992 sayfasıyla 'hayatımın kaynağı' oldu. 1943'te yayımlanmış olmasına rağmen dün yazılmış gibi. Toplumun değişmeyen portresini, yazıyla resmeden muhteşem kadın Ayn Rand.
Dandanakan Savaşın Lideri
༄ ༄ ༄
Türklerin Orta Asya’dan Fars, Mezopotamya ve Arap coğrafyalarına devlet karakteriyle yayılma ve yönetme evresinde Selçuklu Devleti başlangıç olarak varlık gösterdi. Karahanlı ve Gazneliler’in Sâmânî Devleti'ne son vermesiyle Selçuklu Devletinin kurulmasına zemin hazırladı. Selçuklular, Türk kültürünü ve devlet yönetim anlayışının güçlü bir temsili olarak ön asyada kendilerini gösterdiler. Anadolu Selçuklu ve Osmanlı Devletlerine örnek olan Büyük Selçuklular, Türk Devlet teşkilatında birbirlerinin varlık tamamlayıcısı ve sürdürülme geleneği oldular. Büyük Selçuklu teşkilatının kurucusu gerçek adı Dâvûd, künyesi Ebû Süleyman ve lakabı Çağrı (992-1059); Mikail b. Selçuk’un oğlu “Büyük Selçuklu Devleti”nin askerî bir dehası ve başlangıcı oldu. Bir devletin kuruluş teşkilat anlayışını anlamak için alanında uzman olan Cihan Piyadeoğlu, “Çağrı Bey – Selçuklular’ın Kuruluş Hikayesi” çalışmasıyla tarihi bir şahsiyetin biyografisini anlatarak tarihi olayların bilgisinde bir devletin başlangıç dönemini anlamaya yardımcı olmakta.
Selçuklular kuruluş aşamasında iken en çok mücadele ettiği ve tam bağımsızlık kazanmak için Karahanlı ve Gazneli devletlerin politik güç durumlarına bağlıydı. İki büyük devletin Selçukluların güçlenmesine müsaade etmemeleri kendi çıkarlarının tehlikeye düşmeme yönünde önemli tutuyordular. Buna binaen Karahanlı hükümdarı Buğra Han, Tuğrul ve Çağrı kardeşleri yanında tutma ve onları bertaraf etme planıyla Tuğrul’u yakalatarak hapse attırdı. Çağrı Bey’in üzerine kuvvetlerini gönderen Buğra Han, Çağrı’nın bu kuvvetleri mağlup etmesi ve 130 Karahanlı komutanını esir almasıyla büyük başarı elde etti. Bu başarıyla kardeşi Tuğrul Bey’i Karahanlı esaretinden kurtararak beraber yeni yurt arayışına girdiler.
Yıllardır okumak istediğim ve bu zamana kadar kalmış bir başyapıt..
Tam olarak anlayabilmek için biraz büyümek gerekliydi belki deyip başlayayım haddim olmayarak:)
Neredeyse aynı anda okumaya başladığım Tarık Tufan'ın Âşıklara Yer Yok kitabındaki "Her şeye rağmen başarılı olamayabilirsiniz. Düşüşleriniz ve kayboluşlarınız da tıpkı zaferleriniz gibi estetik, görkemli, ihtişamlı olacak. O uçuruma kendinizi sevgiyle bırakmayı öğreneceksiniz. Özellikle genç kadınlar bu yolculukta çok örselenecekler. Yılmasınlar. Şeytan yahut melek yaftasına aldırmayın, bazen ikisi de aynı şeydir. Her an kendini yok etmekle yeniden var etmek arasında bir kaosun ortasında olduğunuzu unutmayın. Hakikati doğuran bu kaostur. Yaşasın Anna Karenina, Emma Bovary ve Bihter Ziyagil!" Sy:45 alındığından sonra bitirmek için sabırsızlandığım bir kitaba devam etmiş buldum kendimi.
Yazarın en ünlü eserlerinden biri olan Anna Karenina'da evlilik, aşk, ilişkiler ve ölüm gibi konuları mükemmel bir tasvirle ele almış ve "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir." Sy:3 şeklinde başlayıp, ipucunu daha başlar başlamaz vermiştir. Kitabın en başındaki "Öç benimdir, karşılığını ben vereceğim. sy:1" sözü de Anna'ın kitabın sonlarına doğru göreceğimiz tren istasyonundaki haleti ruhiyesini başından dile getirmektedir.
Baş karakter Anna'nın üst düzey bir devlet memuru olan kocası Aleksey Aleksandroviç ile evliliği sürerken, ağabeyinin yengesini aldatması üzerine aralarını düzeltmek için gittiği Moskova’da Kont Vronskiy ile tanışması, Anna’nın hayatında dönüm noktası olur. Sonrasında nefret ettiği ve hatta iğrenme noktasına geldiği kocasıyla ilişkisinden, Vronskiy'e olan tutkulu hatta bir yerden sonra bağımlı olduğu aşkını "Benim sevgim gitgide daha tutkulu ve bencil bir sevgiye
Belki fazla iddialı olacak ama kitabı bitirdiğinizde, bu kitabı daha önce okumadığız için pişman olacaksınız.
Ayn Rand’ın, “hayatın kaynağı nedir” ve “ideal insan nasıl olur” sorularına verdiği yanıttır bu roman. Ona göre, hayatın kaynağı insanın egosudur. Yani kişinin benliğidir. Ego insanı ileriye taşır ve yaşama bağlar. Bunun ne denli önemli olduğunu kitap bize çok güzel anlatıyor.
Onun ideal insanı ise, romanın baş kahramanı Howard Roark… Kendi karakterinden asla ödün vermeyen, ruhunun isteklerinin peşinden koşan, başkalarına göre değil, kendi için yaşayan, benliğini yitirmemiş ve bu uğurda savaşlar vermiş yaratıcı karakterde bir insan. Ayn Rand, bu ideal insan karakterini, Roark’un çevresindeki Dominique, Toohey, Wynand, Keating gibi farklı karakterlerle daha da ortaya çıkarıyor ve vermek istediği mesajı güçlendiriyor.
Konudan bahsetmem gerekirse; Howard Roark, binalara tutkusu olan bir gençtir. Kafasında yarattığı binaları çizmek ve onların inşa edilmiş hallerini görmek için adeta yanıp tutuşur. Müthiş de yeteneklidir bu konuda. Gittiği mimarlık fakültesinden, öğretilen klasik tarz mimari yapıları yapmayı reddettiği için kovulur. Yine de tutkusundan vazgeçmez. Bu uğurda çeşitli savaşlar verir, türlü türlü zorluklar yaşar ama sonunda başarır. Onun bu dik duruşunu, hayata bakışını, kendi değerlerini ve onlara verdiği önemi okurken ona hayranlık duymadan edemeyeceksiniz.
Konudan çok fazla detaya girmeden kısaca bahsetmek istedim. Çünkü kitap hakkında anlatacak ve alıntılanacak o kadar çok şey var ki!.. Hangi birini anlatayım bilemedim. (En iyisi siz kitabı okuyun.)
Anlayacağınız, 992 sayfalık “Hayatın Kaynağı” sizi uzun bir yolculuğa çıkaracak. Bu yolculuğun keyifli olacağını söyleyebilirim. Bununla birlikte sizi bazı zorluklar da bekliyor olacak; hayatı,
Lev TolstoyAnna Karenina
Eserin giriş cümlesi olan; "Bütün mutlu aileler birbirine benzer, her mutsuz ailenin mutsuzluğu kendine göredir." (Sayfa 3) cümlesi, bu upuzun kitabı en net şekilde anlatan ve özetleyen cümledir bana kalırsa. Evlilikleri, evliliğin zorluklarını; çelişkilerini, çıkmazlarını ve zorlu süreçlerini yakından işleyen bu eserde her bir aileye ve bu ailelerin çeşitli sorunlarına değinilmiştir.
Beni en rahatsız eden sorunlardan bir tanesi aldatmak kavramıydı. Bu eserde öylesine yoğun işlenmişti ki sinirlenmediğim, içimi bunaltmayan çok az sayıda kişi vardı eserin başından sonuna kadar. Ve en iç acıtan kısmı ise; cinsiyet farklılığına yönelik olarak aldatmak eyleminin anlamının, toplumun gözünde bambaşka bir durum olarak kabullenilip, davranılmasıydı. Kadın karakterler dışlanıp ayıplanırken ve her türlü hakarete maruz bırakılırken; erkek karakterin davranışına hiçbir yaptırım veya geri dönüş olmaması, hatta haklı bulunması, okuma sürecim boyunca uzunca soluklanma ve sakinleşme ihtiyacı doğurdu bende.
• Stepan Arkadyiç'in karısına karşı tam anlamıyla kabahatli olmasına ve bunu kendisinin de hissetmesine karşın evdekilerin hemen hemen hepsi, hatta Darya Aleksandrovna'nın en birinci arkadaşı olan dadı bile Stepan Arkadyiç'ten yanaydı. (Sayfa 9)
• - Dolli, ne söyleyebilirim?.. Bir tek şey: Bağışla, bağışla beni... Bir düşün, dokuz yıllık bir hayat birkaç dakikacığı bağışlatamaz mı? (Sayfa 16)
(Yorumum: Dokuz yıllık bir hayat yerine birkaç dakikacığı tercih ederken aklınız neredeydi peki?)
• - Şu konuda: Diyelim ki evlisin, karını seviyorsun, ama aynı zamanda başka bir kadına da gönül vermişsin...
- Kusura bakma, ama bunu kesinlikle anlamıyorum. Sanki... karnım tokken fırının yanından geçmiş ve ekmek aşırmış gibi...
- Neden peki? Ekmek bazen öyle güzel kokar ki
"Tatyana pencerenin önünde sonsuzluğun tuzlu kokusunu içine çekerken, seni delirteceğim, diye bağırıyordu hafızası. Dışarıdan bakılınca normal bir kadın gibi yürüyüp güleceksin ama içindeki kazıkta yanıp kavrulacaksın, seni asla özgür bırakmayacağım, asla özgür olmayacaksın."
Hər vaxtınız xeyr olsun dostlar. Gününüzün xoş keçməsini diləyirəm. Ayağımdakı ağrının keçməsi ilə təhsil məzuniyyətimin dadını yavaş yavaş çıxartmağa başlayıram.
Bronz Atlı setinin 656 səhifəlik 2-ci kitabı "Tatyana ve Alexander"i də bitirdim. Bu səfər kitabda siz Alexanderin Amerikadan Rusiyaya gəlib, ordu sıralarına necə qatıldığını öyrənməklə bərabər, yeni evləndiyi və övladının atası olan Alexanderin ölümünə heç bir şəkildə inanmayaraq, onu tapmaq üçün mübarizə aparan Tatyananın Amerikadakı yeni həyatıyla tanış olacaqsınız. Qarşısına onu sevən insanlar çıxsa da, o çox sevdiyi həyat yoldaşına sadiq qalaraq, onu tapmaq üçün yenidən həyatını riskə ataraq Leningrada qayıdır. Tam bir serial dadında olan setin bu kitabını bir az atlayaraq oxudum. Bronz Atlıdan qalma təkrarlar olduğu üçün. Amma özündə kitabları böyük maraqla oxuyuram.
Tatyana və Alexanderin hekayəsi 992 səhifəlik "Yaz Bahçesi" kitabıyla davam edəcək.