bir ben oluyor. Azaplardan azabennâr seçiyorum. Nâr üzeri dört elif, imlâları bozuyorum. 15
* Ben ki, hep özne oldum ömrümün cümlesinde, lâkin hiç eylem olamadım. 16
* “Hiç yara almam,” sanırken aldığı yaralardan tanınan biriyim ben.
En şaşılacak yerde kurağa düşmesem adım çöl olmazdı.
Kimi taş gemi oldum cam ırmakların üzerinde yüzmeye kalkıştım; kimi cam ırmak oldum taş gemilerin bağrımda yüzmesine alıştım. 16
* Bahtı da tahtı da müjdeleyen Hüma değildim. Turnaydım, gölgem vardı.
Habbeyi kubbe eden, ha demeden hayran olan bir kalbin sahibiyim ben. 16
* Ukde düğüm. Benim hâlim düğüm düğüm. Kördüğüm. 17
* Gece geçtiğim yollara sabah olup da gündüz gözüyle baktığımda gördüm uçurumları. Cahilin cesareti. Şimdi sağa çektim bekliyorum. 17
* Hâlâ içimde dar günlerimin kırkıncı odası hâlâ yüreğimde çatlamayan sabır taşı. Hayret! Tufan kopmuş çoktan ama boğulan olmadı.
Kocaman bir bulut geldi, üstümde durdu. Sesim geliyor, kendim görünmüyorum. 18
* Yalandır anlaşılmaz olduğum; kalbim açık, dersim açık, yazım açık. Ama kim bir hikâye kahramanına dönüştürüldüğünde kendisini zahmetsiz tanıyabilir? 18
* Bu gece çok ağlayacağım, bunu tarihler yazmayacak ama kâtipler yazacak. Tarihler yazmasın. Ben kendimin tanığıyım. Ama bana hangi lisanla sual edeceksiniz şimdi? 18
* Ben buraya bıçak sırtında yürüye yürüye, sehiv secdesinde bile yanıla yanıla, mahya