He was going to Brazil and agreed to help me, but he didn't want anything for his help. "No." he replied, when i tried to pay him. "Maybe, one day, somebody will help me when i need it."
O yine seviyor, seviliyor, kin tutuyor, kıskanıyor, red cevabı alınca dağılıyor, fedakar ve cesur, pinti ve korkak oluyor; insan bildiğimiz insan. Sevgili delikanlıdan bir "tek taş" bekliyor; delikanlı diploma sahibi ama işsiz. Değil tek taş almak, sevgiliyi
Mc Donalds'a götürüp bir hamburger alamıyor.Buyurun buradan yakın.
Demek ki araya başka şeyler giriyor, iki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyor.
Bakınız evler, yollar, araçlar, alışkanlıklar, yeme-içme-giyinme ve hayata dair binlerce unsur değişirken; tıpkı komşuluk, akrabalık, dostluk, doğana sevinme, ölene üzülme vb. de değişiyor. Galiba aşk da değişiyor
... bizim mezarımız yokken kendine heykeller diktirmezdin...
Gelme! Gelemezsin!...
Şef, acı içinde ağlamaklı olmuştu:
Sizi unuttum mu sanıyorsunuz? Sizi anmadım mı?
Bizi değil kendini, kendi gururunu andın!
Seni doğurarak bu millete görülmedik bir fenalik yapan
anana, vekil diye seçtiğin maskaralar vasıtasıyla yalandan
aşir okuturken, bizim ruhumuzu sevindirmek için bir
mevlut okutmak aklına geldi mi?
Güzel.Şimdi sana bir şey anlatacağım, umarım anlarsın. Artık bir erkek değilsin. Askersin. Rahatının hiçbir önemi yok, hatta Teğmen, hayatının da fazla önemi yok. Hayatta kalırsan anıların olacak.Sahip olabileceğin tek şey bu…