Çocukluk adlı kitabını okumadan okumayın. Bu yazı da bir inceleme değil keyif almak için taze taze konuşmak istedim hepsi bu; neticede ben Dobrolyubov değilim. Okurken bir yandan da aklımda Dostoyevski ve Tolstoy karşılaştırması yapıp durdum kendimce. Anlatım tarzlarına göre bence; Dostoyevski sanki elinde içinde tek mermi olan revolver bulunduruyor, siz o silahın patlayacağını dönen yuvarlağın sesinden biliyorsunuz o bekleyişle sürdürüyorsunuz okumayı; Tolstoy ise beklenmedik bir anda bomba atıyor, bir kaç satırı ile soluk kesiyor. Tabii bu yorum yazarların ilk kitapları üzerinden yapılıyor. Mesela D/Ev Sahibesi T/İlkgençlik arasındaki bariz fark bu benim açımdan. Zamanın eleştirmenlerinden Belinksi de D* hakkında ilk kitapları için fazla dağıttığını söyler, bunu da yazarın fazla yaratıcı olduğuna bağlıyor. Bunların haricinde de İlkgençlik, Tolstoy gibi bir yazarın çocukken nasıl biri olduğuna tanık olmak için muazzam bir kitap. 15 yaşında metafizik üzerine konuşuyorlar, kendi trajedileri, dünya ve yaşamak üzerine ilk fikirlerine denk geleceksiniz. Ama yine de siz bana bakmayın ben biraz Rus edebiyatına saplandığımdan
ve kitaplar da birbirini çağırdığından da daha anlaşılır ve eğlenceli geliyor olabilir. Bilemiyorum Altan bilemiyorum.
Ruhlarımız birbirine o kadar uygundu ki, birinin bir teline ufacık bir dokunma diğerinde yankısını buluyordu. Konuşurken dokunduğumuz farklı tellerin bu şekilde uyumlu ses vermesinde bulmuştuk mutluluğu. İçimizden dışarı çıkmak isteyen bütün düşünceleri dile getirmek için ne sözcükler, ne de zaman yetecekmiş gibi geliyordu ikimize de.
Sayfa 117 - Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi·Kitabı okudu
…düşüncelerin birbirini giderek daha büyük bir hızla izlediği, soyutlaşa soyutlaşa sonunda artık ifade olanağı bulamadığın ve düşündüğünü söylediğini sanarak bambaşka bir şey söylediğin sisli bir noktaya vardığı o an…
Sayfa 119 - Hasan Ali Yücel Klasikler Dizisi·Kitabı okudu