“Bütün hayatını labirentte mahsur kalıp bir gün oradan nasıl çıkacağını, bunun işin ne kadar müthiş olacağını düşünerek geçirirsin ve geleceği hayal etmek devam etmeni ama bunu hiç yapmamanı sağlar. Geleceği yalnızca o andan kaçmak için kullanırsın.”
“İstemek.”, dedi ölçülü bir sesle,”ilginç bir sözcüktür. Yoksunluğu anlatır. Bazen o boşluğu başka bir şeyle doldururuz ve ilk baştaki istek bütünüyle kaybolur. Belki de senin sorunun istemek değiş, yoksun olmak. Belki de cidden yaşamak istediğin bir hayat var.”
“Şimdi tutsağım. Bedenim bir zindanda demirlere bağlı; zihnim korkunç,kanlı,karşı konulamaz bir düşüncenin esiri! Tek düşüncem,inancım,tek gerçekliğim var: Ölüm cezası!”
“Size sadece şu kadarını söyleyeyim. Dolambaçlı yollara sapmayı sevmeyen ve maskeyi sadece maskeli balolarda takan insanlar vardır beyler. En önemlisi iş olarak çizmeleriyle parkeleri cilalamaya görmeyen insanlar. Pantolonlarının üstlerine tam oturmasını yaşamdaki en büyük mutluluk saymayan insanlar beyler. Ve son olarak beyler, amaçsız yere ortalıkta dolaşıp kur yapmayı,dalkavukluk etmeyi ve hepsinden önemlisi üstlerine vazife olmayan şeylere burunlarını sokmayı sevmeyen insanlar vardır…”