Abdullah Dağlı

Abdullah Dağlı
@Abdullah71
null
YERÇEKİMLİ  KARANFİL  Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde  Oysaki seninle güzel olmak var  Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi  Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor.  Sen o karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte  Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel  O başkası yok mu bir yanındakine veriyor  Derken karanfil elden ele.  Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle  Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil  Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk  Birleşiyoruz sessizce.    Edip CANSEVER   
Şiir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İçeriğe atla Bir Yanlışlık Oldu Bir yanlışlık oldu, büyüdüm; hiç çizgi roman okumadan, futbol oynamadan. daha tekerlemesi bile bitmeden masalımın, korkulara sürüldüm. bu uyku tünelinde geçti çocukluğum. Saatim yoktu. ölçemedim ömrümü, her doğum günüme bir müzik kutusu kurabildim. otuz yıl öncesine randevu verdim kadınlara. kimseler gelmedi. bir yanlışlık oldu, bekledim, bir parantez içi gibi kaldım geçmişte. son baskıya yetişmedi umudum. Bir itiraz dilekçesi buldum kendime müzik, sinema ve edebiyattan; içime iğneledim. bir yığın “maddi hata” bulundu düşlerimde. aşk bir ağır ceza suçuymuş, bilemedim. bir yanlışlık oldu, öldürülmedim. Param yoktu, yalnızca bir kap mide spazmı alabildim. en yoksul kafiyesi oldum çağımın. güncelleştirilmemiş bir yazıt gibi yaşadım. bir yanlışlık oldu, büyüdüm. ta başından yakalandım hayata; mağara resimleri çizerken rahim duvarlarına annemin DEVRİM DİRLİKYAPAN
Teknokratlar Bütün mimarlar yüksek,mühendisler de Bir sen kaldın alçak mimar ey Sinan Usta
Şiir
Toprak öyle bitip tükenmez, /dağlar öyle uzakta, sanki gidenler hiçbir zaman hiçbir menzile erişemeyecekti. Kağnılar yürüyordu yekpare meşaleden tekerlekleriyle Ve onlar ayın altında dönen ilk tekerlekti. Ayın altında öküzler başka ve çok küçük bir dünyadan gelmişler gibi ufacık kısacıktılar ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında ve ayakları altından akan toprak, toprak, ve topraktı. Gece aydınlık ve sıcak ve kağnılarda tahta yataklarında oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı. Ve kadınlar birbirlerinden gizleyerek bakıyorlardı ayın altında geçmiş kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine. Ve kadınlar bizim kadınlarımız: korkunç ve mübarek elleri ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
Şiir
İBRAHİM ibrâhîm içimdeki putları devir elindeki baltayla kırılan putların yerine yenilerini koyan kim güneş buzdan evimi yıktı koca buzlar düştü putların boyunları kırıldı ibrâhîm güneşi evime sokan kim asma bahçelerinde dolaşan güzelleri buhtunnasır put yaptı ben ki zamansız bahçeleri kucakladım güzeller bende kaldı ibrâhîm gönlümü put sanıp da kıran kim
Şiir