"en değerli hayalimdin sen, kendini yıktın!... elden çıkarmak istemediğin gerçekler vardı, herhalde: bir yarım yamalak felsefecinin hayali olmak ise, istemedin. oysa, onun, yaşamında bir kez olsun gerçekleştirdiği, gerçek hale getirebildiği tek hayali olabilirdin- hatta, sanıyorum, bunu istiyordun da... hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atmadın - "kaçtım" dedin..
işte: kaçtığın kendindi - belki de, benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin... istemedin. oysa onun, yaşamında bir kez olsun gerçekleştirdiği, gerçek hale getirebildiği tek hayali olabilirdin -hatta, sanıyorum, bunu istiyordun da… hayalden gerçekliğe giden yoldaki adımı atamadın- “kaçtım” dedin.. işte: kaçtığın kendindi -belki de, benim gerçekleşen hayalim olabilseydin, kendi en yoğun gerçekliğin de olabilirdin
kim bilir, artık- geçti…" Oruç Aruoba
Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek yıllar yılı unuttun onu yalnızca: bunu da "koşullar"a, "hayatın akışı"na, "sorumlulukların"a falan bağlamaya kalkışma - bahane bulmaga da çalışma: sendin, sendeki asıl senin anlamını, önemini, değerini gözardı eden: korkaklıkla işin kolayına kaçan..
o işte şimdi hesabını soruyor o sahici senin, senden: ne yaptın sen sana?!... Oruç Aruoba