Çözmem gerek
“C/17760 8.P 158 6c CD lit Vic-ne. 1949 mus. o. 96."
Orta Victoria dönemindeki ekonomik büyümenin getirdiği sermayenin, malların, insanların ve fikirlerin ivmelenen küresel dolaşımı; 1873-96 yıllarındaki Büyük Buhran'dan Birinci Dünya Savaşı'nın başlangıcına dek sürdü. Ne var ki, 1906-8'deki Londra merkezli resesyon ile kitle siyaseti döneminin başlaması, bu kitabın hedefleri için bir bölünme noktası belirler. Jön Türklerin Sultan II. Abdülhamid'e karşı başlattığı 23 Temmuz 1908 toplu eylemleri, Mısır'daki Temmuz 1906 Dinşevay hadisesi ve İran'daki 1905-6 Anayasa Devrimi aracılığıyla Ortadoğulu işçi ve çiftçiler, daha önce söz konusu olmayan belirgin bir mevcudiyet ile siyaset alanında söylemsel bir meşruiyet sağladılar. Bu olaylar, olayların yankıları ve uluslararası bağlamı; madunlara modern, ulusal, siyasi özneler olarak seslenen yeni ve kimi zaman çatışan kimi zaman örtüşen vatandaş, işçi, çiftçi ve inanan toplumsal kategorilerini oluşturdu.
Sayfa 107 - Kitle Siyasetinin Yükselişi, 1908-39·Kitabı okudu
Alıntı
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Mazhar Müfit Kansu tarafından aktarılan bir başka tarihi anekdot da bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak kabul edilebilir. Mustafa Kemal Paşa Erzurum kongresinde açılış konuşmasını şu sözlerle bitirir: “En son olarak niyazım şudur ki, Cenabı Vahibülâmal Hazretleri Habib-i Ekremi hürmetine bu mübarek vatanın sahip ve müdafii ve diyaneti Celile-i Ahmediye'nin ilâ yevmül kıyam hârisi esdakı olan milleti necibemizi ve makamı saltanat ve hilâfeti kübrayı masun ve mukaddesatımızı düşünmekle mükellef olan heyetimizi muvaffak buyursun!... Amin.”1 Mazhar Müfit, Paşanın konuşmasını bu sözlerle bitirmesini yadırgar ve Kongre akşamı Mustafa Kemale “Paşam, konuşmanızı müftü efendinin duası gibi bitirdiniz.” der. Paşa, M. Müfit'in bu şaşkınlığı karşısında şu cevabı verir: “Maksadını anlıyorum, anlıyorum amma, şimdi vazifemiz halkı, vatanı ve esir Padişahı kurtarmaya inandırmaktan ibarettir. Zamanında hiç bir şeyi kaçırmamak ve zamansız hiç bir şeye uzaktan yakından tevessül etmemek başlıca dikkatimizi teşkil etmelidir.2 Pek çok araştırmacı da Mustafa Kemal'in “zamanı beklemek” ve “fırsatı kaçırmamak” şeklinde formüle edilebilecek yöntemine dikkat çekmekte 3devrimci fikirlerin bir müddet “hasır altı” edil. diği, en yakın dostlarına bile bu fikirlerini söylemediği vurgulanmaktadır."4 Uğur Mumcu, Mustafa Kemal'in çelişkili gibi görünen konuşmalarını ve bazı politikalarını, istiklal savaşı başlangıcında tasarladığı düşüncelerini “ulusal sır gibi vicdanında saklama” ve “düşüncelerini aşama aşama gerçekleştirme” yöntemi çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini belirtir.'5 Dine dair düşüncelerini ortaya koyma konusunda da aynı yöntemi takip ettiği, dine dair düşüncelerinin değerlendirilmesinde 1924 öncesi ve sonrasının dikkate alınması gerektiği ifade edilmektedir.” 6Kazım Karabekir
Sayfa 320·Kitabı okudu
1000Kitap
VAKIA SURESi
فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ (Amel defterlerini sağ taraflarından alacak olan mutlu) Ashabu’l Meymene, ne Ashabu’l Meymene’dir ama! Vâkıa 8 وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ (Amel defterlerini sol taraflarından alacak olan bedbaht) Ashabu’l Meş’eme, ne Ashabu’l Meş’eme’dir ama! 9 وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ (Amel defterlerini sağdan alacak olan) Ashabu’l Yemin, ne Ashabu’l Yemin’dir ama! 27 وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ (Amel defterlerini soldan alacak olan) Ashabu’l Şimal, ne Ashabu’l Şimal’dir ama! 41 نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟ Sizi biz yarattık. (Dirilteceğimizi) tasdik etmeniz gerekmez mi? 57 وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ Andolsun ki ilk yaratmayı bildiniz. (Allah’ın kudretini anlayıp sizleri dirilteceği konusunda) düşünüp öğüt almanız gerekmez mi? 62
Mü'minûn Suresi
قَدْ اَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَۙ Şüphesiz ki müminler, kurtuluşa ermişlerdir. Mü'minûn 1 اَلَّذ۪ينَ هُمْ ف۪ي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَۙ Onlar ki namazlarında huşu içerisindedirler.<p> <sup> <i>Huşu, sükûnet, hareketsizlik, kısılma ve dinme gibi anlamlara gelir. Namazda huşu, kalpte var olan mutmainlik, huzur, sükûnet ve Allah’ın (cc) huzurunda olma şuurunun, bedene saygı, hareketsizlik ve edep olarak yansımasıdır. Huşu, namazda kalbin ve bedenin Allah’a (cc) karşı edeple süslenmesidir. Namazın kişiyi kötülükten alıkoyması (29/Ankebût, 45), sabrını arttırması (2/Bakara, 45), bencillik ve cimrilikten alıkoyması (70/Mearic, 19-22) ve günahları gidermesi (11/Hûd, 114) huşuyla kılınan namaz için söz konusudur.</i></sup></p> 2 وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَۙ Onlar, boş şeylerden yüz çevirir, ilgi duymazlar. 3 وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِلزَّكٰوةِ فَاعِلُونَۙ Onlar, zekât sorumluluğunu yerine getirirler. 4 وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ Onlar, iffetlerini korurlar. 5 اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ Eşleri veya cariyeleri müstesna. Bunlarla (beraber olmaları) nedeniyle kınanmazlar. 6
Kur'an Surelerinin Ruhsal Şifa Haritası
1)Fatiha: Yöneliş (Doğru yolu bulmaya iyi gelir) 2)Bakara: Düzen (Hayatı inşa etmeye iyi gelir) 3)Âl-i İmrân: Direniş (İnancı korumaya iyi gelir) 4)Nisâ: Adalet (Hukuku ve emaneti korumaya iyi gelir) 5)Mâide: Sözleşme (Vefalı olmaya iyi gelir) 6)En'âm: Tevhid (Zihni berraklaştırmaya iyi gelir) 7)A'râf: Denge (Arafta kalmamaya iyi gelir) 8)Enfâl: Dayanışma (Korkuyu yenmeye iyi gelir) 9)Tevbe: Arınma (Pişmanlığın hafifliğine iyi gelir) 10)Yunus: Sabır (Kaderi sevmeye iyi gelir) 11)Hûd: İstikamet (Dosdoğru durmaya iyi gelir) 12)Yusuf: Umut (Kuyudan çıkmaya, hayallere iyi gelir) 13)Ra'd: Gök gürültüsü (Uyanışa iyi gelir) 14)İbrahim: Şükür (Karanlıktan aydınlığa çıkmaya iyi gelir) 15)Hicr: Korunma (İlahi muhafazaya iyi gelir)