A'RÂF SÛRESİ
94. Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdik ise önce oranın halkını yoksulluk ve hastalıkla sıkmışızdır ki, yalvarıp yakarsınlar. 95. Sonra da kötülük (sıkıntı) yerine iyilik (bolluk) getirmişizdir. Derken onlar çoğalmışlar ve "Doğrusu atalarımıza sıkıntılı haller de olmuş, sevinçli zamanlar da..." demişlerdir. Tam o zaman biz de kendilerini, hiç akıllarından geçmezken, ansızın tutmuş bastırıverdik. 96. Eğer o memleketlerin halkı iman edip Allah'tan korksaydılar, elbette üzerlerine yerden gökten bereketler açardık. Fakat onlar yalanladılar da, biz kendilerini yaptıkları işler nedeniyle tuttuk alıverdik. 97. Ya şimdi şu köy-kasaba-şehir halkı geceleyin uyurlarken azabımızın kendilerine baskın halinde gelivermeyeceğinden emin mi oldular?! 98. Yine o köy-kasaba-şehir halkı, kuşluk vakti oynayıp eğlenip dururlarken, kendilerine azabımızın gelivermeyeceğinden emin mi oldular? 99. Yoksa artık Allah'ın mekrinden (hilesinden) kurtulduklarını mı sandılar? Fakat kendilerine yazık eden milletlerden başkası Allah'ın "mekr"inden (hilesinden) emin olmaz.
Âyet-i Kerime meali
Doğrusu biz, onların ileri geri söyledikleri kötü sözler yüzünden canının sıkıldığını, göğsünün daraldığını çok iyi biliyoruz. Sen şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol. Gözlerden perdeyi kaldırıp her gerçeği ortaya çıkaracak ölüm sana gelip çatıncaya kadar da Rabbine kulluğa devam et!" (Hicr, 97-99)
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Senin ruhun bütün dünyadır." diye yazıyordu. Herkes belirlediği hedefe ulaşabilir, yeter ki düşünmesini, beklemesini ve oruç tutmasını bilsin. s.67 Pek az kişide vardır, yıldızlara benzer, belli bir yörüngede ilerler durur, hiçbir rüzgar varamaz yanlarına, kendi yasalarını ve izleyecekleri yolu kendi içlerinde taşırlar. s.77 Uzun zaman Siddhartha dünya yaşamını, hazlar ve zevklerin yaşamını sürdürmüş, ama hiçbir zaman bu yaşamın içinde yer almamıştı. s.79 Adğ Sarsara'ydı bu oyunun, çocukların oynayacağı bir oyundu, belki güzel güzel oynanabilen bir oyun, bir kez, iki kez, on kez güzel -ama durmadan oynamak, durmadan? s.87 Bütün bu ölümlü şeyler elimden uçup gittiğine göre, işte yine küçük bir çocukken olduğu gibi güneşin altında duruyorum, hiçbir şey benim değil, herhangi bir beceriden, maharetten yoksunum, henüz öğrendiğim hiçbir şey yok. s.96 Ama yine de bu yolu izlemem çok iyi oldu, yine de yüreğimde şakıyan kuş ölmedi, yaşıyor. Ama yol da yoldu doğrusu! Yine bir çocuk olup yeniden başlayabilmek için pek çok budalalık ettim, pek çok kötü huy edindim, pek çok hata işledim, pek çok iğrençlik, düş kırıklığı ve umarsızlık yaşadım. Ama iyi oldu böylesi... Yüreğim yaptıklarımı onaylıyor, gözlerim gülümseyerek onaylıyor. Esenliğe kavuşabilmek, Om'un sesini yeniden işitebilmek, yine doğru dürüst uyuyup doğru dürüst uyanabilmek için umutsuzluğa kapılmam, düşlerin en aptalcasına, intihar düşüncesine kafamda yer verecek kadar alçalmam gerekiyordu. s.97-98 Yüreğindeki kuşun şakıdığını işitip peşinden gittin! Hanidir biliyordum bunu ama ancak şimdi yaşadım. Ve şimdi biliyorum, belleğimle değil, gözlerimle, yüreğimle, midemle biliyordum böyle olduğunu. Ne mutlu bana ki, biliyorum artık! s.99 Kibirden hiçbir şey görmemişti. s.100 Dinlemek, özümsemek ve kibir Dinlemeyi
Sayfa 99 - can·Kitabı okudu
Edebiyat
Fatiha 1.Bölüm
EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM Elhamdulillahi rabbil âlemin esselatu vesselamu aleyke ya seyyidel evveline vel ahirin ve ila cemiil enbiyayi vel murselin ve ila cemiil evliyayi vel hamdulillahi rabbil âlemin. Kovulmuş, taşlanmış şeytandan rahman ve rahim olan Allah’a sığınırız. Daha önce rabbimizi isimlerinden tanıyalım, sevilmeye neden layık olduğunu bilelim ve onu, onun muamelesini sevelim diye sohbetlerimizi yapmıştık. Şimdi de hep beraber Fatiha Suresi’ni Kur’an’ın özü olarak nasıl anlayabileceğimizi, Fatiha’yı anlamasak olur mu, Fatiha’nın bize ne kazandıracağını, Fatiha’nın kulluğumuzdaki yerinin ne olduğunu öğrenmeye, anlamaya çalışacağız inşallah. Biri; “bismillahirrahmanirrahim” dediğinde; “benim rabbim rahman ve rahimdir, bana karşı merhamet sahibidir. Bana yaptığı muameleler rahmetinin eseridir, rahmetinin sonucudur. Beni yaratan, seven, rahmetiyle bana muamele eden odur. Allah bana nasıl bir muamelede bulunursa bulunsun, onun muamelesi güzeldir, ben onun muamelesini beğeniyor, kabul ediyorum; çünkü o benim rabbimdir” demiş olur. El hamdu lillâhi rabbil âlemîn:(Fatiha /1) “Hamd, övme ve övülme âlemlerin rabbi olan Allah içindir.” Bu ayeti namazda Allah’a söyler, dua olarak okuruz. Namazda bu ayeti okuduğumuzda; “ya rabbi! Hamd, övme ve övülme senin içindir, sana layıktır. Övgüye layık olan sensin, ben de seni övüyorum ya rabbi! Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, ben seni överim; çünkü senin her işin övgüye layıktır. Bütün kâinatta ve varlıkta her ne varsa hepsini kâmil olarak, eksiksiz ve noksansız olarak yaratmışsın, bana da kâmil insan olayım diye dünya sahnesinde bir hayat tanımışsın. Sen bana nasıl bir muamelede bulunursan bulun, senin o muamelen hamda, övülmeye layıktır; yani güzeldir, benim kazanabilmem için en
Sayfa 155·Kitabı okuyor
Mâliki yevmid dîn:(Fatiha /3) “(Allah) Din gününün sahibidir.” Allah ahiretin sahibidir. Ahirette kazanma imkânı bitmiştir; çünkü kazanma imkânı dünyadadır. Ahiret ya mükâfat yeri ya da ceza yeridir. Kazananlar mükâfatını, kaybedenler, yanlış yapanlar da cezasını alır. Allah mükâfat olarak mü’minlere cenneti, kâfirlere de cehennemi verir. Bu cehennem ebedidir; yani öyle geçici süreliğine cehennem yoktur. Neden? Çünkü Allah’a iman etmişsen yanlışlarının cezasını dünyada çekersin, cezan bitmezse sırasıyla kabirde, kıyamet yerinde çekersin böylelikle cezan biter ve cennete gidersin; ama Allah’a şirk koşmuşsan, Allah’ı kabul etmemişsen imanını kaybedersin. Bu nedenle Resulullah (s.a.v.) Efendimiz bir hadis-i şerifinde; “öyle insanlar var ki ibadet yaparlar, öldüklerinde siz onların mü’min olarak öldüklerini zannedersiniz. Sonra onun namazını kılar, mü’minlerin, Müslümanların kabristanına defnedersiniz. Oysaki onlar, imansız gitmiş, kâfir olarak ölmüştür. Allah’ı kabul etmedikleri, Allah’a şirk koştukları için son nefeste imanlarını kaybetmişlerdir” buyurmuştur. Mâliki yevmid dîn; Allah ahiretin, din gününün, Kıyamet gününün sahibidir ve hükmü o verir. Allah ayet-i kerimede; “o gün hiç kimse konuşamaz. Allah herkesin kitabını eline verip, ‘al kitabını oku’ der. Hükmünü kendin ver, bugün hesap sorucu olarak sen kendine yetersin”(İsra /13-14, Nebe /38) buyurur. Yani kendi hesabını kendin gör, nereye gideceğine dair kararını sen ver. Başka bir ayet-i kerimede ise; “onlar diyecekler ki: Biz kendimize zulmettik (cehennemi hak ettik)”(Enbiyâ /97) buyurur. Bu yüzden kitap elimize verilmeden önce biz kendi kitabımızı elimize alıp, okuyalım; çünkü dünyadayken o kitabı değiştirme imkânımız; yani tövbe edip o günahları silme imkânımız vardır. Rabbimize samimiyetle dönüp; “ya rabbi
Sayfa 161·Kitabı okuyor
Nisa suresi
97. O kimseler ki, kendilerine zulmetmekteler iken melekler canlarını aldılar ve "Ne işte idiniz?" dediler; onlar da "Bizler dediler, bu topraklarda çaresiz idik." Melekler ise "Yaa! Allah'ın arzı geniş değil miydi, oraya hicret etseydiniz ya?!" dediler. İşte bunların sığınakları cehennemdir, ona gidiş de ne kötü şeydir. 98. Ancak gerçekten güçsüz olanlar, hiçbir çareye gücü yetmeyen ve hicret için yol bulamayan erkek, kadın ve çocuklar müstesna... 99. Çünkü bunlardan Allah'ın o günahı bağışlaması umulur. Allah, affı çok bir bağışlayıcıdır.
Âyet-i Kerime meali